Sayfa 3/4 İlkİlk 1234 SonSon
16 sonuçtan 11 ile 15 arası

Konu: Sinema Terimleri

  1. #11
    Durum:
    Çevrimdışı
    ÇAKIL85 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emektar
    Üyelik tarihi
    04.06.2005
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    30,828
    Konular
    221
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 5

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Kare

    Film karesi ya da kare bir filmi oluşturan pek çok fotoğraf resminden biridir. Ham film üzerindeki kareler aralardaki boş satırlarla birbirlerinden ayrılırlar. Normalde sinema filminin bir saniyesi için 24 kare gerekir. (Bu sayı televizyonda 25 karedir.)

    Sıradan film yapımında film kareleri kamera tarafından birbiri ardısıra otomatik olarak fotoğraflanır. Animasyon filmlerinde ve özel efektlerin filme alınmasında ise her seferinde tek bir kare çekilir.

    Film karesinin boyutu film formatına göre farklılık gösterir. En küçük film formatı olan 8 mm filmde kare boyutu 35'tan 48 mm'ye kadar değişirken; IMAX'ta bu oran 69.6 ile 48.5 mm arasındadır. En yaygın film formatı olan 35 mm'nin kare boyutu 16'dan 22 mm'ye kadar değişmektedir.



    Net alan derinliği

    Deep focus net alan derinliğini sahnenin önündeki ve arkasındaki objeleri de kapsayacak kadar geniş tutan fotoğrafik ve sinematografik tekniktir. Böylece derinlemesine düzenlenmiş sahnede odak dışı yer bulunmuyor ve görüntü seyirciye eş önemde sunulan ön orta ve arka plandan oluşuyor. Kısacası deep focus tekniği sayesinde görüntü derinliği daha iyi değerlendirebiliniyor. Bunun karşıtı olan shallow focus tekniğinde ise diyalog içinde olan oyuncular veya önemi vurgulanmak istenen nesneler birbirlerine olabildiğince yakın tutularak arka plandaki diğer oyuncu ve nesneler bulanık bırakılıyor.

    Sinemada Orson Welles ile görüntü yönetmeni Gregg Toland deep focus tekniğin en bilinen temsilcileri olarak görülüyorlar. Özellikle bu ikilinin bir eseri olan Citizen Kane (1941) filmi söz konusu tekniğin kullanımı için gerçek bir ders kitabı niteliğinde.

    Lakin Welles ile Toland’dan önce de 1920’li ve 1930’lu yıllarda Erich von Stroheim ve Jean Renoir gibi deep focus tekniğini filmlerinde uygulayan yönetmenler vardı. Toland ile sık sık çalışan William Wyler da deep focus’ı tercih edenler arasındaydı.



    Retrospektif

    Retrospektif (İngilizce 'retrospective' ve Latince retrospectare "geriye bakmak") genel olarak meydana gelmiş olayların gerisine geçmişine bakmak anlamına gelir.

    Görsel sanatlarda retrospektif bir sanatçının kariyeri boyunca yaratmış olduğu eserlerden derlenmiş sergilere denir.

    Sinemada ise bir yönetmen veya oyuncuyu iyi bir şekilde temsil ettiği düşünülen seçmece filmlerdir. Genel olarak film festivallerinde görmek mümkündür.


    Seçici alan derinliği

    Shallow focus netlik derinliğini daraltan fotoğrafik ve sinematografik teknik. Deep focus tekniğinin aksine bu teknik ile görüntünün sadece tek bir kısmı odak noktası içerisinde tutuluyor; görüntünün geri kalan kısmı bu noktanın dışında yani bulanık gösteriliyor. Yönetmenler ve fotoğrafçılar shallow focus ile resmin bir bölümünü diğer bölümlerine nazaran daha belirgin ederek izleyicinin özellikle nereye dikkat etmesi gerektiğini vurguluyorlar.


    Kaynak:İzafet

  2. #12
    Durum:
    Çevrimdışı
    ÇAKIL85 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emektar
    Üyelik tarihi
    04.06.2005
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    30,828
    Konular
    221
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 5

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Sinematografi

    Sinematografi sinema filmi için görüntü kaydederken ışıklandırma ve kamera tercihleri yapma disiplinidir. Birçok açıdan fotoğraf sanatıyla yakından ilgilidir; fakat kamera ve görüntü elemanlarının hareket halinde olduğu durumlarda birtakım ek özellikler de gösterir.

    Sinematografi sinema filmlerine özgü bir sanat formudur. Işığa duyarlı maddeler üzerinde görüntü kaydetme işi 1800’lerin başından beri uygulanıyor olsa da nispeten daha yeni olan “hareketli resim” sanatı farklı fotoğraflama teknikleri ve yeni bir estetik anlayışı gerektiriyordu.

    Sinemanın ilk dönemlerinde görüntü yönetmeni genellikle filmin hem kameramanlığını hem de yönetmenliğini üstlenirdi. Sinema sanatı ve teknoloji geliştikçe kameramanlık ve yönetmenlik arasında bir ayrım oluştu. Optikteki ve renkli film geniş ekran (widescreen) gibi çeşitli tekniklerdeki ilerlemelere ek olarak yapay ışıklandırma ve ışığa daha duyarlı (daha hızlı) ham filmlerin gelişiyle birlikte teknik açılardan sinematografi bir uzmanın varlığını zorunlu kıldı.

    1919 yılında (Paris’in ardından dünyanın yeni sinema başkenti haline gelen) Hollywood’da bugün hala varlığını sürdüren ve dünyanın ilk meslek topluluklarından biri olan American Society of Cinematographers (Amerikalı Görüntü Yönetmenleri Topluluğu -ASC) kuruldu. ASC görüntü yönetmenlerinin film yapma bilim ve sanatına katkılarını ortaya koymak için oluşturulmuştu. ASC’ye göre sinematografi; basit bir fiziksel olayı kaydetmek değil özgün sanat eseri yapımcılığında doruğuna ulaşan yaratıcı ve yorumlayıcı bir işlemdi. Sinematografi fotoğrafçılığın bir alt-kategorisi değildi. Fotoğrafçılık daha ziyade görüntü yönetmeninin diğer fiziksel örgütsel idari yorumsal ve görüntüyü yönlendiren tekniklere ek olarak kullandığı bir sanattı.

    Sinematografinin Elemanları

    Sinematografi sanatına katkıda bulunan çok sayıda unsur vardır.

    Ham Film

    Sinematografi ham film rulolarıyla başlar. Film emülsiyonu ve filmin gren yapısındaki gelişmeler görüntü yönetmenlerine önemli çeşitlilikte ham film seçenekleri yaratmıştır. Bir film yapımı sırasında alınacak ilk kararlardan biri ham film seçimidir.

    Film boyutu — 8 mm (amatör) 16 mm (yarı-profesyonel) 35 mm (profesyonel) ve 65 mm (epik fotoğrafçılık nadiren kullanılır) — seçiminin yanında görüntü yönetmeni pozitif film ile negatif film arasında ayrıca hızları 50’den (yavaş ışığa en az duyarlılıkta) 800’e (çok hızlı ışığa aşırı düzeyde duyarlı) kadar değişen filmler arasında bir tercih yapmak durumundadır. Bunlara ek olarak renge verdiği tepkiler açısından farklılaşan (düşük doygunluk – yüksek doygunluk) ve düzeyleri tam siyahtan (ışığa hiç maruz kalmamış/hiç pozlanmamış) tam beyaza (ışığa aşırı derecede maruz kalmış/aşırı pozlanmış) kadar değişen kontrastlıktaki filmler arasında bir seçim söz konusudur.

    Nerdeyse tüm film boyutlarında yapılan ayarlamalarla “süper” filmler yaratılmıştır. Bu filmlerde filmin fiziksel boyutu aynı kalırken bir görüntünün çekimi için kullanılan film alanı genişletilmiştir. Süper 8 mm Süper 16 mm and Süper 35 mm; süper olmayan denkleriyle kıyaslandığında; tüm film alanının daha büyük kısmından yararlanmaya imkan sağlayan formatlardır.

    Film boyutu büyüdükçe; görüntünün çözünürlüğü berraklığı ve teknik kalitesi artar.

    Dijital görüntüleme dünyasında artık ham filmlerin bir kullanım alanı yoktur. Fakat zaten kameraların kendisi görüntüleme ayarları konusunda ham filmlerin sağladığı avantajların çok ötesinde olanaklar sağlamaktadır. Kameralar daha çok ya da daha az renk duyarlılığı ve kontrastla ya da ışığa az ya da çok duyarlı şekilde çekim yapmak için ayarlanabilmektedir. Farklı emülsiyonların yaratacağı birbirinden farklı görünümler artık tek bir kamera ile yaratılabilmektedir. Buna rağmen dijital görüntüleme yönteminin analog yöntemden daha iyi olup olmadığı konusu hala tartışmalıdır. Dijital görüntüleme ayarları eğer görüntülemede ham film kullanılsaydı hangi görüntü ayarlarının oluşacağı hesaplanarak yapılır. Bu durumda kameranın sensor tasarımcısının birbirinden farklılık gösteren ham film ve görüntü ayarlama parametreleri kullanması söz konusu olabilecektir. Bu nedenle konunun uzmanı olan birçok kişi bu yaklaşımı “ikinci dereceden” bulmakta ya da bunun gerçek görüntüyü “taklit etmek” olduğunu düşünmektedir.

    Laboratuvar

    İşin laboratuvar kısmı da ortaya çıkan görüntüyü önemli ölçüde farklılaştırabilecek niteliktedir. Isıyı farklılaştırarak filmin kimyasalların içinde kalış süresini değiştirerek ve bazı kimsayal işlemleri atlayarak görüntü yönetmenleri tek bir ham film rulosundan birçok farklı görüntü elde edebilmektedir.

    Filtreler

    Difüzyon (ışığı yayma) ya da renk filtreleri gibi filtreler film atmosferini ya da dramatik etkiyi arttırmak için yaygın olarak kullanılır. Çoğu fotoğraf filtresi aralarında bir görüntü formu ya da ışık yönlendirici madde bulunan birbirlerine yapıştırılmış iki parça optik camdan oluşur. Renk filtreleri iki optik cam arasına yarı saydam bir renk tabakasının sıkıştırılmasıyla oluşturulur. Renk filtreleri belirli ışık dalgalarının filme ulaşmasını engellemek için kullanılır. Renkli filmde sezgisel olarak bile anlayabileceğimiz üzere mavi filtre; kırmızı turuncu ve sarı renkteki ışınların film üzerine düşmesini engeller ve filmde mavimsi bir ton yaratır. Siyah beyaz fotoğrafçılıkta ise işler sezgilerimizin bize söylediğinin aksine yürür. Bu tarz fotoğrafçılıkta kullanılacak sarı filtre mavi ışınların önünü kesecek ve (böylelikle mavi olan gökyüzünün film üzerindeki görüntüsü çok az ışığa maruz bırakılacağından) gündüz vakti gökyüzünün resimde daha karanlık görünmesini sağlayacak; fakat insan teninin renk tonunu etkilemeyecektir. Christopher Doyle gibi bazı fotoğrafçılar filtreleri yenilikçi kullanımlarıyla tanınırlar. Filtreler farklı etkiler yaratmak amacıyla lensin önünde ya da arkasında kullanılabilir.

    Objektif

    Odak Uzaklığı (Odak Uzunluğu)

    Kamera insan gözü gibi çalışır; bir bakış açısı yaratır ve dünyanın geri kalanıyla uzaysal ilişkiler kurar. Bununla birlikte insan gözünden farklı olarak kameralara -değişik etkiler yaratmak için- farklı mercekler takılması da mümkündür. Kameralardaki bu avantajın en büyük faydası odak uzaklığının çeşitlenmesidir. Görüntü yönetmenleri geniş açılı normal ve tele objektifler arasında seçim yapmanın yanısıra makro objektifler ve boroskop objektifler gibi diğer özel etki yaratan mercek sistemleri arasında da tercih yapabilmektedir.

    Geniş açılı objektiflerin odak uzaklıkları kısadır ve uzaysal mesafeleri daha belirgin hale getirirler. Geniş açılı objektifle uzaktaki bir insan normaldekinden daha küçük görünürken kameranın önündeki bir insan daha da büyük gözükecektir. Bununla birlikte tele objektif birbirinden uzak olan nesneleri birbirine daha yakın göstererek ve perspektifi düzleştirerek bu tarz abartıları azaltır. Zoom objektif kameramana çekim esnasında odak uzaklığını değiştirme olanağı verir. Sabit objektifler (prime lens) daha iyi bir görsel kalite sundukları ve zoom objektiflerden daha “hızlı” (daha az ışıkta diyaframın daha geniş açılması) oldukları için profesyonel sinematografide zoom objektiflerden daha çok tercih edilirler. Ancak; belirli film sahnelerinde ve hatta bazı film türlerinde hız veya kullanım kolaylığı açısından ya da özel bir etki yaratmak için zoom objektifler kullanılmaktadır. Örneğin; Alfred Hitchcock Vertigo filmindeki merdivenlerde gerçekleşen ünlü kovalama sahnesini zoom objektiften faydalanarak çekmiştir.

    Alan Derinliği ve Netlik (Odak)

    Odak uzaklığı aynı zamanda bir sahnenin alan derinliğini –yani; uygun odakta resmin arka orta ve ön alanlarının ne kadarının filme yansıyacağını- da etkiler (çünkü görüntünün yalnızca tek bir düzlemine tam odaklanma yapılabilir). Odak derinliğiyle karıştırılmaması gereken alan derinliği diyaframın açıklık oranı ve odak uzaklığı ile belirlenir. Geniş ya da derin bir alan derinliği çok küçük bir diyafram açıklığını ve uzaktaki bir nokta üzerinde odaklama yapılmasını gerektirir. Alan derinliğinin az olması içinse geniş bir diyafram açıklığı ve merceğe daha yakın bir nokta üzerinde odaklama yapılması gerekmektedir.

