Sayfa 1/7 12345 ... SonSon
31 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Berkun Oya

  1. #1
    Durum:
    Çevrimdışı
    İZMİR'İN KAVAKLARI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    29.01.2006
    Yer
    giden geminin ardı
    Mesajlar
    799
    Konular
    7
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 4

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Berkun Oya



    Doğumu: 03.03.1977
    Eğitimi: Mimar Sinan Üni. Konservatuvarı

    Filmleri:
    Masum
    Sahra
    Havada Bulut
    Filler ve Çimen
    Baykuşların Saltanatı

    Senaryo
    Kör Talih
    Şapkadan Babam Çıktı
    Deliler
    İyi Seneler
    Son
    İntikam
    Analar ve Anneler
    Masum
    Konu Burçin tarafından (04-08-20 Saat 18:28:03 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Durum:
    Çevrimdışı
    _meLike_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    07.08.2006
    Yer
    ST
    Mesajlar
    2,103
    Konular
    11
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 2

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    bu başlığın açılması bence çook iyi oldu sahrada çok başarılıydı

  3. #3
    Durum:
    Çevrimdışı
    _meLike_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    07.08.2006
    Yer
    ST
    Mesajlar
    2,103
    Konular
    11
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 2

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Neler yapıyor bu adam?

    Berkun Oya öne doğru biraz eğilse, tam soru işareti şeklinde olacak. Tuhaf ama sıcak bir insan.

    'Defakto' isimli komik ama tuhaf programın tek ve baş sorumlusu olan Berkun Oya, türünün son örneği

    Televizyonda yıllardır birbirinin benzeri programları izleyip duruyoruz. Sadece bu açıdan bakarsak bile, Berkun Oya'nın hazırlayıp sunduğu 'Defakto' isimli tuhaf program fazlasıyla ilgiyi hak ediyor. Tuhaf dedim çünkü programı izlerken, Oya'nın ne yaptığını, ya da ne yapmadığını anlamak pek de kolay olmuyor. Hani talk show desen değil, realitiy show desen hiç değil, sohbet programı desen o da pek uymuyor. Ama hepsinden var bu 'Defakto'da. Programın tek alışagelmiş unsuru, kadrolu dansözü. Yolda yürürken bile dans ediyor bu dansöz.
    Sonuç olarak bence hayatın manasızlığı ile inceden dalgasını geçiyor bu Berkun Oya bey. Neden böyle bir program yaptığını ise kendisiyle sohbete dalınca anlıyorum. Berkun Oya, içine kapanık gibi de değil. Çünkü içinde öylesine fırtınalar kopuyor ki, bunu saklaması mümkün olmuyor. Sakin biri gibi ama yırtıcı. Ne yaptığının değil, ne yapmadığının farkında olan, fizik özellikleriyle de zaten soru işaretine benzeyen bir adam bu Berkun Oya. Defakto'yu izlerken çok gülüyorum, söyleşi sırasında da, ona çok güldüm. Komik olduğu için değil. Değişik ve kendi gibi olduğu için. O kadar özlemişim ki, orijinal bir insanla konuşmayı. Pek çıkmıyor bunlardan çünkü.

    Berkun Oya, tiyatro camiasının yakından tanıdığı biri aslında. M.Ü Üniversitesi Tiyatro Bölümü'nü bitirmiş. Bu konuda öylesine umarsız konuşuyor ki, sanki bundan pişman gibi;

