Sayfa 46/59 İlkİlk ... 3642434445464748495056 ... SonSon
295 sonuçtan 226 ile 230 arası

Konu: Şahin Tepesi - Bölüm Yorumları

  1. #226
    Durum:
    Çevrimdışı
    justitia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Oyuncu
    Üyelik tarihi
    14.01.2007
    Mesajlar
    1,258
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    59

    Aldığı Beğeni: 97

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Şahin Tepesi - Bölüm Yorumları

    Alıntı hakumuttt Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Klişeye girip Efe'yi laylaylom yazmak yerine soğuk yazmışlar burda bence, tek hatası bu. Yani Efe daha bir cana yakın olsaydı ilk bölümlerde eminim eleştriler azalırdı çünkü bizde çapkın yazılan karakterlerde bir şeytan tüyü var. Son bölümlerde Efe de o çizgide yazılmaya başlanmıştı zaten, atkı muhabbetini yaparken "kıyamıyorsun dimi?" diyor. Gülümsemesi, boynundan öpmesine rağmen tokat yememesi falan

    Ya ben Efe'yi bu konuya sokup üstünden gömmenin saçma olduğunu düşünüyorum. Bir kere Efe'nin kadınlara saygısız olduğunu tam olarak söyleyemeyiz. Bahsi geçen sahne şu, yanlış hatırlamıyorsam Ezgi'den ayrılıp ayrılmadığını soruyordu teyzesi Efe de nihayet bıraktı falan gibisinden birşeyler söylüyordu. Yani orda Ezgi'den sıkılmıştı Efe, ee aldatıp bırakması ona karşı saygısızlığı zaten. Esas Barış Efe'yi gazlıyordu, bak şimdi intihar numarası yaptı seni suçlu hissettirip geri almaya çalışacak bu oyuna gelecek misin falan diyerek. Direk kadınlara aşağılayıcı olarak bakmasını çıkaramayız bence, o kadar kötü baksa sürekli escortlarla beraber olur madem diğer kızların peşinde ne işi var?

    Bence diğer dizilerdeki karakterlerden bir farkı yoktu Efe'nin sadece gelişim sürecini göremediğimiz için acımasızca eleştri oklarını çekiyor.

    Hadi Efe neyse hayvanı arabasına bindirmeyerek hafiften tiksindirdi insanları diyelim ama kızda ne gibi bir falsoluk vardı ki?

    Bu arada şu cümlene hiç mi hiç katılmıyorum, " Çapkınlar gördükleri her kadına aşık olabilir, daldan dala konabilir ama birlikte oldukları sırada ve sonrasında bu kadınlara saygı da duyabilirler..." aşk öyle herkese kolayca hissedilebilecek bir duygu değildir bence, bir de hem çapkın hem sevgilisini sevip saygı duyan falan o çok ütopik olmuyor mu? Bir Romeo varmış işte, günümüzde böyle olabilen kaç erkek var Allah aşkına? Çapkınlığın özeti zaten tek gecelik ilişki olarak algılanmıyor mu bizim ülkede?
    Bu böyle olduğu için demiyorum yani, algılanan bu onu demek istiyorum.
    Çapkınlar aşık olabilir derken Romeo gibi “ben daha önceleri aşık olduğumu zannediyordum meğer daha önce kimseye aşık olmamışım Juliet” tipi aşktan bahsediyordum orada... Gerçek aşk&herkese aşık olduğunu sanma artık senaristin üzerinde oynayacağı bişey... Bir çok kadın ile ilişki yaşamış olabilir, iki taraf anlaşırsa tek gecelik bile olabilir, kadınlara abuk subuk laf etmesin, iğrenç şekilde davranmasın da... Çapkınlarda kadınları önemsemenin default geldiğini sanıyor bizim senaristler... Oysa ünlü çapkınlar sinemada, tv’de hep kadın bedenine, kimliğine hayran olarak yansıtılır ecnebilerde.... Valla yazan yazıyor...

    Esas kızın “ben senin bildiğin kızlara benzemem” tripleri atıp sonra onlardan beter hale gelmesini ben acınası buluyorum... En azından o kızlar şu tribi atmamıştır...
    Konu justitia tarafından (26-12-18 Saat 22:44 ) değiştirilmiştir.

