Sayfa 2/6 İlkİlk 123456 SonSon
28 sonuçtan 6 ile 10 arası

Konu: Aşk Yeniden - Replikler

  1. #6
    Durum:
    Çevrimdışı
    *Rose* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    13.08.2006
    Yer
    TARDIS/221B Baker Street
    Mesajlar
    5.380
    Konular
    5
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart 2. Bölüm (Alıntı Değil)

    (Selim kaçırılır, Zeynep Fatih'i suçlar.)

    ...
    Fatih: Ben sadece destek olmaya çalışıyorum.
    Zeynep: Böyle mi destek oluyorsun Fatih bana? Yani iş birliği yaptığın adamlar benim çocuğumu benden uzaklaştırırken, burada beni oyalayarak mı destek oluyorsun bana?
    Fatih: Eee yeter ya! Vallahi yeter ya! Bütün bu olanlar senin suçun, benim değil. Beni suçlamayı bırak! Yanında olduğum için teşekkür edeceğine beni suçluyor ya! Allah Allah! Yani başına gelen bütün felaketlerden ben mi sorumluyum?
    Zeynep: Evet, sen sorumlusun!
    Fatih: Kızım ben sana sahip çıkan adamım, terk eden değil.
    (Zeynep tokat atar)
    Zeynep: Özür dilerim. (Aşağı iner)
    Fatih: Hala. Tersi pismiş.
    Yadigar: E dedum ben.
    Fatih: Çeneme bi şey oldu galiba

    ***

    Zeynep: (Orhan'a saldırır) Sen kimsin benim çocuğumu kaçırıyorsun?
    Fatih: Zeynep, şiddetle çözemeyiz hiçbir şeyi.
    Zeynep: Ya bi karışma sen! Orhan, sana bunun bedelini ödeticem! Senin başın çok büyük belada.
    Fatih: Zeynep!
    Zeynep: Karışma!
    Orhan: Ulan sana karışma dedi be!
    Fatih: Sen kime karışma diyorsun lan? Benim karım o!

    ***

    Orhan: Raziye Ana çocuğu sen emzirmeyecek miydin?
    Raziye Ana: Senin aklın poponda herhalde. Üstüne otura otura çalışmaz olmuş

    ***

    Şevket Reis: İn o arabadan!
    Fatih: İnme Zeynep. Ben seni yarı yolda bırakmadım, sen de beni bırakma.
    ...
    (Şevket havaya silah sıkar)
    Şevket Reis: İn dedim sana!
    (Zeynep iner)
    Zeynep: Çocuğumu benden almak istiyorsan öyle boş boş havaya değil, buraya (silahı kalbine tutar) sıkacaksın! Hadi, yapsana! Vursana beni. Benim gibi torununu da annesiz bıraksana! Ben Deli Şevket'in kızıyım, beni bununla korkutamazsın!
    (Tekrar arabaya biner)

    ***

    (Fatih, Zeynep'le bodrumda tanıştığını anlatır)
    ...
    Selin: Anne, abim aslında Zeynep'i kaçırmış biliyor musun? Amerika'da tanışmamışlar yani.
    Mukaddes: Ne?! Bu mümkün değil. Bu paçozu bir de kaçırdın mı sen?!
    Zeynep: Aa paçoz dedi bana
    Fatih: Zeynep'i gördüğüm ilk an, hayatımı onunla geçirmek istediğimi anladım. Kimse onun gibi bakmıyor, onun gibi gülmüyordu.
    Selin: Vaay, ilk görüşte aşk he.
    Fatih: Sonra günlerce, gecelerce kendimize birbirimizi anlattık. Sonra bi baktım, o da bana aşık olmuş. Artık onsuz yaşayamazdım. Nereye baksam onu görüyordum. Gazetede, bilgisayarda, güneşte... Yani anlayacağınız, gökten kucağıma düşmüş bir melekti sanki

