Sayfa 2/61 İlkİlk 1234561252 ... SonSon
305 sonuçtan 6 ile 10 arası

Konu: Türkçemize Sahip Cıkalım – Soru – Cevap – Bilgi Edinme Köşesi

  1. #6
    Durum:
    Çevrimdışı
    ayse - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emektar
    Üyelik tarihi
    10.06.2004
    Yer
    Ankara
    Mesajlar
    1,362
    Konular
    40
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Bu sadece Rose'un rahatsızlığını duyduğu bir konu değildir. Ben şahsım adına yazıyorum bu konudan çok rahatsızım ve birçok arkadaş da aynı şeyleri düşünüyor. İnsanlar Forum sayfaları ile chat arasındaki farkı bir türlü anlamak istemiyor. Tek yapılması gereken biraz daha dikkatli olmak. Burda dikkat etmeleri birçok kişinin günlük hayatınada yansır bence. Sürekli milliyetçilikten vs. bahseder insanlar ama iş uygulamaya gelince sıfır. Öncelikle dilimize sahip çıkmalıyız. Ben Rose açmış olduğu başlıktan dolayı sonuna kadar destekliyorum. Ayrıca Türkçeyi doğru kullanalımdan kastımız ing. yada başka bir dil kullanmıyalımdan ziyade en azından türkçe kelimeleri doğru yazalım gereksiz uzatma veya kısaltmalarda bulunmayalım.

    Üye arkadaşlardan tek ricam lütfen doğru olan şeylere tepki vermeye çalışmayalım arkasında olalım. Tepki vermek için tepki verilmez...!!

  2. #7
    Durum:
    Çevrimdışı
    Rose - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emektar
    Üyelik tarihi
    29.05.2004
    Yer
    Wuppertal
    Mesajlar
    1,398
    Konular
    26
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    NOKTALAMA İŞARETLERİ

    1) Tarih ve saat yazarken araya yalnızca nokta koyulur.
    23.12.2002 20.00 (“:” işareti olmamasına dikkat)
    23 Aralık 2002

    2) Deyimleşen bazı kısaltmalarda harfler arasında nokta kullanılmaz.
    (Bunlar günlük dilde neredeyse kısaltma yerine normal bir isim gibi kullanılıyorlar.)
    TBMM, DSİ, TEK

    3) Tamamı büyük harfle yazılan kısaltmalara ek gelirken okunuş esas alınır. Küçük harfle yazılanlar için ise kısaltmanın açılımı esas alınmalıdır.
    TEK’in
    DSİ’nin
    ASELSAN’ın
    kg.ın
    cm.nin

    4) Kabul ve ret sözlerinden sonra virgül kullanılır.
    Hayır, bugün kimse gelmedi.
    Tabi, bugün geldi.

    5) Hitaplardan sonra virgül kullanılır.
    Arkadaşlar, dilini bilmeyen bir millet yok olmaya mahkumdur!
    Sevgili arkadaşım, ...

    6) Ara sözler iki virgül ya da iki tire arasına alınır.
    Her iki işaret de kendinden önceki kelimeyle birleştirilir.
    Kardeşim, İstanbul Üniversitesine giden, çok zekidir.
    Kardeşim- İstanbul Üniversitesine giden- çok zekidir.

    7) “Ve”, “Veya” öncesinde virgül ya da başka bir işaret olmaz.

    8) İkilemelerden önce virgül ya da başka bir işaret olmaz.

    9) “vb.”, “vs.” öncesinde virgül olmaz.

    10) Virgülle ayrılmış bölümler içeren farklı grupları ayırmak için noktalı virgül kullanılır.

    Gel dersin, gelmez; git dersin, gitmez.
    At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.
    Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var, ne giden.

    11) Açıklama yaparken iki nokta üst üste işareti kullanılır.

    12) İki nokta üst üste işaretinden sonra örnekler sıralanıyorsa küçük harfle, cümle yazılıyorsa büyük harfle başlanır.

