5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Yengeç Oyunu

  1. #1
    Durum:
    Çevrimdışı
    erten07 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    10.07.2006
    Yer
    Antalya
    Mesajlar
    4,711
    Konular
    204
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Yengeç Oyunu

    ‘Bekçi’, ‘Hazal’, ‘At’, ‘Balalayka’ gibi önemli filmlere atan yönetmen Ali Özgentürk, “Gençlerin ve kadınların filmi” diye nitelendirdiği yeni filmi ‘Yengeç Oyunu’nu Eskişehir’de çekti. Plato olarak kendisine Eskişehir’i ve Anadolu Üniversitesi’ni seçen Özgentürk çekimlerde çoğunlukla Eskişehir’li oyunculardan yararlandı. Üniversite öğrencileri ve Eskişehirli tiyatrocuların yanı sıra Eskişehirlileri de filmine katan Özgentürk, Eskişehir’in renklerine de filmde yer verdiğini söylüyor.
    Başrollerde Ayça İnci, Ayşe Kökçü, Özcan Varaylı, Ensar Kılıç, Devrim Özder Akın, Burcu Tutkunoruç ve Pelin Acar’ın yer aldığı film, yaşadığı trajedinin ardından küçük kızıyla birlikte doğup büyüdüğü kente ve baba ocağına dönen genç bir kadının hikayesini anlatıyor. Trenlerde kondüktör olarak çalışan annesi ve iki kız kardeşi ile birlikte yaşamaya ve kentteki üniversitede ders vermeye başlayan genç kadın, kısa bir süre sonraysa yaşadığı trajedinin bir türlü silemediği etkileri, kendisine aşık olan en yakın arkadaşının duyguları ve öğrencileriyle birlikte araştırmaya başladığı Osmanlı dönemindeki bir kadın cinayeti ile ilgili patlak veren garip olaylar arasında sıkışıp kalıyor.



    ‘Kadınlar beni sürükledi’
    “Bu filmde kadınların dünyasını anlatmaya çalıştım. Kadınlar hep güçlüydü filmde, onlar beni sürükleyip götürdü” diyen yönetmen Özgentürk, ‘Yengeç Oyunu’ filminde özellikle kadınları bir yengeç kıskacı gibi saran toplumsal baskıya vurgu yaptığını söylüyor. Özgentürk, filmini “Sahtekarlıkla sahiciliğin çatıştığı duygusal bir eğlence” diye tanımlıyor. Şu sııralar çekim sonrası iylemleri devam eden ‘Yengeç Oyunu’, 03 Nisan 2009 yılında gösterime girecek.

  2. #2
    Durum:
    Çevrimdışı
    shahmaran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    04.02.2008
    Yer
    ....
    Mesajlar
    604
    Konular
    21
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    SİNOPSİS

    YENGEÇ OYUNU

    İstanbul üniversitelerinde tarih asistanlığı yapan Asya, yanına beş yaşındaki kızı İpek’i de alarak, kendine yeni bir hayat kurma umuduyla doğduğu şehre gelir. Kısa sürede üniversitede iş bulan Asya, öğrencileriyle birlikte, hepsinin hayatlarını değiştirecek sıra dışı bir projenin içinde bulur kendini. Eski Osmanlı mahkemelerinin belgelerini inceledikleri sırada, herkesin ilgisini çeken bir vakayla karşılaşırlar. 1917 yılında, Yengeç Salih isimli bir kabadayı, mahallede yalnız yaşayan ve geceleri geç saatlerde evine gelip giden Nuriye adındaki bir ebeyi, fahişe olduğu gerekçesiyle öldürmüştür. Bu cinayeti, mahallenin namusunu kurtarmak adına işlediğini öne süren Yengeç Salih, davada beraat etmiştir. Bu adaletsizliğe isyan eden öğrenciler, ders kapsamında bu davayı yeniden canlandırıp, kendi aralarında kuracakları bir mahkemede, Yengeç Salih’i bir kez daha yargılamayı önerirler. Öğrencilerinin duyduğu heyecandan etkilenen Asya, bu teklifi kabul eder. Zaman içinde Asya da araştırmaya kendini kaptırır ve öğrencileriyle birlikte bu heyecanı paylaşmaya başlar. Bu süreç Asya’nın kendi acılarını bir nebze de olsa unutmasına yardımcı olacaktır.