  2. #227
    Durum:
    Çevrimdışı
    Osysia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    20.10.2017
    Yer
    Mavi Liman...
    Mesajlar
    2,239
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    1,110

    Aldığı Beğeni: 488

    Bahsedilme
    2 Mesaj

    Standart Cevap: Şahin Tepesi - Bölüm Yorumları

    Alıntı hakumuttt Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ha bunu yazmam böyle erkekleri seviyorum manası taşımasın asla, aksine ben Yağız Egemen gibilerin çoğalmasından yanayım. Ama Efe'nin üstü kuşluda birkaç popüler feminizmin kurbanları tarafından kolay çiziliyor bence. Çapkın yazılan her erkek sevgilisine saygısızlık yapmıyor mudur zaten? Efe, Ezgi hastaneye kaldırıldığında koşup gitti ve büyük suçu kendisinde buldu, ayrıldığı için üzüldü hatta. Barış Efe'nin aksine çapkın+aşağılayıcı bakan biriydi bence. Daha izleyemedik ki biz Efe'yi, ki Verda'yla beraber değişeceğine şahit olduk birkaç sahnede. Efe'nin şartlarından falan da bahsedilmeden direk vuruldu üstelik, Tuna gibi bir anneyle büyüyen ve sürekli kontrol altında tutulan bir çocuktan ne kadar kadınlara saygılı, hayvanlara sevgili olmasını beklersin ki? Annesinin ağzı bile varoş
    Ben Yağız Egemen’i bütün dizi boyunca izlemedim. Öyle sırf her şeyi biliyorum edasıyla, eleştirmiş olmak için yazmıyorum bunu... Başka bir dizi başlığında tanıştığım bir arkadaş şiddetle önermişti diziyi hatta sağ olsun videolarını bile yollamıştı tek tek. Neyse meraklanıp ilk bölümü izledim. Yağız için lord gibi adam, kadınlar için muhteşem tiratlar atıyor demişlerdi. Yağız ile Hazan’ın ilk sahnesiydi sanırım bir otel odasında. Yağız yanlış anlamış, kardeşine kızmış ve gelip odada hiç tanımadığı bir kadına ağzına gelen hakareti etmiş, eskort muamelesi yapmış, suratına para fırlatıp gitmişti. Bir kadına daha büyük nasıl bir hakaret edilebilir? Ben bilmiyorum.

    Amacım sevdiğiniz karakteri yermek değil, yanlış anlama lütfen... Yağız da dizi de benim için o sahnede bitti. Kadın kadındır, yaptığı işe veya denk geldiği ortama göre hakaret hakkına sahip değildir erkek. Dizi beni bu yüzden sarmadı ben izlemedim. İzleyene saygı duyarım, Yağız’a dair de bu sahneden başka konuşmuşluğum yoktur.

    Demek istediğim; amacım Yağız’ı kötülemek değil, benim için ilk sahnesi belirleyici olmuş olabilir ancak onca insan bu kadar sevmişse bu adamı belli ki aşkla dönüşümü iyi yapılmış. Demek ki olabiliyormuş bunun için bu örneği verdim.

    Bazen bazı arkadaşlar gibi sırf kötülemiş olmak için yazmamak lazım. Efe’ye gelince en çapkın halinde bile Yağız kadar kadını aşağıladığı bir sahnesi olmadı. Aksine sevmiyorum dediği, bitmesi için çabaladığı bir kadın için bile vicdan azabı çeken bir karakterdi. Zaten yeterince tanıtılmadı, çapkınlığının ve ilişkilerdeki lakaytlığının göstergesi bir konuşmayı da kadına hakaret olarak görmek biraz art niyetli geliyor bana.

    Sevgiler, iyi sohbetler.
    Konu Osysia tarafından (26-12-18 Saat 23:16 ) değiştirilmiştir.



  3. #228
    Durum:
    Çevrimdışı
    justitia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Oyuncu
    Üyelik tarihi
    14.01.2007
    Mesajlar
    1,258
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    59

    Aldığı Beğeni: 97

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Şahin Tepesi - Bölüm Yorumları

    Alıntı Osysia Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben Yağız Egemen’i bütün dizi boyunca izlemedim. Öyle sırf her şeyi biliyorum edasıyla, eleştirmiş olmak için yazmıyorum bunu... Başka bir dizi başlığında tanıştığım bir arkadaş şiddetle önermişti diziyi hatta sağ olsun videolarını bile yollamıştı tek tek. Neyse meraklanıp ilk bölümü izledim. Yağız için lord gibi adam, kadınlar için muhteşem tiratlar atıyor demişlerdi. Yağız ile Hazan’ın ilk sahnesiydi sanırım bir otel odasında. Yağız yanlış anlamış, kardeşine kızmış ve gelip odada hiç tanımadığı bir kadına ağzına gelen hakareti etmiş, eskort muamelesi yapmış, suratına para fırlatıp gitmişti. Bir kadına daha büyük nasıl bir hakaret edilebilir? Ben bilmiyorum.