    ***

    Fatih: Sen bu akşam niye geldin buraya? Yani baban seni kabul etmişken, o arabadan niye inmedin?
    Zeynep: Ya ben...
    Fatih: Yani bu yalanı bitirmek yerine, burada benimle olmayı tercih ettin. Niye?
    Zeynep: Seni yarı yolda bırakmamak için
    Fatih: Hı. Bu mu sadece?
    Zeynep: Ne demek sadece bu mu? Sen ne ima ediyorsun ya? Arabada ağlıyordun... (Fatih güler) Ne gülüyorsun? (Fatih gider) Ya kime diyorum? Senle konuşurken niye bana sırtını dönüp gidiyorsun?

    ***

    Mukaddes: Allah'ım bunların hepsi kafayı yedi. Hepsine birden akıl fikir ver.
    Gülsüm Hanım: Allah'ım dua edene de nasip et yarabbim


  2. #7
    Durum:
    Çevrimdışı
    AsLı^han - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Oyuncu
    Üyelik tarihi
    01.10.2010
    Yer
    Stydia ♥
    Mesajlar
    1.382
    Konular
    10
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart 6.Bölüm |Zeynep ve Fatih Kampta |AlıntıDeğil|

    (Fatih ateş yakmaya çalışmaktadır.)
    F: Uff. Hadi be oğlum. Hadi. Hadi koçum benim. Uff. Öhö, öhöö. Hıh, hıh.
    Z: Fatih, sana çok güzel bir haberim var.
    F: Ne oldu?
    Z: Ateş zaten icat edildi. Bir çakmak çakman yeterli.
    F: Ya dur. Kontrol bende, merak edilecek bir şey yok.
    Z: Orman yangını ihbar hattının numarasını ezbere biliyoruz dimi. Hayır çünkü galiba birazdan gerekecek.
    F: Haha, çok komik bir kızsın sen.
    Z: Ne gerek var böyle izci kampındaki gibi ateş yakmalara filan. Ya içerde ocak var, dolapta yemek var.
    F: Hipi ruhu konforu reddeder Zeynep. Herşeyi kendimiz yapmalıyız. Bizzat biz.
    Şunu da (Kibriti çalmaya çalışır ama yapamaz.)
    Z: Daha kibrit çakamıyorsun. Sen hayatında kaç kere ateş yaktın?
    F: 3. İşte önce bi sizin sobayı yakmıştım.
    Z: Tamam, ver ben yapayım.
    F: Dur, dur. Tamam, tamam. Dur. Yaparım.
    Z: Ya ver şunu, inat etme.
    F: Bir dakka, dur. Son bu zaten.
    Z: Hadi bakalım.
    (Ateş birden alev alır. İkisi de yere düşer.)
    F: Hayyy, Allah.Allah. (Güler.) Başardık.
    Z: Fatih, sen ne döktün bunun içine?
    F: (Gülerek..) Mazot koydum.
    Z: Benzin olmasın o.
    F: Ha, ondan ondan. Ya gördün mü? Ya bu arada cazibemle yakamayacağım hiçbir şey yok Zeynep. Tamam sen burda oturuyorsun şimdi. Ben gidip malzemeleri getiriyorum. Uçuyorduk havaya.
    Z: Fatih napıyosun?
    F: Yapıyorum işte.
    Z: Mangalda sucuk böyle mi yapılır.
    F: Böyle yapılıyordu bir filmde
    Z: Bunu da hayatında ilk kez yapıyorsun dimi. Hıh düştü, iki tane gitti şimdiden.
    F: Olsun canım. Bir tane gitsin ne olacak.
    (Fatih dumanda boğulur. Eliyle savurmaya çalışır.)
    Z: Hahah.
    F: Dur, gülme. Öhö, öhö. Allah, Allah. Evet.
    Z: Dur, dur. Şu ekmekleri de koyalım üstüne.
    F: Onları da mı ısıtalım?
    Z: Evet, evet biraz ekmeği de ısıtalım. Ay içini alalım. Seninkinin de alayım mı içini?
    F: Tabi, tabi.
    F: Uff, elim yandı.
    Z: Tamam yeter, ver.
    F: Yeter mi?
    Z: Yeter, yeter. (Sucukları ekmeğin içine doldurur.) Uff, elim yandı.
    (Ekmekleri bayıla bayıla yerler, aynı bardaktan ayran içerler )
    F: Valla ha çok yedik.
    Z: Evet ya. Bu sucuk ekmek olayını abarttık biraz.
    (Selim ağlar. Fatih selimi getirir.)
    Z: Aşkım. Ne oldu? Ver. Ne oldu annecim. Tamam yok bir şey.
    (Fatih telefonunu çıkartır ve fotoğraf çekinirler.)


