4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Konu: Dünden Bugüne Tiyatro Türleri

  1. #1
    Despire_ER
    Despire_ER - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Dünden Bugüne Tiyatro Türleri

    Bugün bilinen biçimini 19. yüzyılda almışsa da, başlangıcı hayli geriye gider. Anadolu Selçukluları döneminde karşılıklı konuşmaya dayalı oyunların varlığı bilindiği gibi, Osmanlılar döneminde de çalgılı, danslı, taklitli, gülünç oyunlar özellikle büyük kentlerde yaygındı. Önceleri meydan oyunu, kol oyunu gibi adlarla anılan ortaoyunu son biçimini aldığı 19. yüzyılda daha çok zuhuri kolu (sonradan ortaya çıkan oyun) adıyla tanınmıştır.

    Oyun Alanı
    Ortaoyunu bir açık alan oyunudur, mevsimine göre kapalı yerlerde de oynanmıştır. Palanga denen ortaoyunu alanı daire ya da elips biçiminde olur, izleyiciler bu alanın çevresinde sıralanırdı. Oyun alanı ip gerilmiş kazıklarla belirlenir, izleyicilerin hemen önündeki bir köşede çalgı takımı yer alırdı. Ortaoyununun başlıca dekoru, yeni dünya denen ve evi simgeleyen iki üç kanatlı, kafesli bir paravan ile dükkânı simgeleyen iki kanatlı daha küçük bir paravan ve arkalıksız bir iskemleydi. Oyuncular sandık odası adı verilen soyunma odalarında çıkıp bir yanda bırakılan küçük bir aralıktan alana girerlerdi.
    Ortaoyununun Bölümleri [değiştir]
    Klasik bir ortaoyunu Karagöz oyunundakine benzer biçimde giriş (mukaddime), karşılıklı konuşma (muhavere), fasıl ve bitiş bölümlerinden oluşurdu. Alana önce çalgı eşliğinde oyunun iki ana tipinden biri olan Pişekâr girer, baş çalgıcı sayılan zurnacıyla kısa bir konuşmanın ardından, oyunun adını söyleyerek gösteriyi başlatırdı. İkinci ana tip olan Kavuklu'nun gene çalgı eşliğinde alana girmesiyle başlayan karşılıklı konuşma bölümü kendi içinde ikiye ayrılırdı. kavuklu ile Pişekâr'ın birbiriyle tanış çıkmalarıyla sonuçlanan ilk bölüm arzbâr adıyla anılırdı. Bunun ardından Kavuklu'nun, sonunda rüya olduğu ortaya çıkan bir öykü anlattığı tekerleme bölümü gelirdi. Sarıbas oyunundaki gibi asıl oyunla ilgisi olmayan karşılıklı konuşma bölümü izleyicileri gösteriye ısındırmayı amaçlardı. Asıl oyunun yer aldığı fasıl bölümünde Kavuklu sürekli olarak alanda kalır, oyunun konusuna göre sahneye cıkan çeşitli tiplerle güldürücü konuşmalar yapardı. Bu bölümde zaman zaman Pişekâr da alana gelerek ya yeni tipleri Kavuklu'yla tanıştırır ya da oyunun akışını yönlendirirdi. Oyundaki düğüm genellikle, Karagöz oyununda olduğu gibi sarhoş tipinin ortaya çıkmasıyla çözülürdü. Çok kısa olan bitiş bölümünde Pişekâr ile Kavuklu karşılıklı birkaç söz söyledikten sonra, Pişekâr'in oyunun son bulduğunu açıklaması, işlemiş oldukları kusurlardan ötürü özür dilemesi, gelecek oyunun adını, yerini ve zamanını açıklamasıyla oyun son bulur, Kavuklu ve Pişekâr müzik eşliğinde alandan çıkarlardı mutlaka..

