10. bölüm

Tarık prenses gecenin üstünde siyah binici kıyafeti ile etrafına gülümseyerek selam vererek atını yavaş sürerek yerini almak için ilerliyordu. Sanki ortaçağdan fırlamış bir prense havası vardı. Mağrur dik duruşu ile etrafındaki herkesin beğeni ile baktığı görülüyordu. Saçlarına güneş ışıkları vuruyordu daha parlak ve göz alıcıydı. Yanlarına geldiğinde meral ve mesut a selam verdi. Onlarda hoş geldin deyip şans dilediler diğerlerine gönderdiği o harika gülümsemesini naz’dan esirgiyordu. O an aslında Tarık’ın ne kadar kırıldığını anladı. Özür dilemek için ona doğru adım attığında Emel hemen önüne geçip cilveli “başarılar Tarık favorim sesin “

Tarık eğilip emel’in elini tuttu öpücük bıraktı “teşekkürler emel “

Naz bir an içinde garip bir duygu hissetti anlam veremediği garip ir duyguydu emel ile samimiyetine neden bozulduğunu anlamadı ama canı sıkıldı. Ne için yanına geldiğini unutup sert bir sesle “sende mi katılıyorsun”

Tarık aynı sert ve öfkeyle “katılamaz mıyım yoksa katılmak için sizden izin mi almam gerekiyordu”

Naz bir an duraladı. Beklediği tepki değildi. Bozuntuya vermeden hafif gülümseyerek “yok tabi ki izin alacak değilsin söylemedin de ondan şaşardım “

Tarık aynı şekilde devam etti “sende bana sahile kutlamaya gideceğini söylememiştin”

Naz onu uyarmak için “çok asi bir at umarım onu sürmeyi başarırsın”

Tarık hiçbir yumuşama yoktu aynı öfke ile cevap verdi “süremeyecek olsam üstünde olmazdım. Kazanamayacağım yarışa girmem arkamdan nal toplayacaksın bu defa küçük hanım”

“neee”

“ne o çok şaşırdın bakıyorum bense buna hazırlıklı olduğunu düşünüyordum. Dünkü danstaki performansın işe yaramayacak haberin olsun”

Naz şaşkınlıktan kekeleyerek “sen sen ne diyorsun “

“ne dediğim açık değil mi dün anladın yarışacağımı garantiye almak için beni baştan çıkarmaya çalıştın ama taşa tosladın haberin olsun karşındaki senin o acemi erkeklerden değilim daha çok çalışman gerekiyordu belki dün sahile gitmek yerine odama gelsen bir şansın olurdu “

Naz duyduklarını hazmetmeye çalışır inanamaz. Bir an derin nefes alır içses “tamam yaptığım yanlıştı ama bu sözleri hak edecek naptım ben ya “ elerini yanda yumruk yaptı sakin olmaya çalışıyordu ama başaramadı.

İçinden birden kabaran öfkeye engel olamadı. Yanında duran seyisin elindeki kırbacı aldığı gibi salladı. Prenses gece naz’ın kırbacı havaya kaldırdığını gördüğü anda bir adım geri attı. Tarık’ın sırtına gelecek olan kırbaç prenses gecenin ön ayaklarının üstüne şakladı. Kamçının darbesi ile prenses gece ok gibi fırladı. Bir an herkes ne olduğunu anlamadı “aaa “sesleri yükseldi. Gece sanki boşluğu yarar gibi ilerliyordu. Seyircilerin üstüne doğru yönelince Tarık yönünü çevirmek için dizginlerini tutup kendine çekti ama at kontrolden çıkmıştı sonra hafif gevşetip yönünü çevirmek için tek tarafından çekti. Yönünü değiştiren prense gece çitleri atlayıp yokuş aşağı inmeye başladı.

Hulusi ile vahi yarışın başlamasını en önde oturmuşlar bekliyorlardı atların yerleşme yerlerinde bir karışıklık olduğunu gördüler ne olduğunu anlamak için bakıyorlardı Hulusi Tarık’ın atın üzerinde uzaklaştığını görünce ve atın onu sağa sola savurduğunu görünce kalbini tuttu “ah gitti çocuk oğlum gitti “ nidaları ile ellerini dizlerine vurmaya başladı. Bir süre sonra Tarık ve prenses gece gözden kayboldu. Kalabalık ayaklandı.