    Alan derinliği aynı zamanda format büyüklüğünden de etkilenmektedir. 70 mm film 35 mm’ninkinden daha az olan odak uzaklığı ile en az alan derinliğine sahip olan filmdir. 16 mm film daha büyük alan derinliğine sahipken çoğu video kamera 16 mm’ninkinden de büyük alan derinliklerine sahiptir. Video kamera kullanıcılarının dijital kamerayla 35 mm’nin görüntüsünü taklit etmeye çalışırken yaşadıkları en büyük hayal kırıklığı dijital kameranın kaydettiği aşırı büyüklükteki alan derinliği ve bunun birtakım ek optik araçlarla azaltılması gerekliliğidir.



    Kaynak:İzafet

  3. #13
    Durum:
    Çevrimdışı
    sedos_674 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Oyuncu
    Üyelik tarihi
    16.02.2008
    Mesajlar
    1,073
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    paylasım için tşkrler:img-wink:

  4. #14
    Durum:
    Çevrimdışı
    sbuffy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    16.07.2004
    Yer
    NBC & Fenerbahçe:)
    Mesajlar
    42,435
    Konular
    122
    Verdiği Beğeni
    0
    Beğenilen Mesaj
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    bilgiler için teşekkürler ÇAKIL85

    Yeni Düzenleme

    "aile eşliğinde 7 yaş ve üzeri izleyici kitlesi içindir" olan "7A " işareti, "7 yaş altı izleyici kitlesi aile eşliğinde izleyebilir" şeklindeki "7A" olarak değiştirildi. Aynı düzenleme, 13 ve 15 yaşları için de yapıldı./ haberturk

  5. #15
    Durum:
    Çevrimdışı
    sbuffy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    16.07.2004
    Yer
    NBC & Fenerbahçe:)
    Mesajlar
    42,435
    Konular
    122
    Verdiği Beğeni
    0
    Beğenilen Mesaj
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Second Unit Director (ikinci birim yönetmeni) : Özellikle Hollywood sinemasında büyük bütçeli filmlerde,yönetmenin yardımcısına bazı sahneleri nasıl çekeceğini anlatır ve yardımcısı bu sahneleri çeker.bu kişi veya kişilere jenerikte Second Unit Director denilir.

    Continuity veya Continuity girl veya Script Supervisor (genellikle Hollywood filmlerinde bu isim geçer) : Ayrı zamanlarda çekilen sahnelerin sürekliliğinin ve devamlılığının korunmasını sağlar.

    Script Editor (Senaryo editörü) : Senaryodaki cümleleri oyuncular söylemekte zorluk çektiklerinde ,çekimler sırasında bu sorunları gidermek için gerekli değişiklikleri yapan kişi.

    Executive Producer (Uygulayıcı veya Yürütücü yapımcı) : yapımcı adına işleri yürüten ve film giderleri için para kaynağı bulan kişi veya kişilerdir.

    Production Menager (Produksiyon Amiri veya Yapım Yönetmeni) : oyunculardan sahne çekimlerine kadar her türlü örgütlenmeyle uğraşan ve sorunları çözen kişi veya kişiler.

    Asistant Cameraman (Kameraman Yardımcısı asistanı): Kameranın bakımından onarımına kadar herşeyinden sorumlu kişi.

    Second Asistant Cameraman/ Clapper Loader (İkinci Kamera Yardımcısı): Çekimlerin birbirine karşımasını önlemek amacıyla kamera önünde klaketi tutan ve çarpan kişi.ayrıca kameraya filmi takıp değiştirir.

    Dolly Grip: Kamerayı raylar üstünde süren kişi.

    Casting: Rol dağılımı yapan kişi.

    Second Team (İkinci Ekip) : Prova çekimlerinde başrol oyuncusu ve yardımcı oyuncular yerine görev yapıp,kimin nerde durması,ışığın nerden gelmesi gibi kararların verilmesinde görev alan kişilerdir.

    Production Designer (Yapım Tasarımcısı) ve Art Director (Sanat Yönetmeni): Production Designer (Yapım Tasarımcısı) filmin görsel dokusunu tasarlar,Art Director (Sanat Yönetmeni) ise bu tasarıma göre yapılan işleri denetler.

    Still Photographer (Set fotoğrafçısı) : Sette filmin promosyonu sırasında kullanılacak fotoğrafları çeken kiş.

Sayfa 3/4 İlkİlk 1234 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.