    Oyundaki Tipler

    Ortaoyununda yer alan bütün tipler Karagöz oyununun tipleri gibidir. Ama Karagöz perdesinde gösterilme olanağı olan doğaüstü yaratıklarla, hayvanlar, sandal, araba gibi binek araçları ortaoyununda yer almaz. İki ana kahramanı vardır. Pişekar kültürlüdür; Arapça, Farsça kelimelerle konuşur. Kavuklu ise onu yanlış anlayarak komik durumu ortaya çıkarır. Kadın rolünü de erkekler oynar buna Zenne denir. Ortaoyunu; Karadenizli, Rumelili, Kayserili, Ermeni, Rum, Yahudi, Sarhoş, Bekçi vb. kendi şiveleri ve kılıklarıyla zengin tip çeşitliliğine sahiptir. Ortaoyunun ana tipleri olan Pişekâr ile Kavuklu Hacivat ve Karagöz'ün karakter olarak aynısıdır. Ama Pişekâr ile Kavuklu canlı kişiler olduklarından sözlerini vücut hareketleriyle, yüz mimikleriyle güçlendirmek olanağına sahiptirler. Karagöz metne daha çok bağlı kalmak zorundayken ortaoyunu oyuncuları oyunun akışına göre metinde çeşitli değişiklikler yapabilirler ve yeni espriler üretebilirlerdi.

    Cumhuriyet'ten sonra değişen sanat anlayışına uymayan, gittikçe yaygınlaşan modern tiyatro ile baş edemeyerek yavaş yavaş kaybolmaya yüz tutan ortaoyunu bu gelenekten yetişmiş son oyuncu olan İsmail Dümbüllü'nün ölümüyle (1973) tarihe karışmıştır.
    Konu YerçekimliKaranfil tarafından (17-11-14 Saat 05:37:11 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Despire_ER
    Despire_ER - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Dünden Bugüne Tiyatro Türleri

    Karagöz Oyunu Türklere has gölge oyunu. Deriden, mukavvadan biçilip, boyanmış şekilleri, arkadan ışık vererek, beyaz bir perde üzerine yansıtılarak oynatılan Türk gölge oyunu. İki değişmez oyuncusundan çok hareketli, canlı ve çekici olanı Karagöz’den dolayı bu isimle bilinmektedir.

    Resimlerin renkleri şeffaf olduğundan, ışık arkadan vurdukça seyirciler yalnız bu suretleri görür. Karagözcü sopaların yardımı ile şekilleri hareket ettirir, hem de sesini ve şivesini değiştirerek oyun kahramanlarını kendine has tarzda konuşturur. Oyunun konusu bir metne dayanmadan, temsil sırasında tabii olarak geliştirilir. Seyircinin ilgisine göre kısaltılıp, uzatılır. Bütün oyun tek sanatçının hüneridir.

    Hayal veya gölge oyununun kaynağı, bugünkü bilgimize göre eski şark (doğu) medeniyetidir. Bütün şarkta hayal-i zıl, tayf-ül hayal, hizib-i sitare, hayal-bazi gibi isimlerle bilinmektedir.

    Türk gölge oyununun nasıl yayıldığına dair değişik rivayetler vardır. Türkiye’deki gelişmesi 12. yüzyılda oldu. Türklerin en eski temsil tarzı olan Karagöz oyunu, hayatın sahnelerini ve zaman olaylarını tasvir ve tenkid eder. Çifte anlamalar, abartma, güzelleme, ağız taklitleri, sosyal ve siyasi taşlama, tekrar tersinleme gibi yollara başvurarak güldürü mahiyetinde anlatılmak istenen konu verilirdi.

    Selahaddin Eyyubi ile Kadı Fazıl’ın bulunduğu bir mecliste, sultanın emri ile hayal-ı zıl ile uğraşan sanatkardan sanatını göstermesi istenir. Gösterinin sonunda Sultan Kadı Fazıl’a oyun hakkında fikrini sorduğunda şu cevabı alır:

    “Büyük ibretlerle dolu olduğunu ve hayallerin hakikatı tamamiyle temsil ettiğini ve aradan perde kalkınca bir sanatkardan başka kimse olmadığını gördük.”

    Şeyh Muhyiddin-i Arabi Füthuhat-ı Mekkiye adlı kitabında tasavvufi bir açıklama yapmak için hayal oyunundan bahseder.

    Ebüssu’ud Efendi fetvasında, ibret için nazar edip ehl-i hal fikri ile tefekkür etmesine fetva vermektedir.