Her kafadan bir ses çıkıyordu “çabuk arkasından gidelim”

“ay inşallah çocuğa bir şey olmaz “,

“Ah ah derede düşerse yaşamaz “

“ah yaralanamaz inşallah “

“yazık oldu gençliğine yazık “

“aman peşinden gidelim yetişelim “

“o ata kimse yetişemez “

Hulusi birden öfke ile “susun çabuk kimler iyi ata biniyorsa ne ile olursa aramaya başlayın ne gerekiyorsa yapın “

Hulusi’nin sesi ile herken birden sustu. Bu defa “emredersiniz beyim” sesleri yükseldi. Verilen emre uygun koşuşturma başladı.

Mesut öfke ile “naz bunu nasıl yaparsın “

Meral: her zamanki gibi hırsının kurbanı oldun

Naz öfke ile “söylediklerini duymadın mı “?

Mesut” dün yaptıklarına göre az bile söyledi o sözlerle hayatını tehlikeye sokmadı naz inanamıyorum sana “

Emel “kazanmayacağını anlayınca önünde çekilmesini sağlamaya karar verdin değil mi “?

Emel hızla sunucunun olduğu yere ilerledi mikrofonu eline aldı “hey millet at ürkmedi naz yaptı yapacağını kırbaçla vurdu kaybedeceğini anlayınca yaptı”

Naz üzgün “böyle olsun istemedim sadece Tarık çok sinirlendirdi sadece ona vurmak istedim “

Vahi hızla yanlarına geldi. “bunu nasıl yaparsın naz değiştin sanmıştım yanılmışım ilk durumda tosladın yine beni utandırmayı başardın tebrik ederim “

Naz üzgün “baba lütfen beni dinler misin lütfen “

Vahi “6 yıldır verdiğin gururu hepsini sildin bir hareketinle yazıklar olsun sana “

Naz başı önde “babacım bir dinlesen inan ben …

“sus naz seni görmek istemiyorum nede dinlemek istiyorum şimdi umarım Tarık’ın başına bir şey gelmez yoksa seni asla affetmem”

Seyirciler öfke ve ayıplayarak bakıyorlardı. Naz başını önüne eğdi. Bir süre ne yapacağını bilemedi sonra kasırgaya atladığı gibi Tarık ‘ın arkasından gitti. Uzun süre aradı ama nereye gittiğini bulmadı. Atı yorulmaya başlamıştı. Çaresiz tırıs sürerek geri çiftliğe döndü.

Naz atla ilgilenin hasan efendi nerdesin “

Hasan efendi yanına yaklaşıp” buyurun naz hanım sizin yarı…”

“yarış deme bana şimdi Tekelioğlu çiftliğine gidiyorsun Tarık ile ilgili bir şey duyduğunda bana haber veriyorsun”

Hızla odasına çıktı öfke ile üzerindeki kıyafetleri çıkardı. Dolanmaya başladı. “Allah kahretsin geldin yaşamını altüst ettin oo sözleri hak edecek naptım ben sana oysa sabah özür dilemeye gelmiştim. Allahlım lütfen bir şey olmasın “

hırsla yatağına attı kendini hıçkırıklarla ağlıyor bir yandan yatağını dövüyordu.
Tarık yokuş atağı inerken birkaç düşme tehlikesi yaşadıktan sonra atı konuşmalarıyla sakinleştirmeyi başardı. Ama at o kadar çok terlemiş ve nefes nefese kalmıştı. Bir süre daha atını belli bir tempoda sürdü daha sonra atını yavaşlattı. Sonra geri çiftliğe döndü. Hasan efendi geldiğini görünce naz’a haber vermek için özkul çiftliğine yöneldi.