  3. #8
    Durum:
    Çevrimdışı
    *Rose* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    13.08.2006
    Yer
    TARDIS/221B Baker Street
    Mesajlar
    5.380
    Konular
    5
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart 3. Bölüm (Alıntı Değil)

    Fehmi: O adamın laftan anlayacağı filan yok. Ben emniyete gidiyorum, gerekeni yapıcam.
    Fatih: Yok yok, sakın polise gitme baba. Sen bekle bizi, biz yanına geliyoruz şimdi.
    Fehmi: Ne demek oğlum polise gitme? Selin'i kaçırmışlar diyorum sana.
    Fatih: Olmaz! Polise gidersen kız ölür!

    ***

    Fatih: Reis babacım, yani...
    Fehmi: Oğlum, baba deme şu adama!
    Şevket Reis: Söyle babacım sen, söyle

    ***

    Fatih: Kardeşim kaçırılmış Zeynep! Kaçıranlardan biri baban, biri kuzenin! Yani sokak sokak, ev ev gezip bakacak mıyız? İlla ki senin bildiğin bir yere götürmüşlerdir işte!
    Zeynep: Ya sen manyak filan mısın? Bilsem niye söylemeyeyim yerini? Bayılıyor muyum seninle bu arabada burada oturmaya?
    Fatih: Tamam, bilsen söylersin. Ben gerginliğimi atayım diye şey yaptım

    ***

    Orhan: Cacıklık hıyarın kilosu kaç para?
    Selin: Önce bi tartıl istersen

    ***

    Fatih: Yahu Zeynep!
    Zeynep: Nee?!
    Fatih: Nereye gidiyoruz? Kaybolucaz bak, sonra beni suçlayacaksın gene.
    Zeynep: Yahu okun gösterdiği yere gidiyorum işte.
    Fatih: Ne oku! Antarktika'ya geldik be!
    Zeynep: Mete'nin gönderdiği yer işte bu. Güvenmiyor musun Mete'ye? Senin arkadaşın. İstemiyorsan sen dön, ben devam ederim.
    Fatih: Oldu! Seni yalnız mı bırakıcam burada?
    Zeynep: Hıı, beni yalnız bırakma(!) Ne korkucam be? Ben hiç korkmam böyle şeylerden!
    (Uluma sesi duyulur)
    Zeynep: Kurt muydu o?
    Fatih: Yok canım, ne kurdu şehrin göbeğinde?
    Zeynep: Ne şehri gerizekalı! Ormanın içindeyiz.
    Fatih: Haa ormandayız. Yok ama şeydir, yani köpek sürüsüdür. Tamam. Tamam karıcım, merak etme, kocan yanında.
    Zeynep: Ne kocası be?! Yalancı koca! (İter Fatih'i)
    Fatih: N'apıyorsun ya?!
    Zeynep: Fırsatçı! Her seferinde bi sarılmalar, bi kucaklamalar, bi şeyler.
    Fatih: Allah Allah. Yardım ediyoruz.
    Zeynep: Bırak ya! Benim senin korumana filan ihtiyacım yok! (Kara saplanır) Allah!
    Fatih: Haah! Kalırsın öyle! Allah'ım, işte yani, vuruyorsun vuruyorsun anlamıyor ki
    Zeynep: Serzenişte bulunacağına yardım et, çek. Çek!
    Fatih: Kaçsın sen? 65 mi net?
    Zeynep: Ne 65'i be, ben 55 kiloyum!
    ...
    (Kara uzanırlar)
    Zeynep: Burada kalalım böyle ya.
    Fatih: Gelip kurtarsınlar bizi.
    Zeynep: Onlar da bizden daha kötü durumda olamaz ya. Söyle zengin ailene, gelsinler alsınlar bizi. Sizin helikopteriniz filan yok mu ya? Ne biçim zenginsiniz siz be
    Fatih: Geçen sene sattı babam.

