Sayfa 1/27 1234511 ... SonSon
131 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Murat Daltaban

  1. #1
    hyoldas
    hyoldas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Murat Daltaban

    Şu anda Hırsız-Polis adlı tv dizisinin kaybeden abisi Arıza,
    Türk televizyonlarında pek çok başarılı rolün altından kalkmasının yanı sıra kendisi çokta iyi bir tiyatrocudur.
    Yorumlarınızı bekliyorum.
    Konu hyoldas tarafından (12-03-06 Saat 21:08:45 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    hyoldas
    hyoldas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Flimografi

    Filmleri - Oyuncu (15 Film)
    Hırsız Polis Ali Rıza 2005
    Hoşgeldin Hayat 2004
    Yürek Çığlığı Avukat Sinan 2004
    Kumsaldaki İzler Nedim 2002
    Kınalı Kar Kamber 2002
    Hırsız Mahmut 2001
    Nisan Yağmuru 2001
    Salkım Hanımın Taneleri Klarnetçi Artin 1999
    Yüzleşme 1999
    Cumhuriyet 1998
    Yeni Bir Yıldız Ekrem 1997
    Sakin Kasabanın Kadını Adnan 1997
    Yalan Ayhan 1997
    Bir Aşkın Bittiği Yer Tamer 1996
    Babam Askerde 1994

  3. #3
    Durum:
    Çevrimdışı
    dml
    dml - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    15.01.2006
    Yer
    ...NeŞe...
    Mesajlar
    2,006
    Konular
    1
    Verdiği Beğeni
    0
    Beğenilen Mesaj
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    kınalı kar dizisini takip etmememe rağmen tvde bakınırken rastladığımda murat daltabanın sahnesi varsa muhakkak durup izlemişimdir..
    cidden muhteşem bir oyunculuk performansı göstermişti bence o dizide..
    ama tam olarak tanımam tabi benim de hırsız polisle oldu.. her ne kadar mavinin hayatındaki arıza olsa da :) kendini sevdirmeyi başardı...
    hele son bölümde cidden harikaydı
    Konu dml tarafından (12-03-06 Saat 22:03:50 ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    hyoldas
    hyoldas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Biyografi ve tiyatro oyunları

    1966 yılında Akara'da doğan Murat Daltaban tiyatro eğitimine küçük yaşlarda başladı. Önceleri bölgesel bir kaç küçük tiyatroda bir kaç oyunda rol aldıktan sonra yeteneğinin farkına vardı ve profesyonelliğe geçmeye başladı. Düzenli bir tiyatro eğitiminin ardından ilk oyunu olan "Bir Sırça Köşk Masalı"nı 1989 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu'nda oynadı. Tiyatro eğitimini 1991 yılında bitirdi. Eğitimi süresince birkaç oyunda daha görev aldı. Eğitimini tamamladıktan sonra artık daha büyük işlere başladı. İlk oyunlarından sonra 1994 yılında ilk sinema deneyimini yaşadı ve "Babam Askerde" isimli filmde görev aldı. Tiyatro oyunculuğunun yanında film setlerinden de çok haz almış olacak ki, onu "Cumhuriyet" ve "Salkım Hanımın Taneleri" gibi büyük yapıtlarda gördük. daha sonraları TV dizilerinde rol almaya başlayan Daltaban "Kınalı Kar" dizisindeki Kanber rolüyle şöhretini ikiye katladı. Diğer birçok tiyarocu gibi tiyatrodan kopmadı ve tiyatro oyunculuğunu devam ettirdi. Toplam 24 tiyatro oyununda ve 12 TV yapımında görev aldı. Son oyunlarından olan Dumrul ile Azrail halen 5. Sokak Tiyatrosu'nda sahnelenmektedir.