    "Yoo değilim. Ben yazayım, yöneteyim, çizeyim filan diye gittim o okula. Oyunculuk aklımda yoktu. Kendi oyunlarımda ben olsam, beni ikinci gün kovarım o tiyatrodan. Ben olsam kendimi oynatmam oyunlarda. Birlikte 'Krek Tiyatro Topluluğu'nu kurduğumuz arkadaşım Ali Atay'a 'Ben çok sıkılıyorum abi, sahnede sigara içmek istesen içemezsin, aklına başka söz gelse söyleyemezsin, benim için çok zor' diyorum. Benim için hakikaten çok zor ve kendi oyunlarımda oyunu en fazla sabote eden benim. Hakikaten, ben beni izlesem kendimi tekme tokat indiririm sahneden öyle yani. Tiyatro neyse de, şimdi bir de bir dizi işi ('Sahra'da doktor Hüseyin'i canlandırıyor) açtılar başıma, bana 'Hiç canın yanmayacak, on gün Fas'a gideceksin böyle tatlı tatlı yaşayacaksın' dediler. O zaman paraya ihtiyacım vardı ve el sıkıştım. Başıma bela oldu, kendimi izledim ve 'Ulan bir de bunun okuluna gittin, yazıklar olsun' dedim. Nasıl kasım kasım oynamışım öyle. Hiç hoşuma gitmedi açıkçası."
    Bu karmaşık arkadaşa, 'Defakto'yu ve ne yapmak istediğini sordum. O da bilmiyor ama dedi ki;
    "Hiçbir şey yapmak istemiyorum, on yıldır 'Onu yap, bunu yap, dizi yap, senaryo yaz' diye baskı yaptılar. Ben hep kaçtım. Ama para kazanmak lazım. İnceldiği yerden kopsun dedim. Olursa olur. Seyirci Defakto'yu ya çok seviyor ya da nefret ediyor. İnternette biri çok güzel şeyler yazmış, 'Umarım boku çıkmaz' demiş. Olay budur, hep aynı korkuyu yaşıyoruz. İyi bir şey görünce, 'Aman saçmalamasalar' diyoruz. Konuk meselesi çok zor bazen acayip yabancılaşıyorum hakikaten, 'Ne işim var burada, bu adama niye soru soruyorum?' diye. Çok zor yani. Ama bazen de çok eğleniyorum. Bu arada, 'Televizyon yapıyoruz ki tiyatroyu yaşatalım' filan gibi söylemleri sevmem, yapıyoruz işte."
    'Onu beğenmiyor, bundan haz- zetmiyorsunuz, kıl mısınızdır biraz?' diye soruyorum, ne yapayım;
    "Biraz uyuzluğum var ama çok öyle inciği ile cinciği ile uğraşmak anlamında değil. Daha tutarlı olmak ve ne bileyim yani, istikrar çok önemli. Öbür türlü kafam karışıyor benim, kırmızı gömlek bile giysem kafam karışıyor zaten benim. Beyaz çorap da kırmızı çorap da giyemem, öyle bir şey. Tiyatroda dalga geçiyorlar benimle, bütün dekorlar bembeyaz olduğu için 'Ölmeden cennette yaşatıyorsun bizi' diye. Beyaz olmazsa kafam karışıyor benim. Bütün dekorlarım bembeyazdır. Beyaz iyi geliyor."
    Berkun Oya'nın yazıp yönettiği, Ahmet Uğurlu ve Ülkü Duru'nun rol aldığı 'Yangın Duası' isimli oyun aralık ayında AKM Oda Tiyatrosu'nda tekrar sahnelenecek. Berkun Oya'ya son olarak kıl olacağı bir soru sorup kaçıyorum. 'Boş zamanlarda ne yaparsınız?:
    "Bozcaada'ya balık tutmaya gidiyorum. Geçen gün gittik, hiçbir şey tutamadık o da ayrı."

    HIZIR TÜZEL

  4. #4
    Durum:
    Çevrimdışı
    _meLike_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    07.08.2006
    Yer
    ST
    Mesajlar
    2,103
    Konular
    11
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 2

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Biri beni sevmeyince rahat ederim


    Tiyatroyla haşır neşir olanlar Berkun Oya'yı tanırlar, Tiyatro Krek'in kurucusu, yazar, yönetmen. Peki ya olmayanlar? CNN Türk'te Defakto diye bir program seyrettiniz mi hiç? Hani şu hiç beklenmedik anlarda bir dansözün ortaya çıkıp göbek atıverdiği, ilginç dekorlu, farklı program. İzlemediniz mi? O zaman Sahra diyelim, hiç olmadı oradan bilirsiniz. Yakışıklı doktor Hüseyin karakteri. Üç seçenekten birine mutlaka takılmışsınızdır herhalde. Defakto'nun sert bakışlı sunucusu da, Sahra'nın doktoru da Berkun Oya. Karlı bir günde Taksim'de buluştuk. Önce fotoğraf çekelim dedik. Her karede 'Yeter mi?' diye sordu ve hiçbir karede gülümsemedi. Röportaja başladık, sanki zorla konuşuyormuş gibiydi. Yaptığı iş iyi olup çok tuttuğu halde bu kadar memnuniyetsiz tavır sergileyen kimseyi görmedim. Ortam bir ara gerildi, teşekkür edip teybimi kapatırken 'Ben röportaj yapmayı becerebilen bir insan değilim. Bunu ukalalık olarak algılama. Yaptığın iş üzerine konuşmak bana göre zırva bir şey.' dedi. Hakkında kendimce yaptığım ilk yorumu söyledim, 'Ne kadar aksi ve lanet birisiniz.' Cevap verdi: 'İlk başta herkes böyle düşünür, zamanla fikri değişir, sever.' Berkun Oya tıpkı programı gibi farklı biri ama farklı olmak için değil, özünde öyle. Röportaj bitti ve biz sohbete devam ettik. Aksi ve lanet sözümü geri aldım, tam tersi hayli kafa dengi.

    Nasıl başladı bu Defakto hikayesi?

    Benim televizyon programı yapmak gibi bir niyetim yoktu. Televizyoncu değilim, olmak gibi bir iddiam da yok ama bir şekilde televizyon hayatıma girdi. Daha önce de farklı şekillerde girmişti. TRT'ye Şapkadan Babam Çıktı diye bir dizi yaptım, senaryolar yazdım ama uzak kalmayı tercih ediyordum. Bu küçümseme değil, sadece televizyon çok keyif aldığım, zevkle çalıştığım bir alan değil. Sonra bir kanaldan teklif geldi 'Program yapmayı düşünür müsün?' diye. Önce reddettim ama çevremdekiler diretince bir pilot çektim.

    Çevrenizdekiler nasıl ikna etti sizi?

    Bizim işimizi yapan insanlar için hayallerini gerçekleştirmenin yolu televizyondan geçebiliyor. Geçmek zorunda da değil tabii, televizyona muhtaç değiliz ama pratik bir çözüm gibi. İstediğim şeyi istediğim şekilde yapma şansı da tanınınca bir pilot çekim yaptım. Ama sonra vazgeçtim, uğraşamadım. Programın yapımcısı da ben olacaktım, yük ağır geldi. Yeni oyunun provaları da vardı. Ezel Akay ahbabımdır, bu arada o devreye girdi. 'Yapımcı ben olayım, sen yaz, çek ve sun. Ne istersen onu yap' dedi. Aklıma yattı. CNN Türk oldu ve Defakto başladı.

    Ne demek Defakto?

    Latince'de bilfiil, hakikatte, hakiki demek. Bana çok daha iddialı, fazla havalı isimler önerdiler. İstemedim ama şimdi insanlar gelip ne anlama geldiğini sorup çok iddialı diyorlar. Ben de keşke önceden söylenenleri duysaydınız, diyorum.

    Başka ne soruyorlar programla ilgili?

    Format yabancı mı, diye soruyorlar. Ben de ne formatı diyorum, format falan yok ortada. Böyle bir düşüncem de yok. Çıkıyorum ve yazılı tarifi olmayan bir şey yapıyorum. En çok montajda ve kurguda eğleniyorum. Şimdiden kendi gelmek isteyen konuklar oluyor. Hafiften bir liste bile oluştu.

    İDDİAM YOK

    Sizinki öyle bir program ki ya çok sevilir ya nefret edilir cinsinden...

    Öyle diyorlar zaten. Ortası yok. Benim bir iddiam yok. Televizyona çıkıp farklı bir program yapayım diye yapmadım bu programı. Hala kendime 'Ne işim var burada, nereden çıktı bu program?' diye soruyorum. Kendime bile yabancılaşıyorum, çünkü bu benim işim değil. Beğenen beğenir, beğenmeyen beğenmez. Kimi mail atıyor '24 saat olsa izlerim' diyor. Öbür tarafta da 'Bu programı yapan terbiyesizlere, yayınlayan ahlaksızlara...' diye başlayan bir mail geliyor. Biri beni sevmeyince ben rahat ederim ya, sevilmemek o kadar kötü bir şey değil. Sevmiyor, oh ne rahat. İşin kolay.

    Sevilmemek güzel bir şey mi yani?

    Sevilmemek güzeldir demiyorum ama biri seni sevmiyorsa ve sevmemeyi de kafaya takmışsa tamam, sen de bununla ilgili bir şey yapamazsın. Bu bir konfor alanıdır.