    ...
    Zeynep: Yükseğe, daha yükseğe! (Kara saplanır)
    Fatih: Ne oldu yükseğe yükseğe? Babasının kızı, derine en derune diye diye

    ...
    Zeynep: Hava karardı.
    Fatih: Farkındayım gerizekalı.
    Zeynep: N'apcaz?
    Fatih: Bilmiyorum, muhtemelen ölücez.
    Zeynep: Aay ölcez burada, kurda kuşa yem olcaz.
    Fatih: Dur kendini kötüye alıştırma, belki donarak ölürüz
    ...
    Zeynep: Ben yapamıyorum. (Kara yığılır) Sen git, git kaç kurtar kendini Fatih. Bırak beni burada.
    (Fatih evi görüp ayağa kalkar ve ilerler)
    Zeynep: Laaan! Fatih ben ciddi demedim onu, şaka yaptım. Fatih gitme, bırakma beni burada Ödlek herif, hepiniz aynısınız zaten. Başınız sıkışınca kaçarsınız. Bir de bana güvenebilirsin diyordu. At, sen de at bir tekme. At, hiçbir şey hissetmiyorum zaten soğuktan. (Fatih geri dönüp Zeynep'i kucağına alır) Ne oldu, ne geldin? Ağır mı geldi söylediklerim? Bi de kucakladın filan.
    Fatih: Zeyneep!
    Zeynep: Neee?
    Fatih: Sus ve bak. (Evi işaret eder)
    Zeynep: Kurtulduk!
    Fatih: Kurtardım!
    (Zeynep Fatih'i yanağından öper Fatih daha fazla taşıyamaz, düşerler)
    Fatih: Kesin 75!
    Zeynep: Ne 75'i, 55 diyorum! Yalan mı söylicem sana ya! Ayağımı hissetmiyorum. Ne olur götür beni artık şuraya, yalvarıyorum.
    ...

    ***

    Şevket Reis: Sen önce yatakları topla!
    Fatih: Yatakları topla.
    Zeynep: Yardım et bana!
    Fatih: Ben sert duruyorum!

  4. #9
    Durum:
    Çevrimdışı
    *Rose* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    13.08.2006
    Yer
    TARDIS/221B Baker Street
    Mesajlar
    5.380
    Konular
    5
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart 4. Bölüm (Alıntı Değil)

    Şevket Reis: Tamam la, verme kızı. Ben de vermiyorum o zaman kızımı.
    Mukaddes: Hay hay! Verme kızını. Ben senin kızına meraklı mıyım? Al başına çal!
    Fatih: Anne n'apıyorsun ya? Ben Zeynep'i bırakmam diyorum, ölsem de bırakmam! Zeynep nereye ben oraya

    ***

    Orhan: Abla, biz bu düğün işini ne yapcaz?
    Zeynep: Ne n'apcaz? Babamı duydun Orhan, ağzından laf çıktı bir kere, dönüşü yok. Hem fena mı ya işte, aynı eve gelin geldik
    Orhan: Ablaaaa!
    Zeynep: Tamam, şaka yaptım. İç güveysisin sen.
    Orhan: Ya bi de iç güveysi falan diyorsun, çok komiksin ha!
    Zeynep: Tamam oğlum, şaka yapıyoruz ya. Şaka da mı kaldıramıyorsun artık?
    ...
    (Zeynep Selim'i kucağına alır)
    Zeynep: Bak kim gelmiş? Orhan teyzen gel-
    Orhan: Ablaaa!
    Zeynep: Aman Orhan dayın gelmiş.

