Sayfa 1/75 123451151 ... SonSon
372 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Tuncel Kurtiz

  1. #1
    Durum:
    Çevrimdışı
    cenup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emektar
    Üyelik tarihi
    16.12.2006
    Yer
    centrum permanebit
    Mesajlar
    17,927
    Konular
    240
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Tuncel Kurtiz



    Tuncel Kurtiz (d. 1936 - İzmit) Sinema ve tiyatro oyuncusu, yönetmen, yapımcı, senarist.

    İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirmiştir. İlk kez 1959 yılında Dormen Tiyatrosunda oyunculuğa başlamış olan sanatçı, sinema filmlerinde rol almıştır. Sürü filmiyle zirveye çıkan sanatçı, doğayla içiçe yaşamayı sever. Hacı adlı dizide başrol oynamıştır.

    Ödülleri

    * 2002 Sadri Alışık Ödülleri, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, Şellale
    * 1997 Ankara Film Festivali, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, Akrebin Yolculuğu
    * 1994 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, Bir Aşk Uğruna
    * 1986 Berlin Film Festivali, En İyi Erkek Oyuncu Gümüş Ayı Ödülü, Hiuch HaGdi
    * 1981 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Senaryo Ödülü, Gül Hasan
    * 1981 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi 3. Film Ödülü, Gül Hasan

    Oynadığı Bazı Tiyatro Oyunları


    * Çok Tuhaf Soruşturma
    * Şeyh Bedrettin
    * Keşanlı Ali Destanı
    * Mahabaratta
    * Devri Süleyman
    * Zafer Madalyası
    * Altın Yumruk

    Oynadığı Bazı Sinema Filmleri


    * Yaşamın Kıyısında - 2007
    * İnat Hikayeleri - 2003
    * Şellale - 2001
    * O da Beni Seviyor - 2001
    * Kumru - 2000
    * Hoşçakal Yarın - 1998
    * Akrebin Yolculuğu - 1997
    * Safiye Hatun / Grafin Sophia Hatun 1997
    * Çökertme - 1997
    * Işıklar Sönmesin - 1997
    * Usta Beni Öldürsene - 1996
    * İstanbul Kanatlarımın Altında - 1996
    * Tabutta Rövaşata - 1996
    * Cemile Ve Umudun Masalı - 1995
    * Bir Aşk Uğruna - 1994
    * Aşk Ölümden Soğuktur - 1994
    * Ağrı'ya Dönüş - 1993
    * Dunkle Schatten der Angst - 1993
    * Duvar - 1983
    * Bereketli Topraklar Üzerinde - 1979
    * Gül Hasan - 1979
    * Sürü - 1978
    * Kanal - 1978
    * Otobüs - 1974
    * Umut - 1970
    * Kuduz Recep (Aslan Arkadaşım) - 1967
    * Krallar Ölmez - 1967
    * Bana Kurşun İşlemez - 1967
    * Silahların Kanunu - 1966
    * At Avrat Silah - 1966
    * Ağaların Savaşı - 1966
    * Silahına Sarılan Adam - 1966
    * Kanunsuz Dağlar - 1966
    * Karanlıkta Vuruşanlar - 1966
    * Kıran Kırana - 1966
    * Nikahsızlar - 1966
    * Çirkin Kral- 1966
    * Çingene - 1966
    * Zehirli Kucak - 1966
    * Kanunsuz Yol - 1966
    * Hudutların Kanunu - 1966
    * Yiğit Yaralı Olur - 1966
    * Konyakçı - 1965
    * Son Kuşlar - 1965
    * Haracıma Dokunma - 1965
    * Sokakta Kan Vardı - 1965
    * Krallar Kralı - 1965
    * Ben Öldükçe Yaşarım - 1965
    * Bir Caniye Gönül Verdim - 1965
    * Bitmeyen Yol - 1965
    * Üçünüzü de Mıhlarım - 1965
    * Babasız Yaşayamam - 1965
    * Sayılı Kabadayılar - 1965
    * Büyük Şehrin Kanunu - 1965
    * Sokaklar Yanıyor - 1965
    * Güzel Bir Gün İçin - 1965
    * Şeytanın Uşakları - 1964

    Oynadığı Bazı Dizi Filmler

    * Asi
    * Kara Duvak
    * Hacı
    * Alacakaranlık
    * Kurtlar Sofrası
    "I want you to make a list of all your favorite things, and I want to be on it."
    ~Ignite Me

  2. #2
    Durum:
    Çevrimdışı
    cenup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emektar
    Üyelik tarihi
    16.12.2006
    Yer
    centrum permanebit
    Mesajlar
    17,927
    Konular
    240
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart



    Tuncel Kurtiz, Antakya Ortodoks Kilisesi'nin bahçesinde Can Yücel'den dizeler okuyor.