    OTHELLO (2002)
    DUMRUL ile AZRAİL (2000)
    SAHTE KİMLİKLER (2000)
    AŞK HASTASI (1999)
    KÜÇÜK PRENS (1999)
    MİSYON: BİR DEVRİMİ ANMAK (1998)
    80060 (1998)
    HUZUR (1997)
    O SALI (1996)
    BİR ATA KRALLIĞIM (1996)
    SAVAŞ ve BARIŞ (1995)
    BİR ATIN ÖYKÜSÜ (1995)
    GÖLGE USTASI (1994)
    TROYA HİKAYESİ (1994)
    BEZİK OYNAYAN KADINLAR (1993)
    VILADIMIR KOMAROV (1992)
    VAHŞİ BATI (1992)
    BİR YAZ DÖNÜMÜ GECESİ RÜYASI (1992)
    EMREM YUNUS (1991)
    BABAYİĞİT (1991)
    KANLI DÜĞÜN (1990)
    EŞEK ARILARI (1990)
    FADİK KIZ (1990)
    TROYALI KADINLAR (1989)
    BİR SIRÇA KÖŞK MASALI (1989)


    Umarım eksik yoktur. Zannedersem bu sıralar "dot" isimli bir tiyatroda oynuyor.

  5. #5
    hyoldas
    hyoldas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Murat Daltaban ve ekibi ile yapılmış bir röportaj

    Dot, ‘Donmuş’la geldi (Frozen)
    İstiklal Caddesi’nde Mısır Apartmanı’nın 4. katında yeni bir tiyatro doğdu: ‘Dot’. Türkiye için yeni bir tavrı, dili olan bir tiyatro. Seyirci ile iç içe oynanan, seyirciyi harekete geçiren, kışkırtan, oyunun içine alan farklı bir tiyatro.

    İSTANBUL - ‘Dot’, son 10 yılda tiyaro dünyasına farklı bir soluk getiren ve hemen her ülkede kapalı gişe oynanan oyunları sahneleyecek. Bryony Lavery’nin ‘Frozen-Donmuş’ adlı oyunu ile seyirciye ilk kez merhaba dediler. Oyun, bir seri katilin psikolojisini, 10 yaşındaki bir kızın kayboluş hikayesi üzerinden üç farklı bakışla inceliyor.

    Mustafa Avkıran’ın usta rejisi ile oyuncuların (Derya Alabora, Övül Avkıran, Murat Daltaban, Arda Aydın) mükemmel performansını, o büyüleyici mekânda izlemenizi öneriyoruz. Genel prova sonrasında, yönetmen Mustafa Avkıran ve ‘Donmuş’un oyuncuları Derya Alabora ve Murat Daltaban ile söyleştik.

    Tiyatronuzun adı neden ‘Dot’?
    Murat Daltaban: Dot, yani nokta. Bir hedef gösteriyor, bu kelime. Bir yandan da bizim internet adresimiz, go-dot, hem İngilizce karşılığı var, hem de Godot’nun bir hecesi. Çok derinlemesine birşeyi ifade etmek yerine, içini doldurabileceğimiz bir kelimeyi seçtik.

    Neden bu oyunla başlamak istediniz?
    Murat Daltaban: Bu sezon aslında İngiliz oyunları yapmak istedim. Çünkü metin tiyatrosunun en iyi örnekleri son 10 yılda İngiltere’den çıktı.’In-yer-face’ hareketinin oyunları benim özel ilgi alanıma girdiği için, özellikle İngiliz metinlerini başlangıç için referans aldık. Metin yazma geleneğinde çok kuvvetli olmasından dolayı ve ‘in-yer-face’ hareketinin metinlerinin çok sert temalar taşımasından, çok sert söyleyiş tarzı olmasından dolayı bu metinleri hareket noktası olarak aldık. Oyunlarımızdaki genel tavır, Dot’un aslında çizgisini belirleyen bir tavır.

