Sayfa 4/4 İlkİlk 1234
35 sonuçtan 31 ile 35 arası

Konu: Poyraz Karayel - Replikler

  1. #31
    Yönetmen AslmmEnvermm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    02.05.2011
    Yer
    yineyazıbekleriz
    Mesajlar
    3.651
    Tecrübe Puanı
    42949679

    Standart

    Anneleri hep kadınlardan seçiyorlar, ne ilginç! Size annemi hiç anlatmadım mesela.
    Pek konuşmazdı ama saçları ıhlamur kokardı. Pek kitap okumazdı ama harika çamaşır asardı.
    Annem gidince kalbime iyi bakamadım, erken kurudu albayım. Kalbimde bir sızı, bilincimde bir çatlak, zihnimde bir uyuşma...
    Âşık olduğum ilk kadın coğrafya öğretmenim. Karadeniz'de dağlar denize paralel uzanıyor ama biz onunla yan yana uzanamıyoruz.
    Televizyon hâlâ tek kanal. Varşova Paktı, Soğuk Savaş, nükleer tehditler... İnsanlar ölüyor. İnsanlar ölüyor, ben büyüyorum.
    Büyüdükçe kafam da büyüyor, ellerim büyüyor. Büyüdükçe hayallerim küçülüyor. Görüyorum, insanlık kan kaybediyor.
    Ben insanlığa kan vermek istiyorum, kan gruplarımız uyumsuz çıkıyor.
    Yıkılıyorum. Her şey siliniyor, her şey...
    Tam bitti diyorum, ufuktan Ayşegül doğuyor. Ayşegül... Dünyanın en güzel şiiri. Saçları, burnu, gözleri... Hepsi tam kafiye.
    Keşke az sonra ölecek olmasaydım ya. Yalan yok, içten içe hayatım boyunca ben hep ölmeyi istedim. Bazen durur, düşünür, yaşıyor olmanın ne kadar saçma olduğunu fark ederdim.
    Size olmuyor mu ya? Yaşamak ağır gelmiyor mu? Hayat böyle sırtınıza bir kambur gibi binmiyor mu? Bana oluyor.
    Düşün ki 6 milyar insan var dünyada. Peki bana ne gerek var? Gerek yok. Bana gerek yok. Tamam o zaman, tamam.
    Bırakın beni, öleyim. Nasıl olsa unutulur be. Ne mühendisler, ne doktorlar unutulmuş. Bir Ayşegül üzülür, bir de Sinan.
    Ama o da ertesi gün unutur. Çocuk ne de olsa. Ayşegül ağlar, çok ağlar. Sonra daha çok ağlar. Ama sonra unutur.
    Hepimiz unutulmak için yaratılmadık mı? Siz yine de beni hemen unutmayın be.
    Arada bir resmime falan bakın, söylediğim havalı sözleri bir kenara not edin.
    Ben unutulacak adam mıyım be!
    Son sözü ne oldu diye sorarlarsa şu şiiri okuyun:
    "ölüyorum Tanrım,
    bu da oldu işte.
    her ölüm erken ölümdür, biliyorum
    ama ayrıca aldığın şu hayat
    fena değildir
    üstü kalsın."

  2. #32
    Set Görevlisi coastown - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13.09.2016
    Yer
    Bursa
    Mesajlar
    11
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Despina: Bahri Beyciğim, buyurun efendim kahveniz.
    Bahri: Siz niye getirdiniz, Ümran Hanım nerede?
    Despina: Ümran’ın acil bir işi çıkmış. Hem ne var canım benim elimden kahve içseniz?
    Bahri: Ne demek Despina Hanım, elinizden zehir olsa içeriz. (Tek cümleyle gönül alma!)

    ----------------------------------------------------------------------------------

    Despina: Ya yine gelirlerse?
    Bahri: Gelirlerse karşılarında beni bulacaklar.
    Despina: Bahri Bey size kötü bir şey yaparlarsa?(Kendimi değil seni düşünüyorum vol 12983565)
    Bahri: Mezar taşlarına yanlış adama bulaştılar yazarız, sorun olmaz.