    Türk gölge oyununun iki kahramanı olan Karagöz (Demirci ustası) ile (Baş Mimar Hacı İvaz Ağa) rivayete göre Bursa’da yaşamıştır. Orhan Gazinin emriyle Şeyh Küşteri, Hacivat ve Karagöz’ü eski bir Türk oyunu olan gölge tiyatrosu ile devam ettirmiştir.

    Türkler kendilerine has olan bu oyunu, çok eski çağlardan beri çeşitli adlar altında biliyorlar ve oynatıyorlardı. Hatta Batı’da “Çin Gölgeleri” diye tanınmış gölge oyununun bile Karagöz’den gelme olduğunu araştırmalar göstermektedir.

    Karagöz oyunu 15. yüzyılda Osmanlı Türkleri arasında çok sevilip, uzun zaman yaygın halde yaşadı. O zaman karagözcülerin gayesi, seyredenleri güldürmek değil, güldürürken düşündürmek ve ders vermekti.

    Zamanın örf ve adetlerine ters düşen durumları da karagözcüler perdede yansıtmaya çalışıyorlardı. On altı ve on yedinci yüzyıllarda, Karagöz oyunu sünnet düğünleri başta olmak üzere, birçok yerde oynatılıyor ve 19. yüzyılda da Ramazan gecelerine katılıyordu.

    Oyunlarda hakikatın gölge ile perdeye yansıtılması ve insanın ibret alması meseleleri işlenmiştir. Hakikat gizlidir ve temsili olarak verilmiştir. ahiret ve dünya hayatı birbirlerine tezat teşkil ettikleri gibi Hacivat (Hacı İvaz) ve Karagöz de birbirinin zıddı tiplerdir. Hacivat hakikate yakın düşünürken, Karagöz ona tezat teşkil etmekte ve doğruyu görememektedir.

    Karagöz oyunu, gerçekte tek sanatçının hüneridir. Seyircilerin önüne konulan gergin beyaz bir perde arkasında yağ kandili veya mum ışığıyla deve derisinden kesilmiş, şeffaflaştırılmış ve renkli boyanmış tasvirler, bunlara dikey açı yapan sopalar yardımıyla hareket ettirilir. Karagözcü bir taraftan sopalarla bu görüntüyü hareket ettirirken bir taraftan da sesini ve şivesini değiştirerek her bir oyun kişisini kendine has şekilde konuşturur. Karagöz kadrosu şu kimselerden meydana gelmektedir: Usta (Oyunu oynatan ve seslendiren), çırak, sandukkar, iki yardak, bir hamal.

    Ustanın gayet zeki ve hazır-cevap bir kişi olması lazımdır. Çünkü oyunu yalnız bir kişi (Usta) oynatır. Çırak, sıra ile oyun içerisindeki şekilleri yerleştirir. İşi bitenleri kaldırır. Sandukkar ise işi biten malzemeleri sandığa yerleştirir, ayrıca ustaya yardım eder. Birinci yardak, oyuna gerekli manileri ve tekerlemeleri okur. İkinci yardak da tef çalıp, oyun için gerekli gürültüleri sağlar. Hamal ise sandığı ve daha başka malzemeleri taşır.

    Karagöz temsili için önce perde gerilir, perdeye “meydan” veya “ayna” denir. Arkasına ensiz bir tahta yerleştirilir. Bunun üzerine içinde mum parçaları yanan “şem’a” konur ve yakılır. Perde aydınlanınca arkadan ışık alan şekiller renkli olarak beyaz perde üzerinde görünür. Usta, şekilleri perdede hem hareket ettirir, hem de oyun kahramanlarının ağzından gereğince ses vererek oyunu yürütür.

    Karagöz oyunu dört bölümden meydana gelir. Oyun başlamadan evvel gösterilecek temsilin konusuna göre perdeye bir şekil iğnelenir ki buna “göstermelik” denir. Bu, temsil başlayıncaya kadar perdede durur. Göstermelik yerinden ağır, ağır kalkmaya başlayınca perdenin arkasında bir def gürültüsü başlar. Derinden derinden Hacivat’ın ağdalı, boğuk sesi duyulur:

    “Nakş-ı sun’un remz eder hüsnünde rüyet perdesi.
    Hace-i hükm-i ezeldendir hakikat perdesi.

