Sayfa 12/12 İlkİlk ... 289101112
59 sonuçtan 56 ile 59 arası

Konu: Romy Schneider

  1. #56
    Durum:
    Çevrimdışı
    aşk_bu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    13.06.2006
    Yer
    Diyarbakır
    Mesajlar
    22,320
    Konular
    57
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    26 yıl önce Bir sabah Paris'te bir apartman dairesinde bir kadın ölü bulunur. Genç sevgilisiyle gece bir yemekten dönen kadın, biraz daha oturacağını söylemiştir. Sabah sevgilisi onu yine salonda bulur. Resmi açıklama kalp krizidir, ama herkes aldığı aşırı dozda yatıştırıcıdan öldüğüne emindir. Haber elbette gazetelerin üçüncü sayfalarında kalmayacak, manşetlere taşınacaktır. Çünkü 43 yaşında ölen bu kadın Romy Schneider'dir. Romy Schneider (asıl adı Rosemarie Albach) 23 Eylül 1938'de Viyana'da doğar. Annesi ünlü aktrist Magda Schneider, babası yakışıklı "jön prömiye" Wolf Albach'dır. Babaannesi ise "Avusturya'nın Sarah Bernhardt"ı Rosa Retty. Aile ll. Dünya Savaşı'nı daha güvenli olan Bavyera Alplerinde "kartpostal güzeli" bir kasabada geçirir. Kasaba Allah için çok güvenlidir, Hitler'in ünlü kartal yuvası sadece 20 km. uzaklıktadır! Babasının çocuk yaşta evi terk edişi onu çok etkiler. 15 yaşına geldiğinde, hem "star kızı" hem de "pek şirin" Romy'e "haydi sen de bir filmde oyna" denecektir. Hans Deppe'nin "Beyaz Zambaklar" ilk filmi olur. Sinemanın en karton prensesi 50'ler Avusturya için bir anlamda "pansuman" yıllarıdır. Halkın eski güzel günlere olan özlemini sezen Ernst Marischka, tebaası tarafından "Sissi" adıyla ve hep "toprağı bol olsun"larla anılan Kraliçe Elisabeth'in yaşamını filme çeker. Sissi'yi Romy oynar. Marischka, kraliçenin gerçekte felaketlerle dolu yaşamında, tüm "karaları" özenle "pembeye" boyamıştır. Sonuç akıl almaz bir başarıdır! Herkes monarşinin görkemli ama "ah ne yazık ki geçmiş" yüzünü görmeye koşar. Ardından çekilen "Sissi 2" ile Romy, Avrupa'nın yeni kraliçesi, ülkesinin valslerden sonra en büyük ihracıdır. 'Kerhen' "Sissi 3"ü çektiğinde artık saraylardan, yaldızlı tavanlardan sıkılmıştır. Yeni Sissi'ler için önüne konan servetleri, yıldızı sönmek üzereyken bu filmlerde oynayarak yeniden parlayan annesinin ısrarlarını red eder. Yıllar sonra şöyle der: "Bir karakteri üç, dört kez canlandırırsanız, o bir halka olur boynunuza geçer." Haklıdır da, yaşamı boyunca Sissi'den, "o pırlantalarla süslü" halkadan kurtulmak için çok uğraşacaktır. Ah Paris, vah Alain.... 1958'de, daha önce annesini üne kavuşturan "Liebelei"nin yeni uyarlaması "Christine" filmi için teklif alır. Partneri kimselerin henüz tanımadığı Alain Delon'dur. Film sinema açısından önemsizdir ama Romy'nin hayatını değiştirir. Paris'i ve Alain'i tanıdıkça ikisine de âşık olacaktır. Alain ile Paris'te kalır, sinemaya Fransa'da devam edecektir. Ancak memleketinde kıyamet kopar! "Galyalı genç bir horoz (Allah için güzel tüylü bir horoz) prenseslerini kapmıştır." Romy'e yaşamı boyunca taşıyacağı "hain" damgası vurulur. Alain Delon onu sinemada en büyük öğretmeni olacak olan Luchino Visconti ile tanıştırır. Visconti Romy'i "Yazık ki Fahişe" oyununda Alain Delon ile birlikte oynatır! Romy daha önce hiç sahneye çıkmamıştır, dahası Fransızcası tam oturmamıştır. Sonuç yine de büyük bir başarıdır! Kulis ise bambaşka bir alemdir. Romy Alain'e aşık, bir baba gibi gördüğü Visconti'ye hayrandır. Alain Romy'e sırılsıklam, Visconti Alain'e delidivanedir. "Boccacio 70" filminin Visconti'nin çektiği bölümünde kocası "kiralık kızlara müptela" baronesi oynar. Güzel barones sonunda kocasına kendisini para karşılığında vermeye karar verir. Coco Chanel giysilerini şık bir baştan çıkarıcılıkla tek tek üzerinden sıyırdığı ünlü striptiz sahnesi sinema tarihine geçer. Orson Welles'in "Dava" filmindeki rolüyle Fransa'da 1964 yılının en iyi yabancı aktristi seçilir. (Fransızların onu Fransız kabul etmelerine daha zaman vardır!) İki Amerikan yapımında oynadıktan sonra Yeni Dünya'ya uçar. Ancak bu macera kötü başlar. Alain Delon uzun bir mektup yazıp, babasından sonra onu terk eden ikinci önemli erkek olur. Amerika'da pek başarı getirmeyen üç filmde oynar. Amerika defteri daha ilk sayfalarında kapanır. Hayat bağları... 