    ----------------------------------------------------------------------------------


    Adil: N’oldu o Rum kadın? Neydi adı, Despina? Bu dünyada düşmanın mı var, SEVMEYECEKSİN KİMSEYİ!
    Bahri: Seni burada öldüreyim. Sen de kurtul ben de. Ne diyorsun?
    Adil: Ben seni öldürmek isteseydim kemiklerin bile erimişti şimdiye. Ama yooook. Ben senin yaşamanı ve ızdırapların en büyüğünü çekmeni istiyorum. …Şu boğazın manzarasına bir bak bakalım. (Bahri bakar ve bir teknede Despina’yı ve onun başına silah dayamış olan İhsan’ı görür.) Aşk Bahri, yeryüzündeki en büyük zayıflıktır.

    ----------------------------------------------------------------------------------

    Bahri: Kızdın mı bana itirafnameyi imzaladığım için?
    Despina: Hayır. Gurur duydum. Böyle bir şeyi ancak sen yaparsın.
    Bahri: Artık çıkamayacağım.
    Despina: Gözün arkada kalmasın. Koltuğun bana çok yakışacak. Belki… Belki buradan çıkmanın bir yolu vardır?
    Bahri: Kendi elimle attım imzamı. Kim nasıl mani olabilir ki?
    Despina: Bilmiyorum. Umut etmek istiyorum sadece.(Ağlamaklı)
    Bahri: Artık orayı geçtik. Kendini buna alıştırsan iyi olur.
    Despina: İnsan böyle bir şeye nasıl alışabilir ki?
    Bahri: Ölüme bile alışıyor insan, ayrılığa niye alışmasın?
    Despina: Ayrılık ölümden betermiş ya, duymadın mı hiç?
    (Bahri Despina’yı kendine çeker ve konuşamadan sarılırlar.)

    ----------------------------------------------------------------------------------

    Despina: Ben sizi kaybetmekten çok korkuyorum.
    Bahri: Siz yine de alıştırın kendinizi benim yokluğuma.(Despina’nın isyankar bakışları)

    ----------------------------------------------------------------------------------

    Despina: Birdaha o eve gelebileceğimi sanmıyorum.
    Bahri: Geleceksiniz.
    Despina: Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?
    Bahri: Bakın ben bu işleri pek beceremem, böyle duygusal konuşmaları.
    Despina: Bence gayet iyisiniz.
    Bahri: Benim bu hayatta fazla arkadaşım yok.
    Despina: Arkadaş olmak için biraz yaşlıyız.
    Bahri: Ben hayat arkadaşlığından bahsediyorum.
    Despina: Burdan bakınca bu hayat arkadaşlığı bi teklif gibi duruyor.
    Bahri: Ben işlerimi sağlama alırım. Ancak cevabını bildiğim soruları sorarım.
    Despina: Yani önce cevabını öğreneceksiniz, sonra soruyu soracaksınız öyle mi?
    Bahri: E her akıllı adam gibi. Tabi cevaplarını alırsam.
    Despina: Ben soruyu duymakta ısrar ediyorum.
    Bahri: Risk alamayacak kadar yaşlı bir adamım.
    Despina: Naz yapmak için hala gencim.
    Bahri: Hanımefendi işte şimdi cevabımı aldım.
    Despina: Beyefendi ben hala soruyu duymadım.
    Bahri: Duyarsınız.
    (Muhteşem ötesi bir diyalogtu.)

    ----------------------------------------------------------------------------------

    Bahri: İşin güzeli siz benden de korkmuyorsunuz.
    Despina: İşin güzeli siz burada olduğunuz için korkmuyorum.

