Sayfa 146/148 İlkİlk ... 4696136142143144145146147148 SonSon
739 sonuçtan 726 ile 730 arası

Konu: İstanbullu Gelin - Bölüm Yorumları

  1. #726
    Durum:
    Çevrimdışı
    hardi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Editör
    Üyelik tarihi
    25.08.2009
    Yer
    Çanakkale
    Mesajlar
    27,834
    Konular
    122
    Verdiği Beğeni
    43

    Aldığı Beğeni: 418

    Bahsedilme
    6 Mesaj

    Standart Cevap: İstanbullu Gelin - Bölüm Yorumları

    İstanbullu Gelin'e hangi ünlü isim geri dönüyor?

    Konuk oyuncu olarak kadroya renk katmıştı...

    Star'ın üç sezondur cuma akşamlarına damga vuran dizisi "İstanbullu Gelin", 31 Mayıs'ta final yapacak.

    O3 Medya'nın imza attığı proje İpek Bilgin, Özcan Deniz, Aslı Enver, Salih Bademci ve Fırat Tanış gibi güçlü oyunculardan oluşan kadrosu, Deniz Akçay'ın imza attığı senaryosu ve Zeynep Günay Tan'ın muhteşem rejisiyle seyircinin kalbinde taht kurdu.

    Büyük finale haftalar kala dizide peş peşe şok olaylar yaşanacak. Geçen sezon Garip'in (Tamer Levent) yurtdışında yaşayan eski eşki Siren rolüyle projeye renk katan Defne Samyeli'nin diziye yeniden konuk olacağı ortaya çıktı.

    Birsen ALTUNTAŞ- MEDYATAVA

  2. #727
    Durum:
    Çevrimdışı
    hardi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Editör
    Üyelik tarihi
    25.08.2009
    Yer
    Çanakkale
    Mesajlar
    27,834
    Konular
    122
    Verdiği Beğeni
    43

    Aldığı Beğeni: 418

    Bahsedilme
    6 Mesaj

    Standart Cevap: İstanbullu Gelin - Bölüm Yorumları

    Nurseli İdiz, İstanbullu Gelin dizisine konuk oldu!
    Ranini tv


    Yapımcılığını O3 Medya’nın üstlendiği, başrollerini Özcan Deniz ve Aslı Enver’in paylaştığı, Star TV’nin sevilen dizisi “İstanbullu Gelin” in 10 Mayıs Cuma akşamı yayınlanacak yeni bölümüne Nurseli İdiz sürpriz bir rolle konuk oldu.

    Sevilen oyuncu İdiz, Cuma akşamlarının vazgeçilmezi olan İstanbullu Gelin’de Esma’nın kaldığı huzur evinin renkli bir sakini olarak ekrana gelecek. Esma’yı tekrar konağa getirebilmek için türlü numaralara baş vuran Boranlar ve Garip, sık sık ziyaret ettikleri huzur evinin sakinleri ile samimiyet kurarlar. Bu durum eve dönmeyi reddeden Esma’nın hem kıskanmasına hem de aldığı kararı sorgulamasına neden olur.

    Büyük finale geri sayım yapan “İstanbullu Gelin” güçlü oyuncu kadrosu ve merak dolu gelişmelerle Cuma akşamı Star’da.

  3. #728
    Durum:
    Çevrimdışı
    nemoo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    19.10.2008
    Yer
    .
    Mesajlar
    116
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    140

    Aldığı Beğeni: 191

    Bahsedilme
    2 Mesaj

    Standart Cevap: İstanbullu Gelin - Bölüm Yorumları

    Alıntı asmuti Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sevgili nemoo,

    Yazdıklarınızın çoğunuza katılıyorum. Ben de artık hiçbir şeyi merak etmiyorum. Hatta aynen televizyonu 11 de kapatıp Esmanın şok eden mektubunu ve Adem'le olan sahnesini internetten izledim. Finale bu kadar az kalmışken daha cesur hamleler yapabilirler ama bir şekilde iyi oluyorlar. Eğer Süreyya İdil Hanım'a terapiye gitmeyecekse, intihar etmeyecekse bölüm başında bizden özür dilesinler lütfen. Sahne silmek zorunda kalan bir dizi olmuş mudur bilmiyorum ama ben artık onların yaşanacağına inanamıyorum ya.