1965'de Alman tiyatrocu Harry Meyen'le evlenir. Ertesi yıl Berlin'de David'i dünyaya getirir. David, oğlu, her şeyi! Bir yıl, kendi deyimiyle tam bir küçük burjuva yaşamı sürdürür. Jacques Deray'in "Sen Benimsin" filminde Alain Delon ile kamera karşısına geçer ve Alain'e değil ama Fransa'ya ve sinemaya parlak bir dönüş yapar. Ardından dönemin "ümit veren genç yönetmenlerinden" Claude Sautet bir film teklifi getirir: "Hayat Bağları". Sıradan hayatlarda yaşanan sıradan sırların tarafsız bir gözle anlatıldığı bu filme Fransızlar bayılırlar, her şey ne kadar da sahicidir! Romy'nin Michel Piccoli ile uyumu ise anlatılmazdır. Aynı yönetmenin "Şeref Yolu"nda yine Michel Piccoli ile yeni bir başarıya imza atar. Derken Visconti, "Ludwig" filmi için ona hiç de yabancısı olmadığı bir rolü önerir. Avusturya Kraliçesi Elisabeth'i oynayacaktır. Elbette Elisabeth'in gerçek yaşamını! "Ludwig" hem Visconti'nin döktürdüğü, hem Romy'nin Sissi ile hesaplaştığı bir film olur. Claude Sautet'nin "Sen ve Ben"inde Yves Montand ve Sami Frey ile oynadığı yapmacıksız "aşk üçgeni" Fransızları yürekten vurur. A. Zulawski'nin "Önemli Olan Sevmek" filmindeki kompozisyonuyla Fransız Oscar'ı Cesar'ı alır. O nihayet Fransızdır! Başarı ve felaketler... "Savaş Kurbanları" filmi ile "Sissi"den sonra en yüksek hasılatı elde eden Romy, meneceri Daniel Biasini ile evlenmiştir. Kızı Sarah doğar. Üst üste oynadığı Claude Sautet'nin "Mado" ve "Basit Bir Öykü" filmleri, yönetmenin diğer filmleri benzeri Fransız küçük burjuva yaşamının 'olduğu gibi' sinemaya yansımasıdır. Ve ikinci Cesar'ını kazanır! Bertrand Tavernier'nin "Ölümü Beklerken" filminde medyanın "çiğnediği" bir kadındır. O ara medya da onu ezer geçer, eski kocası Harry intihar etmiştir, suçlu odur! Claude Miller'ın "Korkunç Şüphe"sini bitirdiğinde yine özel yaşamıyla manşetlerdedir. İkinci kocasından da boşanmıştır. Ardından yaşamının en büyük felaketi gelir. Oğlu David "akıl almaz" bir kazada, bahçe duvarından atlarken parmaklıkların üstüne düşerek ölür. Romy aylarca herkesten kaçar. Paris yakınlarındaki Boissy Sans-Avoir köyüne yerleşir. Sonunda "çalışmak bir yerde unutmaktır" diyerek "Saint Souci Yolcusu" filmine başlar. Savaşta kocasını, çocuğunu ve sonunda yaşamını yitiren kadında biraz da kendisini oynar. Filmi ölen kocası ve oğluna adama isteği önce fazla özel bulunur: Romy acıyla güler: "Özel mi? Bugün özel olan neyim kaldı? Eğer ben herkese aitsem, herkes de benim neleri kaybettiğimi bilmeli". Filmin jeneriğine "David'e ve babasına" yazısı girer. Yeni projeleri vardır. Alain Corneau ve Andre Techine ile film yapacaktır. Fassbinder onun için bir senaryo yazmaktadır. Ama 29 Mayıs 1982 sabahı perde kararır, ışıklar yanar, film biter. Son yıllarını yaşadığı Boissy Sans-Avoir köyünde oğlunun yanına gömülür. Bugün, 400 nüfuslu bu köyün minik mezarlığını ziyaret edenler, Rosemarie Albach yazılı mezar taşının yılın 365 günü çiçeklerle kaplı olduğunu görürler. Fransızlar, bir yabancı da olsa, Romy'i 23 yıldır unutmamışlardır. Darısı cenazesine herkesin koştuğu ama iki yıl sonra mezar yeri bile unutulan hafızası zayıf bir ulusun sanatçılarının başına diyelim. ruhun şad olsun Romy...

