Sayfa 1/115 123451151101 ... SonSon
573 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Sıla - Senaryolar

  1. #1
    Durum:
    Çevrimdışı
    eminedeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    29.10.2006
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    149
    Konular
    1
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Sıla Senaryolar (Arşiv 7)

    Hem sizleri çok beklettiğimi biliyorum hem de böylesine bir bölüm yazdığım için özr dliyorum öncelikle...ama bana ne oldu bugün bilmiyorum,kafamda her sey ama yazıya dökülmediler bir türlü...bu bölümü yazabilmek bile 5 saatimi aldı ama içime de sinmedi...yine yeniden cok özür dilerim...umarım en kısa zamanda toplarım kafamı...

    Arabada ise derin bir sessizlik hakimdi. Afganistan'a vardıklarında onları senelerdir Afganistan'dan geçen uyuşturucu trafiğinin kesilmesi için savaşan Hasan El-Cezzar karşılayacaktı. Yol boyunca hiç kimse çok fazla konuşmadı. En sonunda Diyarbakır'a havalanına ulaştıklarında ise kendileri için hazırlanan uçağa binerek Afganistan'a yola çıktılar. Boran bu iş için Özdemir-Genco holdinge ait uçağı kullanmanın yakışık almayacağını düşündüğünden,bir uçak kiralamıştı. Kiralama şirketi ise onları Diyarbakır'dan alıp Kabil'e uçuracağını belirttiği için araba ile Diyarbakır'a kadar gelmişlerdi.

    Bu sırada konakta ise Sıla,içinde ki sıkıntının geçmesi için dualar ediyordu. Bu sıkıntının bir sebebe bağlanmamasını istiyordu. Sadece Boran,Abay ve Fatih tehlikeli bir iş için Afganistan'a gittiklerinden oluşmuş olmasını diliyordu. Ama Sıla'nın iç skıntısı bir sebebe bağlanacak ve bu da onu çok üzecekti.

    Uçakta ise Boran Abay ve Fatih'e Afganistan'da neler yapacaklarını kimlerle görüşüp ne gibi öneriler sunacaklarını anlatıyordu. Hasan El-Cezzar ile birlikte öncelikle tırlara yerleştirilen uyuşturucuların hangi bölgelerden ve hangi Taliban aşiretlerinden alındığını bulduktan sonra bu işlerden sorumlu kimselere uyarı mahiyetinde konuşacaklardı. İşin en zor kısmının bu konuşmalar olacağının hepsi farkındalardı. Hiç kimse bu uyuşturucu şatış işinin aniden kesilmesini beklemiyordu,ama yine de bu nakliyat işinden haberdar olduklarının bilinmesi ve bunu önlemek için de ellerinden geleni ardlarına koymayacaklarının anlaşılmasını istiyorlardı.

    Sıla,Boranların evden çıkmasından sonra Narin'i aramış bu gece gelip konakta onunla kalmalarını rica etmişti. Narin'le konuştuktan sonra ise Gülsüm'ü de aramış onu da konağa yanlarında kalmaya davet etmişti. Gülsüm bu davetle çok sevinmişti. Çünkü Sıla'nın Fatih için değerini biliyordu, Sıla'nın kendisini de bu çembere dahil etmek istemesi bunun için canla başla çalışmasına ise hayrandı. Gülsüm ve Fatih'in arasında ki ilişki başladığından bari Sıla her gün hal hatır sormak için,bazen bir kahveye davet etmek Gülsüm'ü arar olmuştu.

    Şimdi sessizlik içinde yenen akşam yemeğinden sonra Mardin'de yazdan kalma bir gecenin zor da tadını çıkarmak için ellerinden kahveleri ile üst kat avludaki havuzun başında oturuyorlardı. Derin türlü şebeklikleriyle annesini,Sıla'sını ve aralarına yeni katılan doktoru Gülsüm Ablasını eğlendirmeye çalışıyordu.Ne olduğunu bilmese de bu sıkıntılı hava onu da etkilemişti ve dağıtmak için kendince çaba gösteriyordu.

    Kızlar kendi aralarında havadan sudan konuşarak,Derinle ilgilenerek zaman geçirmeye çalışırken herbirinin de gözleri hep cep telefonlarındaydı. En sonunda aynı anda üçünün de telefonu çalmaya başladığında herkes telefonunu eline alıp bir köşeye çekildi.

    Sıla “Boran nasılsın” diye açtı telefonunu bütün kaygıları,bütün sıkıntısı,bütün endişesi bu ses de yüklüydü. Boran ise Sıla'nın bütün bu duygularını yatıştırmak istercesine sakin bir ses ile “Sıla,iyiyim ben merak etme yarın akşam da zaten yanında olacağım. Hatırlatırım ki yarın şu meşhur 40 günümüzün son günü” dedi gülümseyerek. Sıla ise “Borannn” dedi sesi kızgın gibi çıkmış olsa bile aslında sesinde mutluluk vardı.

    Herkes telefonlarını neredeyse aynı anda kapatıp yerlerine doğru yönelirken birbirlerine gülümsemeyi de ihmal etmiyorlardı. Gecenin geri kalanı da aynı şekilde hafif konuşmalar ile geçtikten sonra herkes odalarına çekiliyordu.

    Sıla yatağına yattığında telefonunu aldı eline Boransız daha önce sadece bir gece uyumuştu.Samsun'da kaldığı o gece Boran'da ayrı kaldığında yine uyumakta zorluk çekmişti ama şimdi farklıydı,şimdi Boran daha uzakta ve tehlikeli bir yerdeydi. Telefonun da o parmaklarının neredeyse ezbere bildiği o numaraları çevirirken Boran'ın sesine dahi olsa bir an önce kavuşmak istiyordu.

    Boran ise o sırada Hasan El-Cezzar ile konuşuyordu,telefonun çaldığını hissettiğinde ise kimin aradığını tahmin ettiğinden izin isteyerek yanlarından uzaklaştı.”Sılam ne oldu uyumadın mı sen daha” dedi sesinde tüm sevecenliği ve aşkı ile.”Uyuyamadım” dedi Sıla sesinde hem özlem,hem çocuksu bir naz hem de istek vardı. Boran ise bu kısacık kelimenin içine saklanan tüm anlamları bedeninde ve zihninde Sıla'yı yeniden hissedeceği o ana kadar tekrar tekrar yaşamak üzere saklamak üzere “İyi geceler meleğim,sen simdi iyi uyu ki yarın gece yorgun olma” dedi. Sıla “Yarın geceyi dört gözle bekliyorum zaten Boran” diyerek şaşkın ve aşık bir Boran'ı telefonun diğer ucunda bırakarak telefonu kapadı.


  2. #2
    Durum:
    Çevrimdışı
    _yorumsuz_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    02.10.2006
    Yer
    William'ın yanı =)
    Mesajlar
    863
    Konular
    2
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    97.part

    iki ay sonra
    Sumru- ayyy çok güzel oldun.
    Sıla- evet mükemmel görünüyorsun.
    Gizem- melek gibi maşallah
    Bahar- ya abartıyorsunuz.
    Sumru- hiç de bile. Ay Aykut en güzel senin gelinliğini yaptı. Sorarım ben ona.
    Sıla- evet sumru doğru söylüyorsun arkandayım.
    Sumru- aman neyse. Emre nerede?
    Sıla- boranla şimdi gelirler.
    Sumru- o iyi o zaman. Kız ayakkabının altına kocaman harflerle gizem yazdın değil mi?
    Gizem- aaa sumru neden beni yazacakmış?
    Sumru- valla gizemciğim abayın teklifini kabul ettin ama bir icraat göremiyoruz. Ah.
    Gizem- sumru neyin var?
    Sumru- attı yine birisi tekme.
    Sıla- sumru dikkat et 7 ay oldu doğurursun maazallah.
    Sumru- bir şey olmaz canım.
    Sıla- aman iyi dedi ve kapı çaldı- geldiler. Deyip kapıyı açtı. Boran ve emre içeriye girdiler. Emre o gün baharı hiç görememişti. Baharı gördüğü an donup kaldı. Adeta melekten farksızdı bahar. Gülümseyerek bahara yaklaşıp yanağından öptü baharın.
    Sumru- baksanıza çok yakışıyor. Emre sumruya döndü. Sumruya deliler gibi aşıktı önceleri ama artık o aşk ateşi sönmüştü küçük bir kıvılcım olarak kalmıştı. İçi baharla yanıyordu emrenin.
    Emre- sumru hanım dikkat edinde doğurmayın düğünün ortasında.
    Sumru- doğurmam şeker. Neyse biz dışarıya çıkıyoruz sizi de birazdan çağırırlar dedi ve önden çıktı. Sonrası da ardından çıktı.

    Çırağan sarayında muhteşem bir düğün organize edilmişti. Sumru şahini aradı. şahin öğrencilere bakıyordu
    Sumru- canımmm.
    Şahin- hayatım sen mi geldin?
    Sumru- evet canım.
    Şahin- bende Beşiktaş Anadolu lisesinden çıkan öğrencilere bakıyordum.
    Sumru- a onlar karne alıyordu değil mi?
    Şahin- evet. Biliyor musun. Sumru diye bir öğrenci okul birincisi olmuş. Megafon sesi buraya kadar geldi.
    Sumru- vaaayyy adaşlarımda bendenmiş.
    Şahin- sende mi okul birincisiydin.
    Sumru- evet canım. Şahin tut karnımı. Şahin hemen sumrunun karnını tuttu. Bebekler çifte tekme atmıştı.
    Şahin- o bizim kızla oğlan iyi tekme atıyor.
    Sumru- ah anneye neler çektiriyorlar bir bilsen.
    Şahin- kıyamam sana gelinağam diyerek sılanın dudağından öptü.
    Sumru- hiii şahin ne yapıyorsun?
    Şahin- karımı öpüyorum.
    Sumru- şahin ya biri görürse
    Şahin- görsünler karım olduğunu herkes biliyor.
    Sumru- of şahin.
    Şahin- sinirlenince daha güzel oluyorsun.
    Sumru- bu halimle miiii!!!
    Şahin- sen hala çok güzelsin kadınım benim.
    Sumru- şahiiiiiiiiiiiinn
    Şahin- sen ne güzel söylüyorsun sen öyle adımı.
    Sumru- ya utandırma beni.
    Şahin- hala utanıyor musun benden? Hem artık utanmanı sağlayacak şeylerde yapamıyorum sana.
    Sumru- bak doğrumdan sonra da 40gün dokunmak yok.
    Şahin- biliyorum canım hepsini. 100gün sonra benimsin.
    Sumru- yaaa çok uzunmuş.
    Şahin- demek uzun. Bu zamanı kısaltalım istersen diyerek sumruya yaklaştı.
    Sumru- a şahin uslu dur bakayım. Of çok erken geldik buraya ya daha misafirler gelmedi.
    Şahin- gelirler…

    Birkaç saat sonra tüm saray bahçesi dolmuştu. Sadece gelin ve damat eksikti. Bir süre sonra muhteşem bir slov şarkıyla gelin ve damat çağrıldı. Beyaz güller dolu bir koridordan geçtikten sonra baharla emre dışarı çıktılar. O anda büyük bir alkış koptu. Baharla emre dans etmeye başladılar. Herkes ikisine hayranlıkla bakıyordu. Çok yakışıyordu ikiside. Baran da arada cemreyle dans ediyordu. Cemre barandan büyük olduğu için boy farkı gözlerden kaçmıyordu. Düğün çok güzel geçmişti. Herkes baharla emreye iyi dileklerde bulunmuştu. En yakınlar dahil herkes gitmişti. Çırağan sarayı baharla emreye balayı suiti hediye etmişti( valla en şanslıları onlar başroller yatak odalarıyla idare ettiler ) bahar emreden önce suite çıkmış beklemeye başlamıştı. Biraz korkuyordu. Emre son misafirleri yolcu ettikten sonra suite çıktı. Elindeki anahtarla açtı kapıyı içeri girdi. Suitin yatak odasına girip baharın karşısında durdu ve kaldırdı onu. Bahar yere bakıyordu. Emre gülümseyip baharın duvağını kaldırdı. Bahar hala emrenin gözlerine bakmaya utanıyordu.

    Emre- ne o utanıyor musun? Bahar cevap vermedi. Emre baharın yüzünü kaldırdı.
    Emre- kokuyor musun yoksa?
    Bahar- biraz.
    Emre- korkma kocanım ben senin.
    Bahar- sen öyle diyorsan. Emre baharın dudaklarından öpmeye başladı. Ve baharın gelinliğini çıkardı(düğün sonraları aynı. Aynı gün iki düğün olmuyor anlayın. Hem oruç da yavaş yavaş başıma vuruyor. :))

    Sılalarla sumrular sıla sumrunun öğrenci evde kaldılar. Erkekler uyumuştu sumru ve sıla koltukta oturup sohbet ediyorlardı. Baran sılanın bacağında derin bir uykuya dalmıştı.
    Sumru- acaba ne yapıyorlar?
    Sıla- bilmem arasak mı?
    Sumru- yok ya. Kapalıdır telefonları dedi ve ikisi sessizce güldüler.
    Imzada kullanilan resmin boyutu 600*110 piksel sayisindan buyuk olmamalidir.Imza kuralina uyunuz.

  3. #3
    Durum:
    Çevrimdışı
    _yorumsuz_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    02.10.2006
    Yer
    William'ın yanı =)
    Mesajlar
    863
    Konular
    2
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    98.part (gülcenin okuması pek tavsiye edilmez )
    Bir ay sonra.

    Gizem sumruya inat hemen bir ay sonrasına düğün günü kararlaştırmıştı.

    Sumru ve sıla gelin odasına yürüyorlardı.

    Sumru- bana inat hemen evlenmiyorsa ne olayım.
    Sıla- aman kötü mü oldu.
    Sumru- hehe 4. çiftimi evlendiriyorum. İki meyvem var zaten başka ne isterim. Dedi ve gelin odasının tokmağını indirip açtı. Gizem odada yalnızdı. Kapının açılmasıyla arkasına döndü.
    Sumru- hiiih gizem mükemmel görünüyorsun.
    Gizem- ya sumru abartma
    Sıla- aaa valla çok güzel olmuşsun.
    Sumru- abay da sıra gecesine gitmeyecek hehe.
    Sıla- sumruuuu
    Sumru- tamam tamam sustum. Atlar gelmedi mi daha?
    Sıla- evet geciktiler.
    Gizem- ya kızlar ben attan korkarım.
    Sumru- valla 2sene önce ben o korkuyu aştım. Senin geçmişin daha temiz hem bişicik olmaz.
    Gizem- nasıl yani geçmiş?
    Sumru- benim boranın atıyla evlenmeden önce bir karşılaşmam olduda. O günden beri atlardan çok korktum. Evlenirken ata binmek kabus gibiydi.
    Gizem- hımmm anladım. Ben o kadar korkmam atlardan aslında.
    Sumru- bu daha iyi senin için. Ay evlendiğim günü hatırladım ne güzeldi.
    Gizem- ah çok heyecanlıyım
    Sıla- öhöm öhöm senin karşında iki yılı devirmiş bir evli hatun duruyor. Birkaç nasihatte bulunayım. Şimcik. Gece heç korkma ben korktum ne oldu. Hiçbirşeey. Korkma benden deyip öpüyorlar valla.(oruç dank dank etmeye hızla devam ediyor) sonrası malum. VUSLAT(bu kelimeyi bayağıdır kullanmıyordum büyük yazmak istedim)
    Sumru- valla bende aynılarını yaşadım şeker. Hem diyorlar yok gelinliğini ben çıkaracam. Tövbe tövbe.
    Gizem- ben korkmuyorum ki hiç. Hem çıkarsın tabi o gelinliğmii. Seksi bir gecelikle karşısında duracağıma bu gelinlikle dururum daha iyi. Hem bu daha kapalı. Sumru ve sıla birbirlerine baktılar. Gelinliğin açılmasını hep başka bir yönden anlamışlardı ama gizemin teorisi oldukça akıllıcaydı.
    Sumru- ben bunu neden daha önce düşünemedim?
    Sıla- evet yaaa. Beyaz geceliğim açık ama gelinlik kapatıyor heryeri.
    Sumru- canım bu teorin süper.
    Gizem- valla şimdi ürettim.
    Sumru- zeki kız canım.
    Sıla- evet. Bayılıyorum gizeme. Dedi ve davul zurna sesleri gelmeye başladılar.

    Songül: gizemin annesi.

    Songül- kızım geldiler. Hadi. Dedi ve kızına yol verdi. Önden gizem arkadan sumruyla sıla odadan çıktılar. Gizem annesinin ve babasının elini öptü ve ata tek başına bindi.

    Sumru- vay be tek başına bindi.
    Sıla- kesin antreman yaptı önceden.
    Sumru- katılıyorum arkadaşım dedi ve bebeklerinin tekmelerini hissedip gülümsedi. Bebeklerinin tekmesi sumruya hep şahini hatırlatıyordu.

    Şahin ve boran abayın yanındaydı.
    Abay- ya çok heyecanlıyım.
    Boran- mmmm evli bir adam olaraktan birkaç söz edeyim. Şimdi heyecanlanman çok doğal malum sevdiğin kızla evleniyorsun. E gizem de güzel kızdır sarışın mavi göz neyse. Arkadaşım kesin gelinlikle güzel olmuştur. Atla geldiğinde donup kalırsın gizemin güzelliği karşısında. Sonra indirirsin attan ve düğün başlar. Nikah falan kıyılır. Sonra gerdek gecesi tabi(iftara 1dakika var şuan) gelinler hep korkar zaten ama bir sözle hemen gider korkular.
    Şahin- ya neyse de sizin niye nikah şahitleriniz sumruyla sıla? Neden benle boran değil?
    Abay- ıı şey…
    Şahin- bak boran görüyorsun bu bizi kardeşinden saymıyor artık.
    Boran- anladım şahin anladım. Artık bize abaydan hayır yok
    Abay- ya gizem sumruyla sıla nikah şahitleri olmazsa evlenmem senle dedi. Bende eli mahkum kabul ettim.
    Şahin- bak bak yengeye neler demiş.
    Boran- ben gizemi böyle bilmezdim. Arkadaşımı yanlış tanımışım dedi ve baranın” gizi gelio” diye hayakırışları duyuldu.
    Abay- geliyorlar diyerek gülümsedi ve aşağıya indi. Gizem gülümseyerek atında ilerliyordu. At abayın önünde durdu. Gizem abayın kendisine el uzatmasını bekliyor ama abay hayranlıkla gizemi izliyordu o sırada sumruyla sıla arabadan inmişti. Gizem galiba buranın adetlerinde ağa evlenmedikçe gelin kendi kendine iniyor diyerek bir hamlede attan indi ve abayın karşısında durdu. Abay gizemin kendisinin indiğini görünce neye uğradığını şaşırmıştı.
    Abay- gizem sen niye kendin indin?
    Gizem- e indirmedinki sen.
    Abay- doğruya dedi ve hep beraber düğünün olduğu yere gittiler. Sıla gizeme çok iyi reyhani öğretmişti. Ve düğün başladı. Düğün gayet güzel geçiyordu. Sumru ara ara bir güzel tekme yemesine rağmen “ben çok iyiyim” diyerek etrafa gülücükler saçıyordu. Bir süre sonra reyhani müziği çaldı. Abay ve gizem kalkarak reyhani oynadılar. Herkes hayranlıkla izledi gizemle abayı.
    Baran- baba sen oyna anne. Boran gülümseyerek oğlunu kucağına alıp öptü. Bir daha reyhani müziğini çaldırdı ve ortaya doğru yöneldi. Sıla a gülümseyerek kalktı ve reyhani oynadılar. Hereks çok eğlenmişti düğünde. Düğün sonunda abay sıra gecesine giderken sıla sumrunun hınzır bakışları altında ezildi. Sıra gecesinden sonra abay gizemin yanına gitti.
    Abay- çok güzelsin.
    Gizem- sende çok yakışıklısın. Abay gülümsedi ve gizemi öpmeye başladı…
    Imzada kullanilan resmin boyutu 600*110 piksel sayisindan buyuk olmamalidir.Imza kuralina uyunuz.

  4. #4
    Durum:
    Çevrimdışı
    _yorumsuz_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    02.10.2006
    Yer
    William'ın yanı =)
    Mesajlar
    863
    Konular
    2
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    99.part

    20 gün sonra.

    Sumru- aaahhhh şahin geliyorlar hastaneye götür beni.
    Şahin- hadi hastaneye dedi ve sumruyu yürütmeye çalıştı. Arabayaya oturtup yanına geçti. Şöför hızla hastaneye doğru sürdü. Sumru ve şaihn tam sılalardan çıkacakken sancılanmıştı. Hastaneye geldikten sonra şahin arabadan çıkıp yardım istedi. Hemen bir sedye getirildi ve sumru yatırıldı. Çabucak doğumhaneye götürüldü sumru. Üç kişi kaldı dışarıda. Sıla boran ve şahin. Üçü de sılanın doğumuna gitti bir anda. Ne kadar heyecanlanmıştı herkes. Daha sumru hamile bile değildi. Dümdüzdü karnı.

    Şahin- sılanın doğumundan daha uzun sürdü. Kesin bir şey var kesin.
    Sıla- şahin sumru ikiz doğum yapıyor böyle olması doğal hadi otur dedi ve şahini oturttu. Bir süre sonra sumrunun hastaneyi inleten çığlığı duyuldu ve ortalık sessizliğe büründü. Tüm hastane çığlığın olduğu yere doğru geldi. Ne olduğunu merak etmişlerdi. Sıla boran ve şahin ise donmuş gibiydi. Ve bir bebeğin ciyak ciyak ağlaması duyuldu. Tam herkes gülümseyecekken yeniden bir çığlık duyuldu ve bir tane daha çığlık duyuldu. İki bebek çığlığı birbirlerine karışmış olarak duyuluyordu. Tüm hastane gülümsüyordu. İki hemşire kalların bebekle çıktılar.

    Hemşire- babamız kim?
    Şahin- benim diyerek hemşirelerin yanına gitti.
    Hemşire- hayırlı olsun. Çok güzel bebekleriniz.
    Şahin- ben şimdi bunların babası mıyım?
    Hemşire- evet hayırlı olsun beyefendi.
    Şahin- ama bunlar çok küçük.
    Hemşire- sizde bu kadar küçüktünüz
    Şahin- karım nasıl
    Hemşire- karınz çok yorgun düştü. Normal doğum onu çok yıprattı. Şuan baygın bir halde
    Şahin- kötü bir şeyi mi var?
    Hemşire- yo lütfen öyle düşünmeyin. Bu doğal bir şey
    Şahin- peki karımı ne zaman görebilirim?
    Hemşire- birazdan normal odaya alınır ama uyanması ne kadar sürer bilemem.
    Şahin- peki hemşire hanım sağ olun.
    Hemşire- izninizle çocukları bebeklerin olduğu odaya götüreceğiz diyerek yanındaki hemşireyle şahinin yanından uzaklaştı.

    Boran- baba oldun. Tebrik ederim kardeşim diyerek şahine sarıldı.
    Şahin- çok güzel bir şeymiş boran bu.
    Boran- dünyanın en güzel şeyi
    Şahin- bana böyle bir duyguyu yaşattığı için ona ne kadar minnettarım anlatamam.
    Boran- bende sıla için aynı duyguları besliyorum. O beni dünyanın en mutlu erkeği yaptı diyerek sılaya baktı. Ve şahinin kulağına eğildi.-son bir haftadır sılada gariplik var zaten yine hamile olmasından şüpheleniyorum.
    Şahin gülümsedi- boran bu işlere kadınlar bakardı.
    Boran- valla sıla bir şeyde anlamıyor. Hamile olduğunu ilk ben fark ettim.

    Sıla- ya siz ne fısıldaşıyorsunuz öyle?
    Boran- hiç sılam babalık öğütleri işte
    Sıla- hımm iyi. Arkadaşını bırak da ben tebrik edeyim.
    Boran- hay hay gelin ağam diyerek şahinin önünden ayrıldı.
    Sıla- tebrik ederim şahin. Anne baba olmak çok güzel bir şey deyip şahine sarıldı.
    Şahin- sağ ol sıla.

    Bahar- abi abi abi diyerek şahinin yanına vardı.
    Şahin- kız sen nereden çıktın.
    Bahar- ya yeğenim doğmuş sen nereden çıktın diyorsun. Ya emreyi de geride bıraktım. Yetişir o birazdan bana.
    Şahin- annemler nerede?
    Bahar- onlar uyuyor. Doğumdan haberleri yok. Biz de oturma odasında oturuyorduk. Şivan kâhya aradı bizi hemen koşup geldik. E nasıllar?
    Şahin- doğum oldu. Sumru şimdi normal odaya alınmıştır. Anne ve bebekler çok iyi.
    Bahar- ya çok sevindim. Abi tebrik ederim diyerek şahine sarıldı.
    Şahin- sağ ol prenses. Emre koşarak yanlarına vardı.
    Emre- bahar birden koşarak geldi. Valla bir anda gözden kayboldu bulamadım onu. E nasıllarmış?
    Bahar- doğmuşlar emre. İkisi de çok iyi.
    Emre- tebrik ederim diyerek şahine sarıldı. O sırada hemşire geldi.
    Hemşire- sumru hanım gözlerini açtı bebekler şuan onun yanında.
    Şahin- odasını gösterir misiniz? Hemşire “peki” dedi ve yürümeye başladı. Bir odanın önünde durdular. Hemşire uzaklaştı yanlarından. Şahin kapıyı açtı. Sumrunun iki yanında bebekleri vardı.
    Sumru- şahin…
    Şahin- hayatım bana bu mutluluğu yaşattığın için sana minnettarım.
    Sumru- asıl ben sana minnettarım benim böyle güzel iki evlada sahip olmamı sağladığın için. Şahin sumrunun alnından öptü ve bir bebeği kucağına aldı.
    Şahin- bu hangisi?
    Sumru- bu nilimiz…

    Sıla- canım tebrik ederim. İkisi de çok güzel bebekler.
    Sumru- sağol canım.
    Boran- ya benim bıcırığım anne olmuş. Bu günleride mi görecektim? Tebrik ederim canım.
    Sumru- ya boran şimdide mi alay etmekten geri kalmıyorsun?
    Boran- huyum kurusun
    Bahar- oy oy şunların güzelliğine bak. Halalarının birtaneleri.
    Sumru- ya çok küçükler bunlar.
    Sıla- aaa sumru sende o kadar küçüktün…
    Imzada kullanilan resmin boyutu 600*110 piksel sayisindan buyuk olmamalidir.Imza kuralina uyunuz.

  5. #5
    Durum:
    Çevrimdışı
    _yorumsuz_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    02.10.2006
    Yer
    William'ın yanı =)
    Mesajlar
    863
    Konular
    2
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    100.part –FİNAL-

    6 yıl sonra…

    Sumrunun doğumundan tam tamına altı yıl geçmişti. Herkes mutluydu, huzurluydu.

    Sumru 2 aylık hamileydi. Sumru ve şahin 3. çocukları geleceği için çok mutluydular. Deniz ve nilde yeni bir kardeşe çok sevinmiştiler.
    Sıla sumrunun doğumunda zaten 1 aylık hamileydi. Boranın tahminleri boşa çıkmıştı. Doğumdan 8 ay sonra nur topu gibi bir kız doğurmuştu. Adını tuana koydular. Baran ise nile aşık olmuştu onunla evleneceğim diyordu.

    Baharla emrenin bir oğlu oldu. Adını yiğit koydular.

    Abayla gizemin de ikizleri oldu. Biri kız diğeri erkek. İsimlerini kumral ada mavi tuna kitabından esinlenerek. Ada ve tuna koydular.

    Hep birlikte bir gün pikniğe gitmeye karar verdiler.
    Sıla- tuana kızım neredesin hadi çık ortaya.
    Baran- ya anne diyorum bu kız değişik bir şey. Nedense hep saklanıyor bir yerlere.
    Sıla- kardeşin hakkında doğru konuş.
    Baran- ben doğru söylüyorum kaçık bu kız.
    Tuana - anneeee buradayııım diyerek fırladı.
    Sıla- neredeydin sen kızım. Pikniğe geç kalıyorduk az daha.
    Tuana- güvercinlikteydim anne. Ben hayvanları severim dedi barana bakış atarak.
    Baran- ya ben oldan 3 yaş büyüğüm nasıl bakıyor bana öyle uyuz uyuz.
    Tuana- istediğim gibi bakarım.
    Boran- tuana hanım sonunda çıkabildiniz.
    Baran- kaçık işte
    Tuana- yaaa baba diyerek babasına doğru koşup babasının bacaklarına sarıldı.
    Boran- gel bakalım küçük prenses diyerek yasemini kucağına aldı.
    Tauna- ya baba kes sakallarını öpemiyorum. Batıyor hep.
    Boran- olmaz kesemem sakallarımı hem annen beni böyle beğeniyor.
    Sıla- boraaaaaan ne diyorsun kıza.
    Boran- sustum.
    Sıla- hadi gidelim dedi ve ailecek arabaya binip piknik alanına doğru yola çıktılar.


    Sumru- niiiiiiiil deniiiiiiz. Neredesiniz haylazlar.
    Nil –anneee deniz saçımı çekti diyerek darmadağın bir saçla sumrunun yanına gitti.
    Sumru- hiiih bu saçın hali ne böyle. Deniz mi yaptı hepsini?
    Nil- evet anne döv onu.
    Sumru- deniiiiiz. Deniz ağlayarak nilin geldiği yerden geldi.
    Deniz- annneee yapmaaa.
    Sumru- neyi yapmayayım oğlum?
    Deniz- dövme beni.
    Sumru- ben seni neden döveyim ki?
    Deniz- nil döv dediya.
    Sumru- aaa sırf nil döv dedi diye döver miyim hiç seni?
    Deniz- dövmezsin değil mi?
    Sumru- dövmem tabi.
    Deniz- canım annem diyerek sarıldı sumruya.
    Nil- aaa o benimde annem diyerek sarıldı sumruya.
    Şahin- aaa kıskanıyorum sizi böyle güzel görünce.
    Deniz- kıskan tabi o bizim değil mi nil?
    Nil- evet ikiz bizim hıh.
    Sumru- bunlar da aynı sıla ve benim gibi. Ortada ortak çıkar varsa can ciğer oluyorlar.
    Şahin- eee annelerine çekmişler.

    O sırada baharla emre mutfaktan çıktılar.
    Emre- her şey hazır değil mi canım?
    Bahar- evet emre. Emre yiğit nerede?
    Emre- bilmem en son bizim odaya doğru yürüyordu.
    Bahar-dur bir bakayım deyip merdivenlere çıkmaya başladı. Yeğenlerine el sallayıp odasına girdi ve büyük bir çığlık duyuldu.
    Emre- bahar diyerek hemen odaya koştu. Ve gördüğü manzara karşısında neye uğradığını şaşırdı. Yiğit annesinin göz kalemini almış kendine bıyık ve sakal yapmıştı.
    Bahar- yiğit bu halin ne böyle?
    Yiğit- anneee nasıl olsun baakk babam gibi sakallarım var artık benim. Beni de babam gibi seveceksin artık değil mi? Baaak babamın ayakkabılarını da giydim.
    Emre- yiğit oğlum niye böyle bir şey yaptın?
    Yiğit- annem seni benden daha çok seviyor. Her gece seninle birlikte uyuyor.
    Bahar- hiç öyle şey olur mu? Sen benim parçamsın oğlum. Canımsın, böyle yaparak sna olan sevgimi ne azaltırsın ne de arttırırsın.
    Yiğit- ya öyle mi gerçekten? Ya anne senin bir kremin vardı onu bana sürsene. Onunla boyalar gidiyor hemen.
    Bahar- tamam yaparım dedi ve gülümseyerek yiğitin yüzündeki kalem boyasını silmeye başladı.

    O sırada abayların evinde gizem sepet hazırlıyor, abay gazete okuyor, ada ve tuna ise babasının yanında Tolga abi ile Hugo adlı çocuk programını izliyordu.
    Tuna- ada biliyor musun hugonun büyük bir kitabı varya okumayı öğrenince onu okucam.
    Ada- bende okucam onu. Çok büyük bir kitapmış. Böyle tek dişi kalmış canavar nasıl yazdıysa onu.
    Tuna- adı sefillermiş kitabın.
    Ada- zaten bir tane tulumu var sadece. Başka bir şeyi yok. Sefil gibi. Kitabın adı sefiller olmayacakta ne olacak. Çocuklarının sohbetine kulak misafiri olan abay kahkahalar atmaya başladı.
    Tuna- baba neden gülüyorsun?
    Ada- bence Mehmet coşkundeniz amca aşkla ilgili komik bir şey yazdı.
    Tuna- hımm doğru olabilir.
    Abay- çocuklar sefiller adlı kitabın yazarı Victor Hugo. O televizyondaki hugo değil.
    Tuna- hııı anladım. Ya biliyor musun hani Reşat varya kuş kuşun yazarı.
    Ada- eee
    Tuna- parka gittiğimizde şeker amca olur ya hep. O oymuş. Sordum adını adım Reşat dedi.
    Ada- yaaa öyle miiii.
    Abay- çocuklar benim kitaplarını okuduğum Reşat Nuri Güntekin o şekerci Reşat değil. Büyük yazarların bir çoğu öldü.
    Tuna- aaa yazık. Ya ben pikniğe gitmek istiyorummm.
    Ada- bende yaaaaa.
    Gizem- sepet hazır gidebiliriz.
    Tuna, Ada- oleeeey diyerek gizemin boynuna atladılar. Onlar da hepberaber piknik alanına doğru yola çıktılar.hemen hemen aynı zamanlarda piknik alanına vardılar. Selamlaşarak pikniği kurup yemek yemeğe başladılar. Çocuklar etrafta koşuşturup oyun oynuyorlardı. Herkes çok mutluydu. Sıla bir an uzaktan herkese baktı. Çok güzeldi hayatları ve çok mutluydular. Sonra düşündü. Bu güzellikleri sağlayan sumrunun küçük bir yalanıydı sadece…

    Sumru- a ben fotoğraf makinesı getirdim fotoğraf çektirsek.
    Şahin- tamam diyerek ramazanı çağırdı. Ramazana fotoğraf makinesini verdi ve herkesin olduğu yere gitti. 4 aile toplanmıştı ve yüzlerinde büyük bir gülümseme vardı. Ve foroğraf çekildi. Herkes çok güzel çıkmıştı ve o resim yıllarca duvardan inmemişti…

    Son

    İşte son oldu. Çok garip duygular içersindeyim. Bazı şeylerin bitmesi herkes gibi beni de hüzünlendiriyor. 10 temmuzda pembiş sitedeki bir arkadaşın ısrarıyla ve onun veriği konuyla senaryomu yazmaya başladım. Hiç beğenilmez diyordum ama bayağı beğenildi. Hatta bazı kişiler sıla-boranı bırakıp sumru-şahinci bile oldular. Yani baş kahramanların dışındaki çiftlerin taraftarı olan birilerinin olması beni çok mutlu etti. 100. partı yollamak inananın içimden geçmiyor ama yolladım işte. Öncelikle yorum yazan herkese çok ama çok teşekkür ederim. Yorumlarıyla beni çok muştu ettiler. Yorumları gördükçe yüzüme bir sırıtış yerleşiyor ve daha çok yazasım geliyordu… sizinle çok güzel anlar geçirdim. Ama şimdi okul dolayısı ile fazla uğrayamayacağım siteye ama varlığımı hissettirmeye çalışacağım. Bana yollayacağınız son yorumu bekliyor ve hepinizi öpüyorum…

    Sevgilerimle...

    Sumru (biricik çüçüğünüz) --boranın prensesi--
    Imzada kullanilan resmin boyutu 600*110 piksel sayisindan buyuk olmamalidir.Imza kuralina uyunuz.

Sayfa 1/115 123451151101 ... SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 3 kullanıcı var. (1 üye ve 2 konuk)

  1. hayce

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.