    Amacım sevdiğiniz karakteri yermek değil, yanlış anlama lütfen... Yağız da dizi de benim için o sahnede bitti. Kadın kadındır, yaptığı işe veya denk geldiği ortama göre hakaret hakkına sahip değildir erkek. Dizi beni bu yüzden sarmadı ben izlemedim. İzleyene saygı duyarım, Yağız’a dair de bu sahneden başka konuşmuşluğum yoktur.

    Demek istediğim; amacım Yağız’ı kötülemek değil, benim için ilk sahnesi belirleyici olmuş olabilir ancak onca insan bu kadar sevmişse bu adamı belli ki aşkla dönüşümü iyi yapılmış. Demek ki olabiliyormuş bunun için bu örneği verdim.

    Bazen bazı arkadaşlar gibi sırf kötülemiş olmak için yazmamak lazım. Efe’ye gelince en çapkın halinde bile Yağız kadar kadını aşağıladığı bir sahnesi olmadı. Aksine sevmiyorum dediği, bitmesi için çabaladığı bir kadın için bile vicdan azabı çeken bir karakterdi. Zaten yeterince tanıtılmadı, çapkınlığının ve ilişkilerdeki lakaytlığının göstergesi bir konuşmayı da kadına hakaret olarak görmek biraz art niyetli geliyor bana.

    Sevgiler, iyi sohbetler.
    Yağız, o yaptıklarının sonuçlarına katlanmışken, dizideki kimse “lan aferin iyi yaptın” dememişken, Efe’nin yaptıklarının Esra Dermancıoğlu’nun oynadığı karakter tarafından adeta alkışlanması asıl sıkıntı... Ve esas kız tarafından haddinin bildirilmemiş olması... Ben karakterler yanlış yapamaz demiyorum... Bu yanlışları seyirciye yansıtma şekilleri sorun... Verilen mesaj, toplumun bilinçaltına işlenmeye çalışılanlar...
    Konu justitia tarafından (27-12-18 Saat 00:14 ) değiştirilmiştir.

  4. #229
    Durum:
    Çevrimdışı
    hakumuttt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    11.01.2014
    Mesajlar
    23,595
    Konular
    25
    Verdiği Beğeni
    105

    Aldığı Beğeni: 351

    Bahsedilme
    1 Mesaj

    Standart Cevap: Şahin Tepesi - Bölüm Yorumları

    Alıntı Osysia Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben Yağız Egemen’i bütün dizi boyunca izlemedim. Öyle sırf her şeyi biliyorum edasıyla, eleştirmiş olmak için yazmıyorum bunu... Başka bir dizi başlığında tanıştığım bir arkadaş şiddetle önermişti diziyi hatta sağ olsun videolarını bile yollamıştı tek tek. Neyse meraklanıp ilk bölümü izledim. Yağız için lord gibi adam, kadınlar için muhteşem tiratlar atıyor demişlerdi. Yağız ile Hazan’ın ilk sahnesiydi sanırım bir otel odasında. Yağız yanlış anlamış, kardeşine kızmış ve gelip odada hiç tanımadığı bir kadına ağzına gelen hakareti etmiş, eskort muamelesi yapmış, suratına para fırlatıp gitmişti. Bir kadına daha büyük nasıl bir hakaret edilebilir? Ben bilmiyorum.

    Amacım sevdiğiniz karakteri yermek değil, yanlış anlama lütfen... Yağız da dizi de benim için o sahnede bitti. Kadın kadındır, yaptığı işe veya denk geldiği ortama göre hakaret hakkına sahip değildir erkek. Dizi beni bu yüzden sarmadı ben izlemedim. İzleyene saygı duyarım, Yağız’a dair de bu sahneden başka konuşmuşluğum yoktur.

    Demek istediğim; amacım Yağız’ı kötülemek değil, benim için ilk sahnesi belirleyici olmuş olabilir ancak onca insan bu kadar sevmişse bu adamı belli ki aşkla dönüşümü iyi yapılmış. Demek ki olabiliyormuş bunun için bu örneği verdim.