    sinemalar

  2. #57
    Durum:
    Çevrimdışı
    aşk_bu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    13.06.2006
    Yer
    Diyarbakır
    Mesajlar
    22,320
    Konular
    57
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Sinema dünyası Chabrol’e ağlıyor

    Sinema dünyası, 1950’lerde başlayan sinema akımı Fransız Yeni Dalga’nın kurucularından ve Fransız sinemasının yetiştirdiği en önemli yönetmenlerden Claude Chabrol’ü kaybetti. Paris Belediye Başkanlığı Kültür İşleri Başkanı Christophe Girard, dün Claude Chabrol’ün 80 yaşında hayatını kaybettiğini açıkladı. Ölüm nedeniyle ilgili bir bilgi ise verilmedi.
    Claude Chabrol, 1930’da Paris’te doğdu. 2. Dünya Savaşı yıllarını orta Fransa’da, Sardent adlı kasabada geçirdi. Savaş bitince Paris’e dönen Chabrol, Paris Üniversitesi’nde önce eczacılık okumaya başladı. Ailesi eczacılıkla uğraşıyordu ve Chabrol de eczacılığın alın yazısı olduğuna inanıyordu...

    Hitchcock’tan çok etkilendi
    Bir süre sonra hukuk okumaya başlayan Chabrol, savaş sonrası kurulan bir sinema kulübüne dahil oldu. Bu kulübe girmek, hem onun hayatının hem de sinema tarihinin seyrini değiştirdi. Çünkü ileride ‘Yeni Dalga’ sinemasını başlatacak ve bilinen sinema dilini yıllarca etkileyecek ekiple, Jean-Luc Godard, François Truffaut ve Eric Rohmer’le burada tanıştı. Chabrol de, Godard ve Truffaut gibi ‘Yeni Dalga’nın teorik temellerini atan Cahiers du Cinema dergisinde yazmaya başladı.
    1957’de Eric Rohmer’le birlikte Alfred Hitchcock kitabını kaleme aldı. Bu kitap Hitchcock hakkındaki ilk ciddi çalışmalardan biri olması bir yana, Chabrol için ayrı bir öneme sahipti. Kariyeri boyunca iki yönetmen onu çok etkileyecekti: Alfred Hitchcock ve Alman yönetmen Fritz Lang...
    1958’de ilk eşinden aldığı finansal destekle ilk filmi ‘Le Beau Serge’yi yönetti. 70’i aşkın sinema ve TV filmine imza atacak Chabrol, ilk filmini 2. Dünya Savaşı yıllarını geçirdiği Sardent’de çekti. Gerçekçi stiliyle dikkat çeken, işçi sınıfından karakterleri odağına alan film, Yeni Dalga akımının ilk örneklerinden sayılıyor.