    Antakya'ya nazır Tuncel Kurtiz

    Müjgân HALİS

    Duvar'da Ali Emmi, Sürü'de Hamo Ağa, Umut'ta Hamal Hasan, Bereketli Topraklar Üzerinde'de Kürt Cemal'di. En kral arkadaşı, bir Çirkin Kral'dı. Berlin Film Festivali'nde bir İsrail filmi olan Kuzunun Gülümseyişi'yle 'En İyi Erkek Oyuncu' ödülünü aldı. Yaşamın Kıyısında ile 'En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu' seçilen Kurtiz, şimdi ise bir dizide sonradan görme Cemal Ağa'yı canlandırıyor...

    1936'da İzmit'te doğan, tiyatro aşkına üniversite bitirmeyen, kaymakam bir babanın oğlu olan Kurtiz, hayatının büyük kısmını parasız geçirmiş. İlk banka hesabına, son evliliğini yaptığı Menend Hanım'ın önerisiyle 55 yaşında sahip olmuş. Kurtiz'le dizi çekimlerinin sürdüğü Antakya'da her sabah 05.30'de yaptığı spordan sonra buluştuk, bütün gün onun rehberliğinde Antakya'yı gezdik. O söyledi biz dinledik, o anlattı biz gülümsedik, o içlendi biz duygulandık. Sekiz yıldır Kaz Dağları'nda yaşayan ve şimdi yaşadığı yerin yok edilmesine büyük bir öfke duyan bizim buraların 'Charles Bukowski'si Tuncel Kurtiz'le zamanda bir yolculuk yaptık...

    - Asi'de nasıl yer aldınız?
    - Yıllarca dizi yapmayacağım diye kafaya koymuştum. Ama nasıl yaşayacaksın? Peter Brook'un "Tok aktör aç aktörden daha iyidir," diye bir lafı vardır, bizim dizilerde oynama nedenimizi çok güzel anlatır. Bu sene gelen birkaç teklif arasında en hoşuma giden Asi'nin senaryosu oldu. Cemal Ağa diye sıfırdan başlayıp zengin olan bir sonradan görmeyi oynuyorum. Sonradan görmelik, Ertuğrul Özkök'ün dediği MC arabayı görmeme şeklinde bir sonradan görmelik değildir, hazmedememişliktir.

    - Yaşamın Kıyısında'da izledik sizi...
    - Fatih Akın çok beğendiğim bir delikanlı. Yaşamın Kıyısında'da çok zevkle çalıştım. Bir Türk-Alman ortak yapımı olması güzeldi. Yerini buldu ki, Oscar'a aday. Ve göçmen işçi problemini güzel anlattı; yok olan, acılar çeken bir neslin çok sağlam insanlar da çıkardığının kanıtı.

    - İlk film teklifi ne zaman geldi?

    - Şeytanın Uşakları ilk filmim. Sema Özan ve Orhan Günşiray'la birlikte rol aldık. Pek keyif almamıştım, hemen tiyatroya döndüm.

    GÜNEY'Lİ YILLAR
    - Yılmaz Güney'le bu filmden sonra mı tanıştınız?

    - Yılmaz'la arkadaşlığımız üniversite yıllarında başlar. İkimiz de hikâyeciydik. Cezaevinden Boynu Bükük Öldüler romanıyla çıkmıştı. Çıkar çıkmaz beni buldu, "Film yapacağız," dedi. Ben "Sevmiyorum," dedim. "Şimdi böyle şeyler yapacağız, ileride daha güzel şeyler yapacağız," dedi. Ard arda filmler yaptık ama bu arada ben tiyatrodan hiç kopmadım.

    - Lütfi Akad da hayatınızda önemli bir insan galiba...

    - Evet, Yılmaz'la Hudutların Kanunu'nu çekmek üzere Urfa'ya gittiğimizde tanıştım Lütfi Akad'la. Ondan çok şey öğrendim, bana Caravaggio'yu ilk tanıtan insandır.

    - Bir de Devri Süleyman döneminiz vardı...

