Sayfa 1/9 12345 ... SonSon
43 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Tevfik Fikret

  1. #1
    Durum:
    Çevrimdışı
    ecrin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    29.03.2006
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    949
    Konular
    9
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Tevfik Fikret

    Tevfik Fikret

    (24 Aralık 1867 - 19 Ağustos 1915)

    Osmanlı dönemi şairi.

    24 Aralık 1867'de İstanbul'da Aksaray'ın Kadırga semtinde doğdu. Baba tarafı Çankırılı, annesi ise müslüman olmuş Sakızlı bir Rumun kızıydı. 12 yaşında annesini kaybetti. Fikret, 1888'de Galatasaray Lisesi'ni birincilikle bitirdi. Hocaları arasında Muallim Naci, Recaizade Ekrem gibi günün seçkin öğretmenleri vardı. Şiire lise yıllarında başlamış ve ilk şiirini 1883'te yayımlamıştır.

    Liseden mezun olduktan sonra önce Hariciye Nezareti (Dışişleri Bakanlığı), daha sonra da Maarif Mektubi Kalemi'nde çalışmaya başladı. Bir akrabasının yardımıyla Sadaret Mektubi Kalemi'nde düşük bir ücretle kısa bir süre çalıştı. 1889 Ağustos'una gelindiğinde dördüncü işine istişare odası'nda muavin olarak başladı. Ayrıca Yüksek Ticaret Okulu'nda Fransızca ve Türkçe dersleri veriyordu. Ertesi yıl, 22 yaşında, kuzeni, kız öğretmen okulu öğrencisi, 14 yaşındaki Nazıme hanımla evlendi.

    Bu sırada, çeşitli şiir yarışmalarında birincilikler kazandı. 1894'te, Malumat gazetesinin kurucuları arasında yer aldı. Aynı yıl işinden ayrılıp, Galatasaray Lisesi'nde (Mekteb-i Sultani) Türkçe öğretmenliğine başladı. Ancak, bütçe kısıntısından ötürü maaşlar kesintiye uğrayınca 1895'te ayrıldı. Aynı yıl oğlu Halûk doğdu. Bir yıl sonra Robert Kolej'de Türkçe öğretmenliğine atandı. Bu sıralarda yazdığı şiirlerde aşk, ev, doğa temalarını işlemiştir.

    1896'ta, hocası Recaizade Ekrem onu Servet-i Funun dergisinin sahibi Ahmet İhsan ile tanıştırdı. Fikret, derginin tahrir ve tashih işlerine bakmaya başladı. Sanatta hem içerik hem de biçimde bir atılım yapıp batılılaşmayı ilke edinen Servet-i Funun topluluğunun hareketine Edebiyat-i Cedide adı verilmiştir. Bu ekolde, Fikret'in yanısıra Halit Ziya, Cenap Şahabettin, İsmail Safa, Mehmet Rauf, Samipaşazade Sezai, Hüseyin Cahit, Ahmet Şuayip, Hüseyin Siyret gibi isimler bulunuyordu. Ondokuzuncu yüzyılın son dört yılında, Fikret'in şiirlerinde toplumsal boyutun arttığı, karamsarlığın üste çıktığı gözlenir. 1897 Osmanlı-Yunan savaşı sırasında yurt ve ulus sevgisini dile getiren şiirler yazdı. Aynı zamanda, Özgürlük ve adalet özlemi ile ilgili şiirler yazarken 1898'de birkaç gün için göz altına alındı ve bundan sonra sürekli izlendi.

