Sayfa 2/501 İlkİlk 1234561252102 ... SonSon
2501 sonuçtan 6 ile 10 arası

Konu: Yalancı Yarim - Senaryolar (1)

  1. #6
    Durum:
    Çevrimdışı
    tarik_naz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    09.09.2006
    Yer
    Ankara
    Mesajlar
    2,254
    Konular
    1
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart 22.bölüm senaryosu-2

    Sabah olur. Naz, gece tarığa bi nebze de olsa açıldığı için mutludur. Artık tarığa iyi davranmaya karar vermiştir. Merdivenlerden aşağı iner ama iner inmez suratındaki o mutluluk ifadesi bi anda kaybolmuştur.

    Naz: günay….

    Berrak, tarığın yanına oturmuş yine çorba tutmakta ve diğer başında da Belkıs hanım oturmaktadır.

    Belkıs: günaydın nazcım. Aşk olsun ama tarık hasta oluyo ve bize haber vermiyorsunuz. Biz de vahi beyle, belgin hanımlarda muhabbete daldık geldiğimiz de geç vakit olduğu için kimseyi fark etmedik.
    Naz: kusura bakmayın Belkıs hanım, saolsun berrak iyi baktı tarığaaa.

    Naz sinirli bi şekilde berrağın yanına gider ve yine sinirli bi şekilde tarığa bakarak. Berrağın elindeki tepsiyi alır.

    Berrak: ne yapıyorsunuz naz hanım?
    Naz: ben içirecemm
    Tarık: neeee?

    Belkıs hanım, tarık ve berrak çok şaşırırlar.

    Naz: tarık hatırlamıyo musun dün sen hastayken sana çorba yapayım mı demiştim ama olmadığı için yapamamıştım.
    Tarık: evet
    Naz: sonra sana söz vermiştim, burada yapamadım ama eve gidince kendim sana çorba içirecem demiştim.

    Tarık naz’ın niyetini anlar .

    Tarık: hımm. Hatırladım.

    Naz çorbayı tarığa içirmeye başlar. Bu sırada vahi ve ümit de uyanmıştır. Naz’ı çorba içirirken çok şaşırırlar.

    Vahi: tarık evladım çok çok geçmiş olsun. Valla seni oralara yolladığım için ben de kendimi şuçlu hissediyorum.
    Tarık: kendinizi şuçlu hissetmenize gerek yok. Ben gece üzerimi örtmemişim. Üşüttük işte. (naz’a bakar)
    Ümit: olamaz olamaz, naz, tarığa çorba içiriyo. Gidip hemen kameramı getireyim bu anı kaydetmem lazım.
    Naz: ümitttt.!!!! Dağda söz vermiştim, onu yerine getiriyorum. Sonra tarığın dilinden kurtulamam. “söz vermiştiniz de yapmadınız” diye.
    Ümit: hadi inandım !!
    Naz : ümittttttt, yine başlama
    Vahi: naz kızım neye başlamasın.
    Ümit: yok bişey baba. Aramızda. Baba benim aklıma çok güzel bi fikir geldi
    Vahi: ne?
    Ümit: tekstil işi artık bizi kesmiyo. Başka başka alanlara yönelelim.
    Vahi: ne gibi alanlar?
    Ümit: hazır kışta geldi. Bi soba fabrikası açalım. Adı da “NAZ SOBALARI” olsun. (der ve kaçmaya başlar)
    Naz: ümittttt!!!

    Evdekiler kahvaltı yapmak için masaya doğru giderler. Naz ve tarık baş başa kalmışlardır.

    Tarık: bana çorba içirmek için neden herkese yalan söylediniz? Hem bana kızıyosunuz yalan kötü bişey diye, hem siz yalan söylüyorsunuz.
    Naz: fazla konuşma iç işte aptal. Kıymetini bil.
    Tarık: hıh ( hafifçe güler)
    Naz: neden güldün?
    Tarık: hiçç içimden geldi
    Naz: neden güldün çabuk söyle. Kaşığı mı kötü tutuyorum yoksa.
    Tarık: yok çok güzel tutuyorsunuz
    Naz: eee
    Tarık: bu bana ikinci kez “aptal” deyişiniz. Ona güldüm
    ( Naz şaşkın bi ifadeyle)
    Naz: onu da mı duydunnnn? Yuh artık. Sende de ne kulak varmış.
    Tarık: o gece söylediğiniz her şeyi duydum.
    Naz: o zaman şimdi söyle bakalım. öptün mü öpmedin mi?
    Tarık: naz hanım size şunu söyleyim. Son 2 gündür ne yaşadıysak, ne gördüysek, ne duyduysak, neye inandıysak hepsi gerçekti. Sizin bunları oyun sanmanız normaldi. Kim olsa oyun sanırdı.
    Naz: o zaman sen beni öptün?
    Tarık: siz oraya takıldınız? Öpmemi ister miydiniz?
    Naz: eğer istemesem , sürekli rüyalarımda o olayı görmezdim.
    Tarık: o zaman sizi rahatlatayım.
    (naz heyecanla, “öptüm” demesini bekler )
    Tarık: öptüm. Çok güzeldiniz, kendimi tutamadım ve öptüm. İnşallah kızmamışınızdır.

    Naz, içindeki mutluluğun vermiş olduğu utangaçlık ile başını yere eğmiştir. Ama tarık, naz’ın çenesinden tutup başını kaldırır ve birbirlerinin dudaklarına bakmaya başlarlar. Ama

    Naz: çorba bitmiş. Ben şunu götüreyim.

    Deyip tarığın yanından ayrılırken birden aklına gece tarık için söyledikleri gelir, ve tarığın bunları duyup duymadığından emin olmak için geri döner.

    Naz ve tarık aynı anda

    Naz: bu gece
    Tarık: bu gece
    Naz: önce sen söyle
    Tarık: hayır siz söyleyin
    Naz: emrediyorum önce sen söyleyeceksin
    Tarık: tamam… bu gece bi rüya gördüm de bunu sizinle paylaşmak istedim.
    Naz: anlat bakalım neymiş rüyan.
    Tarık: rüyamda bi kız gördüm ama suratını şeçemedim.uzun şaçlıydı. Bana “seni seviyorum” dedi ve yanağımdan öperek yanımdan uzaklaştı. Peşinden koştum ama yetişemedim. Sabahtan beri merak ediyorum acaba bu kız kim olabilir diye.

    Naz: hımm. Ben de merak ettim bak. Acaba bu şanslı kız kimmiş.

    tarık ve naz tekrar birbirlerine çok samimi şekilde bakarlar
    Naz, gece tarığın her şeyi duyduğunu tamamen anlamıştır. Hafif bi gülümseme ile geri dönüp gidecekken

    Tarık: *sei anche il mio tutto (sen de benim her şeyimsin)
    Naz: ne? Ne dedin? Çabuk söyle.
    Tarık: zamanı ve yeri gelince söylerim.

    Naz üstelemez, arkasını dönüp gider, tarık hafif bir gülümseme ile naz’ın gidişini izler.

    Naz: (içses) ne dedi şimdi bu. Seni seviyorum mu dedi acaba. Yok yok o “tiamo” ydu. Burada “tutto” falan dedi. Off ya delirecem. Onu kesin öğrenmem lazım yoksa meraktan çatlarım.


    (* ~topiqq~ İtalyanca için teşekkürler)
    Konu tarik_naz tarafından (09-12-06 Saat 19:20 ) değiştirilmiştir.

  2. #7
    Durum:
    Çevrimdışı
    tarik_naz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    09.09.2006
    Yer
    Ankara
    Mesajlar
    2,254
    Konular
    1
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart 22.bölüm senaryosu-3

    Vahi, yine her zamanki gibi spor salonuna gitmek için evden ayrılır. Ümit de ders çalışmak için odasına çıkar. Naz ise bi yandan kahvaltısını yaparken bi yandan da tarığı süzmektedir. Çünkü berrak ve Belkıs hanım, tarığın etrafında pervane gibi dönmektedirler. Tarık, naz’ın sinirli bakışlarının nedenini anlar.

    Tarık: Belkıs hanım, berrak hanım ilgilendiğiniz için saolun ama benim hava almam lazım, biraz dışarı çıkıp dolaşacam.
    Belkıs: ama tarıkcım, hasta hasta dışarı çıkman iyi olur mu?

    Naz ordan atlar

    Naz: olur olur, iki gündür yatıyo. Biraz hava almasının bi sakıncası yok.
    Belkıs: sen bilirsin, ama üzerini sıkı giyin.
    Tarık: tamam…

    Tarık, bahçeye havuzun kenarına gidip oturur. Naz da hemen üzerine bişeyler alıp, fırsat bu fırsat tarığın yanına doğru gider. O sırada tarık şarkı söylemeye başlar.

    sevdim seni bir kere
    baskasını sevemem
    deli diyorlar bana
    desinler degisemem,desinler degisemem...

    (naz, tarığın yanına yanına oturur)

    (tarık, naz’ın gözlerinin içine bakarak şarkısını söylemeye devam eder)
    hayatta en zor olan
    bir insanı tanımak,
    kabul etmek huylarını,
    degismeden bir olmak.

    sevgi anlasmak degildir.
    nedensiz de sevilir.
    bazen kücük bir an icin (naz, öpüşme sahnesini hayal eder.)
    omur bile verilir.

    daha yolun basındasın
    degisirsin diyorlar
    oysa sana cıkıyor
    bildigim butun yollar.

    sevgi anlasmak degildir
    nedensiz de sevilir
    bazen kucuk bir an icin
    omur bile verilir.

    Naz: ömrümü yedin ömrümü…
    Tarık: ne yaptım ki?
    Naz: öpüşme gerçekmiydi, değilmiydi , cevabını bulacam diye ömrümden ömür gitti.
    Tarık: o gece sorsaydınız hemen söylerdim.
    Naz: sordum, ama sordum da ne oldu. “hı” “hı” başka bişey yok. Kafamı iyice karıştırdın. Bilerek benimle oyun oynadın demi?
    Tarık: (alaycı bi ifadeyle) unuttunuz mu naz hanım, o gece benim yaptığım her şey size göre oyundu. “hı” “hı” ların da oyun olduğunu nasıl anlamadınız hayret ettim.
    Naz: üfff iki de bir konuyu oraya getirmesen olmaz. Tamam işte yaptım bi hata, o kadar da özür diledim bu… (bu gece diyecekti ama konunun “seni seviyorum’a” gelmesinden korktuğu için yarıda keser)
    Tarık: ne zaman özür dilediniz. Valla ben hatırlamıyorum. Hem o kadar dilediğiniz özür beni kesmez.
    Naz: ne?
    Tarık: akşam bi yemek ısmarlarsanız özrünüzü kabul edebilirim.
    Naz: neee? Hayatta olmaz. Ben bi kere özür dilerim, ister kabul edersin ister etmezsin, o senin sorunun. Hem sen bana şunu şöyle bakayım, sabah bana İtalyanca olarak ne dedin?
    Tarık: çok mu merak ediyosunuz?
    Naz: sorduğun soruya bak. Tabi merak ediyorum. Gece rüyanda bi kız görüyosun, sonra ben giderken “tutto” “mutto” diye bişeyler diyosun. Belki de franceska’yı görmüşsündür.
    Tarık: eh ne yapalım madem yemek işi olmayacak İtalyanca söylediğimi de öğrenemeyeceksiniz desenize? O zaman size bol meraklı günler dilerim.
    Naz: (sinirli bi şekilde) sana da sevgili İtalyan şoförüm. (tarık İtalyan şoför lafına güler)

    Naz, tarığın İtalyanca söylediğini yemekte açıklayacağını duyunca yemek teklifini kabul eder ama tarığa şimdilik söylemez.

    Naz: hem sen benden yemek ısmarlamamı istiyorsun ama akşama kadar iyileşebilecek misin?
    Tarık: oohooo. Ben bu bakımla 2-3 saate kalmaz turp gibi olurum
    Naz: memnunsun yani berrak’tan? 2-3 saate kadar iyileştirir mi seni?
    Tarık: nasıl memnun olmayım, kız işinde uzman, koskoca milyon dolarlık,bankacı Hulusi tekelioğlunu iyileştirdi, benim gibi 700 ytl lik maaşla çalışan bi şoförü hayli hayli iyileştirir.
    Naz: ama Hulusi tekelioğlu’nu 15 gün de iyi etti. Seni nasıl hemen iyi edecek.
    Tarık: hızlı tedavi ile
    Naz: ne?
    Tarık: berrak hanım söyledi. Onun hızlı tedavi için özel yöntemleri varmış. Hulusi tekelioğlu yaşlı olduğu için ona uygulayamamış. Benim yaşım özel yöntemlere müsaitmiş. 2-3 saate iyileşirsin dedi.

    Naz iyice deli olmuş bi halde tarığın yanından ayrılır. Ve yeni düşmanı berrak olmuştur.

  3. #8
    Durum:
    Çevrimdışı
    tarik_naz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    09.09.2006
    Yer
    Ankara
    Mesajlar
    2,254
    Konular
    1
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart 22.bölüm senaryosu-4

    SONUNDA İTİRAF

    Naz, tarığın “hızlı tedavi ve özel yöntem” laflarına çok kızar. Filiz yüzünden birden tatile gittiği gibi, berrak yüzünden birden …

    Naz: kalk hadi gidiyoruz. (tarığın kolundan tutup kaldırır)
    Tarık: nereye?
    Naz: yemek ısmarlamamı istemiyo muydun.?
    Tarık: evet
    Naz: tamam işte şimdi ısmarlıyorum. Yemeğe gidiyoruz.
    Tarık: iyi de ben akşam için demiştim.
    Naz: ben şimdi gitmek istiyorum, bi itirazın mı var? İtirazın varsa şimdi söyle
    Tarık: evet var.
    Naz: ne?
    Tarık: naz hanım daha tam olarak iyileşmedim (numaradan öhö öhö), dışarıda fazla durursam yine hastalanabilirim. Hem siz daha yeni kahvaltı yapmadınız mı?
    Naz: evet yaptım. Ama yine acıktım. Yarım saat süren var hazırlanman için.
    Tarık: şu süreyi bir saat yapsak.
    Naz: olmaz, yarım saat sonra çıkıyoruz.
    Tarık: (gülerek) berrağa söyleyimde hızlı tedaviyi biraz daha hızlandırsın o zaman.
    Naz: bak hala berrak diyo. Biraz daha berrak dersen benden hızlı bi tokat yiyeceksin ona göre. (elini kaldırır). Hem senin hastalığın falan kalmamış, fırsat eline geçti, hazır hastayken her istediğimi yaptırayım diye nazlanıyosun. Ama ben yutmam, gidiyoruz…
    Tarık: iyi de araba yok nasıl gidecez?
    Naz: ümit’in arabasını alırız.
    Tarık: evdekilere ne diyecez?
    Naz: sen orasını bana bırak.

    Naz, güzelce süslenir, en güzel kıyafetlerini giyer. Tarık da hazırlanmış aşağıda naz’ı bekler.

    Naz: ümittttt!! Biz tarık’la bi yere kadar gidecez, arabanı alıyoruz.
    Ümit: nereye gidiyosunuz? Alfonso hem sen hasta değil misin ?
    Tarık: değil mişim? !!
    Ümit: nasıl “değil mişim” ?
    Tarık: valla ben de anlamadım ablana sor.
    Naz: tamam fazla uzatmayın. Biz arkadaşlara dağ tatiline gelemeyeceğimizi söylemeye gidiyoruz. Bi cafede toplanmışlar beni bekliyolar. Babam gelince söylersin.
    Ümit: hadi öyle olsun!!!

    Naz ve tarık arabaya binip yola çıkarlar.

    Tarık: naz hanım, size bişey soracam?
    Naz: sor ama bildiğim yerlerden olsun. (naz güler ama tarıktan tepki gelmez.) Ayy çok kötü espri oldu demi.
    Tarık: yaniii
    Naz: (içses) bi espri yapalım dedik, yaptığımız espriye bak. Rezil oldum.
    Naz: ee ne soracaktın?
    Tarık: bu yemeği özrünüzü kabul etmem için mi ısmarlıyorsunuz yoksa şu İtalyanca söylediğim cümlenin cevabını öğrenmek için mi?
    Naz: daha önce de söyledim. Ben bir kere özür dilerim ,ister kabul edersin ,ister etmezsin.
    Tarık: eee ?
    Naz: ne eee si, İtalyancanın cevabı için ısmarlıyorum tabii. Yemekte söylerim demiştin ya.
    Tarık: ben ilki için ısmarlamanızı isterdim. İkincisini yaşıdıklarımız zaten anlatıyo.

    Naz iyice merak ediyodur İtalyanca cümleyi.

    Tarık: bu arada bugün ikinci kez yalan söylediniz. Yavaş yavaş bana yaklaşıyosunuz. Size “yalancı patronum” dememe az kaldı.
    Naz: hep senin yüzünden.
    Tarık: yine ben ne yaptım? Tamam cep telefonu yeme alışkanlığım yüzünden babanızı arayamadınız, şimdi siz yalan söylüyosunuz, bu niye benim yüzümden.
    Naz: ne demişler üzüm üzüme baka baka kararır. Ben de sana baka baka yalancı oldum. Ne yapalım çekecez artık bu durumu. (tarık sinirlenir ve arabayı durdurur)
    Tarık: eğer size ben yalan söyletiyorsam bi daha bakmayın bana. Ve eğer gerçekten yalan söylemek istemiyorsanız bırakın gideyim ben. Size yalan söylemişsem, bilin ki hep sizin iyiliğiniz içindi. Sonuçta yalanlarım ortaya çıktı. Filiz tekelioğlu’nun kardeşim olduğunu öğrendiniz. Bu sırrı saklamak için bi ton yalan söyledim. Bunun için sizden özür dilemiştim zaten.

    Tarık arabayı geri çevirir ve eve doğru gitmeye başlar. Çok sinirlidir.

    Naz: tarıkk (ağlamaklı bi ifadeyle)
    Tarık: naz hanım lütfen konuşmayalım, size kötü örnek olduğumu yüzüme karşı söylediğiniz için teşekkür ederim. çünkü ben kimseye kötü örnek olmak istemem. eğer oluyosam orda bi dakika durmam. haa şunu da söyleyim. şu çok merak ettiğiniz italyanca cümle "sen de benim herşeyimsin" di. bu benim için hala geçerli ama ben sizin herşeyiniz olmayı haketmiyorum. siz kendinize yalansız dolansız birisini "herşeyiniz" olarak kabul edin.

    Naz, tarığı üzmeyeceğine dair kendine verdiği sözü tutamadığı için ve italyanca cümlenin cevabını öğrenince ağlamaya başlamıştır.

    Naz: tarıkkk
    Tarık: ne varr!!!
    Naz: lütfen durdur arabayı lütfennn.

    Tarık naz’ın ağlamasına dayanamaz ve arabayı durdurur. Arabayı durdurduğu yerde bir sürü insan vardır.

    Naz ağlayarak arabadan iner. tarığın kapısını açar ve onu arabadan indirir. “yalancı yarim” şarkısı arka fonda çalmaya başlar.(sizde bu kısımda dinlerseniz süper olur) Birbirlerinin gözlerinin içine bakmaya başlarlar. Naz’ın gözleri kıpkırmızı olmuştur. Etrafdaki insanlar meraklı gözlerle onları izlerler.

    Ve sonunda naz…

    Naz: TARIK SENİ SEVİYORUM

    Der ve tarığa sarılır. Tarık buna şaşırmaz çünkü biliyodur naz’ın sevdiğini. İlk başta naz’ın sarılmasına tepki vermez ama naz’ın ağlayışı tarığın içini acıtmıştır.

    Tarık: ben de SENİ SEVİYORUM NAZ ben de seni

    O da naz’a sarılır. Ve çok istediğimiz öpüşme sahnesi bu sefer hakikaten gerçekleşir. Etrafdaki insanlar belki de ilk defa görmüş oldukları bu manzara karşısında çok şaşırırlar ve tarık ve naz öpüşürken hep birlikte alkışlarlar.

    22.bölüm sonu
    Konu tarik_naz tarafından (09-12-06 Saat 18:02 ) değiştirilmiştir.

  4. #9
    Durum:
    Çevrimdışı
    kusursuz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Oyuncu
    Üyelik tarihi
    15.06.2006
    Yer
    Fox River
    Mesajlar
    1,455
    Konular
    6
    Verdiği Beğeni
    0
    Beğenilen Mesaj
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Bende çok kısa bir senaryo yazdım...

    Tarık yattığı yerde Naz'ın söylediklerini düşünüyordur."Başka var mı Tarık Tekelioğlu'yla bir ortak yanınız?Umarım yoktur."
    Küçük bir yalanla başlayan bu oyun katlanıp kocaman bir sorun yumağına dönüşmüştür.Tarık,Naz'ın herşeyi öğrenmesi dahilinde başına gelecekleri düşünüp gözlerini kapar...Çözülmesi gereken sorunlar bir yumak halide onu bekliyordur...Ama çözmeye nereden başlayacağını bilemiyordur...
    Elllerini yastığının altında birleştirmiş salonun büyük tavanını izlerken aklına yeni bişey düşer...Tüm bunların öğrenilmesi onu neden bu kadar korkutuyordur?Vahi beyi,Ümit'i,Naz'ı ve tüm ev halkını hayal kırıklığına uğratmak mı?Yoksa sadece birini hayal kırıklığına uğratmak mı?Bakışlarını tavana diker.
    Tarık-Offff...Başını sallar.Bütün bu aldatmacalardan sonra Naz'a kendini nasıl affettiricektir?Acıyla farkına varır...Belkide Naz'ı sonsuza dek kaybedicektir.
    Hızla yattığı yerden kalkar.Sanki bir güç tüm ağırlığıyla üstüne çullanmış gibi içi sıkılmıştır.

    Naz tüm çabalarına rağmen uyuyamamış,yatakta dönüp durmuştur.Sonunda bu belirsizliğe dayanamayıp aşağı iner.Uykulu gözlerle mutfak lambasını yakar ve...
    Naz-Tarık...Tarık hızla ona bakar.Mutfak masasında oturmuş pasta yiyordur.
    Tarık-Naz hanım...Naz şaşkın.
    Naz-N'apıyorsun burda?Tarık önce elindeki çatala sonrada Naz'a bakar.Gayet sakin.
    Tarık-Pasta yiyorum.
    Naz-(Tek kaşını havaya kaldırır.)Emin misin?
    Tarık-(Şaşkın)Efendim.
    Naz-Burdan uzay mekiği gibi duruyorda.(Sinirle bir sesle)Sen benle dalga mı geçiyorsun?Tarık gülümser.Masum bir ifadeyle.
    Tarık-Ben sadece pasta yiyorum.(Naz'ın hala dikkatle baktığını görünce)Yok eğer yeme ben onu paket yapıcam diyosanız...Naz kapıya dayanıp kollarını göğsünde kavuşturmuştur.
    Naz-Yok yok sen benle sahiden dalga geçiyorsun.Tarık sandalyesine yaslanıp keyifle.
    Tarık-Ne haddime.
    Naz-Yani ben salağım,sende beni yönlendiren akıllı şoförümsün.Bunu mu ima etmeye çalışıyorsun?
    Tarık-Ben sadece pasta yiyorum.İnanın başka bir amaç gütmedim.
    Naz-Ha ben sana iftira atıyorum...Zalim patron...Tarık gülümser.
    Tarık-Siz öyle diyosanız,bana söz düşmez.Naz sinirle ona bakarken tarık keyifle gülümsüyordur.Pastayı göstererek...Sizde yemez misiniz?(Naz kızgın kızgın bakar...)Dolapta daha var.İsterseniz...(Naz yavaşca yaklaşıp Tarık'ın yanına oturur.O ne olduğunu anlamadan elindeki çatalı alıp pastasını yemeye başlar.Tarık başta şaşırır.Sonra onun pastayı büyük bir iştahla yiyişini gülerek izler.Naz ona bakıp tek kaşını kaldırır.)
    Naz-Komik olan nedir?Tarık ciddiyetle arkasına yaslanır.
    Tarık-Bu kadar aç olduğunuzu bilseydim önceden haber veriridim.
    Naz-Sorun değil.Geç olsun ama güç olmasın.(Bir lokma pastayı ağzına atıp iştahla çiğner.)Hımm...Pastayla buluşmamızın unutulmaz sonu.(Tarık'a bakıp)Sende ister misin?(Tarık tam konuşucakken...)Ayy ama sen hastaydın,dokunur fazlası.(Tarık gülümserken o ağzına bir lokma daha atar.)Bakma bana öyle.Ben turp gibiyim.(Tarık gülümseyerek başıyla onaylar.)Hem çikolatalı pastaya karşı aşırı bir düşkünlüğümde vardır.Bu sebeple sağlıklı veya sağlıksız olmak benim için sorun teşkil etmiyor.Her fırsatta yerim yani.
    Tarık-Ben aranıza girmeyeyim o zaman.
    Naz-Ayy bir susarsan girmeyeceksin ama...Bir çene bir çene.Lak lak lak lak.Ne bu canım?Bir izin varda tadına doyayım.
    Tarık-Buyurun doyun.
    Naz-Hayır kıskanıyorsun biliyorum ama...Bu kadarda belli edilmez ki.
    Tarık-Kıskanıyor muyum?Naz hızla...
    Naz-Yani pastayı...Aramızdaki muhteşem bağı...(Tarık "ne" dercesine bakar.Naz hızla)Yani pastayla aramızdaki muhteşem bağı demek istedim.Hani sen yiyemiyosun ben yiyorum ya.O bakımdan.Ay anladın sen işte.(Pastayı yerken duraksar,Tarık'a bakar.)Anladın di mi?Tarık gülmemek için kendini zor tutarak.
    Tarık-Anladım.(Naz gülümser.)Dersem kocaman bir yalan söylemiş olurum.Naz sinirle.
    Naz-Sen zaten neyi anlarsın ki?Anladım deseydin çok büyük bir şaşkınlık duyucaktım.Anlamamışsın.(Gülümser.)Demekki herşey yolunda.(Tarık ayağa kalkar.Kapıya doğru ilerler.)Nereye?Tarık ona döner.
    Tarık-Biraz uyucam.Sabah kalktığımdaysa bu gecenin fantezilerimin ürettiği bir kabus olduğunu varsayıcam.
    Naz-Terbiyesiz.Ne o öyle fantezi mantezi.Sapıkça rüyalarına beni alet etmesen iyi olur Tarık efendi.(Tarık gitmek için döner.)Nereye?(Tarık tekrar ona döner.)
    Tarık-Gidip acilen rüyamın senaryosunu yeniden yazmam lazım.Siz beni çıkar dediniz ya.Ben her gece böyle kurarım kafamda öyle uyurum.Genelliklede kurduklarımı görürüm.Siz söyleyin ne görmemi istediğinizi ben ona göre hareket edeyim.
    Naz-Biliyor musun Tarık senin yaptığın şu toplum dışı,fi tarihinden kalma ve bir o kadarda soğuk espriler her geçen gün beni dahada şaşırtıyor.Bu konuda performansın hat safhada.Hayır yani ben yabancı değilim.Yarın öbür gün yabancı birinin yanında yaparsın maazallah seni avrupa insan hakları mahkemesine verir.Ehh insan dayanamıyor bir yerden sonra.Hak vermem lazım.
    Tarık-Haklısınız.Ama siz şimdiye kadar hiç dava edildiğinizi söylememiştiniz.Yani söz konusu kötü espri olunca sorayım dedim...Nasıl beraat ettiniz?
    Naz-Bu konuda uzman olan sensin Tarık'cım.Bir kaç tüyo verde yararlanalım biz acemiler.Tarık bir kahkaha atarak.
    Tarık-Aman efendim ne haddimize.Yarın bir kalem kağıt alıp gelin seve seve paylaşırım o engin tecrübelerimi.Bilgiyi saklamak hırsızlıktır.(Tam gidicekken.)
    Naz-Şurdan biraz daha pasta versene.Valla çok güzelmiş.Tarık döner.
    Tarık-Bende demin tam onu diyordum.
    Naz-Neyi?
    Tarık-Pasta...Pasta diyordum...Bittide...O yediğiniz son dilimdi.Naz şaşkınca bakar.
    Naz-Neden daha önce söylemedin?
    Tarık-Bişey farkeder miydi?
    Naz-Ederdi...(Ayağa kalkıp Tarık'a yaklaşır.)Eee sen gitmiyor muydun?(Naz'ın gözlerinin içine ısrarla bakar.)
    Tarık-Gidiyorum...(Hala bakıyordur.)
    Naz-Eee.
    Tarık-Ne eee?
    Naz-Hala burdasın.
    Tarık-Öyle mi?Hiç farkında değilim.
    Naz-Farkında olsan iyi olur.Çünkü farkında olmaman benimde aleyhime.(Tarık hevesle gülümser.)
    Tarık-Nasıl yani?
    Naz-Eee yolumu kesiyorsun geçemiyorum.(Tarık hayal kırıklığıyla anlar ve kenara çekilir.)
    Tarık-Buyurun.(Naz ona dikkatle bakarak geçer.Kapıya gelince arkasını döner.)
    Naz-Bir gün biticeğini biliyordum.Ama böyle aniden olması...(Tarık'a bakar.Tarık'da ona.)Tamda seviyorken..(Susar.Tarık yavaşca ona yaklaşır.Gözlerinde muzip ışıklar belirir.)
    Tarık-Evet...
    Naz-Bilseydim bu kadar alıştırmazdım kendimi...Tarık gülümser.Hevesle...
    Tarık-Neye?(Naz bir süre bakar sonra hızla)
    Naz-Neye olucak pastaya...(Tarık derin bir nefes alıp başını sallar.Naz'sa gülümseyerek onu izlemektedir.)Sen ne sanmıştın?(Tarık ona bakar.)
    Tarık-Hiç...Hiç sanmıştım.
    Naz-Hadi hadi söyle utanma.(Tarık başını sallar ve üzgün bir ifadeyle.)
    Tarık-Sanmıştım ki...(Naz hevesle.)
    Naz-Evet...
    Tarık-Sanmıştım ki...Arabayı değiştiriceksiniz.Hani şu geçende gördüğümüz lüks jaguarı alıcaksınız.(Naz hayal kırıklığıyla bakar.Tarık gülümser.)Siz ne sanmıştınız?
    Naz-Biliyor musun Tarık cevap vermicem.Çünkü bu muhabbbet sabaha kadar böyle devam eder."Siz ne sanmıştınız?" "Siz ne sanmıştınız?"(Tarık keyifle gülmeye başlar.Naz ona kızgın kızgın bakıp)Ne sırıtıyorsun?
    Tarık-Aklıma temelin bir fıkrası geldide...(Tarık bir süre durur.Sonra...)Siz ne sanmıştınız?(Naz gözlerini devirip ona bakar ve arkasını döner.Tarık'sa keyifle onu izlemektedir.Naz tam giderken döner ve...)
    Naz-Yarın saat 9'da arabayı hazır et.(Tarık şaşkınca ona bakar.)
    Tarık-Ama izinlisin demiştiniz.
    Naz-Şimdide değilsin diyorum...(Tam ağznını açıcakken Tarık hızla...)
    Tarık-Sakın "siz ne sanmıştınız" demeyin.
    Naz-Demicem...(Bir süre durur.)Yani ben senin patronun olduğuma göre "siz dememe gerek yok.(Sonra gülümser ve masum bir edayla)Sen ne sanmıştın?...(Naz bir süre bakar ve sonra yüzünde kocaman bir tebesssüm uzaklaşır.Tarık bir süre arkasından bakar.Kollarını göğsünde kavuşturup gülümser.)
    Tarık-Oğlum Tarık birgün bu kelime oyunlarıyla bir yere varıcaksın ama hadi hayırlısı.....
    Konu kusursuz tarafından (09-12-06 Saat 20:26 ) değiştirilmiştir.

  5. #10
    Durum:
    Çevrimdışı
    tarik_naz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    09.09.2006
    Yer
    Ankara
    Mesajlar
    2,254
    Konular
    1
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    öpüşme sonrası

    Naz ve tarık öpüştükten sonra etraflarındaki kalabalığın onları alkışladığını hatta bazılarının cep telefonlarıyla fotoğraflarını çektiklerini görünce çok şaşırırlar ve birbirlerine bakıp içlerindeki mutluluğu çok güzel bir şekilde dışa vurup gülmeye başlarlar. Ve tekrar birbirlerine sarılırlar.

    Sarılmış vaziyettelerken,

    Naz: sonunda oldu galiba
    Tarık: evet canım, ikimizin de sabırsızlıkla beklediği an bu an. Ama biran önce gidelim yoksa birisi nikah memuru ile çıkıp gelecek.
    Naz: (gülerek) ama bugün Pazar isteseler de bulamazlar.
    Tarık: (gülerek) haklısın.

    Tarık, naz’ın belinden kavrar ve arabanın ön tarafına bindirip o tarihi yerden uzaklaşırlar. Naz tarığın göğsüne kafasını yaslar.

    Naz: nereye gidiyoruz?
    Tarık: bilmem, sen nereye gitmek istersen oraya gidelim.
    Naz: eve gitmek istemiyorummm.
    Naz:Eee bu duruma hangi şarkı gider.
    Tarık: hıh

    Ve tarık bu güzel şarkıyı söylemeye başlar.

    (ayna- çayımın şekeri)

    Ben Yaşamaya Gelmedim Dedim
    Öyle Bir Bakıyorum Hayata
    Seni Tanımadan Öncelerde
    Rest Çekmiştim Sevdaya
    Nasıl Olcak Bu İşler Dedim
    Kurt Kuzuyla Yan Yana
    Birde Aşk Olmaz Dedim
    Ama Sen Çıkıverdin Karşıma
    Dünyaya Seni Bulmaya Geldim
    Bu Dünyaya Senin Olmaya Geldim
    Bu Dünyaya Aşkı Bulmaya Geldim
    Bu Dünyaya Senin Olmaya Geldim
    Çayımın Şekeri Gitarımın Teli
    Yazımın Sıcağı Kışımın Ocağı
    Denizimin Sesi Melodimin Esi
    Hey Şeyimsin sen
    Ana Baba Bacı Acımın İlacı
    Evimin Huzuru Aşkımın Huzuru
    Bilgimin Kusuru Sular Gibi Duru
    Her Şeyimsin Sen
    Bu Dünyaya Seni Bulmaya Geldim
    Bu Dünyaya Senin Olmaya Geldim
    Bu Dünyaya Aşkı Bulmaya Geldim
    Bu Dünyaya Senin Olmaya Geldim


    Naz bu şarkıyı dinlerken, tarığı ilk gördüğü an, ona yaptığı eziyetler, yaptığı kıskançlıklar, tarık için ağlayışları ve sonunda geldikleri nokta tek tek kafasından bir film şeridi gibi geçer.

    Tarık, naz’ı, naz lisedeyken sürekli geldiği boğaz kıyısına getirir. Arabayı iyice içeri çeker.

    Naz arabadan iner ve ellerini iki yana açarak deniz kıyısına doğru koşar. Tarık da teybi açar biraz kurcaladıktan sonra şarkılarını bulur ve sesini iyice yükseltir.

    Fikret kızılok’un orijinal sesiyle gönül şarkısı çalar.

    bunca yıl herkesten kaçtın
    en sonunda buldum sandın
    ansızın içini açtın
    yapma dedim yaptın gönül

    gözleri senden uzaktı
    farkedilmez bir tuzaktı
    sana böylesi yasaktı
    yapma dedim yaptın gönül

    o bir yolcu sen bir hancı
    gördüğün en son yalancı
    içindeki derin sancı
    gitmez dedim kaldı gönül

    sen istedin ben dinledim
    senden ayrı olmaz dedim
    en sonunda ben de sevdim
    şimdi beni kurtar gönül

    gözlerin bakar da görmez
    ellerin tutar da bilmez
    gece gündüz farkedilmez
    demedim mi sana gönül?

    sabahın tam üçündesin
    dertlerin en gücündesin
    hala onun peşindesin
    gitme dedim gittin gönül

    böylesi sevdiğin için
    bir kör düğüm oldu için
    ağlıyorsun için için
    demedim mi sana gönül?

    sen istedin ben dinledim
    senden ayrı olmaz dedim
    en sonunda bende sevdim
    şimdi beni kurtar gönül

    naz denizin temiz havasını içine çektikten sonra tarığa döner ve koşarak ona sarılır.

    Tarık: bu dansı bana lütfeder misiniz?
    Naz: ne demek

    Ve ilk dans…

    Naz: bu şarkıyı hatırlıyor musun
    Tarık: evet
    Naz: sen daha güzel söylemiştin.
    Tarık: susss , bu anın tadını çıkaralım.

    Naz’ın sadece müziğe konsantre olması ve o güzel havasının bozulmaması için susturur.
    Ve şarkı bitene kadar birbirlerine sarılmış bir şekilde dans ederler.

    Dansları bittikten sonra elele tutuşup sahil boyunca yürümeye başlarlar.

    Naz: eee şimdi ne olacak?
    Tarık: ne nolcak?
    Naz: eve el ele tutuşup gitmeyecez heralde.
    Tarık: hımm. Nazcım, yine her zamanki gibi davranacaz..
    Naz: nasıl?
    Tarık: nasılı mı var, ben yine senin şoförün olacam, sen yine beni herkesin içinde rezil edeceksin, berrak beni tedavi ederken sen kıskanacaksın, sonra sinirini benden çıkaracaksın,.ben belgin hanımla pozitif enerji seansı yapacam, sen yine sinirini benden çıkaracaksın.

    Naz tarığın yanağına hafifçe tokat atar.

    Tarık: bunu niye yaptın?
    Naz: ne demiştim ben sana ?
    Tarık: ne demiştin, hatırlayamadım?
    Naz: bir daha berrak dersen tokat atarım dememiş miydim
    Tarık: kıskandın galiba.
    Naz: evet kıskandım.
    Tarık: Ama bu tokat hızlı değildi.
    Naz: ne?
    Tarık: tokat hızlı değildi diyorum. Hızlı bi tokat atarım demiştin galiba.
    Naz: onu söylediğimde sevgili değildik, ama şimdiii…
    Tarık: o zaman söylesem hızlı vuracaktın yani..
    Naz: evet.

    Biraz yürüdükten sonra tarık, naz’ın yarım kalan cümlesini tamamlar.

    Tarık: ama şimdi sevgiliyiz demi. İnanasım gelmiyo. Bir saat önce nasıldık, şimdi nasılız.
    Naz: boşuna dememişler büyük aşklar, büyük kavgalarla başlar diye.
    Tarık: ama bizimki baya bi büyük kavga oldu galiba.
    Naz: yoo bundan daha büyüklerini de yapmıştık.
    Tarık: onları da hesaplayarak büyük kavga demek istedim zaten



    not: medea, Ayna'nın şarkısını sen tavsiye etmiştin ordan aklımda kaldı. sanırım en uygun bu şekilde söylenir. :)
    bu arada 22. bölüm hakkında tiyolar geldi ama ben yazmaya devam edecem :)

Sayfa 2/501 İlkİlk 1234561252102 ... SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.