    Bu mekân anlayışı, bu proje fikri nereden doğdu? Sizi geçmişte Şehir Tiyatroları’ndan, aykırı oyunculuğunuzla tanıyoruz. Dot’u nasıl tanımlıyorsunuz?
    Murat Daltaban: Ben büyük kitlelerle buluşan tiyatronun artık, zafiyetleri olduğunu düşünüyorum. Daha ufak mekânda, daha az seyirci ile ilişki kurabilen bir tiyatronun başlaması gerekiyor. Bunun öncesi var tabii. Küçük mekânlarda oyunlar, İstanbul’da uzun süredir oynanmış, oynanıyor, oynanacak da. Ama özellikle bu mekân, ‘in-yer-face’ hareketinin çizgisiyle beraber giden bir mimari tavır. ‘in-yer-face’in özellikle gerilim yaratan yapısı mekândan geliyor. Metnin gücü ve sertliğinin yanı sıra taşıdığı gerilim, mekânla çok ilişkili. Seyirci ile çok yakın temas oyunculuk ve reji gerektiriyor. Küçük mekânlar için yazılmış metinler bunlar. Onun için bu büyüklükte bir mekânı seçtik ve bunun peşinden gidiyoruz.

    Günümüzde avangard anlayışta böyle bir özel tiyatro kurmak çılgınlık değil mi?
    Murat Daltaban: Salonumuz 80 kişilik. 90 kişiye kadar çıkabiliyor. Bu işi yapmak, çılgın ve kahramanız duygusuna girmek istemiyorum ama, başka türlü bizim mevcudiyetimiz mümkün değil. Yani Şehir Tiyatrosu’nda nefes alamadım, hayat bulamadım, istifa ettim. Ama sonrasında tiyatro yapmak zorundaydım. İstediğim, hayal ettiğim, kafamda hazırlığını yaptığım şey, senelerdir buydu. Şu anda bunu gerçekleştirebildiğim için mutluyum. Birlikte çalışmak istediğim oyuncularla, yönetmenlerle, istediğim metinleri çalışabileceğim bir mekâna ihtiyacım vardı. Burayı o yüzden yaptık.

    ‘Frozen’dan sonra hangi oyunlar var?
    Murat Daltaban: Bundan sonraki oyunumuz, Joe Penhal’un ‘Love and Understanding-Aşk ve Anlayış’, arkasından Anthony Neilson’ın ‘The Sensor-Sansürcü’ ve dördüncü oyunumuz Martin McDonagh’ın ‘Pillowman-Yastık Adam’. Bunların hepsi önemli oyunlar. Üzerinde ciddi olarak tartışılması, konuşulması gereken oyunlar. Bugün İstanbul’daki oyunlarımızı dünya ile eşzamanlı olarak oynuyoruz. ‘Frozen’ aynı zamanda Kanada’da, New York’ta ve Londra’da da kapalı gişe oynanıyor. ‘Pillowman’ New York’ta hâlâ oynuyor.Bunun yanı sıra, boşluk yakalarsak da daha kısa, küçük oyunlar var. Herhalde 2-3 tane onlardan gireceğiz. Çok hızlı ve çok fazla üretmek istiyoruz.

    Hedef kitleniz?
    Murat Daltaban: Mekân, kendi hedef kitlesini, bir şekilde kendi yaratacak ve ulaşacak. Onun için ‘butik tiyatro’ tanımlaması doğru. Yani ihtiyaç duyan gelecek, ihtiyaç duymayan gelmeyecek. Hiç kimse ihtiyaç duymazsa, hiç kimse gelmez. Ama ben bu kadar kalabalık, büyük bir kentte, ihtiyaç duyacak günde 80 kişi vardır diye tahmin ediyorum.

    Derya Alabora: Daha Dot ortada yokken, aramızda “bir oyun yapalım” diye konuşurken bu oyunu Murat bulmuştu. Hızlı gelişti süreç, işte bu mekânı buldular. Şanslı bir dönem, çünkü her zaman böyle bir proje olamayabiliyor.

    Çok kısa bir zamanda bu hale getirildi bu mekân, hiçbir şey ortada yokken. Herkes minik çapta “ne yapsak?” diye bunalım geçirirken, bir anda çok hızlı gelişti. Oyunda, bir seri katil tarafından öldürülen küçük bir kızın annesini oynuyorum. Zor bir rol tabii. Genelde oyunlarda bir-iki sahne böyle çok acıklı olur, diğer sahneler hafif geçer. Ama bu oyunda bütün sahneler acı veriyor. Oyun bittiğinde bunalıma giriyorum neredeyse. O kadar acı veriyor. Bir tek ilk sahne normal, ondan sonra kızın yok oluşuyla birlikte tüm sahneler kadının acısı üzerine kurulu. Oyunculuğa baktığınız yerle de ilgili bu biraz. Ben, rolün çok fazla içine girilmesi gerektiğini düşünürüm. Yani teatral bir şey olmaz bende genellikle. Böyle bir rol olduğunda da yıpratıcı oluyor.

    Mustafa Avkıran (yönetmen): Biz Murat Daltaban ile ’5. Sokak Tiyatrosu’ içinde 1997’den beri çalışıyorduk zaten. ‘O Salı’ oyunumuzdan başlayarak beş projede beraber çalıştık. Çok inandığım, önemsediğim bir oyuncu Murat. ‘Dot’u kurduklarında ilk oyun olarak seçtikleri ‘Frozen’ı yönetmemi teklif ettiler, kabul ettim, çünkü ‘dot’un yapılanmasını çok önemli buluyorum. Çalışmaya başladık. Belki de hayatımın en uzun prova dönemlerinden biri oldu. Altı aya yakındır ‘Frozen’ ile birlikteyim. Herşeyi ile iyi bir çalışma oldu. Bugün, bu ülkede, bu tiyatro sezonunda en çok konuşulacak işlerden biri oldu, diye düşünüyorum. Çünkü, hem metnin kuruluşu, hem sahnelenişi, hem de yorumlanışı, özellikle bu üç oyuncunun performansı, gerçekten benim için de hayranlık verici şeyler. Yorgunum ama çok mutluyum. Çok yorulduk, çünkü mekânın inşaatıyla oyunun inşası neredeyse aynı zamana denk geldi. Çok bilinmeyenli durumlar vardı, ama sonunda başardık. Metin, monologlardan oluşuyor, çok sert bir metin, çok güçlü bir metin. Son zamanlarda çalıştığım -açıkçası- en iyi metinlerden biri. Metne çok fazla müdahale etmedim, çünkü yazar çok iyi bir dramaturg ve çok hesaplı yazmış. Zaten buna bir metin demek yerine, bir gösteri metni demek daha doğru. Senaryodaki sağ tarafla sol tarafın herşeyini çok önemseyerek çalıştık. Benim kattığım, eklediğim, değiştirdiğim, dönüştürdüğüm yerler var, ama metnin aslını bozmadan, Lavery ile aynı dili konuşarak bu oyunu yaptık.

Sayfa 1/27 1234511 ... SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Murat Boz
    By MeRve 9 in forum Yerli Oyuncular
    Cevaplar: 33
    Son Mesaj: 31-10-17, 00:32:20
  2. Murat Menteş
    By aysima84 in forum Yazarlar ve Şairler
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 17-03-16, 23:38:38
  3. Murat Han
    By gurbetci in forum Yerli Oyuncular
    Cevaplar: 700
    Son Mesaj: 19-05-14, 14:54:44
  4. Murat Yıldırım
    By gurbetci in forum Kapatılan Başlıklar (Yerli Oyuncular)
    Cevaplar: 823
    Son Mesaj: 16-09-11, 00:35:28
  5. Murat Yıldırım
    By gurbetci in forum Kapatılan Başlıklar (Yerli Oyuncular)
    Cevaplar: 978
    Son Mesaj: 02-05-10, 00:15:54

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

webmaster forum
netspor
taraftarium24
yerli filmler
diziizle.blog
fragmanlar
juul
One Hit Wonder
Bu sistem vBulletin® alt yapısına sahiptir, Version 4.2.5 kullanılmaktadır. Telif hakları, Jelsoft Enterprises Ltd'e aittir. Copyright © 2020

Mobil Ödeme bahis
cratosslot giriş
vdcasino
meritroyalbet
güvenilir casino siteleri
canlı casino
meritroyal bet
casino siteleri
canlı rulet
deneme bonusu
ilbet giriş
bursa escort
kartal escort
maltepe escort
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
casino siteleri
canlı bahis siteleri
escort ankara

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.