    1900 yılında, ilk kitabı Rubab-ı Şikeste (Kırık Saz) yayımlandı. Ertesi yıl Ahmet İhsan ile araları bozuldu ve dergiden ayrıldı. Bir süre sonra, bir çevirisi yüzünden Servet-i Funun kapatıldı. 1902'de kız kardeşini, 1905'te babasını yitirdi. Aynı yıl, babasının Aksaray'daki konağını satarak Rumelihisar'ında, planlarını kendi yaptığı ve ölünceye dek oturacağı, bugün Tevfik Fikret Müzesi olan, Aşiyan'a (Kuş yuvası) yerleşti. Bu dönemde çok az insanla görüşüyor, toplumcu bir tavırla kavga şiirleri yazıyor, bunlar İstanbul'da elden ele dolaşıyordu. "Sis", "Sabah Olursa", "Bir Lahza-i Taahhur" bu dönemin ürünleridir. Bu döneminde, özgürlük getireceğine inandığı İttihat ve Terakki'yi destekliyordu.

    24 Temmuz 1908'de Meşrutiyet'in ilan edilmesini coşkuyla karşıladı, 'Rücu' ile 'Doğan Güneşe' adlı şiirlerini yazdı. Aynı yıl, arkadaşlarıyla Tanin gazetesini çıkardı ve eski Servet-i Fünuncularla beraber çalışmaya başladı. Gazetenin, programından sapıp, vaadettikleri hak ve özgürlükleri kısmaya yönelen İttihat ve Terakki Fırkası'nin organı durumuna gelmesi üzerine Fikret düş kırıklığına uğradı ve kendisine Maarif Nazırlığı (Milli Eğitim Bakanlığı) önerilmesine rağmen gazeteden ayrıldı. Maarif nazırı görevine getirilen Abdurrahman Şeref'in çağrısıyla, Galatasaray Lisesi'nin müdürü oldu ve bir süre önce yanmış olan okulun onarımını üstlendi. Bu arada, toplantı salonunu mescitin üstüne yaptırdığı gerekçesiyle tutucu basının ağır eleştirilerine uğradı. O günlerde 31 Mart Olayı patlak verdi. Fikret, olayı protesto amacıyla önce kendini okulun kapısına zincirle bağlattı, ertesi gün de istifa etti. Ancak öğrencilerin ve Maarif Nazırı Nail Bey'in ısrarlarıyla tam yetkili olarak göreve döndü. Ama sekiz ay sonra, yeni Maarif Nazırı Emrullah Efendi'yle anlaşamayarak bir daha dönmemek üzere Galatasaray'dan ayrıldı. Darülmuallimin ve Darülfünun'daki görevlerinden de istifa etti ve yeniden Aşiyan'a çekildi. Artık, İttihad ve Terakki iktidarına da muhalif olmuştu. 1912'de meclisin kapatılması üzerine, bu olayı meclisin 1878'de (Hicri tarihle 1295'te) kapatılmasına benzeterek "Doksan Beşe Doğru" şiirini yazdı. Bunu "Han-ı Yağma", "Sancak-ı Şerif Huzurunda" gibi şiirler izledi. Mehmet Akif, 1912'de Süleymaniye Kürsüsü adlı şiirinde Fikret'i protestanlara zangoçluk etmekle suçladı. Bu bir bakıma, Fikret'in iki ay kadar önce yazdığı Han-ı Yağma adlı hicvine karşılıktı. Bu şiir için değil, Tarih-i kadim için tepki göstermiştir.

    Bir süre öğretmen okulu'nda da edebiyat okuttuktan sonra sadece Robert Kolej'de çalışmaya başladı. 1911'de, gençlere seslendiği Haluk'un Defteri yayımlandı. Bu sıralarda şiirlerinde insancıllığa yönelmiştir. Ağır bir şeker hastalığına yakalandığı 1914'te sağlığı bozuldu. Balkan ve Trablusgarp savaşlarından yorgun çıkan Osmanlıların Almanların yanında savaşa girmesi hoşuna gitmedi. Yıllar geçtikçe İttihatçılar ile arası iyice açıldı. Bu arada, 1914'te çocuklara seslendiği Şermin adlı kitabı yayımlandı.

    19 Ağustos 1915'te öldü ve Eyüp'te aile mezarlığına gömüldü. Vasiyetine uyulup Aşiyan'a taşınması için 1961'deki doğum yıldönümünü beklemek gerekecektir.

    Yukarıda bahsedilen kitaplarına girmemiş şiirleri (Rubabın cevabı, Tarih-i Kadim, Doksan Beşe Doğru ve diğerleri) Cevdet Kudret tarafından derlenip 1952'de yayımlandı

  2. #2
    Durum:
    Çevrimdışı
    ecrin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    29.03.2006
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    949
    Konular
    9
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Ağustos Böceği İle Karınca

    Karıncayı tanırsınız
    Minimini bir hayvandır
    Fakat gayet çalışkandır
    Gayet tutumludur, yalnız
    Pek hodgamdır, bu bir kusur:
    Hodgm olan zalim olur.

    Bir gün ağustos böceği
    Tembel tembel ötüp durmak
    Neticesi aç kalarak
    Karıncadan göreceği
    Bürudete bakmaz, gider
    Bir lokma şey rica eder
    Der ki: - Acıyınız bize
    Coluk çocuk evde açız
    Ianenize muhtacız.
    Karınca bir yüreksize
    Layık huşunetle sorar:
    - Aç mısınız? Ya o kadar
    Uzun, güzel günler oldu.
    O günlerde ne yaptınız?
    Böcek inler: - Açız, açız
    Bakın benzim nasıl soldu
    O günlerde gülen, öten
    Sazla, sözle eğlenen ben
    Bugün bakın ne haldeyim!
    Vallah açız, billah açız,
    Halimize acıyınız!
    Karınca eğlenir: - Beyim,
    şimdi de raksedin, ne var?
    "Yazın çalan kışın oynar."

    1914

    Tevfik Fikret

  3. #3
    Durum:
    Çevrimdışı
    ecrin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    29.03.2006
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    949
    Konular
    9
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Balıkçılar

    - Bugün açız yine evlatlarım, diyordu peder,
    Bugün açız yine; lakin yarın, Ümid ederim,
    Sular biraz daha sakinleşir... Ne çare, kader!

    - Hayır, sular ne kadar coşkun olsa ben giderim
    Diyordu oğlu, yarın sen biraz ninemle otur;
    Zavallıcık yine kaç gündür işte hasta...

    - Olur;
    Biraz da sen çalış oğlum, biraz da sen çabala;
    Ninen baban, iki miskin, biz artık ölmeliyiz...
    Cocuk düşündü şikayetli bir nazarla: - Ya biz,
    Ya ben nasıl yaşarım siz ölürseniz?

    Hala
    Dışarda gürleyerek kükremiş bir ordu gibi
    Döğerdi sahili binlerce dalgalar asabi.

    - Yarın sen ağları gün doğmadan hazırlarsın;
    Sakın yedek biraz ip, mantar almadan gitme...
    Açınca yelkeni hiç bakma, oynasın varsın;
    Kayık çocuk gibidir: Oynuyor mu kaydetme,
    Dokunma keyfine; yalnız tetik bulun, zira
    Deniz kadın gibidir: Hiç inanmak olmaz ha!

    Deniz dışarda uzun sayhalarla bir hırçın
    Kadın gürültüsü neşreyliyordu ortalığa.

    - Yarın küçük gidecek yalnız, öyle mi, balığa?
    - O gitmek istedi; "Sen evde kal!" diyor...
    - Ya sakın
    O gelmeden ben ölürsem?

    Kadın bu son sözle
    Düşündü kaldı; balıkçıyla oğlu yan gözle
    Soluk dudaklarının ihtizaz-ı hasirine
    Bakıp sükut ediyorlardı, başlarında uçan
    Kazayı anlatıyorlardı böyle birbirine.
    Dışarda fırtına gittikçe pür-gazab, cuşan
    Bir ihtilac ile etrafa ra'şeler vererek
    Uğulduyordu...

    - Yarın yavrucak nasıl gidecek?