    ----------------------------------------------------------------------------------

    Bahri: Yine evinize mi gitmek istiyorsunuz yoksa?
    Despina: Yani… Adil Topal’dan da kurtulduğumuza göre…
    Bahri: Eğer gideceğinizi bilseydim Adil’den kurtulmak için bu kadar çok acele etmezdim.
    Despina: Aslında bu işten en zararlı ben çıkacağım galiba. Yani bu kadar alışmışken, zor olacak.
    Bahri: Gitmeyin o zaman, kalın. Hep burada kalın.(İcraata geçiniz Bahri Bey, kalın demekle olmuyor.)

    ----------------------------------------------------------------------------------

    Bahri: Balayı için daha iyi bir yer tercih ederdin heralde.
    Despina: Olsun, sorun değil.
    Bahri: Keşke gelmeseydin. Burası senin için uygun değil.
    Despina: Ama seni görmek istedim. Hep aklımdasın.
    Bahri: Sen nasılsın?
    Despina: İyiyim. Seni merak etmek dışında iyiyim.
    Bahri: Seni üzdüğüm için üzgünüm.
    Despina: Üzülme, sakın üzülme. Zaten çıkacaksın yakında buradan.
    Bahri: N’apıyorlar?
    Despina: Hepsi tek vücut oldu seni çıkarmak için her yolu deniyorlar.
    Bahri: Sana bir soru soracağım bana dürüstçe cevap vereceksin.
    Despina: Sor.
    Bahri: Belki ben yaptım. Nerden biliyorsun? O adamı benim öldürmediğimi nerden biliyorsun?
    Despina: Adam arkadan boğulmuş. Sen birine arkasından sokulmazsın.
    Bahri: Kötü bir şöhret. Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim.
    Despina: Boşver şimdi. Konuşmayalım bunları n’olur. Biz birlikte bir karar verdik. Artık beraberiz. Ölene kadar.
    Bahri: Tamam.(El ele göz göze) Hadi daha fazla kalma burada. Eve git. Burası senin gibi bi kadını hak etmiyor.

    ----------------------------------------------------------------------------------

    Bahri: Ulan kaç defa hata yaptın, kaç defa affettim seni. Her seferinde bu defa yapmaz dedim. Adam oldu dedim. Akıllandı dedim. Sen bana bunu da mı yaptın be?
    Sadrettin: N’apayım baba. Ben buyum işte bu kadarım. N’apayım? Torun istedin veremedim. İşlerin başına geçirdin beceremedim. Senin prensin burada işte. Yaparlar sana bir torun. Ya da yoo sen kendi kapatmandan yaparsın kendine bir oğul!
    Bahri: Ulan seni, evlat demem gebertirim lan seni!

    ----------------------------------------------------------------------------------

    Despina: N’olur bu sefer kal demeyin.
    Bahri: Siz bu davranışı hak etmediniz. Daha doğrusu bu hakareti…
    Despina: Artık bi önemi yok, herkes duydu. Benim biraz yalnız kalmaya ihtiyacım var, gerçekten.
    Bahri: Çok üzgünüm.
    Despina: Ben de…

    ----------------------------------------------------------------------------------

    Despina: Bahri Bey…
    Bahri: Bazı şeyler konuşulmayınca güzeldir Despina Hanım.
    Despina: Peki konuşmazsak nasıl anlaşacağız?
    Bahri: Cahiller konuşarak anlaşır.
    Despina: Peki ya aşıklar?
    Bahri: Onlar ta ezelden anlaşmışlardır. Şimdi yalnızca tadını çıkartırlar. (Ve Despina’nın ellerini tutar.)

    ----------------------------------------------------------------------------------

    Bahri: Önceden gitme dedikçe gidiyordun, şimdi gelme dedikçe geliyorsun.
    Despina: Söz dinleyecek yaşı çoktan geçtim ben.
    Bahri: Evde durumlar nasıl?
    Despina: Yokluğun kendini belli ediyor.
    Bahri: Bizimkiler yakında çıkartırlar beni, sabır.
    Despina: Zaten yapacak başka bir şey yok.
    Bahri: Haklısın. Çoğu kez içeri girdim ama ilk defa bu kadar zor oluyor.(Ve sarılırlar.)