    Asya’nın doğduğu şehre dönmesi, ailesiyle iç içe bir hayatı da beraberinde getirir. Kızı İpek’le beraber üniversitenin lojmanlarında yaşamaya başlayan Asya, işten arta kalan zamanın büyük çoğunluğunu, annesi ve iki kız kardeşiyle beraber geçirmektedir. Ablası Tülay, Çin’de çalışan ve uzun zamandır uzakta olan kocasını göremediği için mutsuzdur. Sık sık sevgili değiştiren şıpsevdi kardeşi Songül, hayatına giren bütün erkeklerle evlilik hayalleri kurmakta ancak her seferinde terk edilmektedir. Tüm zorluklara rağmen ailesini ayakta tutmaya çalışan anneleri Emine ise trenlerde kondüktörlük yapmaktadır. En büyük derdi de Asya’nın yalnızlığıdır. Her fırsatta yeniden evlenmesi için kızına telkinlerde bulunmakta, zaman zaman daha da ileri giderek eve görücüler getirmektedir ancak Asya’nın hayatına yeni bir erkek almaya hiç niyeti yoktur. Hiçbir koşulda birbirlerinden desteklerini esirgemeyen bu dört kadının arası, Songül’ün son sevgilisinden hamile kalmasıyla bozulur. Bebeğin babası ortadan kaybolmuştur ve Songül çocuğunu doğurmakta kararlıdır. Emine, kızının gayrimeşru bir çocuğu dünyaya getirmesine karşıdır. Kardeşinin kararına saygı duyan Asya, onu yanına alır.

    Asya, kocasının uzakta olmasından duyduğu acıyı, yazdığı mektuplarla gidermeye çalışmaktadır. Bu acıyı bu mektuplar dışında hiçbir yerde paylaşmamakta, aşkını kalbine gömmektedir. Üniversitede Asya’nın asistanı olan Hasan, Asya’ya sırılsıklam aşıktır ancak Asya’nın gözü kimseyi görmemektedir. Hasan’ı bu aşktan vazgeçmesi konusunda net şekilde uyarır. Kimsenin kocasıyla olan aşkını zedelemesine izin vermeyecektir. Asya’nın kayınvalidesi Şadiye ise, yıllardır torununu görmeye çalışmakta ancak Şadiye’nin kocasını kendisinden uzaklaştırdığını düşünen Asya, İpek’i onunla görüştürmemektedir. Şadiye de Asya’nın peşinden bu şehre yerleşir. Bütün isteği torununu görebilmektir ve bu konuda çabalamaktan asla vazgeçmeyecektir.

    Bütün dertler bir yana, Asya ve öğrencilerinin yürüttüğü araştırma, şehirde bazı kişileri rahatsız etmiştir. Asya çeşitli tehditler almaya başlar. Öğrencilerinden, Zeynep ise babası tarafından bu araştırmadan uzak durması konusunda sık sık sert şekilde uyarılmaktadır. Zeynep, geri adım atmamakta, bu yüzden babası tarafından okuldan alınmakla ve istemediği biriyle evlendirilmekle tehdit edilmektedir. Bu araştırma, Asya ve öğrencilerinin hayatını hiç beklemedikleri kadar zorlaştırmaya başlamıştır. Tek istedikleri, yıllar sonra da olsa, adaletin yerini bulmasını sağlamak olan bu insanlar, içinde hapisliklerin, kavgaların, ölüm tehditlerinin olacağı tekinsiz bir maceraya atıldıklarının farkına vardıklarında, geri dönüşü olmayan bir yola girdiklerini anlayacaklardır.