    ***

    Zeynep: Hala bu ne?
    Yadigar: E yatak.
    Zeynep: Biz burada nasıl yatcaz?
    Yadigar: Kız sen beyinle haburda yatacaksun, ha bu iki koltuğu da birleştiriruk, Selim'i de oraya yatıruruk bitti gitti!
    Fatih: Ya halacım var ya, sen süpersin. Benim baya oldu bu yer yatağında yatmayalı.
    Yadigar: Uy kurban olurum seni verene
    Fatih: Yaa
    Zeynep: Ne kadar olmuştu yer yatağında yatmayalı, merak ettim?
    Fatih: İşte çook.
    Zeynep: Ne kadar çok?
    Fatih: Baya yani.
    Zeynep: Ne kadar baya? Mesela kaç ay, kaç yıl, ne kadar? Zaman ver, rakam ver, ne kadar?
    Fatih-Zeynep: Hala!
    ...
    Fatih: Zeynep?
    Zeynep: Hıı?
    Fatih: Napıyorsun?
    Zeynep: Hiiiç, oturuyorum.
    Fatih: Kızım saçmalama ya. Tamam, bana güvenmiyorsan araya yastık koyarsın
    Zeynep: Ne yastığı be? Öyle şeyler dizilerde oluyor, biliyoruz herhalde.
    Fatih: Ha kendine güvenmiyorsun yani?
    Zeynep: Haa çok komik! Hadi yat sen, ben iyiyim.
    Fatih: Ya bak tutulacak bi yerlerin. Hadi gel, öff!
    Zeynep: Valla isterse her yerim tutulsun, seninle aynı yatakta yatmam ben.
    Fatih: E tabii sen de haklısın. Cazibeme dayanamamaktan korkuyorsun, bulmuşsun şeker gibi çocuğu
    Zeynep: Fatiiiih! Bak bir kelime daha edersen valla çıkıcam odadan.
    Fatih: Ya ne halin varsa gör! Seni düşünende kabahat! İyi geceler!
    Zeynep: Düşünme, beni düşünme! Aynı yatakta yatacakmışız! Yok ya! Ba-ba-ba-ba-ba!
    Fatih: Zeyneep!
    Zeynep: Haa?
    Fatih: Naz etme de gel!
    Zeynep: Ne nazı be! Aaa! Yat zıbar!
    Fatih: Zeyneeep!
    Zeynep: Sus! Çocuk uyanacak.
    Fatih: Uyumuyor ki. Yalancı.
    Zeynep: Uyudu o şu anda. Ben anlarım, anneyim ben.
    ...
    (Sabah olur. Zeynep uyurken Fatih'e yanaşmıştır)
    Fatih: Günaydın karıcım :)
    Zeynep: Hiii! Napıyorsun sen ya?
    Fatih: Ne be?
    Zeynep: Girmişsin burnumun dibine. Bir de kolunu böyle belime atmışsın.
    Fatih: Ya sen manyak mısın? Gördüğün gibi akşam yattığım yerde kalktım ben. Sen gelmişsin yanıma.
    Zeynep: Sen gece ben uyuyakalınca beni kendine çektin di mi?
    Fatih: Ya saçma saçma konuşma kızım! Dayanamamışsın sıcak koynuma gelmişsin, bi de beni suçluyo ya!
    Zeynep: Sapık mısın oğlum, sen sapık mısın?
    Fatih: Ya bağırma! Bi şey var zannetcekler.
    Zeynep: Var tabii. Yatağımda bi sapık var.
    Fatih: Ya sen kendini çok fazla önemsiyorsun herhalde. Alt tarafı birlikte yattık, ne olmuş yani?
    Zeynep: Sen... sen ne diyorsun bana be?
    Fatih: Ben de sana bayılmıyorum diyorum, ne dicem. Allah Allah. Bizim evde aynı odada kaldık, bi şeyimi gördün mü yanlış bi şeyimi? Bi kendine gel yani. Lütfen!
    Zeynep: Gelmezsem ne olur, he? Gelmezsem ne olur? Yeter artık, yeter. Bitti artık, bitti!
    Şevket Reis: Damaaat!
    Fatih: Git anlat! Ne oldu? Allah'ım yarabbim.
    Şevket Reis: Nerdesin ulan?
    Fatih: Geliyorum reis babacım.
    Zeynep: Baba deme babama!
    Fatih: Sus be!