    şafak sökerken o, yalnız, bir eski tekneciğin
    Düğümlü, ekli, çürük ipleriyle uğraşarak
    ılerliyordu; deniz aynı şiddetiyle şırak -
    şırak döğüp eziyor köhne teknenin şişkin
    Siyah kaburgasını... Ah açlık, ah ümid!
    Kenarda, bir taşın üstünde bir hayal-i sefid
    Eliyle engini guya işaret eyleyerek
    Diyordu: "Haydi nasibin o dalgalarda, yürü!"

    Yürür zavallı kırık teknecik, yürür; "Yürümek,
    Nasibin işte bu! Hala gözün kenarda... Yürü!"
    Yürür, fakat suların böyle kahr-ı hiddetine
    Nasıl tahammül eder eski, hasta bir tekne?

    Deniz ufukta, kadın evde muhtazır... ölüyor:
    Kenarda üç gecelik bar-ı intizariyle,
    Bütün felaketinin darbe-i hasariyle,
    Tehi, kazazede bir tekne karşısında peder
    Uzakta bir yeri yumrukla gösterip gülüyor;
    Yüzünde giryeli, muzlim, boğuk şikayetler...


    Tevfik Fikret

  4. #4
    Durum:
    Çevrimdışı
    ecrin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    29.03.2006
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    949
    Konular
    9
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Bana Kimsin Diye Sorma Meleğim

    Bana kimsin diye sorma meleğim
    Pek güzel dinle de izah edeyim
    Nam-ı naçizime `Fikret' derler
    Şi're de nisbetimi söylerler
    Kaldığım varsa da gah ekmeksiz
    Kalmadım şimdiye dek mesleksiz
    Nur bekler gibi nısf-ı şebde
    Bekledim on iki yıl mektebde
    Sonra çıktım ne için bilmeyerek
    Bu da bir cilve-i baht olsa gerek
    Bab-ı Ali'ye müdavimlendim
    Ehl-i namus diye mimlendim
    Şimdi bir hayli eser sahibiyim
    Ahmed İhsan'da musahhih gibiyim
    Saye-i lutf-i cihan-banide
    Hocayım Mekteb-i Sultani'de...


    Tevfik Fikret

  5. #5
    Durum:
    Çevrimdışı
    ecrin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    29.03.2006
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    949
    Konular
    9
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Bir İçim Su

    Güzel çoban, bir içim, bir yudum su testinden
    Bugün sıcak yine pek, sanki ortalık yanıyor

    Güzel çocuk senin olsun hayatım istersen
    Niçin gözüm sana baktıkça böyle yaşlanıyor?

    Güzel çoban, ne kadar tatlı söylüyorsun sen
    Yalan da olsa içim doğru söyledin sanıyor

    Güzel çocuk, bana bak, aldatır mıyım seni ben?
    İçin bu yaşları boş anlıyorsa aldanıyor!

    Güzel çoban, bir içim, bir yudum su testinden
    Bugün sıcak yine pek, sanki her yanım yanıyor!


    Tevfik Fikret |

Sayfa 1/9 12345 ... SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Fikret Hakan
    By Saruhan Hünel-HAÇLI in forum Sonsuzluğa Uğurladıklarımız (Yerli)
    Cevaplar: 82
    Son Mesaj: 22-03-20, 23:44
  2. Tevfik Urgancıoğlu
    By bugra9 in forum Yerli Oyuncular
    Cevaplar: 15
    Son Mesaj: 14-03-09, 22:08
  3. Fikret Bey
    By erten07 in forum Türk Sinemasından Film Tanıtımları
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 30-11-08, 19:33
  4. Fikret Kuşkan
    By _hasret in forum Kapatılan Başlıklar (Yerli Oyuncular)
    Cevaplar: 1245
    Son Mesaj: 17-04-08, 23:30
  5. Fikret Kuşkan (***)
    By _hasret in forum Kapatılan Başlıklar (Yerli Oyuncular)
    Cevaplar: 152
    Son Mesaj: 02-08-07, 15:53

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.