    Ali Özgentürk

  3. #3
    Durum:
    Çevrimdışı
    erten07 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    10.07.2006
    Yer
    Antalya
    Mesajlar
    4,711
    Konular
    204
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart yengeç oyunu vizyonda

    Özgentürk’ün “Kalbin Zamanı”ndan dört yıl sonra çektiği “Yengeç Oyunu”, Eskişehir’de geçen bir hikâyeyi anlatıyor. Tarih asistanı Asya (Ayça İnci), kızı İpek’le birlikte, doğduğu Eskişehir’e dönüyor. Burada öğrencileriyle birlikte Osmanlı döneminde, namus cinayeti görünümünde bir davayı araştırıyor. Bir yandan dava üzerine çalışan Asya, diğer yandan annesi ve iki kız kardeşiyle yeniden bağ kuruyor. Kadın olarak yaşamanın zorluklarına odaklanan film, kadın dayanışması üzerinden umut veriyor.

  4. #4
    Durum:
    Çevrimdışı
    hozcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    26.04.2008
    Yer
    Kenya
    Mesajlar
    4,641
    Konular
    6
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Filmin ne kendinden, ne afişinden, ne senaryosundan hayır var.
    İzlerken çok sıkıldım. Vereceğiniz paraya yazık olur. :img-yes:

  5. #5
    Durum:
    Çevrimdışı
    hozcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    26.04.2008
    Yer
    Kenya
    Mesajlar
    4,641
    Konular
    6
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Öğrenci filmi mi, Özgentürk filmi mi? (YENGEÇ OYUNU / Yengeç Oyunu)

    “Kalbin Zamanı” ile insanları hüzne boğmaya çalışırken alay konusu olan Ali Özgentürk, bu sefer kendi sinemasının çok uzağında bir şeye kalkışıyor. Ancak işin ilginci, bu sefer ortaya çıkan o şeyin ‘film’ olduğunu bile sorgulamamıza neden oluyor.

    1970’lerde Yılmaz Güney, Erden Kıral, Şerif Gören ve Zeki Ökten’in başı çektiği bir grup sinemacı, diğer ülkelerden esinlenerek ‘Türk Yeni Dalgası’ hareketini başlattı. Bu isimlerin arasına dahil olan Ali Özgentürk ise daha çok 80’ler çektiği filmlerle dikkat çekti ve festivallerde ödüller aldı. Son 10 yılda ise yönetmenin eski bir sinema anlayışı benimsediği için gülünç duran filmlerine tanıklık etti. Aslında bu durumu çok da yadırgamamak lazım.
    Zira 40’lar sinemaya giren bir yönetmen 1970’lerde (buna John Huston örneği verilebilir), 70’lerde sinemaya adım atan bir yönetmen ise 2000’lerde bu yolun yolcusu olur. Çünkü o kişinin gördükleri ile sinemanın o günkü gerekleri farklılaşmıştır. Zaten son 10 yıla baktığımızda o ekolden Erden Kıral (Yolda gibi), Zeki Ökten (Gülüm ve Güle Güle gibi), Şahin Gök (Son Cellat) gibi isimlerin son filmlerinde düştükleri durumları görebiliyoruz.
    Özgentürk de “Mektup” ve “Balalayka” ile bu isimlerin içine düştükleri durumdan mustarip olmuştu. Ancak 2004 tarihli “Kalbin Zamanı”nda bu ‘eski durma’ durumu o kadar ayyuka çıktı ki, dönem filminin içindeki zaman dilimi adına makyaj, olay örgüsü ve zeka konusunda ciddi derecede gülünç zaaflarla donatılmıştı yapıt.
    “Yengeç Oyunu” da beklediğimiz gibi ‘kamera arkasında sanki bir yönetmen yokmuş gibi’ duruyor. Ancak işin ilginç tarafı, buradaki sorun eski bir yönetmenin kendini yenileyememesinden değil de, filmin ucuza mal olmuş bir üniversite öğrencisi filmi gibi durmasından kaynaklanıyor.
    Yani filmi izlemeden önce öyle bir sınıflandırmaya sokacağımı tahmin ederken, daha aşağılarda bulduğumu söyleyebilirim. Zira burada karşımıza, çiğ görüntüler, senaryosuz bir iskelet, yazılmamış karakterler, birbirilerini ilk kez görüyormuş gibi hareket eden oyuncular ve daha nicesinin toplamında ciddi anlamda ‘amatör bir film’ çıkıyor.

    HD geldi mertlik bozuldu

    Bunun da ana sebebi elbette, son dönemde dijital kameraların piyasaya sürülmesiyle birlikte ‘kolay ve ucuza film üretme’ mantığının sinemamızı da hakimiyetine alması. Zira DV’yi çözünürlüğü düşük olduğu için kullanmaya cesaret edemeyen yönetmenler, Peter Greenaway ve Michael Mann filmleriyle sinemaya giren HD’yi rahatlıkla kullanıyorlar. Öyle ki bu sezonun Türk filmlerinden “Üç Maymun”, “Hayat Var”, “Ali’nin Sekiz Günü”, “Gökten Üç Elma Düştü”, “Avanak Kuzenler” ve son olarak da “Yengeç Oyunu”nun bu ucuz teknolojiden yararlandığını görebiliyoruz.
    Ancak elbette bu filmlerdeki HD’yi kullanma nedenlerini; ‘filmleri ucuza mal etmek için ve ‘filmin yapısı gerektirdiği için’ olmak üzere ikiye ayırabiliriz. “Gökten Üç Elma Düştü” ve “Yengeç Oyunu”, bunlardan birincisine; diğerleri ise ikincisine giriyor. “Collateral”, “Tulse Luper’in Çantaları”, “Hayat Var” ve “Üç Maymun”da da gördüğümüz üzere HD, renkleri rahatlıkla içine alıp filtre gibi yalıtabilen bir kamera türü. Eğer üzerinde uğraşırsanız çok çığır açıcı sonuçlar alabilirsiniz.
    Ancak Özgentürk, ‘kolay kullanım’ rahatlığının açmazına düşmüş sanki. Zira “Yengeç Oyunu”nda bütün sahneler, adeta o mekana elde tutulan HD kamera ile bir kere girilip yarım saatte çekilmiş gibi duruyorlar. Sadece mekanlar değil elbette. Mizansen üzerine filmden önce belki de bir saniye bile düşünmemiş Özgentürk.
    Uzun lafın kısası, 70’lerin Ömer Kavur’u hariç tutarsak bütün Türk filmlerinde gördüğümüz ‘basite odaklı görsel yapı’ mantığını bu kafa yapısıyla yansıtıyor Özgentürk. Elbette elinde 35 mm olmayınca bu film grameri anlayışı daha da göze batıyor. Zira ‘bir kere de halledeceğim’ derken kamerayı gereksiz yere sallaması, oyunculara derdini anlatamadığını hissedilmesi, açı-karşı açı tekniği gibi basit kuralları benimseyememesi ve daha nice sorunlar boy gösteriyor.
    Bu sebeple de “Yengeç Oyunu”nun görsel yapısı olduğunu söylesek dahi dünyada çekilmiş bütün filmlere haksızlık yapmış oluruz. Çünkü sadece bir hikayesi var, görsel yapısı da o hikayenin sahnelerindeki mekanlara sokulan HD ile onun kameramanından ibaret. Adeta ‘mekana git, sahneyi en kolay kavrayan açıdan çek’ demiş Ali Özgentürk görüntü yönetmenine. En azından filmin verdiği izlenim bu.

    Bir cümleden uzun metrajlı film çıkmıyor

    ‘Hadi tamam görsel yapı, ucuz üretim nedeniyle böyle olabilir de, bu kadar acemi duran dramatik yapının sebebi ne?’ diye soruyor olabilirsiniz. Bu nokta da aslında Hollywood’un tür sinemasında herhangi bir zaman diliminde geçen bir cinayetin gizeminin aralanmasına uzanan ‘cinayet araştırma filmi’ formülüyle karşılaşıyoruz. Bu, belediye başkanlığına adaylığına koyan ‘Yengeç’ soyadlı bir adamın işlediği cinayetle ilgili bir durum. Ancak bu formülün, aslında filmin ana yapısının arka planına yerleştirildiğini söyleyebiliriz. Zira karakter olup olmadığını anlamadığımız Ayça İnci’nin canlandırdığı filmin merkezindeki Asya, öğrencilerini o ucu kapalı olayı araştırması için yönlendiriyor.
    Yani Özgentürk, belli ki bir kısa hikayeden veya bir gazete haberinden yola çıkarak ‘politikayla ilgilenen kişilerin yozlaşmışlığı’ ile ilgili bir şeyler söyleyebileceğini düşünmüş. Ancak bunun çıkardığı sonuç, mantık boşlukları ve eğreti duran bir plan olmuş. Zira oyuncu yönetimi, acelecilik sebebiyle o kadar zayıf duruyor ki adeta sokakta rastlanan kişilerden ‘bir dakika filmden görünür müsün? Ünlü olacaksın bak!’ gibisinden sözlerle oyuncu olmalarının istendiğini hissediyoruz.

    Akla Almodovar ile Özpetek’in melodramlarını getiriyor

    Tabii Özgentürk’ün esas amacı Ferzan Özpetek ve Almodovar filmlerindeki aile dramlarını andıran bir şey yapmak. Bunun için de bir anne ile üç kızının melodramatik anlarına uzanıyor. Bu melodram ise, mesaj kaygılı diyaloglarla, bir esintiyle kırılabilecek bir dramatik iskeletle ve tek boyutlu karakterlerle ilerliyor maalesef.
    Sonuç olarak, filmi yönetmenini bilmeden izlerseniz, karşınıza çıkan şeyin “At”ı çeken Özgentürk’ün filmi mi, yoksa üniversite eğitiminin son yılında tezini veren bir öğrencinin final projesi mi olduğu konusunda kararsız kalabilirsiniz. Bu sebeple de “Yengeç Oyunu”, Yavuz Özkan’ın kariyerinin en eli yüzü düzgün filmi “Yengeç Sepeti”ne saygı duruşunda bulunsa da, Özkan’ın “Hayal Kurma Oyunları” gibi film grameri özürlü filmlerini getiriyor akla...

    Sinema yazarlarımızdan Kerem Akça'nın bu yazısından sonra bu filme diyecek bir şey olduğunu düşünmüyorum. :img-yes:

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Aşk Oyunu - Bölüm Yorumları (15)
    By BeLGiNNN in forum Aşk Oyunu
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 19-02-07, 18:06:42
  2. Aşk Oyunu
    By Freddie in forum Dizi & Film Müzikleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29-01-07, 00:33:50
  3. Aşk Oyunu - Bölüm Yorumları (12)
    By Cekirgeselin in forum Aşk Oyunu
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 15-09-06, 16:25:48
  4. Aşk Oyunu - Bölüm Yorumları (11)
    By iremfb86 in forum Aşk Oyunu
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 13-09-06, 12:18:06
  5. Aşk Oyunu - Bölüm Yorumları (9)
    By Ozly in forum Aşk Oyunu
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 29-08-06, 12:17:26

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

vdcasino
vdcasino
vdcasino
betexper
fragmanlar
Yuregininsesi
juul
One Hit Wonder
grandpashapet
grandpashapet
eta saat
bahis forum
ilbet
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
canlı bahis siteleri
escort ankara
izmit escort
izmir escort
vdcasino giriş
Mobil Ödeme bahis
meritroyalbet
güvenilir casino siteleri
deneme bonusu
grandpashabet
casino siteleri
canlı rulet
bahis
deneme bonusu
vdcasino
ilbet giriş
ilbet
maltcasino giriş
cratosslot giriş