    Güneş, bir kere kendini durgun hissedip Lütfücanımı özledim demişti. O kadarcık...
    Çok haklısınız asmuti. Ben de artık hiçbir şeyi merak etmiyorum. Uzun zamandır diziyi tv'den takip ediyordum ancak bu akşam izleyemeyeceğim ve bölümde neler olacağına dair zerre kadar merak duygusu beslemiyorum. Fragmanlar ve özetler çok zayıftı, zayıftan ziyade sıkıcıydı. Yok Esma konağa dönmek istemeyecekmiş de ikna etmek için orada kalan diğer yaşlılarla samimiyet kuracaklarmış bilmem ne... Bu saatten sonra sanırım 3. sezon başındaki o sahneleri açıklama gibi bir işe girişmeyecekler. Süreyya'nın bunalıma girdiğini falan görmeyeceğiz bence veya görsek bile reyting kaybetmemek adına bunu son 1 veya 2 bölüme sıkıştıracaklar ve zerre kadar inandırıcılığı da kalmayacak. Sırf biraz daha para kazanalım diye finali Mayıs sonunda yapıyorlar, halbuki artık malzeme bitmiş. Ellerinde Süreyya'nın bunalımı gibi iyi bir malzeme varken kullanmaya cesaret edemediler, o konuyu 1-2 bölümde çözüp paketleyip gönderdiler. Şimdi böyle boş beleş sahnelerle vakit geçirmeye çalışıyorlar, yok Nazif'in yangında mahsur kalması yok Esma'nın bakımevindeki yaşlılar... Mayıs sonuna kadar devam etme kararı kanalın olabilir ama madem öyle biraz daha cesur sahneler yazsalardı. Veya Nazif işine hiç girişmeselerdi. Madem sonunu getirmeye cesaret edemeyecekseniz, neden başladınız?

  4. #729
    Durum:
    Çevrimdışı
    nemoo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    19.10.2008
    Yer
    .
    Mesajlar
    116
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    140

    Aldığı Beğeni: 191

    Bahsedilme
    2 Mesaj

    Standart Cevap: İstanbullu Gelin - Bölüm Yorumları



    Son iki haftadır ne düşüneceğimi şaşırdım. Bölümleri sevdim mi sevmedim mi, beğendim mi beğenmedim mi bilmiyorum. Çok etkileyici sahneler ve oyunculuklar olduğu konusunda fikrim net :) İpek Bilgin ne kadar alkışlansa, ne kadar takdir edilse az kalır. Ağzım açık kalıyor onu izlerken. Esma'nın duygu geçişlerini, bir gerçeklikten diğerine geçişini ve bunun onda yarattığı korkuyu öyle iyi yansıtıyor ki tüylerim diken diken oluyor. Ayakta alkışlamak bile az kalır, bütün övgüleri bütün ödülleri hak ediyor.

    Garip'in ölümünü beklemiyordum. Hatta yazdığım son mesajlara bakınca "vay beee şaşırtmayı da başarmışlar yine" dedim :) Taa kaç hafta önce durmadan elini kalbine götürdüğünü hatırlıyorum. Hatta buraya da yazmıştım sanki. Ama bu bilinçli yazılmış ve senaryoda yer alan bir detay mıydı yoksa Tamer Levent oynarken öylesine mi elini kalbine atıyordu bilemiyorum. Çünkü kaç bölüm geçti üzerinden ve bize bu detayı unutturdular. Belki de bilinçli olarak unutturmak istediler, bilemiyorum.

    Nazif fiyaskosundan sonra senaryo ekibine bayağı sinirliyim. Sinirim de hala geçmedi açıkçası. Ya ölseydi ya da o sahne bu kadar dramatize edilmeseydi diye düşünüyorum hala. Ki madem iki bölüm sonra Garip ölecekti, Nazif'in sahnesini o kadar dramatize etmenin ne manası vardı onu da anlamış değilim? Esma gidip bakımevine yerleşsin diye düşünülmüş bir şeydi ama o kadar zorlamaydı ki... Esma istemeden evde yangın çıkmasına sebep olsa veya torunlarını odada kilitli bırakıp gitse falan mesela; hem dram dozunda kalmış olurdu hem de Esma yine kendini suçlayıp bakımevine giderdi illa gidecekse. Nazif'in orada kilitli kalması ve sonra yangın çıkması falan... sonra durumunun çok ciddi olduğu söylenmesi ama ertesi gün hastaneden hoplaya zıplaya çıkması... burnunu Mickey Mouse gibi siyaha boyalamaları... öfff aklıma geldikçe sinir oluyorum.

    Sinir olduğum başka bir detay ise Güneş'in çocuk sevdası. Her kadın çocuk istemek zorunda mı? Bu dizide bu çok uzun zamandır devam eden bir sorun aslında. Nurgül dışında bütün kadınlar hamile kaldı, doğurdu. Kimine sürpriz oldu, kimi istediği halde uzun süre hamile kalamadı, çok üzüldü, sıkıntılar yaşadı. Ülfet'in de o sert görünümünün altında yaşadığı travmanın çocuğuyla ilgili olduğunu gördük. Her şey döndü dolaştı, çocuk meselesine bağlandı bu dizide hep. Ama Güneş de çocuk sevdasına düşmek zorunda mıydı? Annelik isteği her kadında olması gereken, kadını tamamlayan bir duygu mu? Kendi tercihiyle anne olmamayı seçmiş kadınlar olamaz mı? Güneş'i biz bu sezonun başında kendini kariyerine vermiş bir kadın olarak tanımadık mı? Tamam Adem'le güzel bir ilişkiye başladılar, Adem'in çocuğunu da çok sevdi, çok benimsedi. Ama Adem'i "benim çocuğum olmüyüüür" diye terk etmesi neden? Güneş'in Adem'i terk etmesi için gayet geçerli sebepleri vardı zaten, bunlara bir de "çocuğum olmüyüürr" eklenmesi şart mıydı? Ne gerek vardı? Güneş'in neden çocuğu olmadığı için kendini eksik hissettiğini izlettiler bize?
    Üstelik bir de Adem'in zaten başka bir kadından çocuğu var. Yani Güneş'in "bu adam benimle birlikte olursa çocuksuz kalacak, çocuğu kalmayacak" psikolojisine girmesine de gerek yoktu. Buna rağmen onun gibi aklı başında bağımsız bir kadın, üstelik Adem'i terk etmesi için çok daha geçerli ve başka sebepleri varken, neden "benim çocuğum olmuyor Adem, sen yoluna ben yoluma" moduna girdi?
    Kendi isteğiyle ve tercihiyle anne olmamayı seçmiş kadınlar olabileceğini kabul etmek neden bu kadar zor? Her kadın mı anne olmak için delirmek zorunda ben anlamıyorum? Üstelik bunun gerçek hayatta böyle olmadığını da biliyoruz. Eminim bir kişi dışında tümü kadınlardan oluşan senaryo ekibi de biliyor. Her kadın doğuştan annedirrr diye bir şey yok. Bunu hepimiz biliyoruz. Dile getiriyoruz, getirmiyoruz, orası ayrı mesele. Ama bu kadar incelikli bir senaryo yazan ekibin bu "annelik her kadının içinde olan bir şeydir, her kadın anne olmak ister, hiçbir şey anne olamamanın yarattığı boşluğu dolduramaz" mesajını çok sorunlu buluyorum. Güneş Adem'den önce hiç de öyle çocuk seven ve evlat edinmek isteyen bir karaktere benzemiyordu. Adem'in bebeğini gördükten sonra bu isteğini fark etmiş olabilir tabii, ona da eyvallah. Ama kendini çocuk sahibi olamadığı için eksik hissettiğini izletmeniz şart mıydı? Daha farklı daha yenilikçi bir şeyler yazamaz mıydınız? Oldu olacak bir de "ben aslında kadın değilim, anne olamayan kadın kadın sayılmaz, ben eksikliyim" diye ağlasaydı ya.

    Bunları da yazdım ama ben kendim de anne olmayı çok isteyen bir kadınım, onu da belirteyim. Sadece her kadının bunu istemeyebileceğini, her kadının çocuğum olsun diye delirmeyebileceğini de düşünebilmemiz ve artık bu yönde içerikler izleyebilmemiz lazım diye düşünüyorum. Sene olmuş 2019, biz hala dizideki bütün kadın karakterlerin anne olmazsa delirdiği senaryolar izliyoruz.

    Güneş'le Adem'in çocuk yuvasından evlat edinmeyi düşünmeleri çok güzel bir mesaj oldu, tebrikler böyle bir şey izlettikleri için. Nikahları da çok güzeldi, Güneş'in Adem'i alnından öpmesine ve sonra "Adem hamile" demesine çok güldüm. Nihal Yalçın'ın kendi karakteri yansımış sanki o sahnelere :) En azından evlilik teklifi ve nikahları itibariyle çok doğal ve farklı bir çift izlettiler bize, o da iyi geldi. Faruk'un Süreyya'ya yaptığı ve Süreyya'nın da her daim beklentisi içine girdiği abartılı sürprizlerden sonra bu kadar doğal ve kendi halinde bir çift güzel bir değişiklik oldu.

    Siren karakteri... arada o kadar abartılı sahneleri ve replikleri vardı ki. Tamam anlıyoruz, zaten öyle bir karakter anlatılmak isteniyor. Ama Esma'nın hastalığını öğrendikten sonra bile "bu kadın delirmiş, bir yere kapatın" falan demesi, Esma'yı bilerek kışkırtmaya çalışması? Kim böyle bir şey yapar ki?
    Siren geldiği sırada annesinin yürüyüşten dönmesini görmek için pencerede nöbet tutan ve dışarıyı gözleyen Osman nasıl oldu da Esma'nın geldiğini görmedi? Gördüyse neden Siren'i uyarmadı, "nolur sus, annem geldi" demedi? Ayrıca Osman'a devamlı yapılan yakın plan çekimler yüzünden adam bir şey söyleyecek, esaslı bir replik gelecek diye bekliyorum ama Osman yine sus pus oturuyor. Madem öyle niye adamın dibine giriyor kamera?

    Nurgül'ün hastanede Esma'nın uyuduğunu zannedip sesli olarak Garip'in ölümünden bahsetmesi... bu gibi aşırı basit hatalar beni o kadar irite ediyor ki finale 3 kala takılmayayım desem de yapamıyorum çünkü ÇOK SAÇMA! Esma'nın durumunu bildiği halde neden orada kendi kendine konuşuyor, "Garip de neyse ki huzurlu öldü" falan diyor? İçinden konuşsana be kadın! İlla sesli olarak mu konuşmak zorundasın? Bi de sonra kendi kendine ağlamaya başladı ve kalktı gitti? Esma bi anda yataktan fırlayıp kendini aşağıya atmaya falan kalksa ne olacaktı? Bu nasıl bir saçmalıktır ya? Bunca bölümdür çok güzel şeyler yazdığınız ve izlettiğiniz halde şimdi sona gelmişken neden böyle basit hatalar yapıyorsunuz? Esma Garip'in öldüğünü kendiliğinden hatırlayamaz mıydı mesela? Veya ne bileyim, en azından kapı önünde Nurgül ve Süreyya'nın konuşmalarını duysaydı da öyle idrak etseydi. Nurgül'ün Esma'nın başında kendi kendine konuşması, hem de Esma iyice acı çeksin diye olabilecek en acı verici şeyleri bulup söylemesi... çok zorlama olmuyor mu artık bunlar?

    Bunların dışında, iyi bir bölümdü diyebilirim. İzleyiciyi ağlatmak için biraz fazla kastıklarını düşünüyorum. Garip'in ölümünün fark edilme sahnesini ağır çekimle ve o iç kıyıcı müzikle vermeleri, hiçbir detayı atlamamaları biraz gereksizdi. Geçen bölümkü bakımevi sahneleri de öyle. Tamam anlıyorum 2,5 saati bir şekilde doldurmak lazım ama izleyiciyi de sıkıyorsunuz işte. Garip'in ölümü ve sonrasında olanlar zaten yeterince acıklıyken daha fazlasına gerek var mı? Seyirci ağlasın da ağlasın, hıçkıra hıçkıra katıla katıla ağlasın diye zorlamanın ne alemi var?

    Ben şu son birkaç bölümdür devam eden bu gereksiz ağlatma ısrarını bayağı sinirlenmiş durumdayım, o nedenle belki bölümü de çok beğenmedim. Ama Esma'nın sonunda Süreyya'dan kendisini öldürmesini istediğini gördük. Gördük de Süreyya bunu nasıl yapacak, nasıl eli varacak onu anlamıyorum. Bence yine de kaza olacak. Bile isteye hamamda böyle bir şey yapmaz herhalde.

    E hadi bunu bağladınız diyelim. Peki Süreyya'nın intiharı ve kızının ondan nefret etmesi?? O nasıl olacak 2 bölümde acaba?

    not: Güneş'in esma'ya "ben sadece bir başkasının lafına inanarak sizin hakkınızda çok yanlış şeyler düşündüm " vs. demesi... Güneş bu kadar nankör mü ya? Kendine koca bir markayı bırakan Ülfet şimdi "bir başkası" mı oldu? Ayrıca Ülfet'in de Esma'yı sevmemek için kendince geçerli nedenleri yok muydu? Ülfet'in hiç ismi bile geçmiyor diye şikayet ederken şimdi adını anmadan böyle bir replik kullanılması ve üstelik bunu da Ülfet'in kaç senelik arkadaşı ve öğrencisi Güneş'e söyletilmesi çok çirkin oldu bence.

    2.not.: Güneş'in "benim çocuğum olmüyür" hikayesini ne kadar sorunlu bulsam da sonrasında Dilara'yla aralarında geçen konuşmayı izleyebilmemize vesile olduğu için de memnunum açıkçası. Çok güzel, çok dokunaklı ve sanırım Türkiye'de çekilen dizi ve filmlerde de pek rastlanmayan (hatta belki de hiç rastlanmayan) türde çok güzel bir sahneydi. Dilara'nın Güneş'e söyledikleri ve Umut'u beraber büyütme teklifi çok anlamlıydı. Klişe üvey anne ve eski eş-yeni eş kavgalarından sıyrılıp böyle bir sahne yazdıkları için teşekkür etmek gerek.
    Konu nemoo tarafından (18-05-19 Saat 12:36 ) değiştirilmiştir.

  5. Beğenenler;
    deniz devrim (29-05-19), zarpandit34 (21-05-19)

  6. #730
    Durum:
    Çevrimdışı
    asmuti - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    10.10.2008
    Yer
    Poyraz Karayel
    Mesajlar
    2,634
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    21

    Aldığı Beğeni: 57

    Bahsedilme
    3 Mesaj

    Standart Cevap: İstanbullu Gelin - Bölüm Yorumları

    @nemoo ,

    Tüplü sitede (uygulama ismi veremiyorduk değil mi ) sahneleri izlerken bir izleyicinin yorumunu gördüm. O sahnelerin Süreyya'nın kabusu olacağına dair bir şeyler yazmış. Diziyle ilgili birinin de bunu açıkladığını söylemiş. Çok da güvenemedim, kendim de bulamadım. Bilgisi olan var mı bu tarz bir açıklama okuyan, duyan??

    Ve yine size katılıyorum ki beni de şaşırttılar. Ve sahneler de gerçekten çok iyiydi. Ama bir önceki bölüm zaten gözlerimiz dolmuş, ansız ölüme kahrolmuş, ölümün an, olduğuyla yüzleşip dizi bir yerlerimize dokunmuştu zaten... 1 saat boyunca Garip'in öldüğünün fark edilmesini son 3 bölüm içinde izlemeli miydik bilemiyorum. Keşke biraz daha hızlı ilerlerse.
    Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
    Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum

  7. Beğenenler;
    nemoo (21-05-19)

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.