Tarık atı çalıştırdıkları alan olan çitlerle örülü alana soktu. “ âli havlu getir Mehmet git motorun anahtarını al kasabadakilere durumu anlat” talimatını verdikten sonra atın üzerindeki biriken aşağı doğru akan terlerini kuruladı. Tutulmamsı için alanı tırıs yürüyüşlerle dolaştırmaya başladı.
Haberi alan naz atına atladığı gibi Tekelioğlu çiftliğine geldi. Tarık’ın atı yavaş yürüyüşler yaptırdığını görünce bir süre izledi. iç ses “bu işten çok iyi anladığın belli oluyor yoksa o at o kadar koşudan sonra çatlaya bilirdi.”
Sessizce ilerledi çitin kapısını açtı. Prenses gece naz’ı gördüğü anda hırçınlaştı. Tarık boynunu okşayarak “sakin ol kızım geçti “ ama at sakinleşmiyordu arka ayaklarının üzerine kalkıp naz’a doğru hamle yaptı. Tarık o anda naz’ın gördü “burada ne işin var çık “

Naz üzgün yaklaştı “ben ben ….”

Tarık prensesin dizginlerini tutmaya çalışarak öfkeyle “çık naz “

Ama daha fazla tutamadı prenses kurtulduğu gibi naz’ın üzerine tekrar ayakları üzerinde yükselip hamle yaptığı anda Tarık “dur kızım “
Naz atın üzerine yaptığı hamle ile olduğu yerde kalak kaldı. Atı izliyordu. Tarık ani hamle ile önüne geçti. Atın ön ayakları Tarık’ın omzuna geldi aldığı darbe ile sendeledi naz’a çarptı birlikte yere yuvarlandılar. Bir an birbirlerine baktılar. Tarık öfkeyle “naptığını sanıyorsun sen yaptığından sonra bir atın yapabileceklerini tahmin etmeni beklerdim. Birde atlarla uğraşan birinin “

Prenses gece ayakları ile yere vuruyor ve kişniyordu. Tarık kalktı elinden tutup naz’ı da kaldırdı kolundan tutuğunu gibi dışarıya çıkardı. Naz tek kelime söyleyememişti. Öylece baktı. Tarık tekrar atın yanına girip onu okşuyor bir yandan “sakin ol kızım “ diye onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Sonun da at sakinleşmiş Tarık ‘ın omzuna başını koymuş hafif başı ile sanki vurduğu için özür diler gibi sesler çıkarıyordu. Tarık elini boynunda dolandırdı sonrada alnından bir öpücük bıraktı. Atkuyruğunu salladı. Naz gördüğü manzara karşısında şaşkına döndü.

Bu arada arkanda gelen seslere başını çevirip baktığında haberi alan kasabalı geliyordu. Onların tekrar o bakışları ile karşılamak istemdi. Atına binip uzaklaştı. Tarık seyisin getirdiği atın örtüsünü üzerine geçirdi. “içeri götürün bacaklarını biraz masaj yapın “

Hulusi nefes nefese “Tarık oğlum” sarıldı. Bir süre öylece kaldı

Tarık “iyiyim Hulusi amca sizi korktum mu”?

“korkuttun tabi ah bir şey olsa annene ne derdim

“Aman Hulusi amca sizin suçunuz ne “

“tabi babana da ne derdim onu bilmiyorum”

“gayet yiyim aslında iyi olacağımı en iyi sizin bilmeniz gerekiyordu. “

“ya işte ama öyle görünce seni napayım oh neyse “

Sırayla gelenler Tarık’a sarılıp iyi olduğuna sevindiğini belirtti.

Vahi: kusura bakma evlat bizim kız ayıp etmiş

Tarık: önemli değil vahi bey küçük bir anlaşmazlık oldu sanırım



Hulusi: evet vahi ne diyorsun acaba kızın başka biriyle birlikte olmaya başlamış ne oluyoruz yani birlikte olduğu adamda bir şeye benzese bari benim baktığım benim paramla açtığı çiftliği bile kumar masadında bırakan kendinden başka kimseyi düşünmeyen biri

Vahi: bilmiyordum ne zaman olmuş yani söyleyecek sözüm yok kız pek gönüllü değil bu zamanda böyle bir evlilik olmaz diyor sen bilirsin

“iyi ben biliyorsam bu iş olacak vahi merak etme ve inan “

“iyide nasıl “

“hele biraz birbirlerini tanısınlar “

“nasıl Tarık geldi mi”?

“geldi sayılır “



Vahi eve girip “suna hanım naz’ı çalışma odasında beklediğimi söyler misin”?

Naz kapıyı vurup girdi “babacım hiçbir şey söylemene gerek yok hatamı biliyorum çok hatalıyım ama merak etme hatamı telafi edeceğim iyi olduğunu gördüm özür dilemek için gittim ama kasabalı gelince uzaklaştın halledeceğim merak etme ve bir daha böyle aptalca bir şeyle karşı karşıya bırakmayacağım seni söz veriyorum”

Vahi ayağa kalktı elini cebine soktu söyle bir yerinde yaylandı “şey naz kızım söyleyeceğim farklı Hulusi amcan bu evlilik işi olacak diyor önce bir tanışsınlar diyor sanırım Tarık gelmiş mi gelecek miymiş dediğinden bir şey anlamadım ama “

“of baba olmaz ben mert ile evleneceğim yarışlar için gitti dönünce seninle konuşacak “

“o hayata olmaz eğer böyle bir şey yaparsan seni asla affetmem evlatlıktan ret ederim”

“evlatlıktan ret edersin öyle mi benim adıma küçükken karar veriyorsun tanımadığım biri ile evlenmemi istiyorsun ama ben seni babalıktan ret etmiyorum ama sen sevdiğim adam ile evleneceğim diye beni ret edeceksin öyle mi bu nasıl adalet baba seni adaletli biri sanırdım “

“kızım kör gözlü kızım ne değişti de mert birden seninle evlenmeye karar verdi acaba bunu hiç düşündüm mü söyler misin “?

“birçok şey öncelikle artık eski çirkin naz yok karşısında alımlıyım bir çok erkeğin kalbini hoplatacak düzeyde hem de birde rakibi olduğunu düşündü öyle olunca atağa geçti”

“sen öyle san benin saf akılsız kızım tavuk çiftliğini ne yapmış kumarda yemiş şimdi çiftlikte hamal gibi çalışmak istemiyor karşısına hala eski ona âşık bir naz görünce ee tabi birde yaptıkların ortada gelirleri ortada ekmek elden su gölden yaşamaya devam edeceği bir kapı arıyordu. Senden daha yağlısı da bu kasabada yok kafasız değil ya balıklama atlayıverdi kesin “

“hayır, yalan söylüyorsun inanmıyorum iyi plandı baba ama inanmıyorum anladın mı inanmıyorum “

Sinirle odasına çıktı dolaştı hırsından patlamak üzereydi. “şuna bak ay neymiş mert kumarda kaybetmişte yok sadece param için evlenecekmiş de ama bu iş onu sınamaya çok iyi olur dönünce durumu anlatırım olmadı başka bir yerde ikimiz küçük bir aile kurarız herkesten uzakta biz birbirimize yeteriz “

Yatağına oturdu. Sonra arkasına doğru attı kendini dönmeye başladı. Düşünmeye başladı. O kadar emeğinin boşa gitmesine içi elvermiyordu. Çözüm düşünmeye başladı.

“of ya Ayşe kaçtı demişti tabi beyefendi parasızlığa dayanamamıştır. Ama kabul dediğine pişman edeceğim Tarık Efendi geldiğinde karşısına nasıl çıksam acaba ( birden yüzünde muzip bir gülümsem belirdi “en çirkin halimle eskisi gibi üstüm başım pislik içinde hatta saçların böyle tiftik tiftik olsa gözlerimde gözlük birde çarpık bacaklıymışım gibi yürüdüm mü süper arkasına dönmeden kaçıp gidecek gel bakalım “ kaşlarını yukarı kaldırıp indirdi “böylece tek kaşla iki kuş vurmuş olurum “

Ayağa kalktı. Hazırlanıp aşağı indi. Neşeyle “günaydın “

Vahi kızını şöyle bir süzdü anlam veremedi “günaydın kızım sonunda gerçeği kabullendin sanırım “

“öyle sayılır yalnız Tarık ile yalnız karşılamak istiyorum babacım anlaşabileceğime karar verirsem öyle kabul edeceğim yoksa bu iş yatar belki çok emeğim var ama sevemeyeceğim biri ile evlenip hayatımı karartmaya değmez. Bu kadar olmasa da yine yeniden yaparım ”

“bana bak aklından ne geçiyor “

“Yok, ne geçecek ki “

“nazzz saçma bir şey yapmazsın değil mi “?

“her şey saçma zaten baba o yüzden şimdikinden daha saçma olmayacak yapacaklarım. o yüzden Hulusi amca ile konuşurken durumu çaktırmazsan iyi olur sadece dediklerimi söyle o kadar olur mu?”