    Bu hayal-i alemi gözden geçirmektir hüner,

    Nice Karagözleri mahvetti suret perdesi.

    Of; hey hak! perdemi sanmayın bezden,

    Hisse alın siz bu sözden.

    Of; bir yar-i vefakar olsa... Ol söylese ben dinlesem.”

    Hemen perdeye Karagöz iner ve aralarında muhavere başlar. Üçüncü bölümde belli bir olaylar dizisi içinde çeşitli kimseler boy gösterir. Bitiş bölümünde seyirciden özür dilenir, gelecek oyunun adı duyurulur.

    Karagöz oyununun şahısları toplumun mahalle çevresinde çeşitli tipleri temsil eder. Başta Karagöz gelir. Karagöz’ün başında”ışkırlak” denilen bir başlık vardır. Karagöz, tok sözlü, halktan bir adamdır. Sonra Hacivat gelir. Hacivat medresede yetişmiş, dili ağdalı bir divan efendisidir; Çelebi, kibar bir delikanlıdır; Zenne (kadın) bir hanımefendidir; Tiryaki, afyon tutkunu bir sersemdir; Tuzsuz Deli Bekir sarhoş bir külhanbeydir; Altı Karış Bebe Ruhi bir cücedir; Çengi oyuncudur. Acem, Arnavut, Yahudi, Frenk, Ayvaz, Himmet, Arap Osmanlı devletinin her yanından gelerek İstanbul’da toplanmış olan tipleri canlandırır.
    Karagözcü bunların herbirini kendi ağızları ile konuşturur. Ayrıca, herbirinin sokaklık, evlik kıyafette değişik şekilleri vardır.

    Karagöz oyunlarının konuları yazılı değildir. İkinci Meşrutiyetten önce, yirmisi Katip Salih tarafından olmak üzere, birçok fasıl kitap halinde yayınlanmıştır. Hayal veya gölge oyununun asıl özelliği böyle tesbit edilmiş olmasında değil, tersine, olmamasındadır. Bütün ustalık, Karagözcünün maharetine, buluş kabiliyetine bağlı olarak konuşma kısmındadır. Bu bakımdan, ana çizgileriyle yayınlanan bir fasl, oynandığı zaman adeta tanınmaz olur.

    Çok ün kazanmış Karagöz fasılları, konusunu yaşanmış hayattan alırdı. Pekçoğunun isimleri dahi o devirde geçmiş olayları hatırlatır. Kanlı Nigar, Kanlı Kavak, Karagöz’ün Yazıcılığı, Yalova Safası, Hamam, Mandıra, Çeşme, Tımarhane, Ters Evlenme, Bekçi, Karagöz’ün Şairliği, SalıncakSafası,Karagöz’ün Aşcılığı gibi.
    Konu YerçekimliKaranfil tarafından (17-11-14 Saat 05:33:21 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    Durum:
    Çevrimdışı
    YerçekimliKaranfil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emektar
    Üyelik tarihi
    28.12.2006
    Yer
    Berkin'in Kara Kaşları
    Mesajlar
    11,302
    Konular
    12
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Geçmişten bugüne Türk ve dünya üzerinde geleneksel tiyatro türleri

    Trajedi
    Trajedi Yunanca kökenli bir kelimedir. Yunancası Tragoidia'dır. Trajedi, tragos (keçi) ve oidie (türkü) sözcüklerinin birleş*mesiyle "keçilerin türküsü" anlamına gelmektedir.

    Günümüzdeki anlamıyla trajedi; Yaşamın acıklı ve hüzünlü yönlerini ortaya koyan, insanın çektiği acıları anlatan, kişilere korku, heyecan ve acındırma telkinleriyle ders vermek amacı güden, mutsuz bir sonla ve çoğunlukla ölümle biten manzum tiyatro eserleridir trajedi
    Trajediler genellikle beş perdelik oyunlardır. Trajediler tek bir olay üzerine kurulur. Korkunç ve çirkin olaylar seyircinin önünde gösterilmez, kahramanlar tarafından sahnede hikaye edilir.