    Sanki size zorla yaptırıyorlar Defakto'yu havasındasınız, yoksa bana mı öyle geliyor?

    Her iş insanın başına beladır ya. Sabah kalkmak beladır zaten. Kalkıp yüzünü yıkamak beladır, sokağa çıkarkan ayakkabını bağlamak en büyük beladır.

    Ama bu belayı yapıyorsunuz ve ortaya seyredilir bir şey çıkıyor.

    Çıkıyorsa eyvallah ama oturup üstüne çok da konuşmaya gerek yok. Yaptık, ettik, acayip iş çıkardık falan. Ben anlamam yani, ben yapımcı, televizyoncu değilim. Televizyonda bir kariyer yapmak gibi derdim de yok. Hiç bir alanda kariyer yapmak gibi bir derdim yok. Ben de herkes gibi sabah uyandığımda aklıma ne geliyorsa onu yapıyorum.

    TİYATRO KUTSAL ALAN

    Bu röportajı da zorla yapıyor gibisiniz...

    Ben yaptığım şeylerle ilgili konuşmayı, 'Ben bunu şunu yaptım' demeyi beceremem. Bu bana ayıp gelir, yanlış gelir. Çünkü zaten çıkmışsın, utanmadan böyle bir şeyi yapmışsın. Bir de üstüne konuşmak bana garip geliyor. Ama işimin bir parçası olarak röportaj veriyorum. Ben televizyona sabah unutulması gereken 45 dakikalık sabun köpüğü bir program yapıyorum. Bugün bitirsem altı ay sonra kimse hatırlamaz. Demek ki bu programı çok tanınmak, ünlü olmak için yapmıyorum. Böyle bir derdim yok, hatta bunun dezavantajlarının avantajlarından fazla olduğunu düşünüyorum. O zaman niye yapıyorsun dersen, arada bir kendime ben de soruyorum bu soruyu. Para kazanmak zorundaydım. Cazipti, istediğimi yapma fırsatını verdiler. Bu bir lükstür, kabul ettim.

    Sizin asıl yapmak istediğiniz iş ne? Neyi severek yapıyorsunuz?

    Yapmak istediğim şeyleri yapıyorum zaten. Tiyatroyu daha fazla severek ve isteyerek yapıyorum, çünkü o alanın kutsallığı başka. Televizyon adamın akşam evde otururken, orasını burasını kaşıyarak seyrettiği bir şey sonuçta. Ertesi sabah unutulması gereken bir şey. Tiyatro öyle değil. Tiyatro insanlar oyundan çıktıktan sonra evine gitsin, yatsın uyusun diye yapılmıyor. Bazen uyuyamasın diye yapılıyor.

    Televizyon sevmiyorsunuz ama biz sizi bir de Sahra diye bir dizide seyrediyoruz.

    Dizilerde hiç oynamadım, tercih etmedim. Hor görmek anlamında da değil, istemedim. Ben becerebileceğimi de düşünmüyordum ama işte çok ısrar ettiler. Hiç acımayacak gibi yaptılar. '10 gün gel Fas'a. Sen güzel güzel gez, biz çekivereceğiz. Hiç canın acımayacak' dediler. 10 gün Fas'a gitti, çektim ve döndüm. Çektiğim sahneleri bölümlere o kadar çok yaydılar ki bu kadarını tahmin etmiyordum. En azından insanların sokakta 'Doktor Hüseyin' diye çevireceklerini falan beklemiyordum. Fas'ı göremedim de zaten. Her gün çektiler, bitmedi bir türlü.

    Sizin için televizyonun iyi bir tarafı var mı?

    Para kazandırıyor ama çıkıp 'Ben para kazanmak için yapıyorum' demek de saçma. İnsan sırf para kazanıyor diye bir şey yapmaz. Geçen gün gemiye bilet alıyordum, son bileti adam 'Dekarto' diyerek bana verdi. Böyle şeyler bir yere kadar eğlence ama düne kadar gazete aldığın bir adamın bir gece önce seni televizyonda gördü diye o sabah gazeteyi verirken yüzünde bir sırıtma oluşması insanda bir yabancılaştırma yaratıyor tabii. Tuhaf bir şey daha var. Tiyatrodan dolayı da yolda çevirirlerdi, soru sorarlardı ama daha başkaydı. Televizyon daha korunaksız bir alan. Şimdi diziyle ilgili çevirip 'Çok yakışıyorsunuz Arzum'la' diyorlar. İş birden basitleşiyor yani.