    Bazen bazı arkadaşlar gibi sırf kötülemiş olmak için yazmamak lazım. Efe’ye gelince en çapkın halinde bile Yağız kadar kadını aşağıladığı bir sahnesi olmadı. Aksine sevmiyorum dediği, bitmesi için çabaladığı bir kadın için bile vicdan azabı çeken bir karakterdi. Zaten yeterince tanıtılmadı, çapkınlığının ve ilişkilerdeki lakaytlığının göstergesi bir konuşmayı da kadına hakaret olarak görmek biraz art niyetli geliyor bana.

    Sevgiler, iyi sohbetler.

    Hasta olmasam uzun uzun yazardım çünkü çok hassas olduğum bir noktadan vurdunuz

    Öncelikle yazdıklarını haksız bulmuyorum onu belirtmek isterim çünkü FHVK batağına düşmeden önce ben de sadece tek sahneyi izleseydim bütünüyle soğurdum.
    Şimdi özet geçersem benim karakterin kendisine tutulma evrem şu, kuşluda ana sayfamda bir arkadaş ağzına geleni saymıştı Yağız'a sayma sebebi bu otel macerası değil de kardeşinin sevgilisine aşık olduğu içindi. Ben de hafif bir yasak aşk takıntısı var neymiş bu kardeş abi meselesi deyip izledim birkaç sahne, mezarlıkta Yağız'ın annesine Hazan'a olan aşkını ilan ettiği sahnede kaldım! Hem harika yazılmış, hem çok güzel oynanmış bütün hissiyat geçiyor seyirciye, size de tavsiye ederim, 22.bölümde.
    Yağız'ı daha yakından tanıyayım dedim ve birkaç sahnesini izledim, gerçekten de arkadaşınızın dediği gibi kadınlara verdiği değer, ailesine verdiği önem, iş hayatındaki başarısı falan tam bir Mükemmel erkek! Tek falsosu kardeşinin sevgilisine aşık olmak (!) bu bana göre falso değil de işte yazılan bu.
    Sonra ilk bölümdeki o otel odası sahnesini izledim, kulaklarımdan duman çıktı resmen böyle bir adamı nasıl sahiplenmişler zamanla hadi ben kötü karakterleri severim ki ilk bölümdeki o sahneden de Yağız'ın zamanla dark side'a evrileceğini çok kolay çıkarabiliyorsun ama hem oyuncu kaynaklı hem de senaristin çizdiği yolla beraber öyle güzel bir karakter çıkmış ki, hepimizin beklediği "ohh bee" diyerek izlediği, acısıyla yandığı, aşkıyla heyecanlandığı bir adam olmuş Yağız.
    O otel odasındaki tavırlarının altı maalesef doldurulamadı ama Yağız özünde ailesine çok değer veren biri, Amerika'da büyümüş ve kendisinden bir küçük kardeşi Sinan'ı derleme toplama görevini babası sürekli Yağız'a yüklemiş. Onunda bir sebebi var, evlatlık hikayesi falan var o da ayrı
    Neyse Yağız ailesine ve şirkete bu kadar değer verirken aynı zamanda son derece disiplinli ve hatayı affetmeyen biri, kardeşi de laylaylom gelsin kızlar gitsin paralar kafasında olunca haliyle bir önlem alma ihtiyacı hissediyor sürekli. Şirket için çok önemli bir iş ve bu işi Sinan'ın sorumluluğuna bırakmış ancak yine işin içine kadınlar girince kardeşinin rotayı saptırmasından korkup ipleri kendi eline almak istiyor ama Sinan efendiciğim kız hakkında amacı beni yatağa atmak, kolay yoldan zengin olmak falan yalanı atınca Yağız sinirleniyor ve otel odasına bu yüzden gidiyor. Ben hep o olayın arkasının eskiden Yağız'ın yaşadığı bir olaya dayandırılmasını istemiştim ama FHK senaristi biraz...nasıl desem siyahı beyaza, beyazı siyaha çevirme noktasında bir efsane!
    Ha tüm bunlar Yağız'ın orda söylediklerini haklı çıkarır mı tabiki hayır, ama işte o olaydan sonra Yağız'ın iç dünyasına indikçe aslında bambaşka bir adam olduğunu görüyoruz zamanla içindeki boşlukların farkına varıyoruz. Evin "altın çocuğu" lakabının ona ne kadar ağır geldiğini, aşka inanmayan bir adamken uzaktan uzağa, dokunmadan, sadece gördüğü halde ne kadar aşık ve iradesi güçlü bir insan olduğunu, o aşağıladığı kadını her fırsatta ne kadar koruyup kolladığını, onun için yaptığı fedakarlıkları, hatta o kadının kimseye tutunmadan ayağa kalkmasını, kendiyle barıştırmasını izliyoruz. Yağız her açıdan çok özel bir karakterdir benim gözümde, tek falsosu kardeşine çok güvenmesi ve aşkına sahip çıkacak cesareti bulamamış olması o da zaten dizinin sonunu getirdi.

    Ben herhangi bir karakteri izlerken, yabancılarda pek karakter analizine girmiyorum sanırım çünkü senaryosu iyi olan dizileri izliyorum genelde karaktere bakacak zamanım olmuyor, ama Türk'lerde senaryo kötü olunca FHK gibi içinde parıldayan cevheri bulup çıkartasın geliyor Yağız gibi. Bu yüzden bir karakteri direk kıskanç, kötü sıfatına koymam. Kadın da olsun erkek de olsun yazılan her karakteri şartlarına göre değerlendirmeyi seviyorum sanırım, bir de işlenişe göre..
    Bu yüzden Efe'yi direk eleştri oklarından sakınıyorum çünkü özünde kötü veya bencil bir karakter değil, büyüdüğü ortam, anne ve babasının sevgisiz mutluluk perdesi altındaki sıkıntılı evliliği, arkadaş çevresi falan bunların hepsi Efe'nin ilk zamanki tavırlarının sebebi. Ama Romeo'yu veterinerde bırakmak yerine Verda'dan habersiz alıp ona götürmesi, kendi canını hiçe sayarak bıçak çekildiği an Verda için kavgaya girmesi falan bunlar güzel özellikler. Daha oldu 6 bölüm zaten eminim daha fazlasını görecektik ama kısmet değilmiş..



    Alıntı justitia Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yağız, o yaptıklarının sonuçlarına katlanmışken, dizideki kimse “lan aferin iyi yaptın” dememişken, Efe’nin yaptıklarının Esra Dermancıoğlu’nun oynadığı karakter tarafından adeta alkışlanması asıl sıkıntı... Ve esas kız tarafından haddinin bildirilmemiş olması... Ben karakterler yanlış yapamaz demiyorum... Bu yanlışları seyirciye yansıtma şekilleri sorun... Verilen mesaj, toplumun bilinçaltına işlenmeye çalışılanlar...
    Toplumun bilinçaltı zaten nasıl birşeyse SAK'ı izleyip eşine yeni şiddet yöntemleri seçiyor Bence ana hikayede sorun olduğu için karakterler özelinde bu kadar çok eleştri alıyor. Ayrıca Yağız'la Hazan'ın otel odası hikayesi ilk sezon 13 bölüm süründürmeyle geçiyor, Hazan'dan Yağız'a bol bol hakaret işitiyoruz biz, 13 sonrası gerçeği öğrenen Hazan Hanım 15'te yumuşuyor 24'te yeniden kendisine oyunu kuran esas adama en ufak bir söz söylemeden affediyor. Yağız o kadar bölüm yediği hakaretlerle kalakalıyor. Böyle olmasındansa direk birbirlerine bağlanmalarını yeğlerim ben

    Bir de dizi daha 6.bölümdeydi, Efe ve Verda'nın bu hızlı ilerleyişinin sebebi reytinglerdi bence yoksa Verda tavrını devam ettirecekti kesin, baktılar reyting düşük hikayeyi hızlandırdılar. İleride bu hızlanışın bedeli olarak bir ihanet görebilirdik, sonrasında güven meselesi su yüzüne çıkınca büyük kavgalar ve ayrılıklar yaşanabilirdi yani. Bunların hiçbirini göremedik ki biz, "hemen yumuşadı aptal"a bağlayalım. Senaryodaki genel sorunu tek sahneye bağlayarak bunun üstünden tutmadı demek haksızlık bence.

  5. Beğenenler;
    Osysia (27-12-18)

  6. #230
    Durum:
    Çevrimdışı
    pinkybluedream - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    31.01.2018
    Yer
    SAVAŞTAN SONRA KORDONDA
    Mesajlar
    118
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    349

    Aldığı Beğeni: 170

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Şahin Tepesi - Bölüm Yorumları

    merhaba

    diziyi başından beri izliyorum ama yorum yapma ilhamı gelmemişti hiç.
    baktım ki ani final kararı alınmış,ben de bir içimi dökeyim dedim.

    şu reyting denen kavramı nerden icat etmişler anlamıyorum
    toplumun belli kesimlerinden örnekler alıyorlar sözde,
    yüzde kaçı gösteriyor o cihaz takılı evler bilmiyorum ama,milyonlarca insanın
    ne izleyeceğine buna göre karar verilmesini ne olursa olsun doğru bilmiyorum

    ve toplumun tercihi pek bana uymuyor.zaten yerli dizilerde neredeyse seyircinin zekasına
    hakaret eder derecede bir olay ve kişi örgüsü oluyor,o yüzden ya ben bırakıyorum,ya da
    reyting yüzünden kalkıyor dizi.mesela kayıp şehir izliyordum,neden beğenilmedi de bitirildi bilmem
    ama engin akyürek'i fanlık derecesinde beğenirim ve fahriye evcen ile partner olsunlar diye
    heyecanla bekledik ve öyle bir anlamsız,heyecansız senaryo çıktı ki karşımıza,ben bile izleyemedim
    ölene kadar dizisini.yani sözün kısası,önce sağlam bir hikayen olacak,merak uyandıran,haftaya günü gelince
    tv açtıracak bir öykünüz olacak.

    vasat bir senaryo,yine oyuncuların ve sette emek verenlerin harcanmasına sebep oldu
    zaten geç başladı dizi.3.sezonunu oynayan,kemikleşmiş seyirci kitlesine sahip diziler varken ,
    iddialı bir senaryon olacak ki ,izleyenler onlardan dönüp şahin tepesini daha ilgi çekeci bulup izlesin.

    hiç birini izlemiyorum,daha iyi mi kötü mü bilemem o günkü rakipleri
    ben, ikinci sezon vatanım sensin izledim,o diziye de hilal ve leon sahnelerini tüplü sitede görüp,
    bu çifti izlemeliyim diyerek başlamıştım.
    boran kuzum bana göre,genç kuşağın en iyi oyuncusu şu an.eğitimini aldığı çok belli.
    tıpkı engin abisi gibi bakışlarıyla,ses tonuyla ,mimikleriyle oynuyor.
    onun sadece hilal diye seslenişinden,sesinin o anki tonundan,renginden ben o an ne hissettiğini gayet iyi
    anlayabiliyorum ve her duygusunu bana hissettirebiliyor bu oyuncu
    kösem'de şehzade/padişah mustafa rolunde de izledim kısa bir süre
    geleceği parlak bir oyuncu bu çocuk demiştim,VS izlerken onu izlediğimi anlayamadım ama

    boran kuzum'un başrollerinde oynadığı dizi dediler,başladık izlemeye
    zerrin hanım,ebru hanım var,hilal hanım yönetiyorsa,artıları da çoktu benim için

    aybüke pusat hakkında fikrim yoktu,izlemediğim için iyi ya da kötü bir şey diyemezdim
    lakin afişte gözüme hoş görünmemişti,donuk bakışlıydı ve boran'ın yanında sönük kalıyordu
    aslında afiş genel olarak bir tuhaftı bana göre

    tanıtımları gördüğümde, dizinin pek şansı olmayacağını tahmin ettim aslında
    cidden parfüm reklamı gibi,pembe dizi tadında bir dizi vaat eden bir tanıtım izledik
    anne çok kötü bir şey oldu diyen bir kız,beraber göle bir şeyler atan anne -kız gördük
    bir de, ya benim içimde hissettiklerim,onları napcaz diyen bir kadın izledik
    ne büyük bir olay değil mi,kadın içinde bir şeyler hissediyormuş.!!!

    dizi başladı,45 dakika boyunca efe yoktu ortada.bu nasıl başrol ?
    efe-verda değil,deniz-cem beraber ve bireysel hikayeleri daha fazla yer kapladı
    sonra dizi hep deniz ve cinayeti merkez aldı
    sürekli denizin bunalımları,annesini suçlaması ile baydı bizi
    5 bölümde toplasanız iki bölümlük olay anca var.hep tekrar düştü çünkü
    mete, ayça ve abisi hiç de gerilim ve merak unsuru değilken,iyice gözümüze sokuldu
    kızın ev idaresi gibi kolaymışçasına koca konağa kahya yapılması da tüy dikti

    iki kadının güç savaşı dendi ,tamam melek'in güçlenmesi için zaman gerekiyordu belki
    lakin melek karakter olarak güçlü sunulmadı bize.
    babasının mektubunu öğreniyor,sessizce kabulleniyor,hiç hesap sormak yok
    tunanın babasına sırrını söylediğini öğreniyor,yeterince tepki yine yok
    tuna evine gelip kızına hakaret ediyor,yine tık yok

    tuna,çok avam huyları olan bir kadın
    ben tuna akdorayım dedirterek,bize tuna akdora'nın ne büyük olduğunu anlatamazsınız,
    biz kendimiz farketmeliyiz bunu.
    kadın kocasının telefonuna,hesaplarına bakıyor,alenen de söylüyor bunu
    kocası da kızmak bir yana,yemeğe çıkarıyor onu.hasbinallah
    bir de ben tuna akdorayım,bana kimse yanlış yapamaz deyip,
    sonrasında şantajcı çocuğa yurt dışında eğitim teklif etmesi de çok saçmaydı

    verda'nın ders durumunu bilmiyor, ama puanı yüksek o okulun, yok efendim verda uyum problemi
    yaşayabilir falan.köyden indim şehire mi izliyoruz allahaşkına ,izmir'den geliyor bu kız.
    tuna 'nın tarzı dediğim gibi basit ve avam kalıyor

    evin içi görkemli değil,özenilmemiş,mutfak ekibi bi garip
    baba oğulları bile olmamış,adam abileri gibi duruyor
    mete deseniz, zengin aklı bir karış havada kızın ilgisini çekebilecek tipte değil
    at hırsızı kılıklı bu herifin nesine aşık olmuş diyor insan
    oğlan kardeşi aklı başında gibiydi, o da psikopat çıktı
    ve hep bahsi geçtiğinde,içimizi dağlatan o kıyafet,ayakkabı,oyuncak için zengin
    çocuğun eskilerini bekleyen gariban çocuğun içini döktüğü o klasik sahne var ya,
    öyle bir yazılmış ki, sanki efe onun hakkı olanı almış,sanki kendisi aynı
    babanın oğluymuş da mahrum kalmış gibi konuşuyor
    insanlar size iş vermiş,ev vermiş,onların eskilerine mahkum olmak zengin işverenin suçu mu
    beğenmiyorsanız,başka ev,başka iş bulsaydı babanız
    işte o sahne öyle suçlayıcı,öyle garip yazılmış ki,ben o iki gencin tarafında olmam gerekirken
    hiç de o duyguya giremedim, bir de nankörler diye söylenirken buldum kendimi.

    demir ve melek eskiden sevgiliymiş
    peki şimdi ne hissediyorlar,bunu anladık mı,hayır
    birbirlerini özlediler mi,merak ettiler mi bilmiyoruz,eskilerden bir duygu kırıntısı var mı bilmiyoruz
    kaçamak bir bakış bile yakalamadık,
    demirin arkadaşının korkuyorsun demesi pek bir şey ifade etmedi bana

    demir,oyuncuya saygım sonsuz lakin, iki kadının uğrunda savaşacağı bir karizmada değil.
    aşk-ı memnu'da fragmanları bile gören selçuk yöntem'i anne-kızı birbirine düşürecek karizmada görür
    mesela.biraz daha iddialı bir tip olmalıydı

    erkan, ailenin avukatı değil de, rakip şirketin sahibi olsaydı keşke,daha rekabetli ve entrikalı bir ortam olabilirdi

    tuna madem ki kocasını melek'ten uzak tutmak istiyor,
    erkan'ı melek'e yönlendirse daha mantıklı olmaz mıydı
    gerçi erkan'dan da uzak olsun istemiştir kabul de,
    onun eşarbını ceylan'a vererek ne basit bir hareket yaptı öyle
    sanki dünyada tekti,tahmin ettiğim gibi adam gitti,yenisini aldı ve kendi
    elleriyle verdi.tuna da kardeşinin duygularıyla oynadığıyla kaldı.
    ve ceylan,etkisiz eleman,diziye bir katkısı yok.karakter bu kadar boş bir hikayeyle
    girecekse,hiç girmese de olurmuş diziye

    şirkette insanlar,olaylar,entrikalar yok.
    benim için hava hoş,ben duygusal bir insanım,bu haliyle de izlerim
    hatta daha da memnun olurum,ama işte klasik tv izleyicisi bunu istiyor
    ya absürd komedi olacak, ya at-avrat silah olacak,ya entrika,şiddet olacak bu millete

    beni tek şaşırtan,olamaz kendi elleriyle formülü tuna'ya verdiler derken,
    avukatın patenti alması oldu.bir de tuna ve denizi videoya çeken mete olayında aa demiştim sadece.

    dün fragman çıkar belki diye açtım atv'yi
    boynuna urgan geçirilmiş kadının,halat bağlanmış
    sanırım biri bilmeden çekecek o halatı ve kadın boğulacak.öyle bir düzenek var
    sosyal medyada şiddet pornografisi diye eleştirilen diziydi sanırım
    bazı yorumları ve verilen cevapları okumuştum.
    kadına şiddete dikkat çekecekmiş de, insanlar bunu yaşıyormuş,biz gözümüzü kulağımızı
    tıkayıp yok sayamazmışız.
    bir de ödül alıyor bu senaryo
    bu ülkede pedofili var, hayvana şiddet tecavüz var,onları da gösterin de dikkat çekin o zaman
    psikopatlara ilham vermekten başka bir işe yaramayan bu sahneler izleniyor işte ülkemizde ne yazık ki

    ve benim sakin sakin cuma akşamları tv açıp yeni bölümünü izlemek istediğim
    kaliteli oyuncuları olan dizi ,izlenmediği için kaldırılıyor

    esas konuyu sona sakladım

    başrollerinde boran kuzum'un yeraldığı dizide ben efe karakterini 5 bölüm oldu,henüz tanıyamadım
    bu çocuk tanıtımlarda küstah varis diye bahsedildi
    evdeki kahya,işte geldi zampara dedi.başka da onun hakkında bir şey bilmiyoruz
    ezgi'yi aldattı,tamam da ona bir söz vermiş miydi bilmiyoruz ki.ilişkileri ne aşamada, kıza ilan-ı aşk
    etmiş miydi,yoksa sadece flört mü ediyorlardı belli değil.kızalım mı kızmayalım mı bilemiyoruz.
    peki verda ne biliyor efe hakkında.yeni tanıştığı birine neden tepkili bu kadar
    sadece sosyal medyadan bir şeyler mi gördü,gömlek değiştirir gibi sevgili mi değiştiriyor da buna kızdı mesela
    uyuşturucu partilerinde polis tarafından götürüldü haberleri mi çıktı
    altı boş bir tepki olayı vardı daha en baştan.arabayı çizme ve sonrasında efenin ezgiyi suçlaması için mi bu kızgınlıklar
    ya da artık görüşmeyelim diyen ezgi'nin yanında olmaması mı
    efe'nin dünyasına girmedik hiç
    benim avlanma alanım başka derken amacı verda'yı mı konuşturmaktı,yoksa kızları gerçekten av olarak mı görüyor
    bilemedim.eğer öyleyse de verda ile değişecekti kesin.izlemek nasip olmadı işte

    boran kuzum, leon rolunde daha yakışıklıydı,saçı falan düz olduğunda yakışıyor bu çocuğa
    efe olarak ne saçını beğendim,ne de konuşmasını ve ses tonunu
    yunan aksanlı leon çok daha düzgün konuşuyordu maalesef
    teatral bir konuşma efe'ye de yakışırdı aslında.
    bir de her cümlenin sonunu '' he '' diyerek tamamlaması da avam kaçıyor,hiç hoş değil.

    verda rolunde aybüke pusat'ı tanımış oldum
    tamam afişte hoş durmuyordu ama izleyince beğendim ben
    tatlı kız aybüke,sade ve hoş bir havası var.yakıştılar boran'la
    didişmeli başlayan aşklar ,nefretten doğan aşklar ve imkansız aşklar en sevdiğimdir
    aşka giden yolu severim ben.buna tanıklık etmeyi severim
    sevginin aşkın,her zorluğun üstesinden geldiğini izlemeyi severim.sonrasıyla pek işim olmaz

    daha ikinci bölüm oynadı,sosyal medyada bunlar ne zaman öpüşür diye yorumlar çıkmaya başladı
    tövbe estağfirullah ,pes diyorum artık.amaç ne yani,biz ne izlemek istiyoruz.

    işte şu reyting denen canavar,bazı şeylerin hızlandırılmasına sebep oluyor heralde
    ben birbirlerini daha fazla tanısınlar ve etkilensinler isterdim
    son bölümde boyundan öpücük güzeldi tabii de,erkendi aslında
    birbirlerinden hoşlanmaya başladıklarını görmek güzeldi ama
    aşk sarhoşu verda çok tatlıydı,aybüke hanım o heyecanı çok güzel yansıttı,
    içinde gerçekten kelebekler uçuşuyordu sanki.

    ve yarım kaldı efe-verda çifti
    dilerim başka kanalda devam eder lakin senaryonun hareketlenmesi şart
    Konu pinkybluedream tarafından (29-01-19 Saat 01:25 ) değiştirilmiştir.
    insanın içinde hiç bir şey yoksa,dışarıda asla bir şey bulamaz

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 4 kullanıcı var. (0 üye ve 4 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

SEO by vBSEO 3.6.1