    Trajedilerdeki üç birlik kuralı nedir ?
    Trajedilerde zaman, yer, olay birliğine uyulur. Bir olay, aynı yerde bir günde geçebilecek şekilde düzenlenir. Buna üç birlik kuralı denir.
    Üç birlik kuralı şu kurallardan oluşmaktadır:
    1- Zamanda birlik: Konu belli bir zamanla sınırlıdır. Onun dışına çıkılmaz.
    2- Yerde birlik: Olayın geçtiği yerler, mantık ve uzaklık bakımından birbirine yakın olmalıdır.
    3- Konuda birlik: Konu seyirciyi şüpheye düşürmüyecek, şaşırtmayacak, mantık zincirinden çıkmayacak şekilde ele alınmalıdır.

    Trajedi'nin özellikleri nelerdir?
    1- Koro, trajedinin temel öğesidir. Halkı temsil eder, eyleme karışmaz. Kentin yaşlıları ya da kadınlarından oluşur. İnsanlara öğüt verir, yol gösterirler. Konular mitoloji ya da tarihten alınır.
    2- Erdeme ve ahlaka değer verilir.
    3- Kahramanları, sıradan insanlardan değil; doğa üstü varlıklar ( Tanrılar, Tanrıçalar…), yüksek tabakadan kişilerden ( kral, soylular) oluşturu*lur.
    4- Eser, baştan sona kadar ciddi bir hava içinde geçer.
    5- Acı veren; vurma, yaralama, öldürme gibi olaylar sahnede seyirciye gösterilmez. Yalnızca bu olayların öyküsü anlatılır.
    6- Sahnede basit ve sıradan bir üslup kullanılmaz.
    7- Kaba saba sözlere yer verilmez. 3 şiir biçiminde yazılır.
    8- Sahnede üç birlik kuralına ( yer.zaman, olay) uyulur.
    9- Trajedi birbiri ardından süren diyolog ve koro bölümlerinden oluşur.
    10- Korolar Ürik, diyologiar dramatik bölümlerdir.
    11- Koralar şarkı ve danstan oluşur.
    12- Trajedi bir bütün halinde aralıksız oynanır. Korolar, dramatik bölümlerin arasında perde aralarını gösterir.


    Klasik trajedi'nin özellikleri nelerdir?
    1- Konular tarihten ve mitolojiden seçilir.
    2- Kişiler; tanrı, tanrıça ve soylulardır.
    3- Kötü, bayağı söz ve söyleyişler yoktur.
    4- Seçkin bir üslupla yazılır.
    5- Manzum olarak yazılır.
    6- Kişiler arasındaki dövüşme, yaralanma ve öldürme gibi korkunç ve çirkin olaylar sahnede gösterilmez; bu olayı haberciler söyler.
    7- Zaman, yer, olay birliğine uyulur. Bir olay, aynı yerde bir günde geçebilecek şekilde düzenlenir.Buna üç birlik kuralı denir.
    8- İnsanoğlunun hırslarını, kavgalarını gösterir; çoğu felakete yol açan sonuçlarla biter.
    9- Birbiri ardınca süren koro ve diyalog bölümleri vardır.

    Trajedi türünün ilk temsilcileri kimlerdir?
    Trajedi türünün ilk temsilcileri; Eski Yunan edebiyatı sanatçıları Aiskhylos, Sophokles, Euripides‘tir.

    Önemli trajedi yazarları kimlerdir?
    17. yüzyılda yaşamış olan Fransız edebiyatı sanatçıları Corneille ve Racine de önemli trajedi yazarlarıdır.
    Konu YerçekimliKaranfil tarafından (17-11-14 Saat 05:34:35 ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    Durum:
    Çevrimdışı
    YerçekimliKaranfil - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emektar
    Üyelik tarihi
    28.12.2006
    Yer
    Berkin'in Kara Kaşları
    Mesajlar
    11,302
    Konular
    12
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Vodvil

    Tiyatroda komedinin alt türlerinden biri olan vodvil’in (vaudeville) kelime olarak “voix de ville” ya da “voice of the city” den geldiğine dair uzlaşmaya varılmıştırBu sözcüklere dair açılım ise bizi “şehrin sesi” anlamıyla karşı karşıya getirirVodviller, kentlerin ortaya çıkmasıyla ve ticari gelişimle, dolayısıyla da burjuva sınıfıyla yakından ilişkilidir

    18 yy’ın Avrupa tiyatrosuna getirdiği en büyük yenilik yükselmeye başlayan orta sınıf için üretilen burjuva oyunlarıdır Bu türün öncülüğünü Fransa’da Diderot, Almanya’da ise Lessing’in yaptığı rahatlıkla söylenebilir.