    En sevdiğiniz tiyatroya dönelim o zaman. Bu sezon nelere imza atıyorsunuz?

    Benim yazıp yönettiğim, Ahmet Uğurlu ve Ülkü Duru'nun rol aldığı Yangın Duası adlı oyun, bu sezon Devlet Tiyatrosu'nda seyirci karşısına çıkıyor. Aralık'ta AKM Oda Tiyatrosu'nda sahnelenecek. Devlet Tiyatrosu'ndan teklif geldiğinde başta biraz korktum açıkçası. Kafamda önyargılarım vardı ama çok utandırdılar beni. Çok rahat çalıştım.

    Herhangi bir müdahaleden mi çekindiniz?

    Devlet tiyatrosu yani. Türkiye'de sanat kurumları devletin elinde olduğu sürece gerçekten sanat kurumu olmalarına imkan yok.

    Her şey para değil

    Defakto'yu başka kanala yapmazdım. Yarın ya da öbür gün bu programı katmerlendirip başka yerlere taşımak, bir şovmen olmak gibi bir derdim yok. Küçümsediğim için değil, işim gücüm var. Bu programı yaptığım için ben oyunumu daha rahat sahneleyeceğim ama gün gelir bu program yüzünden kendi oyunumun provasına gidemezsem, yazamazsam haftada beş yüz milyar da verseler bırakırım. Önceliklerim var, her şey para değil. En çok korktuğum şey insanların 'Yeni bir herif çıktı, önüne gelenle dalga geçiyor. Ona laf sokuyor, buna laf sokuyor. Vay beee yeni şovmen' gibi bir şey demesi. Aman böyle bir şey sanmasınlar. Sırf böyle şeyler demesinler diye bazen kasıtlı olarak bırakıyorum programı, konuğa dokunmuyorum. Çünkü ben dalga geçme amaçlı bir şey yapmıyorum. İnsan böyle bir şey yapar mı? Biriyle hususi dalga geçmek için insan bir şey yapıyorsa kendi gülünç duruma düşer.

    FERİDE ÇIKIT

  5. #5
    Durum:
    Çevrimdışı
    İZMİR'İN KAVAKLARI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    29.01.2006
    Yer
    giden geminin ardı
    Mesajlar
    799
    Konular
    7
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 4

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Yangın Duası
    AKM Oda Tiyatrosu
    Türk tiyatrosunun genç yaratıcılarından, “Adamlar” ve “Op’la Zo’nun Dramı”nın yazar ve tasarımcısı Berkun Oya’nın en son eseri, “boşluğa karışmak” “kaybolmak” ve “ölmek” - daha doğrusu “ölememek” - üzerine çizgi üstü bir fantazi kuruyor. Genetik mühendisleri insan ömrünü yüzyıllara uzatmanın peşindeyken gelin, meseleyi “öteki” yanından kurcalayalım. Boşluğa karışma arzusunun ne kadar eğlenceli olduğuna birlikte karar verelim.
    Oyun, ara dahil 1 saat 55 dakikadır.
    5. Lions Tiyatro Ödülleri (2005)
    En Başarılı Kadın Oyuncu (Ülkü Duru)
    En Başarılı Erkek Oyuncu (Ahmet Uğurlu)
    En Başarılı Işık ve Efekt (Berkun Oya)

Sayfa 1/7 12345 ... SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

webmaster forum
netspor
taraftarium24
yerli filmler
diziizle.blog
fragmanlar
juul
One Hit Wonder
Bu sistem vBulletin® alt yapısına sahiptir, Version 4.2.5 kullanılmaktadır. Telif hakları, Jelsoft Enterprises Ltd'e aittir. Copyright © 2020

cratosslot giriş
vdcasino
meritroyalbet
güvenilir casino siteleri
canlı casino
meritroyal bet
casino siteleri
canlı rulet
deneme bonusu
ilbet giriş
bursa escort
kartal escort
maltepe escort
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
casino siteleri
canlı bahis siteleri
escort ankara

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.