    13) Maddeler sayıldıktan sonra üç nokta kullanılır.

    14) Alıntılarda üç nokta kullanılır.

    15) Eksiltili cümlelerde üç nokta kullanılır.
    O kadar sevinçliydim ki...

    16) Yazılması uygun düşmeyen şeyler olduğunda üç nokta kullanılır.
    Küfrederek ... dedi!

    17) Soru işareti yalnızca gerçekten soru anlamı olan cümlelerde kullanılır.
    Adınız?
    Adam sordu: Adınız?
    Okula geldi mi, gelmedi mi hatırlamıyorum.

    18) Şüphe ifadesini belirtmek için parantez içinde soru işareti kullanılır.
    Hayırlı(?) evlat.

    19) Alay ifadesini belirtmek için parantez içinde ünlem kullanılır.
    Çok zekidir(!) kendileri.

    20) Adres bilgilerinde il ve ilçeyi ayırmak için bölü işareti kullanılır.
    Beykoz / İSTANBUL

    21) Doğum ve ölüm tarihlerini belirtmek için parantez kullanılır.
    Yunus Emre (1240?-1320)


    @LaZuRa:

  3. #8
    Durum:
    Çevrimdışı
    plaseboender - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Set Görevlisi
    Üyelik tarihi
    08.07.2005
    Mesajlar
    46
    Konular
    3
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Bu konu çok yerinde olmuş yalnız bence imladan önce, verilmek istenen manayı verdirecek doğru kelimeleri seçmeyi bilmek gerekir. Sonra da bu doğru kelimelerin nasıl yazılacağı gelmelidir. Demek istediğim önce doğru ifade edebilmek üzerinde dursak da sonra doğru yazıma baksak daha iyi olmaz mı.

  4. #9
    Durum:
    Çevrimdışı
    NuriCAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Set Görevlisi
    Üyelik tarihi
    28.07.2004
    Mesajlar
    1
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Toplum Dil Ve Kimlik

    Toplum Dil Ve Kimlik

    Toplumlar ve bireyler özgün, özgür ve yerel olamadan, kendi kimliğini ve dilinin gücünü ortaya koymadan çağı yakalayamazlar...

    Dil bir toplumun aynasıdır, yüreğidir, beynidir; bireyin, ailenin, toplumun gücü ve simgesidir dil...
    Dil bireyler, toplumlar yani insanlar arasında en etkili ve en önemli bir iletişim aracıdır. İletişim ise insanların biribirini anlaması, sevmesi, kalplerin biribine ısınması, yakınlaşması, duygu ve düşüncelerin aktarılması, sezgilerin, duyguların, ilhamların, gönülden gönüle taşınması ile olur. En önemli şartı ise bir ülkede bireylerin kendi ana dillerini iyi ve eşit şartlarda öğrenip kullanmasından geçer...

    Özgürlük, kişilerin anadiliyle okuyup yazmak, anadilini geliştirmek, düşünme ve düşündüklerini açıklama; her hangi bir konuda karar alma konusunda dış etkilerden uzak, kendi iradesiyle davranması durumudur.
    İnsanın tarihsel süreç içerisinde daha iyiye ve daha güzele varmak için yaşam koşullarını bilinçli ve doğasına uygun olarak toplumunda yararlarını düşünerek geleceğin temelini atmaya çalışmışlardır.

    İnsana özgü dil ve bilinci insanı tarihsel, siyasal, bilimsel, sanatsal ve ekonomik gelişmelere yatkın ve yetkin kılmıştır...
    18 inci yüzyıl içerisinde ırk, din, dil ayrımı olmamaksızın; insanların daha hoşgörülü olmaları, köleliğin kaldırılması, yeryüzündeki her kişinin diğer her kişiden farkı olmadığını, eşit haklara sahip olduğunu, her insanın özgür, eşit ve kardeşçe yaşamlarını sürdürmeleri için çabalar gösterilmiştir...