    Orta sınıfın tiyatrosu, ahlakçı yaklaşımıyla Rönesans öncesi dinsel tiyatroyu anımsatıyordu. Ancak konularını aile yaşamından alması ve duygusal yanı ile de bu oyunların “modern bir ruhu” vardı. İngiltere’de Georg Lillo’nun 1731 yılında kaleme aldığı, The London Merchant; or The History on George Barnwell (Londra’lı Tüccar ya da George Barnwell’in Öyküsü) oyununda ilk defa orta sınıftan kişilere yer verilmiş, böylece bir orta sınıf trajedisi yaratılmak istenmiştir İtalya’da ise, Vittorio Alfieri’nin oyunlarında eski yunan mitoloji kahramanlarının ve günlük yaşamının içinin güncel orta sınıfın tutkularıyla doldurulduğu göze çarpar. Bu dönemde İtalya’da ve bir çok Avrupa ülkesinde, komedi varlığını opera ile sürdürmüştür .1728’de İngiliz şair John Gay’i üne kavuşturan The Beggar’s Opera (Dilenciler Operası), popülerliğini yılarca korumuş bir şarkılı komediydi “Dilenciler Operası”nın orta sınıf ahlakını alaya aldığı belirtilir.

    Bu yıllarda Fransa’da Nivelle de La Chausee'nin, acıklı komedileri bugünün bulvar tiyatrolarının, dolayısıyla vodvillerin ilk örnekleriydi .Özellikle Fransa’da komedi sırtını müzikallere ve popüler şarkılara yaslıyordu .Müzikli danslı oyunlarla birlikte, beklenmedik olaylar, maddi çıkar ilişkilerinin arka planını oluşturduğu yanlış anlaşılmalar, karmaşık aşk ilişkilerini konu alan oyunlar seyircinin ilgisini çekmeye başladı .İngiltere’de Richard Steele’nin oyunlarını, Fransa’da Nivelle de La Chaussee ile aynı yıllarda yazmasına karşılık, vodvillerin kökeni hep Fransa olarak bilindi .Bu nedenle de vodvil İngiltere’de uzun yıllar “Fransız Farsı” olarak nitelendirildi.

    19 yüzyılda ise romantizmin rüzgarı, özellikle Almanya’da tiyatro alanında iddialı bir romantik tiyatro okulunun ortaya çıkmasını sağladı. Romantizmle birlikte tarihsel oyunlar ön plana çıksa da, artık orta sınıf ahlakı rahatça ele alınabiliyordu. Bu da, daha hafif türlerin bürlesk, burletta (şarkılı fars) ve vodvilin seyirci tarafından beğeniyle izlenmesine yol açtı. Gerçekçi akımın hakim olduğu yıllarda ise, Eugene Scribe karakter gelişiminden çok entrikaya uyarak yazdığı için "iyi kurulu oyun" olarak adlandırılan 400'e yakın yapıtıyla Paris sahnelerinde geniş bir seyirci kalabalığı toplayabildi. Eugene-Marin Labiche aynı yöntemi fars türüne uyguladı, Scribe'in bir başka öğrencisi Victorien Sardou da oyunlarının yüzeyselliğine karşın ünlü oyuncu Sarah Bernhardt'ın oyunculuğundan yararlanabildi. Scribe de, Labiche de, Sardou da toplumsal gerçekliğin ön plana çıkartıldığı yıllarda, binlerce seyirciye ulaştılar 1800’lü yılların ortası vodvillerin revaçta olduğu yıllardı .Amerika’da bile Tony Pastor 1865 yılında New Jersey’de bir vodvil tiyatrosu kurmuş, Amerikan seyircisi de bu komedi türüne uzak kalmamıştı.

    Komedinin bir alt türü olan vodvillerde, komediye ait bir çok özellik bulunur.Vodviller mutlu sonla biterler ya da olayların kaynaklandığı temel sorunsal bir şekilde açığa çıkar .Oyun kişileri ise genellikle ayrıntılı olarak açıklanmış karakterler değil, belli özellikleri öne çıkartılmış kalın çizgili tiplerdir .Komedya kişisinin eylemi ise tepkiseldir, oyun kişisinin tipik özelliği ya da oyun kurgusunun gereği olarak yer alır...

    Sıkı dokulu olan vodvillerde, olaylar kurgulanırken üst üste düğüm atılmasına, konunun hiçbir zaman çözüme ulaşamayacağı duygusunun yaratılmasına çalışılır. Olayların akışı öyle hızlı ilerler ki, final de birdenbire gerçekleşir. Olaylar birbirini neden - sonuç bağlantısında izlese de bile, bu bağlantılar her zaman bir “oyun” mantığı taşırlar. Böyle bir kurgulamada yaşamın mantığı aranmaz ...Akıldışı abartılar, yinelemeler, şaşırtmalar, rastlantılar oyunun gereği olarak kabul görür. Oyun kişileri de ya kalın çizgili tipler ya da görevleri kurmacaya yardım etmek olan figürlerdir .Onlarla özdeşlik kurmak zordur. İlk yazılan vodvillerde toplumsal sorunlara, yaşamın gerçeğine ayna tutmak gibi yaklaşımlar yoktur...

    Yirminci yüzyıl başında Amerika’da film endüstrisinin gelişimine koşut olarak vodviller seyirci karşısına çıktı .Tiyatro sahnelerinde seyirci karşısına çıkan kimi ünlü vodvil oyuncuları da beyaz perdede de yüzlerini gösterdiler Buster Keaton, Marx Brother’s

    ( Groucho, Chicho, Harpo, Zeppo, Gummo kardeşler), Edgar Bergen, Al Johnson’un en ünlüleri oldukları rahatlıkla söylenebilir Sessiz filmlerde, özellikle Charlie Chaplin’in filmlerinde “aşk” ve “kadınlara” ilişkin komik unsurlarla birlikte toplumsal eleştirilerin ele alınması vodvillerde toplumsal eleştirinin de yapılabileceğini gösterdi.

    Yirminci yüzyılda toplumsal eleştiri veren, yanlışları yeren vodvillerin sıklıkla kaleme alınmasının Chaplin filmleriyle sıkı ilişkisi vardır. Ancak toplumsal eleştiri vodvillerde örtük bir biçimde verilir .Oyunun dinamizmine, oyunsu keyfine engel olmayacak biçimde tasarlanır.

    Kimi eleştirmenler sinema endüstrisinin gelişmesi ile vodvil türünün tarihe karıştığını dile getirseler de, bu türün orta sınıf tarafından hala tutulmakta olduğu söylenebilir.
    Konu YerçekimliKaranfil tarafından (01-10-14 Saat 10:17:14 ) değiştirilmiştir.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Tiyatro Ada
    By yesimg in forum Özel Tiyatrolar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21-11-12, 12:29:34
  2. Tiyatro Gen
    By yesimg in forum Özel Tiyatrolar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21-11-12, 12:22:33
  3. Cevaplar: 74
    Son Mesaj: 02-06-11, 09:41:55
  4. Tiyatro Z
    By umokice in forum Özel Tiyatrolar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08-03-10, 13:47:30
  5. Cevaplar: 2353
    Son Mesaj: 13-10-09, 15:45:23

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

casino siteleri
vdcasino
vdcasino
Listeler
fragmanlar
Yuregininsesi
juul
One Hit Wonder
yerli filmler
kartal escort
maltepe escort
ilbet
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
canlı bahis siteleri
escort ankara
deneme bonusu veren siteler
Mobil Ödeme bahis
bahis
deneme bonusu
ilbet giriş
ilbet giriş
ilbet
maltcasino giriş
meritroyalbet
güvenilir casino siteleri
canlı casino
meritroyal bet
casino siteleri
canlı rulet
cratosslot giriş
izmit escort
izmir escort
eryaman escort
porno izle