  3. #33
    Yardımcı Yönetmen ömer&ceren - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    18.01.2006
    Yer
    sarı Laleler :)
    Mesajlar
    2.137
    Tecrübe Puanı
    42949685

    Standart en sevdiğim sahnelerinden biri... tam Poyrazca ve Ayşegülce.

    Poyraz: kıza saldırı oldu Ayşegül, saldırı. tek başıma bir ordu adama karşı koydum ben ya!
    Ayşegül: bak ben çok ciddiyim. bu iş kabak tadı vermeye başladı. eve kız atmak nedir ya?!
    Poyraz: yuh ya, yuh ya! gören de var ya yatağa kız attım sanır.. ya Ayşegül bi dakka dinler misin? bi dakka dinler misin ya? eve kız atmak filan yok! eve sığınma var. eve sığındık. eve kız atmadık.
    Ayşegül: kim saldırdı kıza?
    Poyraz: saldırganlar.
    Ayşegül: bak hala!
    Poyraz: ya Ayşegül, bişey söyliycem. tamam bak haklısın, kıskanmakta haklısın. ben olsam ortalığı yakardım. ama aslında ortada küçücük, minnacık, dünyanın en sevimli yanlış anlaşılması var, o kadar. bana inanmıyorsan Meltem'e sor Ayşegül. kıza bilerek sokulduk. bak, bu kızın bi babası var tamam mı, kendini öldü gösteriyo adam, ona ulaşmaya çalışıyoruz. istihbarat falan filan, hep beraber kurduk tezgahı.
    Ayşegül: çok pis sallıyosun Poyraz.ben biliyorum bu bakışları.
    Poyraz: ya Ayşegül iki gözüm arkama aksın ki öyle ya, doğru ya!
    Ayşegül: iki gözüm önüme aksın o bi kere.
    Poyraz: ya şimdi de yazım yanlışlarını mı düzelticez, tamam işte, neyse. saldırı oldu diyorum, eve sığındık, sığındık.
    Ayşegül: sana inanmak istiyorum.
    Poyraz: ben seni aldatır mıyım Ayşegül? Allahını seversen söyle, ben seni aldatır mıyım?
    Ayşegül: senden her şey beklenir.
    Poyraz: hakikaten böyle mi düşünüyosun?
    Ayşegül: benim kafamı karıştırıyosun. tamam aldatmazsın. teşebbüs bile edemezsin zaten. ama senin böyle, böyle bi bakışın var. onu görünce bende ayar kaçıyo! tamam diyorum kendime. bu adam seni seviyor. hem de deliler gibi seviyor.
    Poyraz: evet!
    Ayşegül: sonra bi bakıyorum, fotoğraf bambaşka! gözler fır fır dönüyor. kıvırmalar başlıyo, yalanlar söyleniyo. tam inanıcam, bana bi gülme geliyo Poyraz! yapma!
    Poyraz: benim dünyam, içinde sen varsın diye dönüyo Ayşegül...
    Ayşegül: ya bırak! bi de gözünü dolduruyo sesini titretiyo filan, bırak!
    Poyraz: ya tamam, tamam Ayşegül ya.
    Ayşegül: bu iş çözülene kadar bi adım geri atmıycam. eve gelmen, içeri girmen, kapıda ağlaman, yasak!
    Poyraz: doğru söylüyo kız. kız haklı. eve niye getiriyosun? otele götür! azıcık kafanı kullan, salak!