    Berlin’de Altın Ayı heyecanı
    Bir yıl sonra yönettiği “Les Cousins” da, ilk filmi kadar alkış topladı ve Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı ile döndü. 1960’da ise Yeni Dalga’nın en önemli filmlerinden ‘Serseri Aşıklar’da (A Bout de Souffle) Jean-Luc Godard’ın teknik danışmanıydı.
    Claude Chabrol, 1968’de “Tamamen istediğim gibi çektiğim ilk filmim” dediği ‘Les Biches’i yönetti. Aynı yıl, bir diğer önemli Chabrol yapıtı olan ‘Le Femme Infidele’de izleyici karşısına çıktı. 70’ler ve 80’lerde Chabrol, artık Chabrol olmuştu. Anthony Perkins, Orson Welles, Romy Schneider, Rod Steiger ve Donald Sutherland’in de aralarında olduğu birçok önemli aktörle çalıştı. Polisiye türünde etkin yazarlardan Ed McBain, Georges Simenon ve Patricia Highsmith’in yapıtlarının uyarlamalarına imza attı.
    Duraklama dönemi yok!
    Usta yönetmen Chabrol, sinema alanında hiçbir zaman duraklama dönemi geçirmedi. ‘90’larda büyük beğeni toplayan “La Cérémonie” ve ‘Hell/L’Enfer’i yönetti. Son filmi “
    Bellamy”, 2009’da izleyici karşısına çıktı.


    Burjuva ahlakını sorguladı hep...
    Chabrol, politik görüşlerini, “Ben bir komünistim. Ama bu, buğday hasadıyla ilgili filmler çekmek zorunda olduğum anlamına gelmiyor” cümleleriyle açıklayacaktı. Buğday hasadıyla ilgili filmler yapmasa da, kariyeri boyunca burjuva ailesini didiklemeyi sürdürdü ünlü yönetmen. Burjuva ahlakını, ailenin içerisine cinayetler, entrikalar ve skandallar koyarak sorguladı, iki yüzlülüğü eleştirdi. Bunu yaparken de, izleyicisiyle bağını hiç koparmadı; onları hiç küstürmedi. Yeni bir Chabrol filmi izleme fikri, yönetmenin yarım asırlık kariyeri boyunca sinema meraklılarını heyecanlandırmayı sürdürdü.

    milliyet 13 Eylül 2010

  3. #58
    Durum:
    Çevrimdışı
    aşk_bu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    13.06.2006
    Yer
    Diyarbakır
    Mesajlar
    22,320
    Konular
    57
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart







  4. #59
    Durum:
    Çevrimdışı
    Denizkisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Editör
    Üyelik tarihi
    20.08.2009
    Yer
    Brussel / C.H.D.C
    Mesajlar
    50,812
    Konular
    11
    Verdiği Beğeni
    141

    Aldığı Beğeni: 315

    Bahsedilme
    7 Mesaj

    Standart Cevap: Romy Schneider

    Alain Delon ve Romy Schneider


    #Yil #1962





    <img src=http://i64.tinypic.com/ckunq.jpg border=0 alt= />

Sayfa 12/12 İlkİlk ... 289101112

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 2 kullanıcı var. (0 üye ve 2 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.