    ***

    Fatih:Norveçli balıkçılara döndüm
    ...
    Şevket Reis: Sen bundan böyle benim miçomsun.
    Fatih: Neçon?
    Yadigar: Tayfa uşuğum tayfa.

    ***

    Şevket Reis: Bunları böyle tek tek, kibar kibar, incitmeden ayıklayacaksın.
    Fatih: Ölü balığı mı incitmeyeceğim?

    ***

    Fatih: Reis babamla balığa çıkmıştık.
    Mukaddes: Baban batsın!
    Şevket Reis: Yok, anan batsın!

  5. #10
    Durum:
    Çevrimdışı
    *Rose* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    13.08.2006
    Yer
    TARDIS/221B Baker Street
    Mesajlar
    5.380
    Konular
    5
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart 4. Bölüm (Alıntı Değil)

    Fadik: Amaaan. Dert ettiğin şeye bak be kızım, mis gibi çocuk. Bak şimdi; bir kere kibar çocuk.
    Zeynep: Evet.
    Fadik: E yakışıklı da.
    Zeynep: Eh.
    Fadik: E zengin de.
    Zeynep: Çook. Çok zengin.
    Fadik: Ve Derin Şevket'e katlanıyor, senin için. Kız baya dayanıklı çıktı bu, ölmemiş daha
    Zeynep: Evet, yani. Fatih çok iyi bir insan, çok da kibar
    Fadik: Zeynep? Ne duruyorsun? Oyundu, gerçek olsun!

    ***
    ...
    Fatih: Ölüyorum uykusuzluktan. Günaydın reis baba. İyi geceler.
    Şevket Reis: Ula nereye gidiysun hamsi kafa? Hazırlan, balığa gidecez.
    Zeynep: Baba el insaf ya! Çocuk daha ayakta duramıyor, ne balığı?
    Şevket Reis: Denize çıkıp poyrazı yedi mi açılır. Öyle değil mi damat?
    Zeynep: Hayır efendim, öyle değil. Fatih hiçbir yere gelmiyor. Adama ihtiyacın varsa ben gelirim seninle.
    Fatih: Zeynep tamam.
    Zeynep: Fatih, hadi git yat sen.
    Fatih: Sen kaç kurtar kendini.
    Zeynep: Hayır dedim! Bekle baba, geliyorum ben.
    Şevket Reis: İstemez! Hadi bakalım damat, bugün seni azad ettim. Ama yarın sabaha benden önce burada olacaksun, anladın mı?
    Fatih: Zeynep hayatımı kurtardın. Çok teşekkür ederim.