    - Çok severek oynadığım bir oyundu, şöyle başlıyordu: "Oyunumuzun adı Devri Süleyman, Süleyman dedik diye kimse alınmaya kimse gocunmaya. Bu Süleyman başka Süleyman, bu Süleyman Süleymaniyeli muhtar Süleyman. Açalım bakalım kara kaplı kitap ne dedi, efendim adet olmuş bir kere, moda olmuş iki kere, ekmek davası üç kere kimse gocunmasın dört kere. Söyleyelim şarkımızı edelim raksımızı zevki ab eyleyelim cümle halkımızı..." Aydın Engin yazmıştı, başımıza çok iş açtı. Oyunu Danıştay kararıyla adını Devri Küheylan diye değiştirip oynayabilmiştik.

    - Tepkiler nasıldı?
    - Tabii ortalık uçuyor, kabare düzeninde ama politik bir oyun. Yine dava açtık, yine kazandık, çok büyük ilgi görüyordu. Derken bir gece ansızın geldiler. Bizim 250 bin lira vererek aldığımız 600 kişilik tiyatromuzu yaktılar, sabahleyin tiyatro küldü. O arada ben asker kaçağıydım, ihbar edildim ve Muş'a askere gittim. Yılmaz Güney de askerdi. Birlikte ev tuttuk, Umut'un hikâyesi orada çıktı. Umut'u çektik, Komünist (Çiçek) Arif yurtdışına çıkardı, film büyük sükse yaptı.

    - Bunlar 12 Mart döneminde yaşanıyor değil mi?
    - Balyoz harekatı da o günlerde başladı, Yılmaz içeri alındı. Ben yurtdışında kaldım. Umut filmi bana kanat oldu. Otobüs'ü, Cezayir'de de Bebek'i çektim. Yaşar Kemal'in Teneke'sini Göteborg Şehir Tiyatrosu'nda sahneye koydum, ardından İsveç Devlet Tiyatrosu'nda yine Yaşar Kemal'in Yağmurlar Gebedir oyununu yaptım.

    - Türkiye'ye ne zaman döndünüz?
    - 1974'te bir belgesel yapmak üzere geldim, babamın arkadaşı Turan Güneş artık Dışişleri Bakanı olmuştu. Yılmaz Kayseri'de hapisteydi, ziyaret ettim, bana Sürü'nün hikâyesini verdi.

    - Ne yaptınız peki?
    - Hikâyeye ve role hayran oldum. Zeki Ökten, Tarık Akan, Melike Demirağ ve ben trene binip Siirt'in Pervari'sine, oradan da Meydanı Süleyman'a gittik. Artık Yılmaz Güney'in bana taktığı iki kanadım vardı, biri Umut, diğeri Sürü.

    - Gümüş Ayı'yı bir İsrail filmiyle almanız ironik...
    - Sürü'den sonra beni İsrail'e çağırdılar. Orada iki film teklifi aldım ama bir sorun vardı. Arapça oynayacaktım ve ben Arapça bilmiyordum. Param yoktu, "Oynarım," dedim. 1987'de Berlin Film Şenliği'nde En İyi Erkek Oyuncu ödülüyle Gümüş Ayı aldım. Gina Lollobrigida jüri başkanıydı ve benim gençlik aşkımdı. Defterimde onun fotoğrafları vardı lisedeyken. "Nihayet karşılaştık, seni öpebilmek ne büyük bir şey," dedim ve elini öptüm.

    - Mahabarata diye bir oyununuz var, 12 saatlik...
    - Evet Peter Brook'un yönetiminde Mahabarata'yı üç yıl boyunca dünyanın her yerinde oynadım. Almanya'ya döndüğümde yine işsizdim, unutulmuştum.

    - Ardından da Şeyh Bedrettin'li yıllarınız geliyor değil mi?
    - Hayatımda en övündüğüm iştir. Zaten Şeyh Bedrettin Destanı'nı İstanbul'daki festivale getirdikten sonra geldim ve bir daha dönmedim.



    Ben bir komünistim

    - Bundan sonrasına ilişkin çok yapmak istediğiniz şeyler var mı?
    - Hiç vaktim kalmadı, artık kendime ayırmak istiyorum zamanımı. Ölmeden Şeyh Bedrettin Destanı'nı film yapacağım. Reis Çelik'le bu projenin üzerinde çalışıyoruz. Edremit'te bir atölye kurup, orada oyunculuk üzerine çalışmalar yapmak istiyorum. Yazmaya hevesim var ama henüz anılarımı yazmak istemiyorum.

    - Kendinizi politik olarak nasıl tanımlıyorsunuz?
    - Ben bir komünistim. Benim için komünizm; küçüğün büyük karşısında yaşayabileceği, zayıfın kuvvetlinin yanında olabileceği, herkesin ayakkabı giyme, okula gitme, yemek yeme özgürlüğünün olduğu, eğitimden herkesin faydalandığı bir dünya demek.

    - Son yıllarda çok mu milliyetçi olduk?
    - Ben milliyetçiliğe inanmam. Tabii ki yaşadığım toprakla övünürüm, aynı dili konuştuğum insanları severim, ama bütün dünya insanlarını da severim.

    - Bugünden o günlere baktığınızda ne söylemek istersiniz?
    - Valla her zaman zordu iş, şimdi daha zor. Bugünlerde Adorno'yu okumaya çalışıyorum, zor bir filozof. Ama bir cümlesi iyice kafama yerleşti: "Yanlış hayat doğru yaşanmaz."

    - Avrupa'da uzun yıllar yaşayan biri olarak, ne düşünüyorsunuz AB meselesiyle ilgili?
    - AB düşüncesine karşıyım, dünya birliğinden yanayım.

    ÇOK ŞANSLI BİR ERKEĞİM
    - Bütün bunlar olurken özel hayatınızda neler oluyordu?

    - Ben çok şanslı bir erkeğim. Kadın arkadaşlarım, aşklarım hep beni iki adım yukarıya fırlatmıştır. Onlardan çok şey öğrendim.

    - Aşklarınızı nasıl yaşadınız?
    - Aşk sürüp giden, ama nereye gittiği bilinmeyen bir maceradır. Bizim maceramız da 14 yıldır sürüp gidiyor, daha önce 12 yıl süren, ondan önce de beş yıl süren maceralar da yaşadım. Eşimle 20 yaş var aramızda, ama çok iyi anlaşıyoruz.

    - 71 yıllık hayatınızı film olarak düşündüğünüzde başrollerde kimler olur?
    - İlk önce Cahit Irgat, Can Yücel, Münir Özkul ve Özdemir Asaf. Özdemir Asaf bana şöyle yazmıştı: "Bazen bütünü unutup parçaya yöneliyorsun, parça bütünü parçalıyor." Can Yücel'in yanında susup dinlemeyi tercih ederdim. Yılmaz Güney arkadaşımdı, bunlar ağabeylerim. Sonra Ayberk Çölok, Erol Günaydın, Müşfik Kenter'le çok severiz birbirimizi. Ama hayatımın en büyük kahramanlarından biri Nazım Hikmet'tir.

    18 Kasım 2007/Sabah
    "I want you to make a list of all your favorite things, and I want to be on it."
    ~Ignite Me

  3. #3
    Durum:
    Çevrimdışı
    cenup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emektar
    Üyelik tarihi
    16.12.2006
    Yer
    centrum permanebit
    Mesajlar
    17,927
    Konular
    240
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart



    Tuncel KURTİZ, yaşamımızda yer etmiş yada etkilemiş bir çok filmin, oyunun baş kahramanı. Baş rol veya yan rollerde izlediğimiz üstat, gür sesiyle, duruşuyla aklımızın bir köşesinde bir gün tanışmak için can attığımız kişiler arasındadır.Kendisi ile röportaj yapma isteğimi dünya tatlısı eşi Menend Hanım’a ilettiğimde hemen kabul edilmek beni şaşırtmıştı. Yılmaz Güney’in Sürü filminden tutunda, kadrosunda olduğu için son oynadığı dizi Kara Duvak’a kadar takip ettiğim bu büyük oyuncunun gelsinler demesi içimi bayram çocuğu gibi bir sevinçle kapladı. Bu huysuz dede ( kendi tabiridir) ile röportajımı, sahip oldukları Zeytinbağı butik otelde yaptım. Oteli Ekim ayı sayımızda ayrıntılı olarak tanıtacağım.

    Adergi: Tuncel Kurtiz her yönetmenin ve her oyuncunun birlikte çalışmak istediği bir duayen. Sizce bunun en önemli nedeni nedir?

    Tuncel Kurtiz: Öyle değilim. Her yönetmen benimle çalışmak istemez. Çünkü huysuzum, çünkü araştırırım, sebepler sorarım. Niçin böyle derim. Senaryoya eleştirilerim varsa söylerim. Cümlelerim bana uymuyor derim. Bu cümleyi söylemek istemiyorum derim. Doğru değil bu cümle derim. Yani rejisörle sonuna kadar çatışırım. Ben böyle olduğum için benimle çalışmak isteyenler vardır. Birde böyle olduğum için çalışmak istemeyenler vardır.

    Adergi: Sizinle oynayarak kariyerine basamak eklemek isteyenler de vardır değil mi?

    Tuncel Kurtiz:
    Vardır sanırım. Ben de Münir Abi ( Özkul ) ile çalışmak için can verirdim. Cahit Irgaz’la beraber olmak büyük bir keyifti benim için. Bir Özdemir Asaf ile birlikte olmak, ondan bir şeyler almak. Tabi ki bizden genç olanlar, bizden bir şeyler almak isteyecektir. Zaten hep söyleyen, hep konuşan bir adamım ben, ben severim konuşmayı. Bir şeyler anlatırım durmadan.

    Adergi: Bir filmi, bir oyunu tek başına götürebilme başarısı sizin gibi birkaç oyuncuda var sadece. Böyle bir başarı kendi ülkenizi ve kendi kültürünüzü tanımaktan mı kaynaklanıyor yoksa sizinle aynı dönemlerde başlayan oyuncuların işine saygısından mı?

    Tuncel Kurtiz:
    Onu da kabul etmiyorum. Bir filmi, bir adam tek başına alıp götüremez. O hep beraber olur. İnanın bir kişi bunu katiyen yapamaz. Rejisör vardır, resijörle beraber diğer oyuncular vardır. Küçük roller çok önemlidir. Büyük rol daha da önemlidir. Mesela Sürü filmine baktığınızda, ben oynarım, Tarık oynar, Melike oynar ama, Yaman Okay oynar, bütün arkadaşların, oynayanların hepsinin bir özelliği ve emeği vardır.

    Adergi: Çalışmaktan keyif aldığınız ve henüz çalışmamış olup da çalışmak istediğiniz yönetmenler var mı?

    Tuncel Kurtiz:
    Olmaz olur mu? Müthiş oyuncular ve müthiş rejisörler var. Keşke onlarla beraber olabilsem. Çok var dünya üzerinde. Peter Brook’la gerçekten inanılmaz zor günler yaşadım. Ama harbiden de güzel günlerdi.

    Adergi: Size ödül getiren filmlerden bir Ağrıya Dönüş filminde o dönemin siyasi anlayışını gösteren cümleler vardı. O yorumlamalar şimdi gerçek oldu. Türk filmleri Türkiye siyasetinde uyarıcı veya belirleyicidir diyebilir miyiz?

    Tuncel Kurtiz:
    Onlar belki bilinçli olmayabilir ama şuur altında da çıkar o. Yaşadığımız hayatı anlatırken bilinçli olarak geleceğe atıfta bulunmayız. Ama bir bakarız ki, yaşadığımız hayatı doğru aktarabildiysek eğer, o zaman ileriye de atıfta bulunmuş olabiliriz. Mesela gene Tunca Yönder’in filmlerinde vardır bu. Tunca Yönder’in Bir Aşk Uğruna filmi Faruk Peker, Türkan Şoray, Can Gürzap ve ben oynadık. Orada mesela Can Gürzap’a hitaben bir sözüm vardı. Ankara’da politik güce sahip bir milletvekili ve ticaret erbabı bir kişi. İkisinin bileşmesi ile , işte Türkiye şöyle büyüyecek, böyle gelişecek. Acaba o gün, bu günün böyle olacağını bilerek mi söylemişti Tunca Yönder. Ama o gün o laflar söyleniyordu çünkü. Yani eğer gerçekçi olabiliyorsak, gerçeği doğru aktarabiliyorsanız geleceği de zaten saptamış olursunuz sinemada. Benim her ay izlediğim filmler vardır. Mesela bir tanesi Gillo Pontocorvo’nun Burn. Marlon Brando ve bir amatör siyah derili oynar. Adada isyan diye Türkiye’de 69 senesinde Atlas sinemasında gösterilir gibi oldu. 3 gün sonra kaldırdılar filmi. Çünkü bu günü anlatıyordu. Çünkü kapitalizm ve emperyalizm arasındaki ilişkiyi, kolonyalizmin ne olduğunu çok güzel anlatıyordu. Günümüzde daha farklı noktalardayız. Dış borçların yarattığı yeni orta sınıf üstüne doğru gidiyoruz. Hepsinde otomobil var, hepsinde modern dediğimiz toplumun yatları var, adaları var, yavaş yavaş oraya doğru giden bir orta sınıf üstü var. Orta sınıf da bu sınıfa yaklaşıyor. Çünkü alabildiğine büyük para giriyor şimdi Türkiye’ye. Niye geliyor bu para acaba? Çünkü ne Avrupa’da ne de Amerika’da Türkiye’deki gibi kar hadleri yok. Kendi ülkesinde 100 dolara 25 cent kazanıyorsa burada 100 dolara 50 dolar kazanıyor. Gelip de ne olacak bu para, bu para bolluğu içinde işte herkeste araba var, petrol en yüksek fiyata satılıyorken, ama bu bana Arjantin modelini hatırlatıyor. Vaktinde Arjantin’e gidenleri biliyorum. Nereye gidiyorsun diyordum, Arjantin’e diyorlardı. Niye ? büyük para var abi, bu adamlar tiyatro , sinema meraklısı entelektüel borsa oynayanlar. Alman arkadaşım şöyle söylerdi:” Onlar bizim güzel oyuncaklarımızdır Tuncel, bizim süslerimizdir” derdi. Tabi ki ilk fırsatta Arjantin’e gidiyordu. Çok para vardı Arjantin’de. Ne oldu? Birden bire bir gecede banka memurları işsiz kaldı, bankalar kapandı, borsanın %71’i yabancıların elinde, bankaların %47’si de onlarda. Yabancılar bizim kara kaşımızı, kara gözümüzü sevdikleri için mi geliyorlar, büyük paralar kazanmak için geliyorlar. Tunca Yönder’in filmlerinde vardır bunlar, öyle vekillerimiz vardı çünkü.

    Adergi: Şeyh Bedrettin oyununuz dilden dile dolaşan bir başyapıt. Bunu filmleştirmek istiyor musunuz?

    Tuncel Kurtiz:
    Olacak yapacağım. Mutlaka yapacağım. Çok değişik bir şey olacak. Varidatı gene belikli 1000 kişi izler ama, varidatı kimse bilmiyor. Okumuyorlar çünkü. Ben o filmde varidatı okumayacağım başka bir şey yapacağım. Yani ben hep söylerim, bizim sinemamız Yılmaz ( Güney ) ile konuşmamızda öyleydi. Yılmaz amerikan sinemasını taklit etmiştir başta. Kovboy filmlerinde ama, yine de kendi imzası vardı. Niye kovboy olmak zorundadır ki Türkiye’de? İşte kovboy olmanın zamanıdır diyor artık. Artık savaşacağız diyor, kötülere karşı. Ondan sonra bir noktaya geldik. Buraya varmak için uğraşılıyordu zaten, o da bize Brezilya sinemasından gelmiş bir cümleydi. Glauber Rocha’nın cümlesi. “ Biz ne Amerikan ticari estetiği, ne Avrupa burjuva estetiği nede Sovyet idealist estetiği ile beraber olamayız. Biz başkayız. Bizim fikirlerimiz başka, başka anlatalım. Başka söylememiz lazım, İran sineması da başka.”Hiç Amerikan sinemasını taklit etmek istemiyor yani. Ama Türkiye’de öylemi? Biz amerikan sinemasını taklit ediyoruz şu anda. Onlar gibi yapmak istiyoruz. Zeki Demirkubuz “ Kader” diye bir film yaptı. Bir Alman izledi ve “ klasik Türk filmi “ dedi. Ne olsun istiyorsun dedim. Tabi ki Türk filmi olacak. Bu sebeplerden az bir parayla çekebilmenin yollarını arıyorum filmi. Çok değişik olacak. Bizi nasıl anlatabiliyorsak, bir hikayeyi öyle anlatacağım. Ama nasıl yapacağımı şimdi burada anlatmayacağım.

    Adergi: Son dönem oyuncularının ağzından sık sık duyduğumuz bir söz var. “ Rol üzerime yapışıp kaldı, kurtulamıyorum” siz bundan nasıl sıyrılıyorsunuz?

    Tuncel Kurtiz:
    gayet tabi ki roller insanı etkiler. Ama orada kalınmaz yani ben bir rolle uğraştığım zaman yarısı ben, yarısı o adam olur. Beni etkiler ama rolü bir ceket gibi üzerime giymem. Sadece o adamla o rolü yavaş yavaş düşünmeye çalışırım. Ama onun gibi düşünürken o ben olurum. Benim gibi düşünürüm yani. O durumdaki Tuncel olurum. O yüzden kendimi seyrederken rahatsız olurum. İlk geceleri görmek istemem. Orada perdede gördüğüm adam ben değilim, başka birisi de değil ama bende varım içinde. O baya rahatsız eder ama, aradan zaman geçtikten sonra keyif verici bir şey olur. Mesela 10 sene sonra Otobüs filmimi izlerken vay be diyorum, ne biçim oynamış herif diyorum. Beğeniyorum kendimi o zaman. Ama ilk anda seyredemiyorum yani. Tabi ki rol insanı etkiler ama yapışıp kalmak, o zaman tipe, prototip oluyorsun. Bana bir eşcinsel rolü oynar mısınız diyorlar. Cevaplar değişik oluyor. Bir arkadaşın cevabı “ Bu soruyu duymamış olayım” oluyor. Şimdi ben eşcinseli niye oynamayayım. Ben Heteroseksüel de oynuyorum. Ne olacak yani. O ben olmam ki, o da bir karakter olur. Fikret Kuşkan’ın oynadığı o harikulade “ Dönersen Islık Çal” çocuğun başına neler getirdi. Ne zorluklar yaşadı çocuk o rol yüzünden. Çok iyi bir oyuncu bir kere Fikret Kuşkan. Keyif verici bir oyuncu. Ama yapışıp kalmak olur mu? Ben eşcinsel oynayınca eşcinsel olmam. Katili oynayınca da katil olmam. Kayseri’de başıma geldi, hacı’yı oynarken. Bir belediye başkanı sordu “ Tuncel Bey hacca gittiniz mi?” diye. Hayır dedi. “ Gitseniz daha iyi oynardınız “ dedi. Ben de siz belediye reisisiniz değil mi? Dedim. “Evet “ dedi. Peki dedim, sizin o rolünüzü yazsak ve ben sinemada oynasak acaba siz mi daha iyi oynarsınız yoksa sizi ben mi iyi oynarım? Öyle kalakaldı. Sonra içerde Büyükşehir belediyesinden fırça yemiş duyduğuma göre. Ne karışıyorsun böyle şeylere diye.

    Adergi: Neden babanızın görev yaptığı diğer yerler değil de Edremit’e yerleştiniz?

    Tuncel Kurtiz:
    Efendim hatırladığım kadarıyla babamla, Kırıkkale, Reşadiye, Kandıra, Posof’tan sonra Ayvalık’a geldik. Bunlar harika seyahatlerdir. 46 yılında Ardahan’dan Posof’a gidiş kolay değildi ama güzeldi. Ben bu medeniyetten de hoşlanmıyorum hiç. Biraz egoistçe bir geliş aslında buraya. Her şeyimizi satıp savıp geldik buraya. Kaz dağının eteğindeyiz. Eğer Agamemnonlar, Akileuslar gelirse onlarla savaşacak gücümüz yok ama, bir top şuraya, bir top şuraya dikeriz ondan sonra yavaş yavaş kaz dağının tepesine doğru çıkarız. Nereye kadar gelebilirler ki, gelemediler daha, yine gelemeyecekler. Ben ümitsiz değilim Türkiye’mden, sonuna kadar umutluyum. Evet büyük sıkıntılar yaşayacağız bundan sonra bana öyle geliyor. Ama bu krizlerin içinden Türkiye aydınlığa çıkacaktır. Kemalist rejim , 2. cumhuriyet bu sözler? Nasıl 2. Cumhuriyeti kuracaksın. Cumhuriyet zaten kurulmuştur. Nasıl kurulmuştur. Koskoca bir Osmanlı İmparatorluğu çökmüştür. Altında büyük acılar var. Benim ailem Yugoslavya’dan gelmiş kırım savaşı sırasında. Baba tarafım Selanik’ten gelmiş. Sabetay değilim, olanlara da karşı değilim. Babamın dayısı Tahsin Uzer’dir. Piriştine’de doğmuştur. Sonra da Erzurum Valiliği, Şam Valiliği yapmıştır. Acılar çekmişler Rumeli’den gelenler çok büyük acılar. Büyük göçler yaşanmıştır. Taa Karadağdan buraya gelen bir arkadaşımın ailesi, Selanik’e 6 ayda gelir. Oradan bir gemiye binerler, İzmir üzerinden Hayfa’ya giderler. Oradan buraya geldiklerinde ailenin yarısı yollarda ölmüştür. Bizde Posof’tan Ayvalık’a geldik. Ayvalık’ta 6 ay kadar kaldık. Babam bir imtihan kazandı Amerika’ya gittik. 2,5 sene sonra Türkiye’ye döndük. İzmit’te ilkokulu bitirdim. Sonra Silifke’ye tayini çıktı. Hem kaymakamlık yaptı hem de İngilizce öğretmenliği. Frak giyerdi 29 Ekim bayramlarında. O Atatürk’e inanmış bir adamdı, bende inanıyorum. Oradan Tarsus’a tayin edildik. Tarsus’da demokrat kaymakam dediler, Halk Partili kaymakam dediler. Sonra Edremit’e tayin ettiler. Ben geldiğimde orta 2 deydim. 1950 yılında 14-15 yaşında, Edremit’te kendime geldim. Edremit’teki Cumhuriyet Ortaokulu bana harikulade öğretmenler sundu. Bir edebiyat öğretmeni Fikri Bey, müdürümüz Zeki Bey, Fransızca öğretmeni Melahat Hanım, jimnastik öğretmeni o harikulade Salih Köktürk, bizi doğaya götürdü. 19 Mayıs bayramlarındaki kutlamalarımız, tiyatro yapardık, okulda duvar gazetemiz vardı, izci oymağımız vardı o yıllarda. Babam bu arada İngiltere’ye davet edildi. 1951 de kaçtım ben evden. Çünkü Salih Bey ve arkadaşlarımda kamp kurmak istiyorduk burada ve o kampı yaptık. O zamanlar buralar ( sahil şeridini göstererek ) bahçeydi, çok güzeldi. Bu şekilde yozlaşmamıştı sahil. Beton yığınlarına dönüşmemişti. Çük bilinçsiz yapıldı bütün bunlar bu gün. Edremit’ten sonra Balıkesir lisesine gittim ben, sonra Haydarpaşa Lisesine gittim 2 sene kadar okudum, çakınca İzmit’e gittim yine. Artık Hemingway, Cahit Irgaz okuyordum, arkadaşlarımla değiş tokuş yapıyorduk kitapları. Boğazı, Beyoğlu’nu barları yaşamaya başladım. Halkevleri kütüphanelerine gittim kapatıldığı halde, kaymakam bey izniyle. Orada Dostoyevski, Emile Zola, Maksim Gorki’yi okudum. Kuyucaklı Yusuf’u okuyunca babama “ şehir kulübüne gitme , poker oynama” dedim. İşte böyle bir şey Edremit benim için. Ben Edremit’in tarihinden, bana öğrettiklerinden tercih ettim. Tuncel Kurtiz’i yakından tanımak istiyorsanız eğer, Bölük Pörçük adıyla piyasaya sürülen ama ne hikmetse, Da Vinci’nin şifresinin Türkiye’deki bir günlük satış rakamına bile ulaşmayan eserini okuyun mutlaka. Kitap adı gibi bölük pörçük anlatılmış ama, hiçbir yerde duyamayacağımız, öğrenemeyeceğimiz kadar Tuncel Kurtiz’in yaşam sancılarını ve Türk sinemasını, Türk tiyatrosunu anlatıyor.Kitabı Boyut Yayınlarından 2004 yılında çıkmış.

    04.09.2007/adergi.com
    "I want you to make a list of all your favorite things, and I want to be on it."
    ~Ignite Me

  4. #4
    Durum:
    Çevrimdışı
    cenup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emektar
    Üyelik tarihi
    16.12.2006
    Yer
    centrum permanebit
    Mesajlar
    17,927
    Konular
    240
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    ARMADA’DA “KÜÇÜK OTELLER ŞENLİĞİ ve PAZAR KEYFİ”

    "Hacı" dizisinde başrolüyle bugünlerde yine çok gündemde olan Tuncel Kurtiz de
    eşiyle birlikte Zeytinbağ Çamlıbel Köyü'ndeki otelini tanıttı.

    ++

    Kaynak:armadahotel.com.tr
    "I want you to make a list of all your favorite things, and I want to be on it."
    ~Ignite Me

  5. #5
    Durum:
    Çevrimdışı
    cenup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emektar
    Üyelik tarihi
    16.12.2006
    Yer
    centrum permanebit
    Mesajlar
    17,927
    Konular
    240
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Yaşamın Kıyısında...

    ++

    ++

    ++

    ++
    "I want you to make a list of all your favorite things, and I want to be on it."
    ~Ignite Me

Sayfa 1/75 123451151 ... SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Tanju Tuncel
    By Askoyunu_ekin in forum Yerli Oyuncular
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 29-08-11, 17:06:09
  2. Kubilay Tunçel
    By emresefer in forum Dizi ve Film Senaristleri & Yönetmenleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 31-07-07, 23:28:27

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

casino siteleri
vdcasino
vdcasino
Listeler
fragmanlar
Yuregininsesi
juul
One Hit Wonder
yerli filmler
kartal escort
maltepe escort
ilbet
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
canlı bahis siteleri
escort ankara
deneme bonusu veren siteler
Mobil Ödeme bahis
bahis
deneme bonusu
ilbet giriş
ilbet giriş
ilbet
maltcasino giriş
meritroyalbet
güvenilir casino siteleri
canlı casino
meritroyal bet
casino siteleri
canlı rulet
cratosslot giriş
izmit escort
izmir escort
eryaman escort
porno izle