“bizi rezil ettiğim yeter daha fazla rezil edecek bir şey yapmada”

Ümit: oo naz bakıyorum kasaba yine olay yaratmışsın bir gün yoktum olay olmuş sahalara bakıyorum geri dönmüşsün

“of ümit zevzekleşme yaptığım hoş değildi ama söyledikleri çok kırıcıydı oldu bir kere bir daha olmayacak size afiyet olsun gidip konuşmalıyım bugün tavla yarışımız var öncesinde konuşsam iyi olacak “


Naz kulübenin kapıyı çaldı içeriden” gir “ sesi ile içeriye girdi. Tarık duştan çıkmış üzerinde sadece bir havlu sarılı çıktı. Naz öylece süzdü gözlerini alamıyordu.

Tarık alaylı baktı: “ne istemiştiniz naz hanım sabah sabah bu defa tavla yarışından yırtmak için ne planladınız acaba yoksa dünkü sözümü mü ciddiye alıp yatağımı mı şenlendirmeye geldiniz merak etmeyin ben yatağıma alacağım kişileri titizlikle seçerim ve inanın o asla siz olmayacaksınız “

Naz öfkeyle saldırdı “sen sen ne yüzsüz adi birisisin ya o kamçı senin omzuna gelmeliydi hatta yüzüne gelmeliydi. Ki iz bıraksın ne kadar kötü biri olduğunu yüzüne bakan anlasın “ yumruklarken Tarık birkaç adım geri sendeledi havlu yere kaydı naz “ ay “ deyip arkasını döndü. Tarık kahkahayı basıp “aa sizde utanmada mı vardı “

Naz sinirle “sana cevap vermeyeceğim biliyorum bunu neden yaptığını bir yere kadar anlıyorum ama dün geldim yanına neden geldiğimi söylemeye çalıştım ama söylediklerinle öyle kızdırdın ki bir de başka şeylerde olunca ben öfke ile o kırbacı sana sallamıştım ama ata geldi. Akşam yanına tekrar özür dilemek için geldiğimde ise bu defa atın izin vermedi. Bak seni kullanmak gibi bir niyetim yoktu. Sadece onlara nasıl dans edebildiğimi göstermekti inan çok üzgünüm böyle olsun istemezdim bilmiyorum mesut ile gelirsin diye düşünmüştüm. Ama gelmedin tamam davet etmeliydim lütfen telafi etmeme izin ver. İstersen senin için yeniden sahilde bir parti düzenleyebilirim “

“merak etme eğer derdim parti olsaydı kendimde öyle bir parti hatta daha güzelini düzenleyebilirim bu kasabada katılmayacak hayır diyecek birinin olacağını da sanmıyorum “

“haklısın yaparsın nasıl yapıyorsun anlamıyorum ama maşallah kasabayı kendine âşık etmişsin hatta 10 günde nasıl becerdiysen prenses geceyi bile âşık etmişsin”

“âşık mı çok iyi arkadaşız atlar köpeklerden bile saha dost hayvandır insana özel olduklarını düşünüyorum ve prenses gibi olanlar ise daha bir özel bence o özgür bir ruha sahip kimse tam olarak onları ehlileştiremez. Böyle bir atın öyküsünün filmini izledikten sonra atlara merak sarmıştım. Ve iyi anlaşırım o kadar “

“hı tabi öyledir ama atın kuyruk sallayışı pek öyle demiyordu sanki seni aygırı gibi görür tavırlar sergiliyordu”

Tarık onu dinlerken giyindi. Yanına gelip “ öyle mi teşekkürler uyarın için daha dikkatli olurum. Kahvaltı yaptın mı?”

“yaptım “

“iyi ben yapmadım ve âliye teyze beni bekliyor ayıp olmaz değil mi açlığa dayanmada istersen sen de gel”

“Yok şimdi Hulusi amca ile karşılaşmak istemiyorum”

“ne o aranız bozuk mu “?

“öyle canımı sıkan bir durum var “

“hımm dün canını sıkan Hulusi amca mıydı yanı kırbaç yemem oda mı sebep olmuş oldu “

“eh dolaylı yoldan diyelim yarışlarda görüşürüz”

“görüşürüz”


……………………………………………………