    ***

    Fadik: (Fatih gidince) Zeynep. Bu çok tatlı. Evlen sen bununla

    ***

    Zeynep: Napıyosun?
    Fatih: Arabayı açıyorum.
    Zeynep: E sıkıldım diyorsun. Arabayla mı gezicez?
    Fatih: Napcaz ki?
    Zeynep: Ben sana rehberlik ederim, gel. (Fatih'in koluna girer) Azıcık halka karışalım. Burjuva :)
    ...
    (Otobüste)
    Fatih: Pardon. Zeynep. Zeynep nerdesin? Pardon, müsaade eder misiniz? Halka karışalım derken bunu mu kast etmiştin?
    Zeynep: Evet.
    Fatih: Belli. Karıştık arkadakilerle, aile olduk. Artık onlarsız yapamam
    Zeynep: Fatih ya.
    Fatih: Ne?
    Zeynep: New York'ta hiç mi metroya binmedin?
    Fatih: Binmedim, arabam vardı benim.
    Zeynep: Ne? Ay küçük burjuva seni
    Fatih: Klostrofobi oldum
    Zeynep: Tamam, dayan, az kaldı. İki durak sonra aşağıdayız.
    ...
    Zeynep: Şişt! Bak!
    Fatih: Kız Kulesi. Hiç bu kadar yakından görmemiştim. (Zeynep güler) Gerçekten :)

    ("Hep Benle Kal Gitme" şarkısı eşliğinde beraber vakit geçirirler. Simit, pamuk şeker ve helva yerler. Sandala binerler, Zeynep Fatih'e kürekleri nasıl çekmesi gerektiğini öğretir )

    Zeynep: Gel gel, sana çok güzel bi yemek ısmarlıcam.
    Fatih: Burada mı?
    Zeynep: Evet.
    (Sobaya yanaşıp ısınırlar)
    Fatih: Ooy, üşümüşüz ya!
    Zeynep: Evet.
    Fatih: Ama keyifliydi. Yani otobüs faciası dışında. İyi ki getirdin beni buralara
    Zeynep: Ben de bayadır gelmiyordum ha, özlemişim. Eskiden sık sık gelirdim buraya.
    Fatih: Yalnız mı?
    Zeynep: Genelde yalnız.
    Fatih: Sen yalnız takılmayı seviyorsun.
    Zeynep: Bilmem. Yani sevdiğimden değil ama hep yalnız kalıyorum. Hayatıma girenler bi anda çıkıp gidiyor.
    Fatih: Ben çıkmıcam Zeynep
    (Bakışırlar bir süre. Sonra Zeynep "Gel şöyle geçelim" der ve otururlar.)

    ...
    Fatih: Allaaah! Mükemmel bu ya. Bala bak.
    Zeynep: Fatih? Sen hayatından hiç çıkmıcam derken neyi kast ettin?
    Fatih: Hı?
    Zeynep: Hayatından hiç çıkmıcam derken neyi kast ettin, onu soruyorum?
    Fatih: Yok canım, yani öylesine dedim. Ne kast edicem. Yani sonuçta bu bir oyun ve bu oyun bir gün bitecek, di mi?
    Zeynep: Öyle tabii.
    Fatih: Yani bu evlilik oyunundan ikimiz de sıkıldık, di mi?
    Zeynep: Evet. Ama zaten bu bir oyun olmasaydı da sen sıkılırdın. Yani her erkek bir gün sıkılıyor zaten.
    Fatih: Allah Allah. Ne demek bu şimdi?
    Zeynep: Şu demek; siz erkekler bi sorumluluk oldu mu hemen kaçıyorsunuz, topuk.
    Fatih: Sen beni başkasıyla karıştırıyorsun galiba. Emin ol, içinde bulunduğumuz bir oyun olmasaydı beni daha iyi tanırdın. Yani başka şartlarda karşılaşsaydık, tanışsaydık; bazı erkeklerin de sorumluluktan kaçmadığını, hislerine sahip çıktığını, onun için her şeyi göze alabildiğini görmüş olurdun
    Zeynep: Fatih?
    Fatih: Hı?
    (Telefon çalar)
    Fatih: Açma açma! Bi şey söylüyordun.
    Zeynep: Bakmam lazım, Fadik annenin yanında.
    Fatih: Ya boşver.
    ...
    Fatih: Ya bi şey-
    Zeynep: Kalk kalk kalk. Acilen size gitmemiz lazım.
    Fatih: Bi dakka boş durmuyoruz ki. Habire aksiyon, habire aksiyon


Sayfa 2/6 İlkİlk 123456 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •