Sayfa 11/199 İlkİlk ... 7891011121314152161111 ... SonSon
993 sonuçtan 51 ile 55 arası

Konu: Sen Anlat Karadeniz - Bölüm Yorumları (5)

  1. #51
    Durum:
    Çevrimdışı
    naz-naz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    04.09.2010
    Yer
    PoyrazKarayel&TahirKaleli
    Mesajlar
    17,196
    Konular
    3
    Verdiği Beğeni
    2,385

    Aldığı Beğeni: 1,807

    Bahsedilme
    11 Mesaj

    Standart Cevap: Sen Anlat Karadeniz - Bölüm Yorumları (5)

    Alıntı ZeynepCeren Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bölümün son sahnesini izledim. Kısa videolara baktım biraz da. Az çok neler olduğunu biliyorum sanırım.
    Yoruma başlamadan önce;
    Bak hala vakit var. Gözünüzü seveyim Berrak ve Murat olayını mantıklı bağlayın artık. Birbirlerine derman olmak, yardım etmek için arada illa aşk olmasına gerek yok. Bir kadın bir erkek arkadaş da olur, birbirlerine derman da olur şeklinde toparlayın ve kapatın artık bu saçmalığı lütfen



    Herkesin aksine ben beğendim son sahneyi. İçim bir tuhaf oldu hatta.

    Nefes kuş kadar kız olsada dengeyi sağlayamayıp birlikte düşmeleri bence güzel düşünülmüş, hiç güzel çekilememiş orası ayrı da. (Bir tanıdığım vardı benden kalıpça bayağı küçüktü. Kendini iyi hissetmiyor diye koluna girmiştim. Sonra bir anda bayıldı, ben de ne olduğunu anlayamadan kendimi yerde buldum :) Tabi döne döne düşmedik biz, düz düştük. :) ) Bu tarz sahneler doğallık katıyor demeye çalışıyorum :) Tahirin yüzündeki ifadesizliği de yadırgamadım. Anlayamadı bile ne olduğunu henüz.

    Peki neden yere değil de mezara düşüyorlar? Sahnenin alt metni nedir?
    1. Vedat bile olsa bir insanın canını almak istedin, bak şimdi onu gömdüğün mezara sevdiğinle birlikte girdin. Nefsine yenilirsen acı çekersin.
    2. Ölürken bile birlikte ölelim sevdiğim, ellerin ellerimde.
    3. Bunların hiçbiri değil öylesine bir sahne




    Vedat istemeden Nefesi vurdu. Tahir, Vedatı gömdüğü mezara Nefesle birlikte girdi. Ee artık ikisi de akıllanıp bu iş silahla olmaz, zekalarımız savaşsın derler mi? Demezler mi, hiç mi? peki..

    Tutarlılık yok zaten, bir karakter bir şey söylüyor, sonra onun tersine davranıyor vs.. Ama helal olsun bunca saçmalık yaşanırken Mehmet Ali Nuroğlu hala döktürüyor. Hesaplaşma sahnesini de sevdim. ''10 adım atıp dönücez mi, ben 3 de dönerim'' :) Sahneyi gerçekten sevdim ama 3 bölümdür izlediğimiz Vedat öldü ama ölmedi saçmalıkları sebebiyle yeterince etkileyici olamadı. Yoksa Vedatın kurduğu cümleler de oyuncu da gerçekten iyiydi.




    Şuna değineyim: Nefes kelimesi üzerine yazılan replikler.. Ben Nefes aldığım sürece sen Nefesi alamazsın. Tahir de suyun yedi kat dibinde tek bir nefes için. Benim hayallerimi nefessiz bırakma... ve daha nicesi. Kızın adı Nefes değil de Ayşe Fatma olsaymış replik yazamayacaklarmış mazallah.

    Benim hayallerimi nefessiz bırakma cümlesi aslında sakin bir zamanda sohbet sırasında falan kullanılsa derin anlamlı ve güzel bir cümle. Tahir acı çekerken kullanılınca biraz zorlama oluyor. Mesela o acı esnasında ''Ula beni bırakıp gidersen geberirim'' diyen Tahir daha gerçek ve daha bizim Tahirimiz olur. Bunun içine filozof kaçmış sanki. Bir de Nefesum hitabından nefret ettim artık. Nefesim güzeldi, niye Nefesum oldu o? Karadeniz ağzı tüm duyguyu öldürüyor. İki gram duyguya gireceğim Nefesum diyor adam. Canım, bitanem gibi sevgi sözcüklerimiz de var bizim arada onlar da kullanılsa keşke. Nefesum beni bırakma Nefesum yerine yürekten gelen bir canım ya da bitenem demesi çok zor olmasa gerek. :)
    Gerçekten ne zaman birbirlerine 'canım' diyecekler? Öpüşme falan da istemiyorum ya canım demelerini istiyorum. (Yürekten gelen en derinde hissedilen bir can'ım ama, öyle ağız alışkanlığı olan değil)



    Konu açılmış öyleyse ben de eksik kalmayım ve yazayım. Fragmandan ben de zerre duygu alamadım maalesef. Çünkü bu adam gerçekten kötü ağlıyor. Yok yani bana en başından beri ağlama sahnelerinde Ulaş'tan duygu geçmiyor. 4. bölümdeki ayrılık sahnesinde sahneyi yükselten Demir ve İrem, fonda çalan gelino ve kaliteli senaryoydu. Yine, dokunamam saçını okşayamam sahnesinde, sahneyi yükselten kül oldum şarkısıydı..
    Hüngür hüngür ya da salya sümük ne denirse işte, yüksek ağlama gerektiren sahneler de hep zayıftı. Yiğitin geçici velayeti gittiği zaman içine içine ağladığı belli etmemeye çalıştığı sahne, sezon finalinde bize ayrılık yok derken karşılıklı ağladıkları sahnelerde başarılıydı. Çıldırıp kendini kaybettiği sahneler, ağlama sahnelerinin aksine onlarda da zirvede benim için. O sinirinin sesine yansıması, konuşurken sesinin boğuklaşması vs. çok gerçek geliyor. Şimdi senaryoyu beğenmiyordur falan onun da etkisi vardır tabi ama ağlama konusunda hep zayıftı. Ben bilirkişi miyim, hayır. Hissettiklerim bunlar sadece :)



    Reytingler o iğrenç ilk fragmana ve duygusuz ikinci fragmana ve hatta geçen haftaki rezil bölüme göre yine yüksek yine yüksek. Diriliş başlayınca da çok bir değişme olmaz bence. Çünkü Diriliş de haddinden fazla saçmaladı. İnsanların SAK ve diriliş izlemeleri alışkanlıktan artık. Bir yapımcı cesaret edip de güçlü ve ilgi çekici konuya sahip bir diziyle çarşambaya yerleşse SAK da Diriliş de düşer.


    Bu arada, Osman hocanın evi olarak kullanılan evle anlaşılamamış sanırım. Ondan hiç görmüyoruz herhalde orayı. Önemli bir mekandı.

    Dizide çok da uzun yorumlanacak bir şey yok, benim de hevesim yok zaten. NefTah sahnesinden aldığım hoş duygulara bakıcam bundan sonra. O da gittiği yere kadar.
    Önce parçalayayım yorumunu dedim ama bütünüyle yorumlamak istedim. Eline sağlık.
    Berrak Murat konusuna girmeden Ulaş ve Tahir kısmından başlamak istiyorum. Allah var Ulaş Tahiri çok güzel giyiyor. Kendisini dışarıda da takip ediyorum yani Ulaş olarak ve diğer işledinden de az biliyorum. Ulaş entelektüel bir kişilik farklı algıları ve hayat tarzı olmasına rağmen Tahir’i çok iyi giyiyor. Hiç yadırgamıyorum. Gerçekten senin de ifade ettiğin gibi sinir anını çok iyi oynuyor. Yükselişi damarlarının atışı bir anda bakışlarının değişimi falan çok yerinde hatta o ses titreyişini bile bir ben fark ediyorum sanıyordum. Ama ağlama noktasında çok eksik evet. Bunu gocunmadan söyleyebilirim ki bence karakter olarak da ağlamaya çok yatkın bir kişi değil Ulaş hani role girmekten ziyade ben bunu sık sık yapar çalışırım diyebileceği bir şey değil çünkü ağlamak ciddi bir aksiyon bence. Keza mehmet ali bey çok iyi bu konuda. Vedat’ı tam yediriyor bize ki kendisini hep iyi rollerde izlenmemize rağmen. Ulaş’taki bu eksikliği zaman zaman oyunun yükselişiyle görmediğim oldu o Niko sahnesi mesela bence efsanedir. Geçici velayetteki hali kesinlikle. Bir de bir şeye daha değinmek istiyorum o geçici velayetin kaybında nefes tahirin kollarına yığıldığı sahne var ya işte o çok güzeldi ordaki tahir ve şaşkınlığı da çok güzeldi. Ben aslında öyle bir şaşkınlık bekledim çünkü ulaş bize bunu vermişti daha önce haliyle bu yükselmeyle bazı sahnelerin olmamışlığı insana dokunuyor. Özür dilerim daha önce gelmediğim için sahnesinde de mesela çok içten bir oyunculuğu vardı iremin ağlayışı ağır bastı doğru ama çok çok güzeldi o sahne. Bu son birkaç bölümdür adamı ağlatıyorlar o da yazık ağlayamıyor. Ama şahsen ben Tahirin de anlayamadığını düşünüyorum biraz yukarıda bir karakter bana bir şey olmazcı ya o yüzden çok batmıyor. Fakat gel gör ki bu bölüm ciddi bir aksiyon gerektiyor o ağlayışlarına. Çünkü can çekmiş halini verecek bize. Beklentim yüksek değil ama merak ediyorum. Daha önce de söylemiştim vedatın ne olur ölme ne olur ölme diye sayıklamask var fragmanda ondan bile daha çok duygu aldım ben.
    Düşüşe gelirsek bence mezara düşmeleri görsel bir şov olsjn istendi ama çekim açısı çok gülünçtü. O yüzden istenilen etkiyi yaratamadı. Limaa cığımın dediği gibi tılımbacının yiğiti fırlatışk gibi olmuş. Ha bana kalırsa öyle rahat rahat mezara sığmış olmaları da komikti. Asiyenin sözleri çınladı “e gı rahat mısın orada?” Son sahne bence yükselemeyeceğim kadar vasattı. Ha mesela tahirin bir şoku bir haykırışı ne bileyim bir unsur olsaydı daha yukarda kapatılabilirdi bölüm. Tabi ki merak unsuru yukarda kapattılar. İzlenecektir ama gerçekten kalitesiz ve özensiz olacak gibi bir his var içimde.
    Yiğit meselesinde nefesin korkusu benim gariptir hoşuma gitti gitmesine de bence yersiz bir durumdu. Bir güne çok fazla olay sıkıştırmaları gerçekçiliği bozuyor. Vedat gömüldü, karakoldan dönüldü liman sahnesi sonra ceylan esma ofis sonra yiğit okuldan alındı sonra piknik sonra aliyle esmaya söz gün bitmedi be. Hepsi 1 saat sürse anca olur yani.
    Ben bir de şeyi söylemeyi unutmuşum tek içimi dağlayan sahneyi: Nazarın anne evimize gidelim mi? Sahnesi çpk içime oturdu hem de beklediğimden fazla. Geçen haftaki sahne yerine böyle verilse keşke.

  2. Beğenenler;
    esra086 (11-10-18), FaTo_18 (11-10-18), kubitik (11-10-18), Limaa (11-10-18), Urfatokat15 (12-10-18), yellowsugar (12-10-18), ZeynepCeren (11-10-18)

  3. #52
    Durum:
    Çevrimiçi
    angelic - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Herşeye rağmen iyi kalpli olmaktan VAZGEÇME!
    Üyelik tarihi
    19.01.2009
    Yer
    necatitutkunu
    Mesajlar
    14,469
    Konular
    3
    Verdiği Beğeni
    2,559

    Aldığı Beğeni: 827

    Bahsedilme
    7 Mesaj

    Standart Cevap: Sen Anlat Karadeniz - Bölüm Yorumları (5)

    Alıntı naz-naz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sevgili arkadaşım vadikızı bir şeyi merak ediyorum bikaç seferdir dikkatimi çekiyor olumsuz yorumlara sürekli bir savunma ihtiyacı hissediyoe gibisiniz. Ben de sizim gibi fikrimi beyan ettim takıldım bence gayet dünyanın en saçma sahnelerinden biri olabilir. Bu sizin için harikulade de olabilir ama birkaç seferdir dikkatimi çekiyor niçin savunma ihtiyacı hissediyorsunuz yanlış anlaşılmasın elbette tezime antitezi üretebilirsiniz ama sanırım yorumlaşmanın enerjisinden böyle bir elektirik alıyorum. Nasıl desem bana göre eleştirdiğim noktalarda 2. Sezon berbat gidiyor birçol alt mesaj arada kaynıyor ve bunu kendimce ifade ediyorum siz de çok beğeniyor olabilirsiniz çok doğal ama sanırım benim eleştirilerim üzerinden ne alakası var bence öyle değil demeniz çok hoş olmuyor. Bir alakası olup olmadığı görecelidir ha sizce öyle değildir o çok ayrı.
    Müsadenizle ben beğenmedim.
    Mesajlarımda hep BENCE diye başlıyor yada BENCE diye devam ediyorum
    kendi düşüncelerimi söylüyorum neyi niye savunayım ben bu bir dizi bende
    kendi düşüncelerimi belirtiyorum ve sizin yorumunuzda katılmadığımı yerleri
    söylüyorum o kadar ben beğendiğimi dile getiriyorum siz savunma olarak
    anlamışsınız bende bakıyorum karşıt görüş olunca savunuyorsunuz oluyor
    herkes aynı görüşte olamaz değilmi neden aynı görüş olmayınca savunma
    oluyor anlamadım ben burda hepinizin düşüncelerinize saygılı olarak yazıyorum
    sizinde müsadenizle ben beğenmedim demeniz olmamış size katılmıyorum
    demek yeterlidir bu durumda iyi forumlar..

  4. Beğenenler;
    tubaaslı (12-10-18)

  5. #53
    Durum:
    Çevrimdışı
    kubitik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    31.07.2006
    Mesajlar
    6,111
    Konular
    28
    Verdiği Beğeni
    2,053

    Aldığı Beğeni: 1,938

    Bahsedilme
    11 Mesaj

    Standart Cevap: Sen Anlat Karadeniz - Bölüm Yorumları (5)

    Ulaşın ağlayamadığı konusunda yorum yapmak istiyorum, sosyal medyada da iki farklı yönde fikirler oluştu. Arkadaş çevrem de ağlayamadığı yönünde hemfikir, bir ben ayrık otu

    Ulaşın bu sahneleri mükemmel oynadığı veya hiç oynayamadığı veya eskiden oynayıp şimdi oynayamadığı mevzusu…

    Ağlama sahneleri diye genelleyince her iki görüşe de katılmıyorum. Ne çok iyi oynadığını söyleyebilirim ne de oynayamadığını. Genelleyebileceğim tek şey içinde patlama, öfke olan ağlama sahnelerini daha iyi oynuyor.

    5. Bölüm karşılaştırmaları üzerinden gidersek aynı bölüm üzerinden konuşayım; Nikonun evindeki sahnede ne kadar başarılıysa telefonda silah sesini duyduğunda o kadar vasattı. Bölümün duygu dozu en üst seviyede olunca beni rahatsız etmemişti.

    Şimdi ister istemez bu kadar kötü sinyaller varken olmamışlıklar insanın gözünü tırmalıyor.

    Özür dilerim sahnesindeki Tahirin ağlaması 5. Bölümdeki o telefonda Nefesin vurulduğunu duyduğu andaki kadardı seviye olarak. Yani bence… Fakat camide, Osman Hocayı dinlerken vicdan azabıyla ağlayan adam bana o duyguyu yansıttı. Çok başarılı buldum.

    21. bölümde Nefese korkarak, gözleri dolu. “Sonunda basacaksın yani k.çma tekmeyi” derkenki duygularını saklayarak konuşma çabası 24. Bölüm sonlarında Yangazları Mustafa’nın peşinden yollarken ki haliyle aynı…

    Özür dilerim sahnesini replik olarak eksik buldum. 2. Bölümdekiyle kıyaslanamaz elbette. Fakat Nefes o sahnede milyon kere ‘Özür dilerim’ kelimesini tekrarlayınca Tahirin o yüksek volümden özürleri kulak tırmalıyor. Halbuki Nefes ağlayıp çırpınırken Tahir sadece fısıldayarak ‘affet’ deseydi başarısız bir oyunculuk göstermezdi… En azından ben daha başarılı bulurdum. Çünkü orada Tahire yazılan sahne eksikti Ulaş değil…

    Ulaşın senaryoya inanmadığı için performansının düştüğünü sanmıyorum. O beğeni de yanlışlıkla olmuş gibi geldi. Ulaşın takip ettiği bir fan sayfası. Daha önce de bir iki paylaşımı yanlışlıkla beğenip sonra geri almış. Senaryoya inanmasa bile kendisine, işine ve iş arkadaşlarına olan saygısından özveriyle oynamaya devam edecek birisi gibi.

    Şimdilik fragman sahneleriyle 5. Bölüm sahnelerini karşılaştırmıyorum. Bölümü izledikten sonra karşılaştıracağım.
    Yalnız ikisi de Nefesi kaybetmek üzerine ama sahneler potansiyel olarak birbirinden çok başka…
    Parmağındaki yüzük, Nefese ettiği zulüm, evdeki baskılar, vicdan azabıyla onları Rusyaya göndermek zorunda kalışı ve Nefesin ölümü… Nikonun evine kadar kendisini tutan Tahir orada bir çok duygunun patlamasını yaşamıştı. Mesela orada da Nefesin yaşadığını görüşü, Vedatı paketleyişi, sonrasında o kütüğün üstünde oturma sahnesine kadarki ertelenmiş sahneleri de eleştirmiştim izlerken. Tabi bölüm bitince genelini çok çok beğendiğim için hiç rahatsız etmedi.

    Şimdi 26. bölümde de bir takım gel gitleri olacak Tahirin. Kaybetme korkusu, Yiğitin karşısında bocalayışı, suçluluk duygusu, Vedata duyacağı öfke…. Her birisi bambaşka tepkiler gerektiriyor. Ulaşın bunun altından kalkabileceğini düşünüyorum. Mehmet Ali Nuroğlu kıyaslanacak gibi değil tabi, yıllardır hayran olduğum bir oyunculuğu var. Vedat Tahiri gölgede bırakabilir mi? Bırakır, bıraksın da… Bu Tahirin olduğu kadar Vedatın da bölümü… Belki daha bile çok…

    Fragman kopuk birkaç sahneden oluşuyor. Duygu beklemiyor veya istemiyorum. Çünkü güzel bir şey görünce çakılıyoruz. Fragman berbat olsun bölüm güzel

    18. bölümde bunu hissetmiştim. Tahirin hastaneden çıktığı andan sonrası vasattı. En eleştirdiğim bölümlerden biri. Adamda yarayı görmezden gelip iyileştirme yeteneği takdire şayan
    Fakat orada güzel olabilecek neredeyse tüm sahneler 2. Fragmanda verilmişti. Keşke verilmeseydi demiştim. İnşallah burada mevcut 3 5 güzel sahne de fragman malzemesi olup bölümün kalanında aksiyon veya uzatılmış dram sahneleriyle darlanmayalım…

    İnşallah potansiyelin üzerinde bir performans görürüz.
    Nefesin vurulması çok şeye gebe…
    Harcamazlar umarım…
    Yangazlar, Murat, Büyük Deli Tahir, Ceylan berbat işleniyor.
    Vedat öldü, Tahir öldü, Nefes katil oldu, Tahir katil oldu gibi doldur boşaltlar, 24. Bölümün tamamı berbat evet ama ben beklentilerimi alt seviyeye indirince bölümden keyif alıp eski ruhundan çok şey görebiliyorum.

    Eski bölümlere açıp bakardım eskiden ama senaryo şu geçiş dönemini bitirene kadar özellikle bakmıyorum ki aradaki uçurum gözüme çarpıp soğumayayım.
    Genel olarak tüm karakterlerin özünden koptuğunu düşünmüyorum.
    Kopanlar var elbet veya kendisini zaman zaman inkar edenler, ihmal edilenler…
    Fakat şöyle düşünüyorum;
    Mesela 3. Bölüm sonundaki veya 4. Bölümdeki Tahir de bizim tanıdığımız Tahir değildi. <<Onu da kendi açımdan bir mantık çerçevesine oturttuğum için eleştirmiyorum ama hala keşke biraz daha az tepki verseydi veya içinde yaşamak yerine (tamam Tahir sözlerin değil eylemlerin adamı olduğu için öyle yaptılar) azıcık telafi edecek cümleler kursaydı diyorum…>>
    Mustafa desen bir dikiş tutturamadı…
    18de Tahir mevzusuna değinmiştim tekrara düşmeyeyim. Eve döndükten sonraki Neftah sahneleri, o büyülü çiftten çok uzaktı.

    Tabi eski bölümlere çamur atmaya çalışmıyorum. Günahıyla sevabıyla ilk sezon benim açımdan mükemmeldi. Çok severek izledim hala açıp izlerim… Bir daha bende uzun bölümler boyu büyüsünü koruyabilen her şeyiyle seveceğim bir dizi çıkar mı bilmiyorum. İlk sezonu o denli beğeniyor bu sezonun çok çok üstünde olduğunu biliyorum. Fakat zaman zaman aynı senaristler de bile gelgitler yaşanırken kalem değişince bocalanması normal. Bir de ortiler oyuncularla şunu istiyorum, bunu istiyorum diyologlarını fazla yaşıyormuş. Bunun da performanslara etkisi çoktu.
    Şimdi Erkan Beyi kurgusal ve hikaye gidişatı açısından eleştiriyorum. Nefes, Tahir, Yiğit, Asiye (tek falso var şuana kadar) aynı görünüyor. Bence bozulmadılar. Fatih ihmal ediliyor ama aynı Fatih.

    Bakalım birkaç bölüm sonra ne noktada olacağız… Umarım biraz tempo durulur ve yavaş yavaş eski havaya geri dönülür. Dönülmezse de bölüm yorumumda dediğim gibi, Neftah ve Yiğit kafi benim izlemem için.

    Yiğit’in kavga şiddet olayı da bu bölüme sıkışmasa iyiydi ama işlenmesini istiyordum. Geçen sezon bölümlerini yorumlarken yazmıştım. Yanılmıyorsam 7. Bölüm yorumumdaydı. Yiğit ayaklarını karyolanın kenarına vurdukça Nefes ceza odasını hatırlayıp kızıyordu Yiğite. “Hani konuşmuştuk böyle şeyler yapmayacaktın” falan diyordu. Yiğitte milyon tane takıntısal davranış, bastırılmış problemler olabilir. Bunların hepsini sonraya ertelemişti ortiler. Sular durulunca zaman zaman hata yapan Nefesi, sorunlar yaşayan Yiğiti de görecektik, Ayşe hanım söylemişti. “Sen putsun” diye arkadaşıyla kavga ettiği bir bölümde vardı mesela.
    Yiğitin o evde aldığı hasarı izlemek istiyorum. Yiğit, Yiğit olarak kalsın ama onun durumundaki çocukların, mükemmel bir annenin bile önleyemeyeceği yaralar aldığının gösterilmesi doğru mesajlar verebilir. Doğru şekilde işlenirse ama… Bu konuda şüphelerim var…
    Yara almaması için ne yapılabilir Nefes gösterdi. Şimdi de alınmış yara nasıl tedavi edilir onu göstersinler. Evde gördüğü bir şiddetin neler ortaya çıkarabileceğini, bu durumda nasıl yaklaşılması gerektiğini izleyelim. Yiğit yine o düşünceli sevgi dolu çocuk olarak kalsın ama zaman zaman travmaları ağır bassın…

    Şuan çok zorlama ve kalabalığa karışan bir konu. Sakince işlenmeli. Şu öldürmeyen cinayetler, ölmeyen ölüler, katil olmayan katiller bir geride kalsın, vurulan vurulsun kovulan kovulsun falan filan…
    Sonra da sakince sıra Nefese, Yiğite ve Neftaha gelsin.
    Gelir inşallah…
    Umarım…
    Ne diyeyim, en kötüsü oluyor zaten keyif alacak taraflara bakmak istiyorum…
    Oritlerin olduğu günlerdeki gibi bir şey beklemiyorum zaten… İnşallah beni ekran başına oturmaktan vazgeçecek hale getirmezler…



    EDİT 1 : Osman Hocaya baba demeye başlayan Tahir detayını bölüm yorumuna eklemeyi unutmuşum. Hoşuma gitti.

    EDİT 2 : Fragmandaki sakın vazgeçme repliği beni 2. bölümdeki "Sakın adından vazgeçme Nefes" repliğine götürdü.. Ah ah ne güzel günlerdi...

    Bu arada hayaller nefes alır falan deyince, bunlar aynı hayali görmesin Erkan efendiden beklenmeyecek iş değilmiş Gülerim peşinen söyleyeyim de

    Nefesin o hayali görmesi son derece klişe ama eğer ortiler yazsaydı bunun altının dolu olduğunu düşünürdüm. Yine öyleymiş gibi umut ediyorum.
    Nefes Tahirle yaşayamadıkları yaşayamayacaklarının hayalini görürse ölümle yaşam arasında bunun anlamı büyük olur. Özellikle Tahirin kucağındaki bebek... Ceylanın kızı olmadığını öğrenmişken, Tahirin yıllarca hapis yatma ihtimalinin ardından ölümle burun burunayken anlamlı... Sadece acayip güçlü takım değil hayaldeki, bir de bebekleri var... 18de Tahiri kaybetme korkusuyla sınandıktan sonra baş başa kaldıkları ilk dakikalarda aşkını ilan eden Nefes gibi, bu da bir ilerlemeye gebe... Fakat burada artık bir psikolog girmezse devreye sönük kalacak.. Neyse, ne editmiş, yepyeni yorum oldu

  6. Beğenenler;
    angelic (11-10-18), Elaaya (12-10-18), FaTo_18 (12-10-18), Jasminss (12-10-18), Limaa (11-10-18), maven (12-10-18), naz-naz (12-10-18), Urfatokat15 (12-10-18), yellowsugar (12-10-18), ZeynepCeren (12-10-18)

  7. #54
    Durum:
    Çevrimdışı
    Limaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    16.12.2013
    Mesajlar
    6,223
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    3,306

    Aldığı Beğeni: 5,463

    Bahsedilme
    25 Mesaj

    Standart Cevap: Sen Anlat Karadeniz - Bölüm Yorumları (5)

    kubitik cim bende Ulaşın araya katalizör bir duygu girdiğinde üzüntü sahnelerinde çok daha başarılı olduğunu düşünüyorum. Niko da öfke vardı mesela kendisine öfke. Ama dediğin arabada silah sesini duyunca beni hiç tatmin etmemişti sonra niko sahnesinde sardı yaralarımı Tabiki aynı durumda değiliz sadece Tahir için değil Vedat içinde aynı durumda değil.



    Nefes artık Tahirin Nefesi duygular kabul edilmiş yüreğin ellerine verilmiş birlikte bir hayat bir gelecek umud edilmiş bir kere ışığa inanmışsın kendini o umuda bırakmışsın bir daha iflah olmayacağın bir noktadasın ve o sonsuza kadar gidebilir. Bu durum Nefesi baya etkilemişti mesela Nefes kendi adına zamanın hiç olmayacağından korkarak dev adımlar atmıştı yanında uyumak isteyerek ama sonraki konuşmalardan biliyoruz ki bunlar iyileştiğinden değil zaman kaygısından hızlanan şeylerdi Tahirde o yüzden bir noktada dur dedi.

    Şimdi Tahir ne yapacak ? Bana kalsa Yiğite bu noktada baba dedirtirim ama keşke hiç lafı geçmeseydi işte bunları hesaplayamıyor şimdi baba demeyecek falan deyince ben biliyorum kısa süre içinde duyacağım ben bunu halbuki hiç demeseydi . Hastanede dayanamayıp bir bahane ile gelen Vedata saldıran Tahir karşısında Yiğit "baba yapma mavi tüylü geyiğin bize ihtiyacı var " deyip Tahiri elinden tutup götürseydi ve aynı kadına aşık iki adam olarak birbirlerini teselli etselerdi onun için güçlü olsalardı al şok şok şok bir sahne neden söyleyip büyüyü bozuyorsunuz ki ???


    Neyse buna rağmen bu şekilde bi sahne olsun isterim .Yiğit Vedata baba zaten demiyor bunu bir sıfat olarak kullanıyor ama her halukarda bunu kaybedecek Vedat bundan sarsılmalı çünkü önemli delikler açılıyor surlarda şehre girilmesi yakınlaşıyor . Daha önce demiştim Kıyamete kadar vakti olan şeytan gibi Vedat ,için bu gelişmeler o günün yaklaştığı korkusunu artırır. Ama şeytan kadarda zeki adamı aynı noktaya getirelim lütfen manyak bu ya deyip geçmeyelim.



    Tahire dönecek olursak şu an ki durum yani biri ölse diğerininde onunla mezara gireceği temasından anlaşılacağı üzere aslında bir bütünün savaşı hani yapışık ikizler olur tek kalp tek ciğer falandır ve bir şey olursa ikiside ölür.Artık bu böyle bir şey. Tahirin daha önce dediği gibi düşman karşısında kanlı canlı bir şey olsa boğazına sarılsın ama ecel öyle bir düşman değil yakasına yapışmayacak . İlk göreceğimiz şey çaresizlik boşluk . Vedat ı görünce iyi bir sahne çıkacağına inanıyorum öldü sandım gibi ya ölseydi lan ya ölseydi gibi olsa iyi olur bence ve en son Yiğit aşaması olur ordada Yiğitin Tahiri teselli edeceğini düşünüyorum niyeyse normalde yapardı .Tahirdeki duyguyu bozan en önemli şey Tahirin filozof olması Tahir düz ve samimi biri olduğu için Tahir dan dun bir adam .Şiir çok güzeldi eyvallah çokta uyumlu ama ben bu adam şiir okuduğunda değil dan dun "geberiyorum lan geberiyorum" dediğinde duygu alıyorum.



    Bir de dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama ben çok eksikliğini duyuyorum bizimkiler birbirlerini arzuluyorlardı özellikle Tahir bunu belli ediyordu. Nefes bile ediyordu derin derin Nefes almalar Tahirin geri bas ları ya da ben delireyim he gelin hanım veya o susmayan ağzını kapamayanında bunlar benim için eksik bazen 20 yıllık evli gibi geliyorlar halbuki Nefes bu heyecanları yeni tanımaya başlamıştı.



    Gelelim Vedat'a .


    Bu durum Vedat için teknik olarak zaten daha şiddetli bunda tuhaf bir şey yok .Kesinlikle öyle olmalı zaten . Karakteri bu adamın ve onu tanıdığımız gününde üstüne çıktı .Vedat için bile Nefes o 1.bölümdeki Nefes değil ki daha hayati noktada. Vedat Nefesi öldürebileceğini düşünüyordu o zamanlar öldürebilirim o beni öldürmek istedi silah çekti dedi. Ama ne oldu öldüremedi o noktadan sonra Vedat çok daha yoğun bir tutkuya dönüştürdü Nefesi. Bakın şimdi silah çekmeyi geçin o silahı ateşledi Vedat için değişen bir şey yok . Umarım bu kaçan kovalanır olduğu için saçmalığınıda geçip Vedata güzel sahneler yazarlar çünkü Nefes onun için fazlası bunu biliyoruz.Sadece Nefes onu tanımıyor o kadar .


    Vedat normalde şu noktada Nefes ölse mesela kendisini öldürebilecek birisi çünkü varlığını tamamen ona bağlamış bir adam . Vedatı hayatta tutacak bir sebep kalmaz Nefes olmazsa. Dediğim gibi Vedat şu an yanlışlıkla kendi şah damarını kesmiş bir adam o şoku o ölüme beş kala korkusunu görmek isterim Evlendikleri bölüm nezaret sahnesinde çok iyiydi bu adam kendi kendine çaresizliği Vedatın kendi anları olurdu sadece kendiyleyken evlilikten sonra Yiğiti alıp odasına girip o yatağa çöküşü ve o an anında gözlerinden yaşlar akması . Şimdi hep öfke içinde görüyoruz ama Vedat aslında çokça çaresiz bir adam ve en çaresiz kalacağı anda bu an olacak.


    Keşke bi fırsatını bulup Nefesin yanına girdiği ve konuştuğu bir sahne izleme şansımız olsa




    İki adam içinde hayatlarının en saf korkusu buyken ve buna bu kadar yaklaşmışken bu olay çok radikal değişiklikler yapmalı aslında kesinlikle yapmalı .Ceylandan sonra çocuk sahibi olunmasını engelleyen Vedat bundan sonra bu saldırma vur kaçlara kesinlikle son verir.Ama bu kovalamaca malesef yeni senaryo düzeninin vazgeçemediği bir şey gibi duruyor



    EDİT: Cami sahnesinde Tahiri çok beğendim ama dediğim gibi Tahirin diri diri gömecek hale geçişi bana ulaşmadığı için vicdan azabıda etkilemedi keza iki bölüm önce aylarca katil olduğunu sanıp hiç tınmadan dolaşmasıda etkili aynı biçimde olmasada Tahir sonradan bunun rahatsızlığını kesinlikle duyacak bir adamdı katil oldu sonuçta o da etkiledi bence
    Konu Limaa tarafından (11-10-18 Saat 23:30 ) değiştirilmiştir.

  8. Beğenenler;
    Elaaya (12-10-18), FaTo_18 (12-10-18), Jasminss (12-10-18), kubitik (11-10-18), maven (12-10-18), naz-naz (12-10-18), Urfatokat15 (12-10-18), yellowsugar (12-10-18), ZeynepCeren (12-10-18)

  9. #55
    Durum:
    Çevrimdışı
    kubitik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    31.07.2006
    Mesajlar
    6,111
    Konular
    28
    Verdiği Beğeni
    2,053

    Aldığı Beğeni: 1,938

    Bahsedilme
    11 Mesaj

    Standart Cevap: Sen Anlat Karadeniz - Bölüm Yorumları (5)

    Alıntı Limaa Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Vedat normalde şu noktada Nefes ölse mesela kendisini öldürebilecek birisi çünkü varlığını tamamen ona bağlamış bir adam . Vedatı hayatta tutacak bir sebep kalmaz Nefes olmazsa. Dediğim gibi Vedat şu an yanlışlıkla kendi şah damarını kesmiş bir adam o şoku o ölüme beş kala korkusunu görmek isterim Evlendikleri bölüm nezaret sahnesinde çok iyiydi bu adam kendi kendine çaresizliği Vedatın kendi anları olurdu sadece kendiyleyken evlilikten sonra Yiğiti alıp odasına girip o yatağa çöküşü ve o an anında gözlerinden yaşlar akması . Şimdi hep öfke içinde görüyoruz ama Vedat aslında çokça çaresiz bir adam ve en çaresiz kalacağı anda bu an olacak.
    O nezarethane sahnesini ben de çok beğenmiştim. Sakince konuşmaya başlayıp duvarları yumruklayarak "Evlendi" diye bağırması, sonra tekrar sakinleşip konuşması falan süperdi...

    Vedatın o ölüme beş dakika olayını bende görmek için sabırsızlanıyorum. Bölüm sonunda sadece birkaç saniye, Nefesi vurduğunu anladığı o kısacık sahnede bile yoğun bir duygu aldım. Fragmandan görünen o ki arabasında sorun olmuş, telefonu da ya çekmiyor ya şarjı bitmiş, Nefese ne olduğunu öğrenene kadar efsane sahneler izleyebiliriz.

    Vedat sadece Nefesin ölümüyle değil, bazen Tahire gidişiyle de ölmek istiyormuş etkisi yaratıyor bende. Vazgeçecek bir adam değil ama bazen Tahire "Öldürsene beni" derken 'aslında öldürse ve artık hiçbir şey hissetmesem' havası alıyorum. En çok bu bölümde aldım. Bölüm başındaki sahnede en başarılı isim Vedattı.

    Vedatın Tahire meydan okuyuşunda bazen böyle ölme isteği hissediyorum. Asla kaybetmem diyor ama bence buna her zaman yürekten inanmıyor. Çünkü ölüm kadar gerçek bir şekilde Nefesi kaybetti. Hiç kazanmadı belki ama o 8 yıl boyunca her gözden sakındı Nefesi, şimdi tek dayanağı Nefesin gerçek anlamda Tahirin karısı olmaması.
    Fakat Vedatın asıl kıskandığı bedeni değil. Sıralamada kalbinden altlarda kalıyor. Rızası olmasa da bedenini ele geçirmiş. Öyle geçirmiş ki başkasının kendisine dokunmasına izin vermeyecek kadar... Öyle izler bırakmış. Fakat Nefes bir kez olsun aşkla bakmamış, onun kendisine dokunmasına, yanağını okşamasına izin vermemiş, göğsünde yatmamış, dizinde yatırmamış, kocam dememiş, yüzüğünü takmamış... Nefesi bir çok açıdan kaybetmiş bir adam, son çırpınışları olduğunu biliyor.



    Alıntı Limaa Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bir de dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama ben çok eksikliğini duyuyorum bizimkiler birbirlerini arzuluyorlardı özellikle Tahir bunu belli ediyordu. Nefes bile ediyordu derin derin Nefes almalar Tahirin geri bas ları ya da ben delireyim he gelin hanım veya o susmayan ağzını kapamayanında bunlar benim için eksik bazen 20 yıllık evli gibi geliyorlar halbuki Nefes bu heyecanları yeni tanımaya başlamıştı.
    Birisi yazmıştı forumda eski bölümleri yeni mi izlemeye başladı Erkan diye... Acaba oralara gelmedi mi? Gelince bu replikleri tekrar duyar mıyız Olabilir mi öyle bir şey? Lütfen olsun çünkü


    Alıntı Limaa Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Şimdi Tahir ne yapacak ? Bana kalsa Yiğite bu noktada baba dedirtirim ama keşke hiç lafı geçmeseydi işte bunları hesaplayamıyor şimdi baba demeyecek falan deyince ben biliyorum kısa süre içinde duyacağım ben bunu halbuki hiç demeseydi . Hastanede dayanamayıp bir bahane ile gelen Vedata saldıran Tahir karşısında Yiğit "baba yapma mavi tüylü geyiğin bize ihtiyacı var " deyip Tahiri elinden tutup götürseydi ve aynı kadına aşık iki adam olarak birbirlerini teselli etselerdi onun için güçlü olsalardı al şok şok şok bir sahne neden söyleyip büyüyü bozuyorsunuz ki ???
    Ne iyi bir sahne olurdu. Vedatın önünde bir baba lafı... Keşke ilk baba deyişini geride bırakmış olsaydık. Bin kat daha iyi olurdu ama kısmet artık..
    Aniden baba diyerek kendisine şaşkın şakın bakan iki adamdan Tahir olanın elinden tutup gitse, sonra Nefes kendine gelse Hadi inşallah görürüz diyelim. Bir bölümde beklentilerimize cevap versin, dilemekte mi haram?

  10. Beğenenler;
    Elaaya (12-10-18), FaTo_18 (12-10-18), Jasminss (12-10-18), maven (12-10-18), MENEKSE (13-10-18), naz-naz (12-10-18), Urfatokat15 (12-10-18), yellowsugar (12-10-18), ZeynepCeren (12-10-18)

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 4 kullanıcı var. (0 üye ve 4 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.