  4. #34
    Yönetmen dilara-1905 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30.08.2006
    Yer
    Allons-y
    Mesajlar
    13.479
    Tecrübe Puanı
    42949684

    Standart

    ''Biliyorum kızıyorsunuz bana şuan. Kızmayın. 2 yıl önce onu kaybettim. Siz benim ne çektiğimi bilmiyorsunuz. Bilseniz de asla anlayamazsınız. Keşke o kefeni hiç açmasaydım belki öldüğüne ikna olmaz içimde hep bir umut taşırdım. Bir gün gelecek derdim beklerdim yaşamak için bir nedenim olurdu. Sonra anladım toprağa giren Poyraz ama ölen bendim. Günler geçiyordu, aylar geçiyordu, mevsimler geçiyordu ama içimdeki acı geçmiyordu. Geçmediği gibi katlanarak artıyordu. Ne zaman sokağa çıksam onunla gittiğimiz yerlere gittim hepsinde hıçkırarak ağladım. Etraftan insanlar koştu, yetişti ''Neyin var?'' dediler. ''Sevgilim öldü dedim.'' Durdular, baktılar, sonra beraber ağladık. Tutunamayanlar'ı 13 kez, Tehlikeli Oyunlar'ı 8 kez okudum, Oyunlarla Yaşayanları zaten 6. okuyuşumda ezberlemiştim. Evin içinde yüksek sesle sürekli okudum. İki kere psikiyatriste götürdüler, bir hafta hastanede yatırdılar ama bi gece kaçtım. Poyraz'ın mezarında ağlarken suç üstü yakalandım. Bu kız delirdi galiba dediler, delirseydim her şey çok daha kolay olacaktı ama o kadar çok acı çekiyordum ki deliremedim. Şimdi kendinizi benim yerime koyun çok sevmişsiniz çok aşıksınız ama adam aniden ölüyor. Damarlarınızda kan değil sanki zift dolaşıyor. Her nefesinizde ciğerinize bir bıçak sokup deşiyorlar. Her sabah uyanıyorsunuz kafanızı mengeneye sıkıştırıyorlar. Bu kadar acıya dayanabilir misiniz? Dayanamazsınız. Ben de dayanamadım. Poyraz'ın ölümünden tam 11 ay 8 gün 3 saat 39 dakika sonra bu dünyadan kendi rızamla gitmeye bu acıya bir son vermeye karar verdim. Allah yardımcım olsun. Allah yardımcım olmadı. Beyin ölümüm gerçekleşmediğinden teknik olarak yaşıyor olmakla suçlandım. (...) Etrafımdaki insanlar bana sürekli hayatın devam ettiğini söylüyorlardı. Haklıydılar. Poyraz'ı asla unutamayacaktım ama hayat devam ediyordu. Madem o gece ölmedim, hayatta kaldım bu bir işaret olmalıydı. Hayatıma devam etmem gerektiğini o zaman anladım. Poyraz'ın ölümünü atlatmanın tek bir yolu vardı başka birini sevmeye çalışmak. Yani Poyraz'ın Ayşegül'ünü öldürmek zorunda kaldım. İşte sırf bu yüzden 20 ay 9 gün 6 saat ve 38 dakika sonra Çınar'ın evlilik teklifini kabul ettim. Artık II. Ayşegüldüm.''

  5. #35
    Asistan !hazal! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    31.01.2008
    Yer
    PoyrazKarayel
    Mesajlar
    314
    Tecrübe Puanı
    42949683