    Dili elinden alınmış, yasaklanmış ve ana dilini konuşamamanın şidetli sancısını çekenler; dil kompleksine de girerler. Bazen kendi ana dillerini aşağılayıp çevresindeki yaygın dillere özenirler, onları kutsarlar ama ne tam kendisi olabilirler ne de ötekisi. bu komplekslerini gizlemek için de ilginç formüllere başvururlar.

    Oysa ki, hiç kimse kendi varlığını, kendi kimliğini, kendi dilini, benliğini inkardan gelip başka bir bedende var olamaz.
    Ana dilinizin dışında sonradan öğrendiğiniz bir dili ne kadar iyi konuşursanız konuşun, o hâlâ 'yabancı' dildir sizin için. Çünkü konuştukça hep geriye, ilk deneyimlerinizin kavramlarına gidecektir belleğiniz.

    Burada Heidegger’in şu sözü ne kadar da önem kazanıyor değil mi? “Dil varlığın evidir”. Bu ev de insanın içinde doğduğu anadildir. Varlıklar aleminde evinizden çıkıp gidemezsiniz, başka hiç bir evde kendi eviniz gibi kendinizi rahat hissedemezsiniz.

    Ben çok küçük yaşlarda anadilimden kopup yurt dışına çıktım, yani anadilimden çok erken yaşlarda ayrıldım. Hayatımın dörte üçünden fazlasını yabancı ülkelerde geçirdim. Zaman zaman Kendi anadilimi unutma tehlikesi geçirdiğim ve bunun insanın hayatındaki önemini kavradığım için, pek çok insandan daha duyarlı ve daha iyi anlıyorum anadilin kıymetini ve önemini. Bunun insanın hayatında nelere mal olabileceğini bildiğim için de herkesin anadiline sahip çıkmasından yanayım. Herkesin anadilini öğrenmesini ve hiç bir zaman küçümsememesini isterim.

    ‘Dil bir araçtır’. Derler. Ama araba gibi uçurumdan bile aşağı sürebileceğiniz araç değil; katır gibi korktuğu yerden bir adım bile götürtemeyeceğiniz bir araç.

    Diller kelime sayısıyla karşılaştırılmaz. Bir Afrika kabilesine 300 kelime yetiyordur ve biz ona fakir bir dil mi? diyeceğiz. Bu bir gelişim meselesi ve sürecidir.
    Kanıt mı?
    Türkçe’nin gerçek söz varlığı yaklaşık 6 bindir. İnsanlar 300 kelimesini ancak kullanıyor.

    Bir dilde kelimeler sayılarıyla (nitelikleriyle) değil anlamları ve amaçlarıyla (nitelikleriyle) değer kazanırlar. Aslolan niteliktir.

    Dünyada hiç bir dilin başka bir dilden üstünlüğü savunulamaz, her dilin kendine göre bir özelliği, güzelliği, bir üstünlüğü vardır ve her dil kendine göre güzel ve değerlidir, üstündür. Dünyada her dil ayrı bir kültür, ayrı bir ahenk, renk ve ayrı bir zenginliktir. Aksini düşünenler çağımızın saygısız sırtlanlarıdır ki, zaten bu tür düşünceye sahip insanların başka türlü düşünmesi, davranması da beklenmez..

    Kendine saygılı, kendini araştıran, bulan ve aşan bir toplumun bireyleri daha saygın ve insani bir düşünceye yönelir ve kendisine benzemeyen, aynı dili konuşmayan toplumlara karşı hoşgörü mekanizmasını devreye koyar.

    Her dine, inanca ve Ülkeye nasıl ki, saygı gösterme gerekliliği duyuluyorsa, her dile de saygı gösterme gerekliliği vardır.

    Yaşadığımız yirmibirinci yüzyılda bir dilin kullanımı baskı altında tutulup gelişmesine yeterince olanak tanınmıyorsa, o dilin yara alması, bilahare yürekleri, gönülleri, düşünceleri ve ruhlarının hasta olması kaçınılmazdır. Ana dilini tam kullanamayan, ana diliyle konuşamayan, anlaşamayan, iletişim araçlarından yoksun bırakılan insanların, kendini ifade edememe ve yaşayacakları gerilim stres ve bunalımlar nice anlaşmazlıklara, kavgalara, kanlı sahnelere sebep olabilecegini herkes hesap ve idrak etmelidir...

    Büyük düşünür Konfüçyüs’e “Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız, yapacağınız ilk iş ne olurdu?” Sorusuna şöyle cevap verir.
    “Hiç şüphesiz dili gözden geçirmekle işe başlardım. Dil kusurlu olursa, sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılmazsa yapılması gereken şeyler doğru yapılmaz. Ödevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur.”

    Bunu herkes kendi üzerinde deneyebilir, yabancı ülkelerde yaşayanlar bunu rahatlıkla çok daha iyi anlayabilirler. Sorunlarımızı, isteklerimizi anlatamadığımız zaman çektiğimiz sıkıntıyı, gerilimi bir düşünün...

    Bir de bunu bir toplum sathında büyütün. Derdini anlatamayan, değer verilmeyen, sürekli baskı altında tutulan, içindeki duygu ve düşüncelerini ifade edemiyen toplumlar, işi kavgaya götürebileceği kaçınılmazdır.

    Her ülkenin tabi ki, kendine göre bir resmi dili vardır ve de olmalıdır, bunda herkes aynı ölçüde yararlanmalıdır ama herkesin ana dil hakkının geliştirilmesine de olanak tanınmalı ve engel olunmamalıdır; ayrıca resmi kurumlarca da desteklenmelidir...

    Çağdaş olmanın, demokrat ve insan olmanın bir gereği olarak bırakın herkes kendi anadiline, tarihine sahip çıksın, kültürünü korusun. Bunun kime ne zararı var, anlamaktan güçlük çekiyorum. Diline, kültürüne sahip çıkan insanlara ülkemizde vatan haini, bölücü gibi nitelemelerde bulunup düşmanca davranılmasına da bir anlam veremiyorum. Senin benim olduğu kadar, anadil herkesin hakkıdır.
    Toplumlar ve bireyler özgün, özgür ve yerel olamadan, kendi kimliğini ve dilinin gücünü ortaya koymadan çağı yakalayamazlar...

    İşte adına hak ve emek dediğimiz bu kavramın niteliğinden dolayı insan hayvansal sınıftan süratle ayrılmıştır. İnsana özgü dil ve bilinçi, insanı tarihsel, siyasal, bilimsel, sanatsal ve ekonomik gelişmelere yatkın ve yetkin kılmıştır... Aydın ve düşünürler insanların tarihsel süreç içerisinde daha iyiye ve daha güzele erişmesi için yaşam koşullarını bilinçli ve doğasına uygun olarak toplumların da yararlarını düşünerek geleceğin temelini atmaya çalışmışlardır...

    Küreselleşmenin ağırlığını gittikçe hissettiğimiz çağımızda, halkların kültürlerin, toplumların yok olmamak ve kaybolmamak için ana dillerine sahip çıkmaları ve geliştirilmesi için yoğun çaba içine girmeleri elzem ve vicdanidir... Gelecek kuşaklara aktarılmasını hesaplamanın açısından da bu böyle... Açıktır ki her dil bir varlığı aksettirir...

    Nuri CAN
    www.nuricann.com

  5. #10
    Durum:
    Çevrimdışı
    yesder - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Set Görevlisi
    Üyelik tarihi
    12.01.2005
    Yer
    Zonguldak
    Mesajlar
    8
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    bizi aydınlattığınız için çok teşekkürler..

Sayfa 2/61 İlkİlk 1234561252 ... SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.