Sayfa 2/6 İlkİlk 123456 SonSon
29 sonuçtan 6 ile 10 arası

Konu: Yekta Kopan

  1. #6
    Durum:
    Çevrimdışı
    misskrueger - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    24.05.2006
    Mesajlar
    2,762
    Konular
    12
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Hesaplaşmaların romanı

    Yekta Kopan baba-oğul hesaplaşması üzerine kurduğu romanında, Orson Welles gibi arayışlara girdiğini söylüyor




    İÇİMDE KİM VAR
    Yekta Kopan, Can Yayınları, 2004, 165 sayfa, 9 milyon lira.


    Öyküleriyle tanıdığımız Yekta Kopan, ilk romanı 'İçimde Kim Var'la okuyucularının karşısına çıkıyor. Bir yazar olarak gerçeklikle, edebiyatla hesaplaştığını ve aylar süren bu yolculuğun ona inanılmaz bir keyif verdiğini söyleyen Kopan'la, kelimenin tam anlamıyla bir hesaplaşma romanı diyebileceğimiz 'İçimde Kim Var' üzerine konuştuk...

    'İçimde Kim Var?' öykü kitaplarınızdan sonraki ilk romanınız. Romanı karakterlere bölerek, her birinin öykülerini anlatarak kurmuşsunuz. Bunu öyküye yakın bir tarz olduğu için mi tercih ettiniz?

    Bir çerçeve, öykünün kucakladığı birçok öykünün iç içe geçtiği bir yapı diyebiliriz 'İçimde Kim Var?' için. Evet kitap aslında ilk olarak Orson Cezmi'nin öyküsü ile başladı. Orson Cezmi yazıldı ama onun öyküsü bana yeterli gelmedi. Orson Cezmi üstünden anlatmak istediğim daha çok şey olduğunu hissettim. Ve uzun bir süre ona yakın, onun çevresinde dolaştığına inandığım karakterler benim kafamda dolaşmaya başladı. Bundan sonra önümde iki yol vardı. Orson Cezmi'nin bu hikâyesini anlatırken çizgisel bir yapı üstünden gitmek ya da böyle parçalı bir yapıyı tercih etmek. Evet böyle parçalı bir yapıyı tercih ettiğim için bu öyküye yakın duruyor. Ama benim önceki kitaplarımda yer alan öykülerde de bu parçalı anlatım kendini göstermişti. Belki o sevdiğim anlatımı daha büyük bir anlatıda uygulamak istemem belki de romanın ana eksenlerinden biri olan Yurttaş Kane filmindeki bulmaca yapısını yine tıpkı Yurttaş Kane'le örtüşecek şekilde parçalayarak anlatmak istemem, kitabın böyle bir yapıda çıkması sonucunu doğurdu.

    Roman, 'Yurttaş Kane' filmiyle birebir paralel olarak ilerliyor. Yurttaş Kane'i seçmenizin özel bir nedeni var mı?

    'Yurttaş Kane' öncelikle beni çok etkilemiş filmdir. Aynı zamanda sinema tarihini de etkilemiş bir film. İkincisi 'Yurttaş Kane', sinema sanatında hatta resim ve fotoğraf sanatında uygulanan kimi anlayışları, perspektif anlayışını, ışık anlayışını, sahneleme anlayışını bir araya getirerek bu anlamda sinemada eklektik bir yapıyla kendi dilini oluşturmayı başarmış bir film. Ben de bu kitapta farklı anlatı düzlemlerini bir araya getirmeye çaba sarf ettim. Daha klasik bir anlatıyı, uzun cümleleri, kısa cümleleri, göndermeleri hepsini bir araya getirmeye çalıştım. Böyle örtük bir üst üste binme söz konusuydu 'Yurttaş Kane'i tercih etmemde. Bir diğer nedense Kane karakterinin başarılı bir kaybeden olması. Orson Welles'in karakteri başarılı bir kaybeden portresinde Orson Cezmi ile çok güzel örtüşecekti. Belki örtük kalmış daha birçok nedeni de vardır...

    Orson Cezmi'yle Kane arasında olduğu kadar yarattığınız tüm karakterlerle de filmin karakterleri arasında benzerlik var.

    Açıkçası bu çok planlı gelişmedi. Orson Cezmi'nin dünyasını kurmaya başladıktan sonra bilinçaltımın yazı sırasında kendini göstermeye başlamasıydı bu. İlginç bir deneyimdi benim için. Mesela Suna karakteriyle ilgili bölümleri yazdıktan sonra tekrar 'Yurttaş Kane'i izlemeye oturduğumda bir anda Kane'in hayatındaki kadının da adının Susan olduğunu fark ettim ve bu hiç planlanmış bir şey değildi. Bunların Kane'den haberdar olmayan bir yazarın karşısına çıkan rastlantılar olduğunu söylemiyorum tabi. Sadece bu Kane'i çok seyretmiş bir sinefilin bilinçaltına fazlasıyla ittiği şeylerin yazarken ortaya çıkması diye düşünüyorum. Yurttaş Kane'le romanın kurgusal örtüşmesini hesaplamıştım ama karakterlerin bu kadar örtüşeceğini hesaplamamıştım.

    Roman boyunca baba figürü ön plana çıkıyor. Metin'in, babası Orson Cezmi'yle hesaplaşmasının yanı sıra, bütün karakterlerin babalarıyla ilgili sorunları var...

    Kişisel olarak buna nereden cevap verebilirim tam da bilmiyorum ama sanırım yazarların bazı duygularını ifade edebilmek için rahat hareket edebildikleri alanlar var. Ben daha önce 'Düşeş' isimli bir öykümde, yine 'Şeyh' isimli bir başka öykümde anlatmak istediğim bazı şeyleri bu baba-oğul hesaplaşması üzerinden anlatabileceğimi hissetmiştim. Ve 'İçimde Kim Var' kafamda şekillenirken buna çok net karar verdim. Aslında baba ile olan bu hesaplaşma, okurun bilinçaltına giden yolda bundan daha fazlası olacaktır. Örneğin Metin'in hesaplaşması bütünüyle Tanrıyla ve Tanrı kavramıyla hesaplaşmaya kadar gidiyor çünkü. Karakterlerin hepsinin olumlu ya da olumsuz yönleriyle egemenle bir hesaplaşmaları var. Ve bu kitabın oluşumu sırasında kitapta yer alması kesin olan karakterlerin de dünyalarına baktığımda baba figürünün; Bertrand Russell'in Van Gogh'un Orson Welles'in, Kane'in, hayatlarına da bir hesaplaşma gerektirecek şekilde sızmış olduğunu gördüm. Sonuçta tamamlanmış bir hesaplaşmadan da söz etmiyoruz kitapta, bütün hesaplaşmalar gibi tamamlanmamış bir hesaplaşmadan söz ediyoruz. Bence hayatımızın toplamı da bu tamamlanmamış hesaplaşmalardan oluşuyor.

    Romandaki bu egemenle hesaplaşma, kadın karakterleri çok pasif tipler olarak karşımıza çıkarıyor...

    Açıkçası burada belli bir dönem Türkiyesi'nin belli bir sınıfındaki kadın erkek ilişkilerine bakmaya çalışırken, kadınları güçsüz görmeye ya da göstermeye değil o baktığım yerdeki kadınların dünyasına nüfuz etmeye çalıştım. Baba-oğul hesaplaşması üstünden kurduğum metindeki merkezi kaydırmamak için de kadın karakterlerde belki biraz daha çekingen davranmış olabilirim. Bu çekingenliği özellikle o bakmaya çalıştığım dönemden bir sonraki dönemin kadın temsilcisi olan Suna'da atmaya çalıştım. Suna'nın çok güçlü bir karakter olduğunu düşünüyorum. Ama Türkiye'nin toplumsal tarihine baktığımızda özellikle cumhuriyet sonrası kuşağın kadınlarının böyle bir kadere terkedilmiş olduğu gerçeğini de görmezden gelemeyiz. Burada onları bu kadere terk eden egemenle de yine bir hesaplaşma olmasına özen gösterdim. Çünkü kadınları bu sinmiş pozisyona iten erkekler de güçlü değiller. Güçsüzlüklerini görmezden gelmek için kadınları geride bırakan erkekler... Kadınları bu şekilde çizerek erkeklerin zayıflığını daha çok ön plana çıkarabileceğimi düşündüm.

    Romanda bütün karakterlerin Orson Cezmi'yi kendi bakış açılarıyla anlattığını görüyoruz. Yapmak istediğiniz insan algısındaki farklılığı göstermek miydi?

    Gerçekliğin her algıya göre farklı yorumlanabilen bir kavram olduğu üstünden yola çıktım. Sonuçta hepimiz biyolojik, fizyolojik, psikolojik verilerimizin süzgecinden geçirerek bir gerçekliğin tanığı oluyoruz. Gerçeklik, tanık olunduktan sonra sözlü olarak ya da yazılı olarak kayda geçmeye başlandığı andan itibaren aslında gerçeklik kavramından uzaklaşmaya ve kurmacaya dönüşmeye başlayan bir şey. Bu kitapta da Suna, Behice, Çiko, Rıza bir karakteri anlatıyorlar. Bu karakteri anlatırken onun gerçekliğini hangi süzgeçlerden geçirerek anlattıklarını görmek için de, her birinin kendi öykülerini metnin içine yerleştirdim. Böylece her bir metnin içindeki kişinin süzgeçlerinin neler olabileceğini, ne darlıkta, ne genişlikte olabileceğini gördükten sonra biz de okur olarak kendi Orson Cezmi'mizi yaratabiliriz. Yani bu kitapta bir Orson Cezmi var, bu kitapta birçok Orson Cezmi var, bu kitapta aslında hiç Orson Cezmi yok. Dolayısıyla algının değişkenliğini mi yansıtmaya çalıştım, evet tam da bu. Gerçeklik nedir sorusunu edebiyat içinde aramaya çalıştım ve tüm hesaplaşmalarının içinde ben de bir yazar olarak gerçeklikle hesaplaştım.

    Kitap boyunca 'Yurttaş Kane'le paralel giden bir bulmaca var ama çözülmüyor.
    Dolayısıyla son sayfalarda geçen "Çözülen bulmaca yok olmaya mahkumdur"cümlesi bu durumu özetliyor diyebilir miyiz?


    Metin, aslında ortada olmayan bir bulmacayı yaratmaya çalışıyor bence. Bir bulmaca varsa bu ancak kendi içinde çözerek noktalayabileceği bir bulmaca. Biz Yurttaş Kane'i izlerken o filmdeki bulmacayı sadece 'Rosebud' sözcüğüyle çözemeyiz. Bunun üzerinden Kane'i değerlendirebiliriz ama aradığımız cevapları bulamayız. Evet kitaptaki bulmacalar ve bütün karakterler için bunu söylemek mümkün. Onların hayatında benim bile çözemediğim sorular var çünkü...

    Kaynak:radikal.com

  2. #7
    Durum:
    Çevrimdışı
    ecr
    ecr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    25.04.2007
    Mesajlar
    2,400
    Konular
    170
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 3

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Çok iyi bir sunucu ve seslendirme sanatçısı. Özellikle Buz Devri'nde Sid karakterini seslendirdiğini öğrendiğimde hayran kalmıştım. Çok güzel bir ses tonu var.

  3. #8
    Durum:
    Çevrimdışı
    misskrueger - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    24.05.2006
    Mesajlar
    2,762
    Konular
    12
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Yekta Kopan Star Wars TURK'te
    Ünlü yazar, oyuncu, seslendirme sanatçısı ve sunucu Yekta Kopan ile sizler için görüştük.
    İlk Yıldız Savaşları üçlemesinde Luke Skywalker, ve özellikle ikinci üçlemede Obi-Wan Kenobi seslendirmeleri ile Star Wars hayranlarının hafızalarında yer eden Kopan, sorularımızı samimiyetle yanıtladı.



    SWTR- Yaşınız itibarı ile, ilk üçlemeyi sinemada seyreden kuşaktansınız.
    Gerçekten ilk Yıldız Savaşları üçlemesini sinemada mı izlediniz ve bir Star Wars hayranı mısınız?


    Y.K- Röportaja siz biraz yaşlısınız diyerek başlıyoruz, haydi hayırlısı… Ama haklısınız Yıldız Savaşları’nın ilk üçlemesini sinemada izlemiş olacak kadar yaşlıyım.
    Dile kolay, 30 yıl geride kalmış. Açıkçası hangi filmi sinemada izledim, kaçını sinemada görebildim hatırlamıyorum ama nedense Yıldız Savaşları deyince Ankara’daki Ses ya da Kavaklıdere sinemaları geliyor gözümün önüne. Belleğim beni yanıltıyor da olabilir.
    Yıldız Savaşları’na olan ilgim hayranlık düzeyinde değildir herhalde.
    Daha çok bu serinin farklı yaş dönemlerimde beni hangi yönleriyle etkilediğine bakmaya çalışırım.

    SWTR- Obi-Wan Kenobi'yi seslendirirken aklınızdan neler geçti?
    Yani daha önce Alec Guinness gibi birinin oynadığı bir karakter olması yüzünden ve birçok sevenin beklentilerinin üst düzeyde olduğunu düşünmek üzerinizde herhangi bir baskı oluşturdu mu? Yoksa tam tersi bir şekilde oldukça hoşunuza mı gitti?


    Y.K- Bir rolü seslendireceğim zaman ona özel bir hayranlık duymam genelde, profesyonelliğin bir gereği bu. Değerli her filmdeki her rol, aynı derecede önemlidir benim için. Oyuncunun performansının altında kalmamaya ve çeşitli ses ukalalıklarıyla onun önüne geçmemeye çalışırım.
    Biz sadece başka bir dilde ses’e yeniden hayat veren aracılarız. Oyun, görüntü yine oyuncunundur. Yorum oyuncunun ve yönetmenindir. Zaten serinin Amerika’dan gelen dublaj yönetmenleri de buna çok önem vermişti. Kısacası üstümde bir baskı yoktu. Stüdyoya girdim ve işimi yapmaya çalıştım.

    SWTR- Star Wars hakkında sinemasal (sanatsal) olarak düşünceleriniz nelerdir?

    Y.K- Bu sorunun cevabı gerçekten çok uzun. Çünkü sanatsal bir değerlendirme yapacaksak, içerikten, filmin alt metninden başlamamız gerekir. Bu noktada da siyasi ve sosyal değerlendirmelere uzanmalıyız. Elbette bu konuda çok yönlü görüşlerim vardır ve az önce de dediğim gibi her yeniden izleyişte bu görüşler yenilenebilir.
    Şimdi hiç alt metnine girmeden bir cevap vererek, yani izninizle kaçak davranarak, şunu söyleyebilirim. Yıldız Savaşları, tekniğiyle, sürekliliğiyle, mit yaratma yeteneğiyle gerçekten de sinema tarihinin önemli yapımlarından biridir.

    SWTR- Seslendirmeleri yaparken zorlandığınız bir kelime, sahne veya "Böyle de olmaz ki canım." dediğiniz bir sahne var mıydı?

    Y.K- Böyle bir sahne olmadı. Sadece kimi yerlerde “senkron” zorluğu yaşamış olabilirim. Bir de fazlaca efor gerektiren sahnelerde yorgun düşmüş olabilirim. Ama ilk üçlemede Luke Skywalker’ı, ikinci üçlemede Obi-Wan Kenobi'yi seslendirirken, genelde yaşadığım duygu haz duygusuydu.

    SWTR- Favori karakteriniz kimdir ve tabii ki neden?

    C3PO’nun ironisi her zaman hoşuma gitmiştir. Tabii bir de Obi-Wan Kenobi var. Onu niye sevdiğimi söylememe gerek yok herhalde.

    SWTR- Ewan McGregor'u seslendiren kişi olarak oyuncunun Star Wars'taki performansını herkesten bir adım fazla gözlemişsinizdir doğal olarak. Sizce Alec Guinness'in gençliğini oynama konusunda ne derece başarılıydı?

    Y.K- Ewan McGregor genel olarak beğendiğim bir oyuncu. Bence başarısındaki asıl faktör Alec Guiness’in gençliğini oynuyor olmanın baskısıyla değil, senaryoda kendisine getirilen karakteri doğru yorumlamanın rahatlığıyla oynaması. Sonuçta oyuncu için önemli olan kendisinden öncesi değil, rolün ta kendisi. Önemli olan nasıl bir Obi-Wan Kenobi gördüğümüz.
    Elbette Lucas bunları düşünmüş, planlamış ve uzun süren bir masa başı çalışması yapmıştır. Söz uzatmayayım; Ewan McGregor başarılıydı.

    SWTR- Koleksiyon yapar mısınız Star Wars ile ilgili malzemeleri (Figür, Çizgi Roman v.s) satın alır mısınız ?

    Y.K- Koleksiyon merakım yoktur. Sadece kalem ve defterlere düşkün bir insanım. Film gösterime girdiği sırada hediye edilmiş bir Obi-Wan Kenobi oyuncağı dışında Yıldız Savaşları malzemem yok. İyi hatırlattınız; o oyuncağı nereye koyduğumu da unuttum.

    SWTR- Star Wars Dublaj projesi karşınıza ilk geldiğinde ne hissettiniz?

    Y.K- Elbette sinema tarihine geçmiş bir filmin seslendirme kadrosu içinde yer almak önemli. Ama dedim ya; profesyonel bir bakış açım vardır benim bu konuya.
    Hangi film olursa olsun aynı emeği vermeye çalışırım. Heyecan vericiydi elbette. Ama stüdyoya girip ilk repliği söyleyene kadar sürdü bu heyecan.

    SWTR- Sesiniz artık Obi-Wan Kenobi karakteriyle neredeyse özdeşleşti. En azında Star Wars fanları arasında. Bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Y.K- Bilmem, gerçekten özdeşleşti mi? Eğer gerçekten de, özellikle Yıldız Savaşları fanları böyle düşünüyorsa sevinirim.
    Böylesine büyük bir yapının, anılan ve beğenilen bir parçası olmak gurur verir. Gerçekten de böyle mi düşünüyor Yıldız Savaşları fanları? Aman ne güzel!

    SWTR- Seslendirirken en çok etkilendiğiniz veya eğlendiğiniz sahne hangisiydi?

    Y.K- En çok etkilendiğim sahneler son sahnelerdir; iş bitiyor diye sevinirim herhalde. Şaka bir yana, karakterin derinliğini, duygu dünyasını ortaya çıkaran sahnelerden elbette daha çok etkilenirim. Böyle sahneler seslendirme sanatçısı için de anahtar sahnelerdir çünkü.
    Eğlenceye gelince, şimdi şaka yapmıyorum, başarılmış her replikten, her nidadan sonra eğlenirim ben. Hele bir de stüdyo ortamındaki herkes geride bırakılan sahneden memnun kalmışsa.

    SWTR- Üçlemenin kilit bölümü, Mustafar Düellosu sahnelerindeki seslendirmeyi yaparken neler hissettiniz?

    Y.K- Seslendirmede eforu sesinizle yansıtmanız gereken sahneler zordur. Mikrofon başında, bir anlamda statiksiniz ama duyguyu tam olarak vermeniz lazım. Hatta ben biraz oynarım mikrofon başında. Bedenin hareketi sese yansır elbette.
    Düello sahnesinde mikrofon başındaki halim çok komikti herhalde. Görünmez bir düşmanla görünmez bir kılıç yardımıyla dövüşen bir adam.
    Bu sahnenin seslendirmesinin çok yorucu olduğunu iyi hatırlıyorum.

    SWTR- Star Wars projesinde son üçlemesinde dublaj yaparak, sadece sinema tarihinin en büyük bilimkurgu projesinde yer almış olmadınız; aynı zamanda da bir devrin, bir efsanenin kapanışına tanıklık ettiniz. Star Wars hayranları açısından oldukça yoğun anlam taşıyan bu devir ve sizin buna yaptığınız katkılar için yapabileceğiniz yorum var mı?

    Y.K- Aslında verebileceğim cevap sorunuzun içinde gizli: Büyük bir projede ufak da olsa bir rolümün olmasının verdiği gurur. Böylesi büyük projelerin ve izlerinin de hemen yok olduğuna, kapandığına inanmıyorum.
    Bakın üstünden ne kadar zaman geçti ve biz hala üstüne konuşuyoruz. Böyle önemli çalışmaların başarısı burada yatıyor, nesillerden nesillere aktarılabilme yeteneği. Sizlerin çalışmaları sayesinde aşağıdan gelen nesiller de Yıldız Savaşları ile tanışacak, yeni sözler-bakışlar üretecekler.

    SWTR- Röportaj ricamızı kırmadığınız için çok teşekkürler, son olarak Türk Star Wars Hayranlarına mesajınızı alabilir miyiz?

    Y.K- Ben teşekkür ederim. Kendimi bir mesaj verecek kadar yetkin görmüyorum açıkçası ama sinema tarihi açısından önemli bir çalışmayı canlı tutan bütün hayranlara saygılarımı gönderebilirim.

  4. #9
    Durum:
    Çevrimdışı
    misskrueger - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    24.05.2006
    Mesajlar
    2,762
    Konular
    12
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Talking Vee en sevdigim resmi


  5. #10
    Durum:
    Çevrimdışı
    misskrueger - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    24.05.2006
    Mesajlar
    2,762
    Konular
    12
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Wink



Sayfa 2/6 İlkİlk 123456 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Yekta Kopan
    By _meLike_ in forum Yazarlar ve Şairler
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 26-12-10, 05:05
  2. Ethem Yekta
    By leka1991 in forum Dizi ve Film Senaristleri & Yönetmenleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 14-02-08, 21:53

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

hd film izle
film izle
fragmanlar
juul
One Hit Wonder
istanbul evden eve nakliyat
Kayseri evden eve nakliyat
uluslararası evden eve nakliyat
Bu sistem vBulletin® alt yapısına sahiptir, Version 4.2.5 kullanılmaktadır. Telif hakları, Jelsoft Enterprises Ltd'e aittir. Copyright © 2020

bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
casino siteleri
canlı bahis siteleri
escort ankara
tipobet
cialis
kamagra
deneme bonusu
Güvenilir Bahis Siteleri
maltepe escort
buca escort
sağlam bahis siteleri
eskort
istanbul escort
bayan escort
almanya medyum

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.