    Standart

    70.Bölümden


    Poyraz: Ulan bu nasıl bir kader ya, bu nasıl bir kader böyle ya, bu nasıl bir kader ya! Kemalettin Tuğcu mu yazdı acaba benim kaderimi? Bu kadar çok acıklı olay tek bir adamın başına üst üste nasıl gelir ya!
    Ayşegül: Allah dağına göre kar veriyor işte
    Poyraz: Tamam da kardeşim bu dağa hiç mi bahar gelmez ya. Bir kere de bir çiçekler açsın, kuşlar ötsün, kelebekler uçsun. Şu adamın da yüzü bir gün bir gülsün. Yok, yook…
    Ayşegül: Yok o senin bünyede olmuyor. Yani böyle mutluluk sende ters mıknatıslanma yapıyor.
    Poyraz: İşte Ayşegül anladın. Sen de anladın onu, sonunda anladın. İyi de neden, neden ya, neden, neden Ayşegül neden?
    Ayşegül: Çünkü sen çok değerli bir adamsın bu kadar basit. Ben seni bazen kıskanıyorum biliyor musun?
    Poyraz: Ayşegül ben bu dünyada herhalde en son kıskanılacak adamımdır.
    Ayşegül: Bilmiyorum kıskanıyorum işte.
    Poyraz: Sen Eda’dan falan mı kıskanıyorsun? Ya bak ya. Vallahi bak bizim aramızda hiçbir şey olmadı. Hiçbir şey olmadı. Ha ama 3-4 güne kalmaz o da bana aşık olur onu da söyliyim. Benim kaderim bu çünkü, bir şey var
    Ayşegül: Bana bak, atarım seni aşağı ha
    Poyraz: E o zaman niye kıskanıyorsun ki?

    Ayşegül: Çünkü sende başka bir şey var Poyraz. Sanki böyle ilahi bir güç seni insanlıkla sınıyor. Seni insanlıktan kıskanıyor. Biri seni kendine saklıyor Poyraz.

    Bak şimdi çok değerli bir halı düşün ama toz içinde. Naparsın? Alırsın halıyı asarsın balkona eline de bir sopa alırsın başlarsın vurmaya. Sen vurdukça o temizlenir ama o halıya vurman gerek yani. Tüm gücünle... Sen de öylesin işte. Bunca dert, bu kadar acı boşuna değil yani.


    Poyraz: Ben o kadar değerli biri değilim Ayşegül.
    Ayşegül: Sen ne kadar değerli bir adam olduğunu bilsen, bana değil kendine aşık olursun.
    Poyraz: Aman yok yok yok. Ben sana aşık olmaktan gayet memnunum. Böyle iyi böyle kalsın fazla kurcalamayalım. Zaten insan kendine aşık olunca.. Bir kere kendine sarılamazsın bile düşünsene. Baksana şuna ya…

    Ayşegül: Ben sana sarılırım

    Bu da bonus olsun

    Poyraz: Hep teselli ediyorsunuz beni, hep bir takım kararlardan beni vazgeçiriyorsunuz. Sonra inanıyorum size. Ah diyorum ya, beni düşünüyorlar. Ah diyorum beni ne kadar çok seviyorlar. Benim iyiliğimi istiyorlar diyorum. Bir sıcak bakışa çocuk gibi kanıyorum ben. Hayatım boyunca insanlar beni sevsin istedim. Beni sevsinler diye uğraştım hayatım boyunca Ayşegül. Kimse kimseyi çıkarı olmadan sevmiyormuş, çok sonra anladım Ayşegül.
    Sen bilmezsin. Senin beni sevmen ne demek sen bilmezsin.
    Ayşegül: Biliyorum.
    Poyraz: Nereden biliyorsun?
    Ayşegül: Senin beni sevmenden biliyorum
    Poyraz: Yine suçüstü yakalandım ()

Sayfa 4/4 İlkİlk 1234

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Poyraz Karayel-Bölüm Yorumları
    By Dazzle in forum Poyraz Karayel
    Cevaplar: 813
    Son Mesaj: 06-03-18, 20:15
  2. Poyraz Karayel - İzlenme Oranları
    By hardi in forum Poyraz Karayel
    Cevaplar: 82
    Son Mesaj: 02-03-17, 11:10
  3. Poyraz Karayel - Mantık Hataları
    By NATY&FACU in forum Poyraz Karayel
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 02-03-17, 00:30
  4. Poyraz Karayel - İmza ve Avatar
    By nehir_ertan in forum Poyraz Karayel
    Cevaplar: 425
    Son Mesaj: 15-12-16, 22:03
  5. Poyraz Karayel - Bölüm Yorumları
    By NATY&FACU in forum Poyraz Karayel
    Cevaplar: 1005
    Son Mesaj: 02-04-15, 03:14

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •