Sayfa 8/8 İlkİlk ... 45678
36 sonuçtan 36 ile 36 arası

Konu: Söz - Senaryolar

  1. #36
    Durum:
    Çevrimdışı
    Osysia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    20.10.2017
    Yer
    Mavi Liman...
    Mesajlar
    2,475
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    1,833

    Aldığı Beğeni: 1,040

    Bahsedilme
    2 Mesaj

    Standart Cevap: Söz - Senaryolar

    Son defa başınızı ağrıtıp gözlerinizi yoruyorum.
    Sabrınız için teşekkürler.





    Söz Sezon 3... part 9:

    *****

    Zaman: YavBah Cenaze töreninden 2 yıl 7 ay 3 hafta 5 gün sonra...
    Yer: Ortadoğu’da, sıcak çatışma yaşanan şehirlerden biri.

    Yavuz: “Seni hastaneye bırakayım, neye ihtiyacın varsa al. Benim de birkaç hazırlık yapmam lazım. Hazırlanınca ararsın, seni hastaneden alırım gideriz.”
    Bahar: “Tamam...” derken Yavuz’un telefonu çaldı.
    Yavuz: “Alo?”
    Savaş: “Acelen var biliyorum ama şu bahsettiğin kayıtları daha çabuk almama imkan var mı? Ece’ye bunu yapanların peşine biran önce düşmek istiyorum da.”
    Yavuz: “Kayıtlar! Alabilirsin tabii. Ece’nin hastaneden alacakları var ben onu bıraktıktan sonra sana uğrar bırakırım.”
    Savaş: “Tamam aynı lokantada bekliyorum.”

    Yavuz, Bahar’ı hastaneye bırakıp oradan ayrıldı. Barış’la alakalı aldığı bilgiler doğrultusunda gidecekleri evin konumuna, yerine baktı. Eksiklerini tamamladı. Kayıtları alıp Savaş’ın yanına doğru yola koyuldu. Yolda Hamit’i aradı.

    Yavuz: “Ece Yılmaz’la alakalı herhangi bir bülten çıkarılmış mı, kontrol eder misin?”
    Hamit: “Hayır yok! Daha önce baktığımız gibi...”
    Yavuz: “Birinci dereceden terör suçlusu, tek seferde 196 kişi öldürmüş, yüzlerce yaralı var. Son 4 yılda yapılan eylemlere ait dekontlar, fotoğraflar, mailler var... daha önce adının bulaştığı ama ispatlanamayan eylemler var ama hiçbir yerde aranmıyor! Nasıl? Niye?”
    Hamit: “Bir şeylerin peşindeler.”
    Yavuz: “Angela’nın kardeşinin adı Ethem’miş. Bahar’ın dediğine göre patlamadan kalma yaraları varmış. Sol elinin üç parmağı yokmuş. Ama kayıtlarda öyle biri yoktu.”
    Hamit: “Aile’nin biran önce icabına bakmamız gerek.”
    Yavuz: “Şu Ethem’i bi bulup icabına bakalım da... şu Kendal’ı halledecektim ama Barış yaralanmış. Elimizden kaçtı herif. Savaş da burada, bir şeylerin peşinde. Şimdi onun yanına geldim. Senden haber bekliyorum.”

    Yavuz tekrar Savaş’ın beklediği yere gelmişti.

    Savaş: “Otursana, seninle konuşmak istediğim bir şeyler var. Hazır başbaşayız...”
    Alp: “Ece’yi hastaneye bıraktım. Hazır olunca arayacak, o zamana kadar...”
    Savaş: “Beni yanlış anlamanı istemem, sadece kardeşimi korumaya çalışıyorum.” dedi, konuşurken gerçekten kardeşi için endişelenmekten çok arkasından iş mi çeviriyor gibi samimiyetsizdi ses tonu.
    Alp: “Sizi dinliyorum.”
    Savaş: “Ece’nin senden önce evli olduğundan haberin var mı?”
    Alp: “Ooo... şu Sarı Komutan meselesi... meşhur.” derken, gülümseyerek başıyla onayladı, derin bir nefes aldı ve “Evet! Haberim var. Hatta başka şeylerden de haberim var.” dedi tehditkar bir tonlamayla, Ece’nin gerçek kimliğini bildiğini belli etmek için bilerek kullanmıştı Sarı Komutanı, gözlerinin içine bakarak “Gerçek kimliğinin Ece olmadığını, üstelik gerçek Ece Yılmaz’ın başının belada olduğunu da biliyorum.”
    Savaş: “Nereden öğrendin tüm bunları? Ece mi anlattı yoksa?”
    Alp alayla gülümsedi: “Bir kısmını o anlattı. Gerisini de ben öğrendim. Gazeteciyim ben unuttunuz mu, benim işim araştırmak.”
    Savaş tereddütle: “Başka ne biliyorsun?”
    Alp: “Başkaaa... şu bahsettiğiniz komutana zamanında ne kadar çok aşık olduğunu biliyorum. O ve mesleği için nelerden vazgeçtiğini, neleri arkasında bıraktığını, tek başına neleri göğüslediğini... onu kaybettiğinde neler hissettiğini...”
    Savaş: “Tüm bunları, kocasının ardından yıllardır yas tuttuğunu, kendini öldürmek için buralara sürdüğünü bilmene rağmen onun evlenme teklifini kabul ettin öyle mi?”
    Alp: “Evet! Ece’nin kendine verdiği ölüm cezası aslında yollarımızın kesişmesi için gereken bir hamle olmuş belli ki. Bu fırsatı neden geri çevireyim?”
    Savaş: “Yani sence hayatını kökten değiştireceği kadar aşık olduğu adamı bu kadar kısa sürede unutup birden seni sevmeye başladı öyle mi?”
    Alp: “Tam öyle değil aslında... zamanında benim de başımdan zorlu bir evlilik geçti, Ece’yi anlıyorum, çok önemli değil çünkü hepsi geçmişte kaldı. Biz yeni bir şansı hak ediyoruz.” dedi ve ayağa kalktı. “Ece’yi alıp yaralanan adamımın yanına gitmem lazım. Söz verdiğim gibi görüntüler burada.” diyerek elindeki flashdiski uzattı.

    Zaman: YavBah Cenaze töreninden 2 yıl 7 ay 3 hafta 6 gün sonra...
    Yer: Ortadoğu’da, sıcak çatışma yaşanan şehirlerden biri.

    Yavuz Bahar’ı hastaneden alıp yola koyulduğunda saat gece yarısını geçmişti.

    Yavuz: “Uyu istersen, Epey yolumuz var.”
    Bahar: “Uykum yok. Ne konuştunuz Savaş’la?”
    Yavuz, güldü, muzip bir bakış attı: “Hiç! Senin Sarı Komutan’dan bahsetti... ona ne kadar aşık olduğundan... arkasından ne kadar ağladığını, ne kadar yas tuttuğunu, kendini ne kadar heder ettiğini...” dedi Bahar’ın tepkisini ölçmek için göz ucuyla baktı.
    Bahar gülümsedi: “Gıcık! Bilmediğin şey sanki!”
    Yavuz: “Öyle ama başkalarından duymak da çok güzeldi. Abin de öyle güzel anlattı ki neredeyse kendi kendimi kıskanacaktım.”
    Bahar: “Kahpe kader! Yok ki şöyle birileri, biz de soralım da arkamızdan neler yaşamışsın bi öğrenelim... şimdi gidip sorsam herkes kesin arkandan ölmek için çok yakışıklıyım dedi ve bindi motoruna gitti der. Hala unutmadım timinle çorbamı çekiştirdiğin günleri.”
    Yavuz: “Yooo kim? Benim haberim yok! Yalandır, iftiradır hepsi.”
    Bahar güldü: “Çok kötüsün Sarı Komutan!”
    Yavuz: “Uuu Sarı Komutan geldi, durum ciddi diyorsun.”
    Bahar: “Arkamdan hiç üzülmemiş bile. İnsan bari üzülmüş gibi yapar. Ayıp ayıp!”

    Yavuz arabayı soldaki yola ani bi hareketle döndürdü.

    Bahar: “Hayırdır? Geldik mi?”
    Yavuz: “Takip ediliyoruz.”
    Bahar: “Kim acaba?”
    Yavuz: “Öğreniriz.” dedi, arabayı durdurup indi.

    Peşlerinden gelen araba yolun başına gelmeden az ilerde durmuş bekliyordu, Yavuz tarafından fark edildiklerini anlayınca ilerlemeye başladılar.

    Bahar: “Gittiler mi?”
    Yavuz: “Şimdilik!”
    Bahar: “Ne yapacağız?”
    Yavuz: “Hazır durmuşken üstümüzü değiştirelim. Gittiğimiz yerde böyle fazla dikkat çekeriz.”
    Bahar: “Tamam.” dedi, Yavuz’un getirdiği giysilere baktı.
    Yavuz: “Berberi türbanı.”
    Bahar: “Biliyorum, Fas’ta görmüştüm daha önce, kum fırtınalarından korunmak için takmıştık.”
    Yavuz: “Fas!!” dedi şaşkınca, “Bakalım daha başka neler öğreneceğiz seninle ilgili... bilseydim abine daha çok şey sorardım. Malum sen geçmişinle alakalı pek bir şey anlatmıyorsun.”
    Bahar biraz durgun: “Bilmen gerekeni anlattım zaten. Geri kalan kısmını soruyorsan... seninle çok iyi şartlarda tanışmadık biliyorsun. O yüzden eski hikayeleri açıp canını daha fazla acıtmak istemedim.”
    Yavuz: “Fas’a eski sevgilinle gittin yani?”
    Bahar: “Ya bu konuşmadan çıkardığın sonuç bu mu şimdi?”
    Yavuz: “Evet! Ne varmış çıkarımımda. Geçmiş deyince aklına bu konu geliyorsa...”
    Bahar: “Anlatmadın dediğin için aklıma bu konu geldi.”
    Yavuz: “Neyse, bir eve dönelim tek tek konuşacağız bunların hepsini.”
    Bahar şaşkın: “Bu bir kıskançlık krizi falan mı? Sana inanamıyorum Sarı Komutan!”
    Yavuz güldü: “Gel... Gel buraya!” dedi çekip sarıldı “Kızma hemen. Şaka yaptım!”
    Bahar: “Tamam... Barış nerede? Yarası ciddidir belki, biran önce gidelim.”
    Yavuz: “Tam yerini bilmiyorum. Köye geldik sayılır, birazdan biri gelip alıp kaldığı eve götürecek bizi. Belki tuzaktır diye...”
    Bahar: “Tuzak olduğunu nasıl anlıyorsun?”
    Yavuz: “Tuzağa düşüyorum.”
    Bahar: “Hadi ya! İçimi rahatlattın.”
    Yavuz: “Adam arıyor.” dedi ve telefonu açtı “Alo? Evet geldik. Hı hı... biliyorum. Tamam on dakikaya oradayız.” dedi, Bahar’a döndü “Gidelim hadi.”

    Adamla buluşup Barış’ın yaralı bulunduğu eve gittiler. Bahar hemen yaralarına baktı. Durumu ciddi görünüyordu, Bahar kurtarabilirim diye düşündü. Daha kötü durumlarla baş etmişti, bununla da edecekti. Gerekeni yaptı, dikiş atıp yarayı sardı.

    Bahar: “Merak etme iyi olacak.” dedi Yavuz’a.
    Yavuz: “Hı hı. Güçlü adamdır, bundan sonrasına her halükarda dayanır.”
    Bahar: “Onu buradan götürmemiz lazım.”

    Yavuz cevabını veremeden içeriye adamlar daldı. Yavuz refleksle birini tutup alaşağı etti, diğerine uzandığı an Bahar’a uzanan silahı görüp durdu.

    “Enişte de çetin cevizmiş.” dedi adam.

    Yavuz: “Kimsin sen?”
    Bahar: “Ethem!!!”
    Ethem: “Bahar! Ah pardon yoksa Ece mi demeliydim?”
    Bahar: “Ne işin var burada?”
    Ethem: “Ben de sana soracaktım aynı şeyi? Aslında çok da merak etmiyorum.” dedi silahını Bahar’dan Yavuz’a doğru çevirdi.
    Bahar: “Yapma.” dedi.
    Yavuz: “Bırak yapsın, bakalım elinden ne geliyormuş?”
    Ethem: “Sivri dilli ve kaba biri aynı zamanda, nasıl katlanıyorsun sen bu adama?” derken Barış’a doğru çevirdi silahını.
    Bahar: “Yapma. Durumu çok ağır zaten.”
    Ethem: “İyi işte, sayemde daha az acı çekecek.”
    Bahar: “Yapma.” dedi silahın önüne doğru bir adım attı.
    Yavuz: “Hayır!” diyerek atıldığı an iki adam zoraki tuttu.
    Ethem: “Öf! Çok sıkıcısınız.”
    Yavuz: “Ne istiyorsun?”
    Ethem: “İşime burnunu sokmamanı istiyorum.”
    Yavuz: “Derdin benimle yani? O zaman onları bırakıp beni alabilirsin.”
    Ethem: “Gözlerimi yaşarttın. Ama benim derdim seninle, onunla, herkesle... bütün insanlarla. Alın hepsini.” derken Bahar’ın kolundan tutup çekiştirdi.
    Yavuz: “Sakın dokunma ona! Yoksa...”
    Ethem o an Yavuz’a döndü: “yoksa ne? Şu durumda bile artistlik edebiliyorsun ya...”

    Bahar, Yavuz’la göz göze gelip başıyla evet işareti yaptı ve Barış’ın yanında duran neşter takımından birini alıp Ethem’in boynuna, şah damarını parçalayacak şekilde sapladı. Yavuz o anda atılıp adamlardan birini duvara çarparken diğerinin elindeki silaha tekmesini savurdu. Sonra silahını çıkarıp ikisini de öldürdü. Ethem yere, boynundan fışkıran kan gölünün ortasına yığılıp kaldı.

    Yavuz: “Bahar iyi misin?” diye sordu, soğukkanlılıkla donup kalmışlık arasında garip bir yerdeydi Bahar.
    Bahar: “...”
    Yavuz: “Bahar? Çıkmamız lazım buradan.”
    Bahar: “İ.yiyim... Tamam... Barış’ı arabaya taşıyalım.”

    Barış’ı arabaya taşıdılar. Yavuz direksiyona geçti ve oradan uzaklaşırlarken babasını aradı.

    Yavuz: “Burası karıştı. Bizi buradan çıkarman ne kadar sürer?”
    Hamit: “5-6 saat.”
    Yavuz: “Acele et.”

    Yavuz, Bahar’la Barış’ı bir yere bıraktı.

    Bahar: “Sen nereye gidiyorsun?”
    Yavuz: “Merak etme, burası bir süre için güvenli. Siz burada beni bekleyin birkaç saate gitmiş olacağız. O zamana kadar halletmem gereken işler var.”
    Bahar, sıkıca sarılıp öptü: “Sağlam dön. Sen olmadan hiçbir yere gitmeyeceğim.”
    Yavuz: “2 saate burada olurum. Sonra bizi alacakları yere gideceğiz.”

    Yavuz eve gittiğinde dışarda bekleyenleri gördü, yok etmesi gereken birkaç evrak vardı, zaten kılık değiştirmişti, dikkat çekmeden binaya girdi. Sonra yeni bir araç buldu ve geri döndü. Bahar’la Barış’ı alıp helikopterle buluşacakları yere doğru yola koyuldu.

    Birkaç saat süren yolculuk sonunda helikoptere sağsalim bindiler. Ve Karabayır’a doğru yola koyuldular.

    YavBah: “Sonunda... evimize dönüyoruz.”

    *****

    Mutlu Son!

    *****

    Tarih sadece mutsuz sonları yazarmış... aksine tarih mutlu veya mutsuz sonları değil, bu hayata damga vuran, iz bırakan her şeyi yazar!

    *********



    Benim hikayem de burada bu mutlu sonla bitiyor. YavBah el ele bir ömür mutlu mesut yaşadı. Emekli olup torunlarını bile sevdiler.

    Pek istemesem de bu hikaye beni çok iyi bilmediğim konularla ilgili yazmaya sürükledi bir parça. Biraz filmler, biraz kitaplardan, biraz güncel haberlerden fikir yürüterek (ajanlık, askerlik, doktorluk, çatışma ortamları, hapisaneler, Ortadoğu vb) yazılmış bu hikayede; mantık hataları, yanlışlıklar ve de sürç-i lisanımız olmuşsa affola.

    Sevgiyle kalın.









    Konu Osysia tarafından (08-09-18 Saat 19:34 ) değiştirilmiştir.



  2. Beğenenler;
    A.Konak (08-09-18), hg. (08-09-18), Lunar Eclipse (08-09-18)

Sayfa 8/8 İlkİlk ... 45678

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Kiralık Aşk - Senaryolar
    By NATY&FACU in forum Kiralık Aşk
    Cevaplar: 152
    Son Mesaj: 12-10-16, 13:34
  2. No: 309 - Senaryolar
    By OXFORD in forum No: 309
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-09-16, 12:10
  3. Yer Gök Aşk - Senaryolar
    By aylanil... in forum Yer Gök Aşk
    Cevaplar: 83
    Son Mesaj: 14-03-12, 16:02
  4. Hepsi 1-Senaryolar
    By Ichy in forum Hepsi 1
    Cevaplar: 626
    Son Mesaj: 28-12-10, 18:35
  5. Replikler ve Senaryolar
    By aische_41 in forum Duvar
    Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 16-09-10, 03:25

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

maltepe escort
medyum Kayseri evden eve nakliyat Uluslararası evden eve nakliyat
film izle
deneme bonusu
fragmanlar
juul
malatya escort
casino siteleri
izmit escort
iddaa siteleri
bahis siteleri
adiosbet
fivem
irc forum
medyumlar
7 zeytin 1 incir fiyatı
smok
natura
eskort
istanbul escort
sağlam bahis siteleri
izmir escort
escort izmir
bayan escort
sex shop
deneme bonusu
betist giriş
escort ankara
bahis siteleri
canlı casino
rulet siteleri
yabancı film izle
yabancı dizi izle
teknoloji haberleri
full indir
yemek tarifleri
rüya tabirleri
Bu sistem vBulletin® alt yapısına sahiptir, Version 4.2.5 kullanılmaktadır. Telif hakları, Jelsoft Enterprises Ltd'e aittir. Copyright © 2020


LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.